EKONOMİ - 11 Temmuz 2025 Cuma 14:33

EGİAD Melekleri ile EİB Genç İhracatçılar Konseyi’nden stratejik iş birliği

A
A
A
EGİAD Melekleri ile EİB Genç İhracatçılar Konseyi’nden stratejik iş birliği

EGİAD Melekleri Ağı ile Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Genç İhracatçılar Konseyi, melek yatırımcılık ekosisteminin gelişimine katkı sunmak ve ihracatçıları girişimcilik ve erken aşama yatırım süreçlerine entegre etmek amacıyla önemli bir iş birliği protokolüne imza attı.


İmzalanan protokol ile EGİAD Melekleri Ağı ile Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Genç İhracatçılar Konseyi, melek yatırımcılık kavramının yaygınlaştırılması, yatırımcı adaylarının bilinçlendirilmesi ve girişimciliğin ihracatla güçlendirilmesi yönünde ortak faaliyetler yürütecek. Protokol, ihracatçıların yenilikçi iş modelleri geliştirmelerini desteklemeyi ve erken aşama yatırımlar aracılığıyla küresel rekabette avantaj kazanmalarını amaçlıyor.


EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, imza töreninde yaptığı açıklamada, "Girişimcilik ve ihracat, ülkemizin ekonomik kalkınmasında tamamlayıcı ve stratejik iki unsur. Bu protokol ile ihracatçılarımızı melek yatırımcılık ve yenilikçi girişimcilik dünyasıyla buluşturmayı, onları sadece üretim ve ihracatla değil aynı zamanda yatırım vizyonu ile de desteklemeyi amaçlıyoruz. EGİAD Melekleri olarak, yatırım kültürünü yaygınlaştırmak ve yaratıcı iş fikirlerinin sürdürülebilir başarı hikayelerine dönüşmesini sağlamak adına bu iş birliğini son derece değerli buluyoruz." dedi.



Zandar; "8 bin ihracatçımızla bu projeye destek veriyoruz"


Ege İhracatçı Birlikleri ile EGİAD arasında mart ayında Ticaret Köprüsü Protokolü imzalandığını hatırlatan Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı ve EİB Genç İhracatçılar Konseyi Başkanı Erkan Zandar, EİB-EGİAD iş birliğinde zincirin ikinci halkasını oluşturduklarının altını çizdi. "Ben burada sadece EİB GİK adına değil, 8 bin ihracatçımızı temsilen bulunuyorum" diyen Zandar, "EGİAD ve EGİAD Melek Yatırımcılar Ağı’nın projelerinin 8 bin ihracatçımızla buluşmasına aracılık edeceğiz. EİB GİK, TİM TEB Girişimevi’nde Jüri Üyesiydi. Start Uplar ve Melek Yatırımcı Ağı ile ilgili ciddi tecrübemiz var. 8 bin ihracatçımızla bu projeye destek veriyoruz. Bu tecrübeyi girişimcilerimize sunacağız" dedi.


Türkiye’nin yıllık ihracatının 267 milyar dolara ulaştığını belirten Zandar, şöyle devam etti: "Ortalama ihraç fiyatımız 1,55 dolar seviyesinde. Bu rakamı 3 dolara bu tür iş birlikleriyle çıkarabileceğimize inanıyoruz. EİB bünyesinde iyi yönetişime önem veriyoruz, gençlere inanıyoruz, destekliyoruz. GİK bünyesinde Liderlik Akademisi altında her sene eğitim programları düzenliyoruz. EİB GİK’te 160 üyeye ulaştık. Türkiye’de TİM ve İhracatçı Birlikleri arasında rol model olduk. Türkiye’deki en büyük genç ihracatçılar oluşumuyuz. EİB GİK üyelerimizin önümüzdeki süreçte EİB Yönetim Kurullarında daha etkin pozisyonlarda olmaları için destekliyoruz."



Protokol kapsamında şu başlıklarda ortak çalışmalar yürütülmesi planlanıyor:


İhracatçılar için EGİAD Melekleri ağına özel üyelik fırsatları


Melek yatırımcılık, girişim sermayesi ve yatırıma hazırlık konularında eğitim ve farkındalık programları


Girişimciler ve yatırımcılar için sektörel mentorluk destekleri


Ortak etkinlikler, paneller ve yatırımcı buluşmaları


İnovasyon temelli tematik pitch day ve demoday organizasyonları


Girişimlerin ihracat potansiyelini artırmaya yönelik danışmanlık hizmetleri


Ortak iletişim çalışmaları ve başarı hikayelerinin görünür kılınması


Politika önerileri ve ekosistem geliştirme girişimleri


Bu iş birliğiyle, EGİAD Melekleri ve EİB Genç İhracatçılar Konseyi, sürdürülebilir, ihracat odaklı ve yatırım destekli bir girişimcilik ortamının oluşmasına katkı sunmayı hedefliyor.



EGİAD Melekleri ile EİB Genç İhracatçılar Konseyi’nden stratejik iş birliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.