GÜNDEM - 14 Haziran 2025 Cumartesi 12:17

’Dostluk Bulvarı’ çıkmaz sokaklara çıkıyor

A
A
A
’Dostluk Bulvarı’ çıkmaz sokaklara çıkıyor

İzmir’in Karabağlar ilçesinde Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı süren ‘Dostluk Bulvarı’ çalışması kapsamında yapılan istinat duvarı, Sarıyer Mahallesi’ndeki bazı ara sokakların "çıkmaz sokak" haline gelmesine neden oldu. Mahalle sakinleri hem araç hem de yaya trafiğinin çok zor olduğunu belirterek, projenin yeniden gözden geçirilmesini istiyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Karabağlar ilçesinde, Dostluk Bulvarı ile Coşkun Kale Sokak arasında yapım aşamasında olan yaklaşık 1 kilometrelik bağlantı yolu projesi, mahallede ulaşım sorunlarına yol açtı. Aralık 2024’te başlayan çalışmalar kapsamında eski yolun doldurulması ve yaklaşık 4 metre yüksekliğinde bir istinat duvarı inşa edilmesi sonucunda, Sarıyer Mahallesi’ndeki 6 sokak çıkmaz hale geldi. Mahalle sakinleri, istinat duvarı ile binalar arasında kalan yalnızca 1 metrelik dar yoldan evlerine ulaşabiliyor. Ancak bu yol da mülk sahipleri tarafından kapatılırsa birçok evin ulaşımı tamamen kesilecek. Özellikle acil durumlarda yaşanacak ulaşım zorluğu, bölge halkı için büyük risk oluşturuyor. Vatandaşlar hem araç hem de yaya trafiğinin çok zor olduğunu ifade ederek, projenin yapım aşamasında yeniden gözden geçirilmesini talep ediyor.



6 sokak kapandı


Mahalle sakinlerinin çektiği zorlukları dile getiren Muhtar Figen Ereci, "Sarıyer Mahallesi ile Bozyaka arasında yaklaşık 4 metre yüksekliğinde bir istinat duvarı inşa edildi. Bu duvar nedeniyle 6 sokağımız kapandı. Mahalle sakinleri, özellikle yaşlılar ve çocuklar, pazara ulaşmak için yaklaşık 2 kilometre yürümek zorunda kalıyor. Ulaşım ve alışveriş yollarımız bu duvar nedeniyle tamamen kapanmış durumda. Ayrıca, alt tarafta bulunan sokağımız da istinat duvarlarıyla kapatıldı. Buradaki yedi haneye artık araç ve yaya girişi mümkün değil. Yapılan çalışma tamamen plansız ve biz buna karşıyız. Sorunların en kısa zamanda çözülmesini, yol çalışmalarının bitirilmesini ve bölgenin düzenli hale getirilmesini bekliyoruz" dedi.



Yol çalışması yarım kaldı


Dostluk Bulvarı projesinin planlama yapılmadan uygulandığını vurgulayan mahalle sakini Salih Usta, "Sarıyer Mahallesi’nde oturuyorum. Bu yol çalışması yüzünden geçenlerde düşüp kalçamı kırıyordum. Şu an gördüğüm kadarıyla projede hiçbir şey yok, arabalar bomboş gidip geliyor. Müteahhit firmalar yaptıkları masrafı geri almaya çalışıyor. Biz vatandaşlar olarak bir araya geldik ki yolumuz bir an önce yapılsın. Yaşlılarımız var, sokaklarımız kesildi, inşaatlar yarım kaldı, önümüzde kış var. Türkiye’nin en güzel şehri diyorlar ama şu an en kötü şehir haline geldi, bunları hak etmiyoruz. Bazı şeyleri devletten, belediyeden bekleyeceğiz. A Parti, B Parti, C Parti demiyorum, kim ilgilenirse o gelsin buraya. Çoluğumuz çocuğumuz okula gidemiyor, sokaklarımız pislik ve toz içinde" ifadelerini kullandı.



Ceza evini andırıyor


Bir başka mahalle sakini olan Hüseyin Görmez de "50 yıldır Sarıyer Mahallesi’nde oturuyorum. Yapılan yol çalışmasına sevindik ancak önümüze 6-7 metre yüksekliğinde istinat duvarları yapıldı. Ambulans, itfaiye araçları ve cenaze araçlarının nereden geçeceği, otobüslerin nasıl ulaşacağı konusunda ciddi endişelerimiz var. Yol 7 metre aşağıda, bu durum mahallemizde yaşayan yaklaşık 50 bin kişinin hayatını etkiliyor. Çalışmalar 4 aydır devam ediyor ancak pazar alanı toz toprak içinde ve ulaşım olmaması nedeniyle pazara gelen kişi sayısı oldukça azaldı. Otobüs ve dolmuş geçmediği için insanlar mağdur durumda. Yolun bir an önce bitmesini istiyoruz ancak yollarımızın istinat duvarıyla kapanmasını kabul etmiyoruz. Cezaevinin arkasında oturmak istemiyoruz" diye belirtti.



Evine giden yol yok


Yapılan istinat duvarı nedeniyle evine ulaşmakta güçlük çektiğini ifade eden Ahmet Korkmaz, "Ablamın bacağı kırıldı, ambulans buradan götüremedi; tek çıkış yolumuz burasıydı, ama burayı açık cezaevi gibi kapattılar. Burada hepimiz mağduruz. Yan tarafta ihtiyar bir teyze var, orası da özel mülk; onlar da kapattılar, böylece yürüyecek yolumuz kalmadı. Proje başlamadan önce buradan doğrudan karşıya gidiyorduk, yolun giriş çıkışı buradaydı ve istinat duvarı da yoktu. Şimdi yan yolda özel mülk olunca onlarda kapattı burada mahsur kaldık. Talebimiz bir an önce çözüm bulunması; bunu sökecek halleri yok ama mutlaka bir çözüm lazım. Evimizin aşağısında 2-3 tane daha ev var ve aşağıdaki yola çıkma ihtimalimiz yok" sözlerini kullandı.


Esnaf Ziya Kurtoğlu ise yol çalışmasının olduğu bölgede iş yerinin bulunduğunu belirterek Dostluk Bulvarı çalışmalarının işlerini sekteye uğrattığını belirtti.



’Dostluk Bulvarı’ çıkmaz sokaklara çıkıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Kuraklığa karşı Türkiye’den küresel çözüm Sabancı Üniversitesi’nin 15 yıllık nanoteknoloji birikiminden doğan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla’da kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Sulamada yüzde 50’ye kadar tasarruf, verimde yüzde 25’e varan artış sağlayan teknolojinin; ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da sahada kullanıldığı belirtildi. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi bünyesinde 15 yıl süren bilimsel çalışmaların ürünü olan ANT Systems’in nano malzeme teknolojisi, İstanbul Tuzla Kimya İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde (KOSB) kurulan yıllık 3 bin ton kapasiteli yerli üretim tesisinde seri üretime alındı. Tesisin açılış töreni 16 Mayıs tarihinde gerçekleştirildi. Törene; TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ile çok sayıda kamu kurumu temsilcisi, akademisyen, sektör paydaşı ve uluslararası konuk katıldı. Yapılan açıklamaya göre, dünyanın birçok gelişmiş ülkesinde hala laboratuvar aşamasında olan bu teknoloji, Türkiye’de sahada doğrulanıp endüstriyel ölçekte üretilebilir hale geldi. Şirketin amiral ürünü NANOTERN, toprağın suyu daha uzun süre tutmasını ve bitkinin ihtiyaç duyduğu anda kontrollü şekilde geri vermesini sağlayan biyobozunur bir nano malzeme. İstanbul’un tarihi su sarnıçlarından ilham alınarak adlandırılan teknoloji, kendi ağırlığının bin 800 katına kadar suyu absorbe edebiliyor, sulama suyu tüketimini yüzde 50’ye kadar azaltıyor, tarımsal verimliliği yüzde 25’e kadar artırıyor; gübre ve tarımsal girdilerin etkinliğini yükselterek üretim maliyetini düşürüyor. NANOTERN bugün Türkiye’nin yanı sıra ABD, Güney Amerika, Körfez ülkeleri ve Afrika’da aktif olarak kullanılıyor. Akademiden sanayiye geçişte başarı örneği TKDK Başkanı Dr. Ahmet Abdullah Antalyalı, açılış töreninde yaptığı konuşmada, girişimin Türkiye’nin yüksek teknoloji üretme hedefinin tarım alanındaki somut örneklerinden biri olduğunu söyledi. Projenin akademiden sanayiye geçişin başarılı bir şekilde sağlanabileceğinin göstergesi olduğunu vurgulayan Antalyalı, bunun bir kalkınma modeli niteliği taşıdığını ifade etti. Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici de söz konusu girişimlerin arkasında güçlü bir vizyon ve uzun yıllara dayanan yoğun bir emeğin bulunduğunu belirterek, Sakıp Sabancı’nın desteğinin ve üniversitenin bu anlayışla kurulmasının sürece önemli katkı sağladığını kaydetti. Leblebici, dünyanın farklı kriz dönemlerinden geçmesine rağmen teknoloji üzerindeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü aktardı. "Su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji" Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve ANT Systems yatırımcısı Güler Sabancı, dünyada ve Türkiye’de iklim kriziyle birlikte su stresinin giderek daha görünür hale geldiğini, yıllara göre değişen kurak ve yağışlı dönemlerin bu gerçeği değiştirmediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "İklim kriziyle ilgili, büyük afetlerle ilgili yaşayacağımız ve yaşamakta olduğumuz su stresiyle ilgili güveneceğimiz tek şey gelecek için teknoloji, bilime dayalı yapılan bu araştırmalar ve araştırma sonunda çıkan başarılı girişimler. Tek, dünyanın da güvendiği, beklediği de bu." Sabancı Üniversitesi’nde 2007’den bu yana desteklenen girişimcilik ve teknoloji odaklı çalışmaların yaklaşık 15 yıllık birikimle küresel sorunlara çözüm üretme hedefiyle somut sonuçlara dönüştüğünün altını çizen Sabancı, laboratuvar aşamasının ötesine geçilerek ilk üretim tesisinin hayata geçtiğini ve iklim kriziyle mücadelede bu tür girişimlerin belirleyici olacağını vurguladı. "Suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir" TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ise tarım sektöründe çalışanların yaş ortalamasının yükseldiğine dikkati çekerek, gençlerin bu alana ilgisini artırmak için tarımda teknoloji kullanımının kritik olduğunu söyledi. Nanoteknoloji dahil her düzeyde teknolojik entegrasyonun sektörü gençler için daha cazip hale getireceğine işaret eden Kirişci şu uyarıda bulundu: "Burada özelde bir değerlendirme yapacak olursak, su zengini bir ülke olmadığımızı belirtmek gerek. Su stresi altında olduğundan artık kimsenin kuşkusu olmayan bir ülkede suyu en etkin ve verimli şekilde kullanmamız gerekir." Kirişci, suyun temel girdi olduğu üretim modelleri üzerinde çalışmaların sürdüğünün altını çizerek, suyun verimli ve kayıpsız kullanılması için teknolojik çözümlerin kritik önem taşıdığını söyledi. "Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk" ANT Systems Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Can Yurdakul, toprağın yalnızca savaşla değil, su kıtlığı, verimsizlik ve yanlış üretim modelleri nedeniyle de kaybedilebileceğine işaret etti. Yurdakul, sözlerini şöyle sürdürdü: "Artık dünyanın en büyük meselelerinden biri enerji, su ve tarım. Tarım sektörü, dünya tatlı su kaynaklarının yaklaşık yüzde 70’ini kullanıyor. Bu nedenle geleceğin en kritik sorularından biri, mevcut kaynaklarla nasıl daha sürdürülebilir üretim yapılacağı. ANT Systems’in hikayesi de tam olarak bu sorudan doğdu. Bu teknoloji dünyada büyük ölçüde Ar-Ge aşamasında. Türkiye, sahada doğrulanmış endüstriyel ölçekte üreten birkaç ülkeden biri. Mesele artık daha fazla üretmek değil, sınırlı kaynaklarla daha akıllı üretmek. Biz suyu kullanan değil, suyu yöneten bir sistem kurduk. Bugün ABD’den Afrika’ya beş kıtada sahada olan bir Türk teknolojisinden söz ediyoruz. Hedefimiz, ANT Systems’i Türkiye’den çıkan bir teknoloji şirketi olmanın ötesine taşıyarak küresel ölçekte standart belirleyen bir yapıya dönüştürmek. Tarımın geleceği bu topraklarda yazılan bir bilgiyle şekillenecek." Nanoteknoloji ürünler daha etkin sonuç veriyor ANT Systems Yönetim Kurulu Başkanı ve CTO’su Prof. Dr. Yusuf Ziya Menceloğlu da sürdürülebilirlik kavramının yaklaşık 15 yıl önce öne çıkmaya başladığını hatırlatarak, hızlanan nüfus artışının kaynak tüketimini yükselttiğini, karbon salımlarını artırarak küresel ısınmayı tetiklediğini ve bunun da su kıtlığına yol açtığını söyledi. Menceloğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımda aslında hem su krizi hem ilaç krizi, özellikle pestisit problemi hem de hasat sonrası depolama problemleri mevcut. Şu an Türkiye gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde 5’i kadar gıda kaybımız var. Gıda korunması da, hasat sonrası koruma da çok önemli. Biz bu sektörlerde bu amaçla geliştirdiğimiz nanoteknoloji ürünlerimiz var. Bunların nano olmasının nedeni şu, daha az malzeme ile daha etkin sonuçlar alabiliyorsunuz. O yüzden de bunun etkinliğinin yüksek olması nedeniyle de kabul görüyor." Uluslararası açılım küresel gündemle örtüşüyor ANT Systems Ortağı ve Dış İlişkiler Başkanı (CEAO) Ömer Faruk Tanrıverdi ise yaptığı açıklamada, teknolojinin uluslararası açılımının küresel gündemle örtüştüğünü belirterek, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmayı hedeflediklerini söyledi. Tanrıverdi şunları kaydetti: "Su kıtlığı, gıda güvenliği ve iklim; dünya gündeminin en üst sıralarındaki bu üç başlık birbirine giderek daha sıkı bağlanıyor. Bu denklemde ülkeler artık tüketici değil, çözüm üretici olarak konumlanmak durumunda. ANT Systems’in hikayesi tam burada anlam kazanıyor: 15 yıllık akademik birikimden doğan, Türkiye’de üretilen ve bugün beş kıtada sahada olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Bu, Türk derin teknolojisinin küresel ölçekte değer üretebildiğinin somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, ANT Systems’i uluslararası kurumlar, hükümetler ve sektör paydaşlarıyla kurulacak uzun vadeli işbirlikleri üzerinden konumlandırmaktır. Tarımın geleceğinde Türkiye’nin söyleyecek sözü var; biz bu sözün uluslararası karşılığını inşa ediyoruz." Laboratuvardan endüstriye Series A öncesi yatırım turunda 3 milyon dolar yatırım alan ANT Systems, KOSGEB ve TÜBİTAK destekleriyle birlikte toplam yatırım büyüklüğünü yaklaşık 5 milyon dolar seviyesine taşıdı. İstanbul’da Ar-Ge laboratuvarları, kurumsal ofisleri ve yıllık 3 bin ton kapasiteli üretim tesisini aynı entegre yapı altında toplayan şirketin küresel patent haklarına sahip olduğu teknoloji portföyünün ticari değeri 25 milyon doların üzerinde değerlendiriliyor. Şirketin teknolojik temeli, Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM) bünyesinde yürütülen uzun soluklu araştırmalara dayanıyor. Entegre bir teknoloji ailesi Şirketin portföyü yalnızca su yönetimiyle sınırlı değil. Bitki sağlığında pestisit kullanımını optimize eden Insease ile ağır metal ve toksik madde içermeyen dezenfeksiyon teknolojisi AntimicAgro da portföyde yer alıyor. Kontrollü pestisit salınımı ve ileri tarımsal malzemeler üzerindeki Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Portföyde, küresel patent hakları kendisinde olan 7 patentli teknoloji bulunuyor. Küresel yapı İstanbul’da Ar-Ge ve üretim altyapısına, Hollanda Lahey’de uluslararası ofisine ve ANT Systems Holding B.V. çatısına sahip olan şirket, Avrupa merkezli küresel büyüme stratejisini sürdürüyor. Yatırımcı yapısı ANT Systems; Ünlü Portföy Yönetimi A.Ş., BloomTech Capital B.V. (Hollanda ve Umman), Foton Holding B.V. (Hollanda), Akça Holding, HEK Yatırım A.Ş. ve The Porte Global Affairs A.Ş. gibi kurumsal yatırımcıların yanı sıra Güler Sabancı, Dilara Kaya Karadeniz, Orhan Tağı, Erman Yurdakul ve Can Güneri’nin yer aldığı bir yatırımcı yapısı tarafından destekleniyor. Tören, protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen fabrika gezisiyle sona erdi.
Kayseri YRP İl Başkanı Özcan: "19 Mayıs milli şuurla verilen mücadelenin adıdır" Yeniden Refah Partisi (YRP) Kayseri İl Başkanı Ali Özcan; 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, "19 Mayıs 1919, aziz milletimizin bağımsızlık yolunda attığı en büyük adımlardan biri; imanla, kararlılıkla ve milli şuurla verilen kutlu mücadelenin başlangıcıdır" dedi. YRP Kayseri İl Başkanı Ali Özcan mesajında; "Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkarak yaktığı istiklal meşalesi, milletimizin birlik ve beraberlik içerisinde esareti kabul etmeyeceğinin göstergesiydi. Bugün bizlere düşen en büyük sorumluluk ise geçmişten aldığımız bu ruhu, güçlü bir gelecek idealine dönüştürmektir. Güçlü Türkiye; sadece sözde değil, üretimde, teknolojide, fabrikalaşmada ve ağır sanayide kendi ayakları üzerinde duran bir Türkiye ile mümkün olacaktır. Yerli üretimi artıran, çalışan, üreten ve kalkınan bir anlayış; milletimizin ekonomik bağımsızlığının da en önemli teminatıdır. .Ancak biliyoruz ki kalkınma yalnızca maddi güçle değil; ahlaklı, vicdan sahibi ve maneviyatına bağlı nesillerle mümkündür. Milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, büyüklerine saygılı, vatanını seven, çalışkan ve dürüst bir gençlik; ülkemizin en büyük hazinesidir. Gençlerimizin ilimde, bilimde, sporda, sanatta ve teknolojide ilerlerken aynı zamanda ahlakı ve maneviyatı da hayatlarının merkezine alması, yarınlarımız adına en büyük temennimizdir. Yeniden büyük ve güçlü Türkiye idealine ulaşmanın yolu; üretim ekonomisini önceleyen, alın terini kıymetli gören, adaleti esas alan ve manevi kalkınmayı ihmal etmeyen bir anlayıştan geçmektedir. İnşallah gençlerimizle birlikte, her alanda daha güçlü, daha müreffeh ve daha bağımsız bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz. Bu vesileyle istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; aziz milletimizin ve kıymetli gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum" ifadelerine yer verdi.
Bursa Kamyonetin motorunda giden tamirci konuştu: "Müşteriyi 40 bin liradan kurtardık" Bursa’nın İnegöl ilçesinde arızayı tespit etmek için seyir halinde olan kamyonetin motor kısmına oturan tamirci konuştu. Olay, dün İnegöl’ün Mahmudiye Mahallesi Tabakhane Caddesi’nde meydana geldi. Arızalanan kamyoneti kontrol eden tamirci, sorunun kaynağını bulabilmek için aracın ön kısmına çıktı. Seyir halindeki kamyonetin motor bölümünde ilerleyen tamircinin tehlikeli yolculuğu çevredeki vatandaşlarca görüntülendi. Görüntüler kısa sürede sosyal medyada ilgi gördü. Müşterisini ciddi bir masraftan kurtardığını söyleyen oto tamircisi Mesut Torun (40) olayı tüm detaylarıyla anlattı. Torun, "Arabada bir mazot kaçağı vardı. Durduğu yerde kaçırmıyordu araç, mecbur yüke bindiği zaman kaçırıyordu. Bunu da test etmek için haliyle arabayı çalışır vaziyette denemek lazımdı. O yüzden böyle bir işe kalkıştık. Fazla gezmedik aslında, gezdiğimiz kilometre, kilometre değil de metre. 300-350 metre arasıydı. Fazla bir şey yoktu ama sonuçta arızayı da bulduk Allah’a şükür. Müşteriyi de 40 bin liradan kurtardık, yarı fiyatına maliyet ettik diyelim. Nokta atışı yapmak için bu hareketi yapmamız lazımdı. Ama halloldu çok şükür. Başka türlü olmuyordu çünkü hareket halinde denememiz lazımdı arabayı, yüke bindiği zaman yapıyordu bu. Denedik, gördük arızayı. Ben de sonradan gördüm. Akşamüstü gördüm. Şaşırdım ama bir yandan da iyi oldu. Güzel yorumlar vardı, bizim maksadımız işimizi iyi yapalım, onun için yaptık yani bu işi de. Çok nadiren ara sıra böyle bulamadığımız arızalar olduğu için yapıyoruz. Orada zaten benim el kısmım içeride, el kısmım oraya bağlıydı zaten. O şekilde ilerledik ama fazla hızlı yapmadık. Birinci kilometrede en fazla yaptığımız hız 20-25 kilometre" dedi.
Denizli Başkan Arslan genç çifti mutlu günlerinde yalnız bırakmadı Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan, dünya evine giren Hakan Ongun ile Nurgül Kubur çiftinin nikahlarını kıydı. Denizli’de Milli Eğitim Müdürlüğü’nden emekli olan Mazlum ve Fadime Ongun çiftinin oğulları, sürücü kursu işletmecisi sahibi Hakan Ongun, Akköy Mahallesi’nin köklü ailelerinden Mehmet ve Raziye Kubur çiftinin hemşire kızları Nurgül Kubur ile düzenlenen görkemli düğün töreniyle dünya evine girdi. Yoğun katılımın olduğu düğün gecesi, renkli görüntülere sahne oldu. Düğün törenine iş, siyaset ve eğitim camiasından çok sayıda davetli katıldı. Gecede Hakan – Nurgül Ongun çiftinin nikah şahitliğini İrfan Hepşen ve Aleyna Odabaşı yaptı. Genç çiftin nikâhını Çameli Belediye Başkanı Cengiz Arslan kıydı. Nikâh töreninde salonda alkışlar yükselirken Başkan Arslan, evliliğin sevgi, saygı ve anlayış üzerine kurulması gerektiğini belirterek Hakan ve Nurgül çiftine ömür boyu mutluluk dileklerinde bulundu. Başkan Arslan, evlilik cüzdanını gelin Nurgül Ongun’a teslim etti. Nikâhın ardından genç çift ilk danslarını davetlilerin alkışları eşliğinde gerçekleştirdi. Daha sonra Ege kültürünün önemli simgelerinden olan zeybek oyunu sahne aldı. Hakan ve Nurgül Ongun çiftinin sergilediği uyumlu zeybek performansı geceye damga vururken, davetliler çifti uzun süre ayakta alkışladı. Düğün boyunca çalınan hareketli müziklerle konuklar doyasıya eğlendi. Gecenin ilerleyen saatlerinde hazırlanan dev düğün pastası alkışlar eşliğinde kesildi. Davetliler genç çiftle bol bol fotoğraf çektirirken, aileler de bu özel günün mutluluğunu yakınlarıyla paylaştı. Damadın babası Mazlum Ongun, bu mutlu günlerinde kendilerini yalnız bırakmayan tüm davetlilere teşekkür ederek, "Evlatlarımızın böylesine güzel bir ortamda yuva kurmalarından büyük mutluluk duyuyoruz. Katılan, arayan ve iyi dileklerini ileten herkese ailemiz adına teşekkür ederim" dedi.