SAĞLIK - 20 Mayıs 2025 Salı 11:52

EÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde yeni ameliyathane hizmete açıldı

A
A
A
EÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde yeni ameliyathane hizmete açıldı

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Hastanesinde yapımı tamamlanan Merkezi Ameliyathanenin açılışında konuşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "Gerek tıp eğitimi gerekse sağlık hizmetleri açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden birisiyiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yapılan büyük yatırımlar, tıp eğitimini ve sağlık hizmetlerini dünya standartlarına çıkarmıştır. Bugün açtığımız ameliyathane de bunun bir nişanesidir" dedi.


Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Bu projede, toplam 59 ameliyathane, 9 doğum odası, 8 endoskopi salonu ve 205 tanesi erişkin ve çocuk, 8 yenidoğan yoğun bakım odası hizmete sunulmuştur. Bu rakamlar sadece bir büyüklüğü değil; İzmir ve Bölgemiz için aynı zamanda sağlık hizmetlerinde erişilebilirlik, verimlilik ve hızın da garantisi olacaktır. Mevcut ameliyat kapasitemizi yaklaşık 4 kat artırmaktadır" diye konuştu.


Ege Üniversitesi 70. Kuruluş Yıl Dönümü Törenleri Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımı ile gerçekleştirdi. Kutlama programı kapsamında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapımı tamamlanan dev Merkezi Ameliyathanenin açılışı yapıldı. Törene EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar’ın yanı sıra İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, üniversite üst yönetimi, senato üyeleri, il protokolü ve akademisyenler katıldı.


İçerisinde 59 ameliyathane, 9 doğum odası, 8 endoskopi salonu ve 205’i erişkin ve çocuk, 8 yenidoğan yoğun bakım odası bulunan, ileri tıp teknolojileri ile donatılı sağlık kompleksinin açılışı YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak ve YÖK Yürütme Kurulu üyeleri Prof. Dr. Naci Gündoğan ve Prof. Dr. Hüseyin Karaman tarafından yapıldı.


EÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Merkezi Ameliyathanenin açılışında konuşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "Bugün, Ege Üniversitesi ailesi ile birlikte güzel bir sağlık tesisinin açılışını gerçekleştiriyoruz. Türkiye, yükseköğretim kapasitesi açısından Avrupa’nın en büyükleri arasında yer almaktadır. Gerek öğrenci sayıları, gerek üniversitelerin alt yapısı, gerekse bilimsel araştırma ve teknoloji geliştirme noktasında ülkemiz, Avrupa’da önemli bir yerde bulunuyor. Ülkemizde 128 adet tıp fakültesi var. Bunların 91’i devlet üniversiteleri bünyesinde hizmet veriyor. Bugün itibarıyla yükseköğretim kurumlarımız her yıl 20 bin civarı hekim yetiştiriyor. Önümüzdeki yıllarda hekim ihtiyacının artacağı öngörülüyor. Nüfusumuzun yaşlanmasına paralel olarak sağlık hizmetlerine ihtiyacın artması, hekim ve sağlık çalışanlarına olan ihtiyacı da artırmaktadır. Türkiye bu alanda tüm dünyaya önemli katkılar sağlamaktadır. Gerek tıp eğitimi gerekse sağlık hizmetleri açısından dünyanın önde gelen ülkelerinden birisiyiz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde yapılan büyük yatırımlar, tıp eğitimini ve sağlık hizmetlerini dünya standartlarına çıkarmıştır. Bugün açtığımız ameliyathane de bunun bir nişanesidir" dedi.



Sağlık Mükemmeliyet Merkezi kurulacak


Prof. Dr. Özvar, "Ege Üniversitesi Hastanesi kapsamında yeni bir ameliyathaneyi hizmete açıyoruz. Bu ameliyathane üniversitemizin sağlık hizmetleri kapasitesini bir nokta daha iletiye taşıyacaktır. Aynı anda 70 ameliyat gerçekleştirme kapasitesine sahip. Üniversitemizdeki hekim arkadaşlarımızla gerçekleştirdiğimiz istişareler neticesinde başta kalp olmak üzere üniversitemizde çeşitli mükemmeliyet merkezleri kurma noktasında iş birliği içerisinde olacağız. Ege Üniversitesi, İzmir’den tüm dünyaya hizmet verecek olan bir ‘Sağlık Mükemmeliyet Merkezi’ne kavuşacak" dedi.


Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Donanımlı sağlık kadrosu ile nitelikli, güvenilir ve ulaşılabilir sağlık hizmeti sunan Tıp Fakültesi Hastanemiz, 290.779 metrekare hizmet alanı, 43 anabilim dalı, 1.809 yatak kapasitesi, 16 ameliyathane ve 36 yoğun bakım ünitesiyle, yılda yaklaşık 1 milyon 500 bin civarında poliklinik ve 160 bin civarında ameliyat hizmeti ve A Plus Hastane statüsüyle bulunduğu bölgede ve ülkemizde en çok tercih edilen hastaneler arasında yer almakta. Açılışını gerçekleştireceğimiz Merkezi Ameliyathanemizle sağlık hizmetlerinde niteliğin, teknolojinin ve hasta güvenliğinin yükseldiği ilimiz ve bölgemiz için yeni bir sürecin başlangıcı olacak. Bu yeni yapı, hem mimari hem de teknolojik açıdan sağlık hizmetlerinin geleceğine yön verecek niteliktedir" diye konuştu.



"Hem akıllı hem hibrid ameliyathane"


Binanın yapımında tıbbi güvenlik ve konforun ön planda tutulduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Bu projede, toplam 59 ameliyathane, 9 doğum odası, 8 endoskopi salonu ve 205 tanesi erişkin ve çocuk, 8 yenidoğan yoğun bakım odası hizmete sunulmuştur. Bu rakamlar sadece bir büyüklüğü değil; İzmir ve Bölgemiz için aynı zamanda sağlık hizmetlerinde erişilebilirlik, verimlilik ve hızın da garantisi olacaktır. Mevcut ameliyat kapasitemizi yaklaşık 4 kat artırmaktadır. Özellikle üzerinde durmak istediğim bir diğer konu ise Teletıp sistemi konseptinde yapılan ‘Hem Akıllı hem Hibrid Ameliyathane’dir. Bu ameliyathane sistemi sayesinde, her türlü ameliyat sırasında yüksek çözünürlüklü video akışı ile canlı yayın yapılabilmekte, iki yönlü sesli-görüntülü iletişim kurulmakta ve tıp eğitimi için ulusal ve uluslararası düzeyde yeni kapılar aralanmaktadır. Aynı teknoloji altyapısı tüm cerrahi kliniklere hizmet verebilecek Robotik Cerrahi salonuna da sağlanmıştır. Bu salonda tüm cerrahi branşlarımıza hizmet verebilecektir." dedi.



"Hastalar Radyoloji MR için sıra beklemeyecek"


Yeni ameliyathanenin, pandemi, deprem gibi olağanüstü koşullarda dahi hizmet verecek kapasite ve donanıma sahip olduğunu vurgulayan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Genişletilmiş mesai düzeni, etkili iş gücü kullanımı ve optimize edilmiş stok yönetimi ile her türlü sağlık ihtiyacına hızlı ve güvenli cevap verebilecek bir sistem kurulmuştur. Radyoloji ünitesinden günübirlik ameliyathanelere, doğumhanelerden yoğun bakım servislerine kadar her birim hem hasta konforu hem de sağlık personelinin verimli ve konforlu çalışması için yeniden tasarlandı. Hasta taşıma sistemlerinden hemşire çağrı panellerine kadar her detay titizlikle planlandı. Radyoloji MR için vatandaşlarımız artık sıra beklemeyecek. Ayrıca, binamız enerji verimliliği, hijyenik standartlar ve yangın güvenliği açısından uluslararası normlara uygun olarak inşa edilmiştir. Havalandırma, nem kontrolü, basınçlandırma gibi sistemler ameliyat türüne göre anlık olarak kontrol edilebilecek şekilde yapılandırılmıştır" diye konuştu.


Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, " Ege Üniversitesi olarak bizler, yalnızca geçmişin mirasını taşımakla yetinmiyor; aynı zamanda geleceği de inşa ediyoruz. Sağlıkta dijitalleşmenin, altyapı yenilenmesinin ve nitelikli insan kaynağının gücüyle, Türkiye’nin sağlık alanındaki vizyonuna katkı sunmaktan büyük onur duyuyoruz. Sözlerime son verirken Üniversitemize her daim desteğini hissettiğimiz başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere açılışımızı teşrifleriyle bizleri onurlandıran, YÖK Başkanımız Prof. Dr. Erol Özvar’a ve devlet erkânımıza katkı ve desteklerinden dolayı şükranlarımı sunuyor, Merkezi Ameliyathane Binamızın, üniversitemize, ilimize, bölgemize, ülkemize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" dedi.



EÜ Tıp Fakültesi Hastanesinde yeni ameliyathane hizmete açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Anne kedinin ölen yavrusunun yaşaması için verdiği çaba duygulandırdı Sivas’ta anne kedinin ölen yavrusu için verdiği mücadele cep telefonu kamerasına yansıdı. Kedinin şefkati ve yaşadığı üzüntü yürekleri burktu. Sivas’ta kedilere olan sevgisi ve yardımseverliği ile tanınan Uğur Zontul, yaşadığı ilginç bir olayı kayıt altına aldı. Yavruyken beslediği ve büyüyerek anne olan kedinin yavrusu ağzında yanına geldiğini gören Zontul, yavru kediyi avucuna aldı. Yeni doğan ve hayatını kaybeden yavruyu hayata döndürmeye çalışan Zontul, tüm çabalarına rağmen başarılı olamadı. Yavru kediyi tekrar annesinin yanına bırakan Zontul, anne şefkatini kayıt altına aldı. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntüler, izleyenleri duygulandırdı. Anne kedinin, ölen yavrusunu ağzında, yavruyken kendisini besleyen Zortul’a getirmesi ile düşündürdü. "İnsanlar bebeğini çöpe atarken o anne kedi, yavrusu için saatlerce uğraştı" Uğur Zontul insanların anne kedinin şefkatini örnek almaları gerektiğini vurgulayarak, "Olayın yaşandığı gün mahallede her zaman olduğu gibi kedilere yemek veriyordum. Benim büyüttüğüm anne kedi ölen yavrusunu alıp yanıma geldi. Yavruyu önce kucağıma aldım ısınması için masaj yaptım, nefes verdim, dirilmedi. Daha sonra ölen yavruyu yanımda bulunan koltuğun üzerine bıraktım. Anne kedi, yavrusunun başına geçerek yalamaya, koklamaya başladı. O an annenin yavrusuna olan şefkati beni çok duygulandırdı, o şekilde görünce ben de ağladım. Videoda da olduğu gibi annenin o halini görünce konuşamadım tüylerim diken diken oldu, olayın etkisinden hala çıkamadım. Anne kedinin o halde yavrusuna olan çabası bana insanlığı, bir annenin merhametini öğretti. İnsanlar bebeğini çöpe atarken o anne kedi yavrusunun dirilmesi için saatlerce uğraştı. Yavrusu koltuğun üzerindeyken öptü, yaladı, nefes alsın diye yanına yatıp memesini ağzına vermeye çalıştı. Dünyada o an en çok istediğim şey o yavrunun tekrar dirilmesiydi. Annenin yavrusuna olan şefkatini görünce bir iki saat daha bekledim daha sonra yavruyu belirlediğim bir yere götürerek gömdüm. Annenin psikolojisi hala bozuk, yemek yemiyor. Eskiden beslemeye gittiğimde bir kutu ciğeri tek başına yerdi ama şimdi çok az yemek yiyor. Normalde kaldıkları ahşap bir ev vardı yavrusu öldükten sonra artık dışarıda kalmaya başladı. Aslında insanların bu görüntülere basit bir durum gibi bakmaması gerekiyor. Çok büyük bir merhamet örneği. İnsanlar bu hayvanın yaptığını yapamıyor yaşayan çocuğunu sokağa atan insanlar var, hakkını kumarda yiyenler var. O hayvan bize insanlığı öğretiyor" dedi. "Anne kedinin merhametinden herkes örnek almalı" Uğur Zontul’a kendi aralarında ’kedilerin babası’ diye hitap ettiklerini söyleyen esnaf İbrahim Kozan, "Uğur abi çarşımızın güzel esnaflarından birisidir. Her sabah ilk yaptığı işi oturduğu evden buraya gelene kadar yolda karşılaşmış olduğu bütün kedi, köpekleri beslemek artık onun görevi haline geldi. Gelirinin nerdeyse tamamını sokakta yaşayan sahipsiz hayvanlara ayırıyor. Çarşı esnafımız kendisini ’kedilerin babası’ olarak tanımlar. Günümüzde insanların birbirine merhamet etmeyi unuttuğu bir dönemde kedi ve köpeklere gösterdiği merhameti insanlara daha fazla gösteren bir abimiz. Videoyu ben de izledim çok üzücü, hüzünlü bir durumdu anne şefkatini o videoda gördüm ben de. Herkesin o şekilde merhamete sahip olmasını, görüntülerden örnek almasını istiyorum. Uğur abi gibi insanların artmasını, çoğalmasını diliyorum" dedi.
Van İnci kefalinin göç yolculuğunu görmeye gelenler eli boş ayrıldı Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan ve her yıl üremek için mayıs ile temmuz ayları arasında tatlı su ağızlarına göç eden inci kefalinin (Van balığı) yolculuğu su debisinin yüksek ve havanın soğuk olmasından dolayı başlamayınca balıkları izlemeye gelenler eli boş döndü. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda yaşayan inci kefalinin, her yıl olduğu gibi bu yıl da tatlı su ağızlarına doğru başladı. Suyun akışının tersine doğru yüzdüğü ve önüne çıkan engeli uçarak aştığı için ’uçan balık’ olarak da adlandırılan inci kefali, üremek için başlattığı yolculuğunu Van Gölü’ne akan tüm tatlı sularda gerçekleştiriyor. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yumurtlayamayan inci kefalleri, akarsu sıcaklığı 13 santigrat dereceye ulaştığında tatlı su kaynaklarına doğru göç etmeye başlıyor. Göç yolunda suyun akışına ters yüzen balıklar, şelaleler ve bentlerle karşılaşıyor. Bu engelleri aşmak için suyun yüzeyine doğru metrelerce zıplayıp tatlı su yataklarına ulaşan balıklar yumurtalarını bıraktıktan sonra hayatta kalan yetişkin balıklar tekrar Van Gölü’ne geri dönüyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda gerek yurt içinden gerek yurt dışından bu göç yolculuğunu izlemeye uçan balıkları görmeye gelen binlerce turist oluyor. Bu yıl hava şartlarından ve su sıcaklığından dolayı, balıkların göçü geciktiği için bu göçü izlemeye gelenler uçan balıkları göremediler sadece hatıra fotoğrafı çekip hüzünlü bir şekilde dönmek zorunda kaldılar. Göç yolculuğunu izlemeye gelen bazı vatandaşlar ise göç yolculuğu başlamadan bilgi veren sosyal medya kullanıcılarına ve yanlış haber yapanlara tepki gösterdiler. Balıkesir’den gelen Mahir Çağlayan, "Balıkesir’in Bandırma ilçesinden geliyoruz. Balık bendini, uçan balıkları görmeye geldik. Yalnız mevsim durumundan dolayı bu sene havaların soğuk geçmesinden ötürü uçan balıkların gelmesi zaman alacak gibi gözüküyor. İnşallah bir dahaki sefere buraya geldiğimizde bu balıkları da göreceğiz. Coğrafyamız çok zengin bir coğrafya, kültürel zenginlikleri olan bir coğrafya, herkesi burayı görmeyi tavsiye ediyorum, teşekkür ederim" dedi. Akdeniz bölgesinden gelen Önder ise "Akdeniz bölgesinden geldik, sıcak yerlerden soğuk yerlere seyahat ettik. Oğlumla birlikte motorla geliyoruz. Balık bendini uçan balıkları görmeye gelmiştik. Bu mevsimlerde olacağını söylemişlerdi. Lakin havaların soğuk olmasından kaynaklı balıkların şu an göç yolculuğunu göremedik. Bu sene nasip olmadı. İnşallah seneye yine gelir, inşallah yine görürüz" dedi.
Şanlıurfa Jandarma sınırda çocuklarla birlikte uçurtma uçurdu Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde düzenlenen uçurtma şenliğinde çocuklar jandarma ekipleriyle birlikte gökyüzünü uçurtmalarla rengarenk donattı. Suriye sınırında yer alan Ceylanpınar ilçesindeki Kepez tepesinde uçurtma şenliği düzenlendi. Tepede bir araya gelen aileler gökyüzünü uçurtmalarla donattı. Ailelere eşlik eden jandarma ekipleri de çocuklarla birlikte uçurtma uçurarak heyecanlarına ortak oldu. İlçedeki sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle organize edilen şenlikte uçurtması olmayan çocuklara uçurtma hediye edildi. Rengarenk uçurtmaların gökyüzünü kapladığı etkinlikte, hem çocuklar hem de yetişkinler keyifli anlar yaşadı. Çocukların mutluluğu gözlerinden okundu Şenlikler boyunca akranlarıyla birlikte uçurtma uçurmanın heyecanını yaşayan çocukların mutluluğu görülmeye değerdi. Cep telefonları ve kameralarla o anları kaydeden aileler, bu tür sosyal etkinliklerin ilçedeki birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirdiğini ifade etti. Etkinliğe katılan vatandaşlar, organizasyonda emeği geçen sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek, festivalin önümüzdeki yıllarda da büyüyerek devam etmesini istediklerini dile getirdi. Şenlik, çocuklara yönelik çeşitli ikramlar ve müzikli eğlencelerin ardından sona erdi. Ailesiyle birlikte şenliklere katılan Zümrüt Mintaş, "Güzel bir festival oldu. Bizim için bir sosyal etkinlik oldu. Geldik çocuklarla beraber vakit geçirdik. İlçenin bu etkinliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorduk. Tam yerinde bir etkinlik oldu. Güzel vakit geçirdik. Uçurtma uçurduk ailece zaman geçirdik. Çok eğlendik" dedi. Çocuklarıyla birlikte şenliklere katılan Ömer Yılmaz ise "Bu çok güzel bir etkinlik. Çocuklar eğlendi, biz de mutlu olduk. Hafta sonu çocukları böyle bir yere çıkartmak lazımdı" dedi. Uçurtma şenliğinde çok eğlendiğini söyleyen Zelal Avşin Akın isimli kız çocuğu ise "Uçurtma şenliğine geldik. Çok eğlendik. Bize uçurtma verdiler" dedi.