SAĞLIK - 14 Kasım 2025 Cuma 09:41

Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor

A
A
A
Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, Endoürolojinin (endoskopik ürolojik ameliyatları ile ilişkili uzmanlık alanı) özellikle son yıllarda teknolojik gelişmelerle birlikte çok hızlı bir dönüşüm yaşandığını söyledi. Prof. Dr. Turna, "Bu dönüşüm hem hasta konforunu hem cerrahi güvenliği hem de tedavi etkinliğini büyük ölçüde artırdı." dedi.


Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Direktörü Prof. Dr. Burak Turna ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endoüroloji Direktörü Doç. Dr. M. Can Kiremit tarafından Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen "Endoürolojiden Medikal Tedaviye: Taş Hastalığında Yenilikçi Yaklaşımlar" başlıklı sempozyum ürologları bir araya getirdi. Prof. Dr. Turna, Acıbadem Kent Hastanesi ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının açılışında endoürolojideki gelişmelere dikkat çekti. Turna, toplantının böbrek ve üreter taşı güncel sorunlarına çözüm üretmek, yenilikçi ve güncel yaklaşımları yakından takip etmek ve klinik pratikte karşılaşılan güçlükleri bilimsel bir zeminde tartışmak amacıyla düzenlendiğini söyledi.



Lazer teknolojileri ve robotik sistemler ön planda


Prof. Dr. Turna açılış konuşmasında endoürolojideki yenilikler arasında lazer teknolojilerindeki ilerlemelerin önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Prof. Dr. Turna, şunları söyledi: "Yeni nesil lazer sistemleriyle daha hızlı, etkin ve güvenli taş kırma ve daha kontrollü enerji aktarımı mümkün hale geldi. Bu gelişmeler operasyon süresini kısaltırken komplikasyon oranlarını da azaltıyor. Yeni nesil aspiratörlü üreterorenoskopi sistemlerinin kullanımı da önemli kazanımlar getiriyor. Bu sistemler taş fragmanlarının daha etkin temizlenmesini sağlıyor ve böbrek içi basıncı kontrol ederek enfeksiyon riskini azaltıyor. Ayrıca aspiratörlü ulaşım kılıfları da cerrahi başarıyı artırıyor. Bu aksesuarlar sayesinde cerrahi saha daha temiz kalıyor, taşsızlık oranı artıyor ve operasyon güvenliği yükseliyor."



Robotik sistemler daha fazla yer bulacak


Prof. Dr. Turna konuşmasında endoürolojinin geleceğinde robotik sistemlerin daha fazla yer bulacağına da dikkat çekti. Prof. Dr.Turna, "Robotik üreterorenoskopi henüz gelişme aşamasında olsa da yakın gelecekte ergonomi, hassasiyet ve kontrol açısından cerrahlara önemli avantajlar sunacak." dedi.


Acıbadem Kent Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Çağrı Büke’nin hastanenin ameliyathane ve teknolojik alt yapısıyla ilgili bilgi verdiği sempozyumda alanında uzman 9 konuşmacı bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Öğleden sonraki oturumda ise 3 ameliyathaneden canlı cerrahi uygulamalarının görüntüleri eş zamanlı olarak salona aktarıldı ve vakalar tartışıldı.



Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Sarı kule, Çanakkale Boğazı’na giren düşman gemilerini beyaz flama ile bildiriyordu Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda Kilitbahir köyündeki Kilitbahir Kalesi’nde bulunan sarı kule, Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları sırasında boğaza giriş yapmak isteyen düşman gemilerini beyaz flama ile boğazın çevresinde bulunan tabya ve bataryalara bildiriyordu. ÇOMÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Borlat, sarı kulenin çevresindeki gemilerin kendi arasındaki haberleşmesini, Avrupa haberleşmesini dinlemesiyle ve bu haberleri de karada bulunan askerlere de aktarmak suretiyle özellikle kara harbi esnasındaki topçu atışlarında önemli bir role sahip olduğunu söyledi. Tarihin en kanlı muharebelerinden birine sahne olan ve dünya harp tarihine geçen ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda, Çanakkale Boğazı’nın güvenliği için 1462-1463 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Avrupa Yakası’ndaki üç yapraklı yonca şeklindeki Kilitbahir Kalesi Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları’nda önemli bir role sahip oldu. Kilitbahir Kalesi’nde bulunan sarı kule ise, Çanakkale Deniz Harbi ve Kara Savaşları sırasında boğaza giriş yapmak isteyen düşman gemilerinin boğaza girdiğinde üzerinde üç tane dama şeklinde yuvarlak olan beyaz flama ile boğazın çevresinde bulunan tabya ve bataryaların buna göre hazırlık yapmalarını sağladı. Sarı kulenin Kara Muharebeleri ve Deniz Harbi esnasında önemli bir role sahip olduğunu ifade eden Doç. Dr. Barış Borlat, "Şu anda bulunmuş olduğumuz yer Kilitbayır köyü ve Kilitbahir Kalesi önünde bulunan sarı kuledeyiz. Aslında Çanakkale Muharebesi esnasındaki en kritik yerlerden bir tanesiydi. Sarı kule özellikle haberleşmenin ana merkezlerinden birisini oluşturuyordu. Kara Muharebeleri esnasında özellikle Güney Grubu ve Eceabat arasındaki bağlantının geçtiği ana nokta burasıydı. Ancak sarı kulenin daha önemli kritik bir rolü vardı. Özellikle Kara Muharebeleri ve Deniz Harbi esnasında Çanakkale Boğazı içerisine bir düşman gemisi girdiğinde, yani bir baskın yapıldığında sarı kule üzerinden özel bir işaret çıkarılacaktı. Bu işaret beyaz bir flama olarak belirlenmişti ve hemen arkamızda bulunan sarı kuleden açılan bu beyaz flama üzerinde üç tane dama şeklinde yuvarlak bir işaret bulunuyordu. Bu işaret boğaza bir baskın yapıldığı anlamına gelecekti. İşte bu baskın olduğunda boğazın çevresinde bulunan tabya, bataryalar buna göre hazırlık yapmaya başlamışlardı. Bu durum Çanakkale Kara Harbi esnasında devam etmiş ve Çanakkale Kara Savaşları’nda da sarı kule özellikle boğaz içerisindeki baskınların ana işaretçisi haline gelmişti. Aynı zamanda kule üzerindeki flama haberleşmesi marifetiyle hemen arkasında bulunan gonca suyu telsiz istasyonuyla bir bağlantı olduğunu göreceğiz. Bu bağlantı aynı zamanda Avrupa’daki özellikle İtilaf Devletlerinin kendi aralarındaki haberleşmenin dinlenebildiği yerlerden birisi haline geldiğini göreceğiz. Böylece sarı kule çevresinde gemilerin kendi arasındaki haberleşmesini, Avrupa haberleşmesini dinliyor ve bu haberleri de karada bulunan askerlerimize de aktarmak suretiyle özellikle kara harbi esnasındaki topçu atışlarında önemli bir role sahip olduğunu söyleyebiliriz" dedi.