SAĞLIK - 18 Mayıs 2026 Pazartesi 10:31

Ekrana eğilen nesil: Telefon boynu sendromu tehlikesi

A
A
A
Ekrana eğilen nesil: Telefon boynu sendromu tehlikesi

Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen akıllı telefonlar, fark edilmeden omurga sağlığını tehdit eden yeni bir risk alanı oluşturuyor. Uzun süre başın öne eğilerek ekranlara bakılması, boyun bölgesine binen yükü katlayarak artırırken zamanla kas, bağ ve disk yapılarında kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Yaz tatiliyle birlikte çocuk ve gençlerin ekran başında geçirdiği sürenin artması, "telefon boynu sendromu" riskini daha da görünür hale getiriyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, özellikle çocukluk çağında başlayan bu alışkanlığın ilerleyen yıllarda boyun fıtığı ve sinir sıkışmasına kadar uzanabilen ciddi sorunlara zemin hazırlayabileceğini vurgulayarak, "Yaz döneminde ekran süresinin sınırlandırılması ve doğru duruş alışkanlıklarının kazandırılması hayati önem taşımaktadır" dedi.


Günümüzde akıllı telefon, tablet ve benzeri dijital cihazların kullanımının artmasıyla birlikte, omurga sağlığını doğrudan etkileyen yeni bir tabloyla daha sık karşılaşılmaya başlandı: Telefon boynu sendromu. Tıbbi adıyla ‘text neck’ olarak tanımlanan bu durum, başın uzun süre öne eğik pozisyonda tutulmasına bağlı olarak servikal omurgaya binen yükün artmasıyla gelişen bir postür bozukluğu. Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Seyhan Orak, "Normal şartlarda insan başının ağırlığı yaklaşık 4-5 kilogramdır. Ancak baş öne doğru eğildikçe, omurgaya binen yük katlanarak artar. Örneğin 15 derecelik bir eğimde bu yük yaklaşık 12 kilograma çıkarken, 60 derecelik bir eğimde 25-30 kilograma kadar ulaşabilir. Bu durum kısa vadede kas yorgunluğuna neden olsa da uzun vadede kas, bağ ve disk yapılarında mikroskobik hasarlara yol açarak daha ciddi sorunların temelini oluşturur" dedi.



Yaş aralığı giderek düşüyor


Telefon boynu sendromunun en sık 12-35 yaş aralığında görüldüğünü ifade eden Op. Dr. Seyhan Orak, son yıllarda bu durumun çok daha küçük yaş gruplarına indiğine dikkat çekti. Özellikle 8-10 yaş grubundaki çocuklarda belirgin artışın gözlemlendiğini söyleyen Op. Dr. Seyhan Orak, şöyle konuştu: "Bu durum, teknolojik cihazların kullanım yaşının düşmesiyle doğrudan ilişkilidir ve erken dönemde başlayan postür bozukluklarının ilerleyen yıllarda kalıcı hale gelme riskini artırmaktadır. Uzun süreli yanlış duruş, yalnızca geçici bir rahatsızlık oluşturmakla kalmaz; zamanla omurganın doğal yapısını da bozabilir. Boyun bölgesinde normalde bulunması gereken servikal lordoz dediğimiz doğal eğrilik düzleşebilir, hatta bazı durumlarda tersine dönebilir. Buna ek olarak kas dengesizliği gelişebilir. Ön taraftaki kaslar kısalırken, arka taraftaki kaslar zayıflayabilir. Bu dengesizlik, omurganın destek mekanizmasını bozar. Diskler üzerinde asimetrik basınç oluşur ve bu durum zamanla disk dejenerasyonuna, faset eklem zorlanmalarına ve miyofasiyal ağrı sendromuna zemin hazırlar."



Belirtiler göz ardı edilmemeli


Telefon boynu sendromunun ilerleyen süreçte daha ciddi nörolojik problemlere yol açabileceğini kaydeden Op. Dr. Seyhan Orak, "Uzun vadede boyun fıtığı gelişimi ve omurilik kanalında daralma görülebilir. Bu durum sinir köklerinin baskı altında kalmasına neden olur. Sinir sıkışmaları, yalnızca ağrı ile sınırlı kalmayıp uyuşma, karıncalanma ve güç kaybı gibi bulgularla da kendini gösterebilir. İleri vakalarda cerrahi müdahale gerektiren tablolar ortaya çıkabilir. Hastalığın en sık görülen belirtisi boyun ağrısıdır. Buna omuz ve sırt bölgesine yayılan ağrılar eşlik edebilir" dedi. Op. Dr. Seyhan Orak, özellikle ense kökenli baş ağrılarına dikkat edilmesi gerektiğini belirterek, "Bunun yanı sıra boyunda sertlik, uzun süreli kullanım sonrasında artan yorgunluk hissi sık görülmektedir. İlerleyen aşamalarda baş dönmesi, kollarda, sırtta ve göğüs bölgesinde karıncalanma ve uyuşma gibi nörolojik bulgular da ortaya çıkabilir. Bu belirtiler, durumun yalnızca kas kaynaklı olmadığını ve sinir yapılarının da etkilenmeye başladığını gösterebilir" diye konuştu. Önlem alınmadığında telefon boynu sendromunun zamanla kronikleşebildiğini söyleyen Op. Dr. Seyhan Orak, "Bu durumda servikal disk hernisi, yani boyun fıtığı gelişebilir. Kronik postür bozukluğu kalıcı hale gelebilir ve servikal spondiloz gibi dejeneratif omurga hastalıkları ortaya çıkabilir. Sinir kökü basıları daha belirgin hale gelebilir. Nadir de olsa ileri olgularda denge problemleri ve ince motor becerilerde kayıplar gibi daha ciddi nörolojik sorunlarla karşılaşmak mümkündür" dedi.



Kullanım süresi sınırlandırılmalı


"Telefon kullanımı için tamamen zararsız kabul edilebilecek kesin bir süre yoktur. Ancak uzun süre kesintisiz kullanım risk oluşturmaktadır" diyen Op. Dr. Seyhan Orak, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle 20-20-20 kuralı bu noktada önemlidir. Her 20 dakikalık kullanım sonrası en az 20 saniyelik mola verilmesi önerilir. Günlük kullanım süresi yetişkinlerde mümkünse 2-3 saat ile sınırlandırılmalıdır. Çocuklarda ise bu süre yaşa bağlı olarak daha düşük tutulmalı, ideal olarak 1-2 saat aralığını geçmemelidir. Telefon kullanımında en kritik noktalardan biri doğru duruştur. Cihazın göz hizasında tutulması gerekir. Başın öne eğilmesi, omurgaya binen yükü belirgin şekilde artırmaktadır. Dirseklerin desteklenmesi, sırtın dik tutulması ve mümkünse bir yüzey tarafından desteklenmesi önemlidir. Bunun yanında uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılmalı, düzenli aralıklarla hareket edilmelidir. Basit gibi görünen bu önlemler, uzun vadede omurga sağlığını korumada oldukça etkilidir. En önemli noktalardan biri de ailelerin rol model olmasıdır. Çocuklar, ebeveynlerin davranışlarını taklit eder. Bu nedenle sağlıklı teknoloji kullanım alışkanlıklarının önce yetişkinler tarafından benimsenmesi gerekmektedir."



Erken dönemde geri dönüş mümkün


Op. Dr. Seyhan Orak, sözlerini şöyle tamamladı: "Telefon boynu sendromu erken dönemde fark edildiğinde büyük ölçüde geri döndürülebilir bir durumdur. Bu süreçte en önemli yaklaşım postür eğitimi ve egzersizdir. Özellikle servikal ekstansör kasları güçlendiren egzersizler ve skapular stabilizasyon çalışmaları önerilir. Fizik tedavi uygulamaları da tedavi sürecine katkı sağlar. Daha ileri vakalarda ilaç tedavisi gerekebilir. Nadir durumlarda ise cerrahi müdahale gündeme gelebilir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mardin Hepsiburada’dan Mardin Bienali’nde çocukların sanat yolculuğuna destek Hepsiburada, 7. Mardin Bienali kapsamında düzenlenen çocuk atölyelerine destek vererek çocuklar ve gençlerin sanatla buluşmasına katkı sundu. Hepsiburada’nın ’Bir Gülüş Yeter’ sosyal sorumluluk projesi kapsamında desteklenen atölyelerde çocuklar, Tasarım Vakfı Çocuk Kültürhanesi’nde kentin kültürel dokusundan ilham alarak sanatla iç içe etkinliklere katıldı. Hepsiburada Kurumsal İlişkiler, İletişim ve Sürdürülebilirlik Başkan Yardımcısı Cem Tanır, 2022 yılında ’Bir Gülüş Yeter’ adlı sosyal sorumluluk projesini geliştirdiklerini belirterek, "Bu projemiz kapsamında da 2023’ten sonra özellikle deprem bölgesinde çocukların katıldığı birçok etkinliğe imza attık. İlk başta amacımız daha çok çocukların kitaba, oyuncağa ve kaliteli kırtasiye malzemelerine ulaşımlarını kolaylaştırmak ve onların yüzünde bir gülümseme oluşturmaktı, ama büyük deprem sonrasında Hepsiburada olarak kodlama atölyeleri, dans ve kodlama atölyeleri ya da çok büyük çocuk şenlikleri gibi etkinlikleri de Bir Gülüş Yeter programı kapsamında yapmaya başladık" dedi. Bu yıl 7. Mardin Bienali’nde çocuk atölyelerine destek verdiklerini ifade eden Tanır, "Burada yapılan özellikle Mardin’in yerel motiflerinden, çok kültürlü yapıdan yola çıkarak çocuklar için üretilen sanat atölyelerine Hepsiburada olarak destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Hepsiburada’nın desteğiyle yapılan bienalin çocuk atölyelerinde çocuklar her şeyden önce sanatla birlikte kendilerine dünyayı keşfetmek için özgür bir alana sahip olacaklar" diye konuştu. Tanır, çocukların sanatın dönüştürücü gücünü deneyimleyeceklerini belirterek, "Sanat nedir, sanatçılık nedir, farklı malzemelerle ve günlük hayatın içinden sanat eserleri nasıl yapılabilir, çok yetenekli ve çok etkin eğitmenlerin eşliğinde sanatın değiştirici özgürleştirici gücünü bence fark edecekler hayatlarında. Bu da umuyoruz ki büyüdüklerinde onlar için önemli bir yol gösterici olacak" ifadelerini kullandı. Hepsiburada’nın çocukların ve gençlerin gelişiminin yanı sıra kadın girişimciliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, KOBİ’lerin desteklenmesi ve sokak hayvanlarına yönelik sosyal sorumluluk projeleri yürüttüğünü aktaran Tanır, "Burada bizim en önemli amacımız içinde yer aldığımız teknoloji dünyası aynı zamanda ticaret ekosistemi. Türkiye’nin dört bir yanında Hepsiburada ile ticaretini büyüten binlerce işletme var. Dolayısıyla hem teknoloji gücümüzü hem de ticari network gücümüzü hem de lojistik yetkinliklerimizi bir kaldıraç olarak kullanarak topluma farklı alanlarda değer katan projeleri yapmaya devam ediyoruz" dedi. Mardin Bienali Çocuk Atölyeleri Koordinatörü Ezgi Tek de çocuk atölyelerine her dönem büyük önem verdiklerini belirterek, "Edebiyat, sanat, kültürel miras, hikaye anlatıcılığı gibi çok kapsamlı bir programı oluşturuyor ve onlarla birlikte gerçekleştiriyoruz. Bizim için çok kıymetli. Neticede çocuklar bienalin sadece seyircisi değil aynı zamanda bienalin dahilinde kendilerine ait hissederek bir çalışmada bulunmaları, yer almaları, böyle bir imkan oluşturulması çok kıymetli" şeklinde konuştu. Çocukların sanatla iç içe bir deneyim yaşadığını ifade eden Tek, "Geleceğin üreten, yorumlayan bir neslini böyle kıymetli bir programla yetiştirmek bizim için önemli. Çocuklar bugün birer bienal sanatçısıydı. Onlar bienal nedir, sanatçı nedir bunu öğrendiler ve hayata kendi şehrinde kendi sokaklarında da uygulayabileceklerini, sanatın çok uzak olmadığını, oldukları her alanda bunu gerçekleştirebileceklerini deneyimlediler" diye konuştu. Öğrenci Diana Alara Tokay ise atölyelerde keyifli vakit geçirdiğini belirterek, "Ben burayı hayalimde görmüştüm ve hayalimdeki şey gerçek oldu. Burada sanatsal çalışmalar yaptık. Çok beğendim burayı. Resimler yaptım, kumaşları kesip resimler yaptık. Bienal deyince aklıma insanların birlikte sanat yapması geliyor" şeklinde konuştu. Program sonunda çocuklara katılım sertifikaları verildi.
Manisa Zeynep Bastık’tan Manisa’da konser Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 19 Mayıs Gençlik Festivali, sanatçı Zeynep Bastık konseriyle başladı. Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran binlerce vatandaş, şarkılara hep bir ağızdan eşlik ederek unutulmaz bir gece yaşadı. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen Gençlik Festivali, Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen Zeynep Bastık konseriyle başladı. Festivalin ilk gecesi DJ performansıyla başlarken, ardından sahneye çıkan Zeynep Bastık sevilen şarkılarıyla Manisalılara unutulmaz anlar yaşattı. Cumhuriyet Meydanı’nı dolduran binlerce vatandaş, sanatçının seslendirdiği şarkılara hep bir ağızdan eşlik etti. Gençlerin yoğun ilgi gösterdiği konser, renkli görüntülere sahne olurken meydanda adeta bayram havası yaşandı. Konsere, Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Yağız Kaya, Genel Sekreter Burak Deste ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gecede sanatçı Zeynep Bastık’a Manisa’ya özgü hediyeler de takdim edildi. Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, içerisinde mesir macunu ürünlerinin yer aldığı hediye paketi ile MASMEK kurslarında el emeğiyle dokunan halıyı sanatçıya hediye etti. Burak Deste yaptığı konuşmada, "Zeynep Hanım’a takdim ettiğimiz mesir paketimiz; 41 çeşit baharattan oluşan mesir lokumumuz ve mesir çayımızdan oluşuyor. Bunun yanında MASMEK kurslarımızda el emeği, göz nuruyla dokunan halımızı da kendilerine vermekten memnuniyet duyuyoruz" dedi. Manisa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Yağız Kaya ise festivalin açılışında yaptığı konuşmada, "Manisa Gençlik Festivali’nin açılışını değerli sanatçımız Zeynep Bastık ile yapmamız bizim için büyük bir onur. Festivalin şehrimize mutluluk, enerji ve dayanışma getirmesini umuyorum. Herkese iyi eğlenceler diliyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Gençlik Festivali’nin hafta boyunca çeşitli etkinlikler ve konserlerle devam edeceği bildirildi. Festival kapsamında Senfoni ve Çok Sesli Gençlik Korosu’nun yanı sıra Ozbi, Kibariye, Simge ve Duman sahne alacak.
Kars Karslı gençler Siber Vatan 2026 yarı finalinde yeteneklerini sergiledi Türkiye’nin siber güvenlik alanındaki insan kaynağını güçlendirmek ve genç yetenekleri keşfetmek amacıyla hayata geçirilen "Siber Vatan Programı" kapsamında düzenlenen "Siber Vatan 2026 Yarı Final Yarışması", ülke genelinde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Yarışmada Karslı öğrenciler de gösterdikleri performansla dikkat çekti. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen yarışma, yüz yüze gerçekleştirilen "Bayrağı Yakala (CTF)" formatında yapıldı. TRA2 Bölgesi’nde gerçekleştirilen organizasyona Ağrı’dan 4, Ardahan’dan 16, Iğdır’dan 12 ve Kars’tan 4 öğrenci katıldı. Siber güvenlik alanında yetkin bireylerin yetiştirilmesini hedefleyen yarışmada katılımcılar; ağ güvenliği, web güvenliği, kriptoloji, tersine mühendislik ve adli bilişim gibi alanlarda hazırlanan senaryolar üzerinde mücadele etti. Öğrenciler teknik bilgi ve uygulama becerilerini gerçek senaryolar üzerinden ortaya koyarken, analitik düşünme ve problem çözme yeteneklerini de sergileme fırsatı buldu. Yarışma sonucunda TRA2 Bölgesi’nde en yüksek puanı elde eden 5 öğrenci, Ulusal CTF Yarışması finaline katılma hakkı kazanacak. Final sonuçlarının Mayıs ayı sonuna kadar açıklanması bekleniyor. Siber Vatan Programı kapsamında düzenlenen organizasyonların, Türkiye’nin siber tehditlere karşı daha güçlü bir dijital gelecek oluşturma hedefi açısından büyük önem taşıdığı belirtilirken, Karslı gençlerin elde edeceği başarının bölgenin siber güvenlik alanındaki potansiyelini de ortaya koyacağı ifade edildi.
Erzurum ER-VAK Başkanı Güzel; "19 Mayıs 1919, tarihi bir şahlanışın adıdır" ER-VAK Başkanı Erdal Güzel, "19 Mayıs 1919, tarihi bir şahlanışın adıdır" dedi. Güzel, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Emperyalist güçlerin "hasta adam" olarak nitelendirdikleri İmparatorluğun tamamen tarih sahnesinden silinmesini bekledikleri o karanlık günlerde, bağımsızlık meşalesinin hiçbir zaman sönmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmek amacıyla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının başlattığı kutlu yürüyüşün, aziz milletimizin geleceğini değiştiren en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ifade eden ER-VAK Başkanı Güzel, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: "Bir milletin yeniden dirilişinin sembolü olan 19 Mayıs 1919, yalnızca bir tarih değil; aynı zamanda inancın, azmin, fedakârlığın ve bağımsızlık aşkının bütün dünyaya ilan edildiği tarihi bir şahlanışın adıdır. İşgal altındaki bir vatanda umutların tükenmeye yüz tuttuğu, milletimizin geleceğine dair karanlık senaryoların yazıldığı bir dönemde Mustafa Kemal ve arkadaşları, Samsun’dan Anadolu’ya umut, cesaret ve iman taşımıştır. Başlatılan Millî Mücadele hareketiyle emperyalist güçlerin tüm hesapları bozulmuş, milletimizin bağımsızlık iradesi karşısında hiçbir işgal planının başarıya ulaşamayacağı tüm dünyaya gösterilmiştir. Aziz milletimiz, birlik ve beraberlik içerisinde verdiği destansı mücadeleyle esareti asla kabul etmeyeceğini ortaya koymuş; ‘Ya istiklal ya ölüm’ anlayışıyla tarihe altın harflerle yazılan büyük bir kurtuluş destanı meydana getirmiştir. Mustafa Kemal Atatürk ve dava arkadaşları, yalnızca Türk milletinin geleceğini değiştirmekle kalmamış, aynı zamanda bağımsızlık mücadelesi veren birçok mazlum millete de ilham kaynağı olmuştur. Samsun’da yakılan bağımsızlık meşalesi kısa sürede Anadolu’nun dört bir yanına yayılmış, milletimizin sarsılmaz iradesiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılmıştır. 19 Mayıs’ın gençliğe armağan edilmiş olması ise son derece anlamlıdır. Çünkü gençler, bir milletin geleceği, umudu ve en büyük güvencesidir. Atatürk’ün Türk gençliğine duyduğu güven, bugün de bizlere yol göstermeye devam etmektedir. Gençlerimizin milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, vatanını seven, çalışkan ve bilinçli bireyler olarak yetişmesi, ülkemizin yarınları açısından büyük önem taşımaktadır. Bu vesileyle 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyor; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelemizin tüm kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad, mekânları cennet olsun."