ASAYİŞ - 08 Kasım 2025 Cumartesi 10:54

Elektrikli kabus: 18 milyonluk Porsche alev aldı, iş adamı canını zor kurtardı

A
A
A

İzmir’de otomotiv ve eğlence sektöründe faaliyet gösteren iş insanı T.G., geçtiğimiz yıl satın aldığı 18 milyon lira değerindeki Porsche marka elektrikli otomobilinin alev alması sonucu ölümden döndü. Araç yangınında itfaiye ve bilirkişi raporları üretim hatasına işaret ederken, markanın merkezinden gelen mühendisler bu iddiayı reddetti. T.G., yaşadığı mağduriyet sonrası avukatı aracılığıyla konuyu yargıya taşıdı.

Olay, geçtiğimiz Haziran ayında Yeşildere Caddesi’nde meydana geldi. Otomotiv ve eğlence sektöründe faaliyet yürüten iş adamı T.G., olaydan 6 ay önce markanın Türkiye distrübütörü Vosmer’den satın aldığı Porsche marka otomobiliyle oğlunun doğum günü kutlamasına gitmek için Çeşme’ye doğru yola çıktı. Seyir halindeyken aracının ön kısmından dumanlar yükseldiğini fark eden T.G., otomobili yolun sağına çekti. Ancak araç bir anda kendini kilitledi ve sürücü T.G. içeride mahsur kaldı.

Kapılar kilitlendi, araçtan çıkamadı

Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine T.G., büyük bir panik yaşadı. Otomobilin dijital sisteminde yer alan acil kilit açma tuşunu tesadüfen bulup bastı ve kapıları açmayı başardı. Alevler ve yoğun duman nedeniyle hafif şekilde yaralanan T.G., son anda araçtan çıkarak kurtuldu. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangını söndürdü ancak araç tamamen kullanılamaz hale geldi.

Elektrikli kabus: 18 milyonluk Porsche alev aldı, iş adamı canını zor kurtardı

Nakit paralar da yandı

Bir otomobil satışından elde ettiği yüksek meblağlı nakit parayı da aracında taşıyan talihsiz adam, yangın sırasında paraların bir kısmını kurtarmaya çalışsa da paraların büyük bölümü yanarak kullanılamaz hale geldi. Araç, yangının ardından T.G.’nin otomobili satın aldığı firmanın servisine çekildi. İtfaiye tarafından hazırlanan raporda yangının çıkış nedeninin üretim hatasından kaynaklandığı belirtildi. Adli bilirkişi raporlarında da yangının, aracın elektrik sisteminde bulunan HVD (High Voltage Distribution) adlı bileşenden çıktığı tespit edildi. Ancak üç ay sonra Almanya’dan gelen Porsche mühendisleri, yangının üretim hatasından kaynaklanmadığını ileri sürdü. Yangında canını zor kurtaran T.G., daha sonra da markadan da aldığı yanıt sonrası malını da kurtaramadı ve durumu avukatı Harun Ümit Eren aracılığıyla yargıya taşıyarak marka hakkında suç duyurusunda bulundu.

"Müvekkilim ölümle burun buruna geldi"

T.G.’nin avukatı Harun Ümit Eren, olayla ilgili yaptığı açıklamada müvekkilinin büyük bir travma yaşadığını belirtti. Eren açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Müvekkilim, yaklaşık yangından 9 ay önce aldığı Porsche Taycan aracıyla Yeşildere otoyolunda seyir halindeyken sürücü koltuğunun sol ön tarafından alevlerin çıktığını fark ediyor. Hızla aracı kenara çekiyor ancak kapılar kilitleniyor. Araçtan çıkamıyor, mekanik kollar ve düğmeler çalışmıyor. Sol bacağı ve yüzü yanmaya başlıyor. Şans eseri dijital ekrandaki bir kilit açma tuşuna basarak kapıları açabiliyor ve kendisini dışarı atıyor. Bu olayda çok büyük bir şans var. Müvekkilim o sırada çocuklarının doğum günü için yoldaydı. Eğer eşi ve çocukları da araçta olsaydı sonuç çok daha vahim olabilirdi."

Elektrikli kabus: 18 milyonluk Porsche alev aldı, iş adamı canını zor kurtardı

"İtfaiye ve bilirkişi raporları üretim hatasını gösteriyor"

Avukat Eren, yapılan teknik incelemelerde yangının aracın elektrik sistemindeki HVD bileşeninden çıktığının tespit edildiğini belirterek, "Tarafsız bir adli bilirkişi tarafından düzenlenen rapor, yangının bataryadan invertöre geçişte kullanılan elektronik bir parçada meydana gelen deformasyon nedeniyle çıktığını açıkça ortaya koyuyor. Aynı yönde bir itfaiye raporu da mevcut. Ancak Porsche Almanya mühendisleri üç ay sonra gelerek farklı bir rapor düzenlediler ve üretim hatası olmadığını ileri sürdüler. Bu raporun teknik olarak yetersiz olduğunu düşünüyoruz. Müvekkilim hem maddi hem manevi olarak büyük zarar gördü. Almanya’dan ve Türkiye’den beklediğimiz ilgiyi göremedik" diye konuştu.

"Türk yargısına güveniyoruz"

Eren, Porsche Almanya ve Türkiye’nin mağduriyetin giderilmesi konusunda sorumluluk üstlenmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Müvekkilim dünyanın önde gelen bir markasından adil bir çözüm bekliyordu. Ancak süreç boyunca yalnız bırakıldı. Biz hem Türk yargısına başvurduk hem de uluslararası platformlarda bu olayın takipçisi olacağız. Türkiye’de insanların canı ucuz değil. Adaletin er ya da geç tecelli edeceğine inanıyoruz."

Elektrikli kabus: 18 milyonluk Porsche alev aldı, iş adamı canını zor kurtardı

Ali İhsan Çiftçi - Sinan Yeniçeri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.