SAĞLIK - 07 Kasım 2025 Cuma 10:54

Çocuk Gelişim Uzmanı Karakaş: "Güçlü çocuklar, sevgi ve güvenin hakim olduğu ailelerin içinde yetişir"

A
A
A
Çocuk Gelişim Uzmanı Karakaş: "Güçlü çocuklar, sevgi ve güvenin hakim olduğu ailelerin içinde yetişir"

Ege Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Çocuk Gelişimi Değerlendirme ve Aile Danışmanlığı Birimi, ailelere ve çocuklara yönelik rehberlik hizmetlerini sürdürüyor. Üniversitenin güçlü akademik birikimiyle uzman kadrosunu bir araya getiren birim, Ege Üniversitesi personeli ve onların 0-18 yaş aralığındaki çocuklarına ücretsiz olarak psikososyal destek sağlıyor.


Birim Danışmanı Burcu Karakaş, aile danışmanlığı ve çocuk gelişimi alanındaki bilgi ve tecrübelerini paylaşarak, çocukların her gelişim evresinde karşılaşabilecekleri duygusal, sosyal ve akademik güçlüklerde ailelere rehberlik etmeyi ve sağlıklı, sürdürülebilir bir aile ortamı oluşturmalarına katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti.


Çocuk gelişimi ve aile danışmanlığı alanından bahseden Burcu Karakaş, "En güçlü motivasyonum, her zaman çocuklara duyduğum koşulsuz sevgi ve onlarla kurduğum doğal bağ oldu. Çocuk gelişimi alanının hem kişiliğimle hem de yaşam felsefemle tam olarak örtüştüğünü düşünüyorum. Kendimi bu alanda geliştirmek benim için bir zorunluluk değil, keyifle sürdürdüğüm bir öğrenme yolculuğu. Çünkü biz eğitimciler, çocuklara bir şeyler öğretirken aslında onlardan da çok şey öğreniyoruz" dedi.



"Çocuk, ailesinden bağımsız değerlendirilemez"


Aile danışmanlığı ile çocuk gelişimi arasındaki ilişkiye değinen Burcu Karakaş, iki alanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Karakaş, "Aile, çocuğun doğduğu andan itibaren güvenle sığındığı ilk sosyal çevredir ve gelişiminde belirleyici bir rol oynar. Benim yaklaşımım, çocuğu değerlendirirken aile sistemini bir bütün olarak ele almak üzerine kurulu. Çünkü sağlıklı bir gelişim için çocuğu yalnızca bireysel değil, çevresiyle birlikte görmek gerekir. Günümüzde değişen aile yapısı, iş yaşamı ve teknolojinin etkisiyle farklı bir dinamik kazandı. Ancak çocuğun temel ihtiyacı değişmiyor. Aileyle geçirilen nitelikli zaman, etkili iletişim ve koşulsuz sevgi, her dönemde sağlıklı gelişimin temelini oluşturuyor. Güçlü çocuklar, sevgi ve güvenle büyüdüğü ailelerin içinde yetişir" diye konuştu.



"Danışmanlık gelişim sürecinin her aşamasında değerli"


Aile danışmanlığı desteğinin yalnızca sorun dönemlerinde değil, her zaman aileler için faydalı olabileceğini vurgulayan Burcu Karakaş, "Çoğu zaman uzman desteği ancak ciddi bir problem yaşandığında alınır sanılıyor. Oysa biz bu hizmeti yalnızca krizleri çözmek için değil; aileleri güçlendirmek, farkındalık kazandırmak ve iletişim kalitesini artırmak için sunuyoruz. Sunduğumuz bu hizmetin en önemli yönü, önleyici ve geliştirici olması. Özellikle 0-6 yaş dönemi, çocukların gelişim temellerinin atıldığı çok kritik bir evredir. Bu dönemde yapılan değerlendirmeler, hem çocukların gelecekteki becerileri hem de ailelerin farkındalığı açısından büyük önem taşır. Kısacası danışmanlık, bir müdahaleden çok, önleyici ve güçlendirici bir rehberlik sürecidir. Her aile, yaşamının bir döneminde bu desteğin kapsayıcı gücünden fayda görebilir" dedi.



"Aile içi iletişim, çocuğun dünyayı algılama biçimini belirler"


Aile içi iletişimin çocuğun gelişiminde belirleyici olduğunu vurgulayan Burcu Karakaş, "Ailede kurulan iletişim biçimi, çocuğun kendini nasıl algıladığını, duygularını nasıl ifade ettiğini ve çevresiyle nasıl ilişki kurduğunu şekillendirir. Empati, saygı ve anlayış temelli bir iletişim dili, çocuğa değerli olduğunu hissettirir ve güven duygusunu pekiştirir. Ebeveynlerin birbirleriyle kurduğu dengeli ilişki de çocuğun duygusal temelini oluşturur; çünkü çocuklar dünyayı büyüklerin duygusal tepkilerini gözlemleyerek öğrenir. Huzurlu bir aile ortamı, özgüveni yüksek, sosyal becerileri gelişmiş bireylerin yetişmesini sağlar. Kısacası, çocuğa verilebilecek en büyük armağan; ilişkilerini saygı, iş birliği ve anlayış üzerine kurmuş ebeveynlerdir" diye konuştu.



"Güçlü aile, güçlü toplumun temelidir"


Birimin hedeflerini paylaşan Burcu Karakaş, "En temel amacımız, Ege Üniversitesi ailesinin her dönemde ihtiyaç duyduğu desteği alabilmesini sağlamak. Yalnızca sorun odaklı değil, önleyici ve geliştirici bir yaklaşımla çalışıyoruz. Ebeveynlerin farkındalığını artırmak, çocukların gelişim süreçlerini yakından izlemek ve her çocuğun kendi potansiyeline ulaşabileceği bir ortam yaratmak önceliklerimiz arasında. Güçlü aile bağlarını desteklemek ve bu modeli uzun vadede diğer kurumlara da örnek olacak bir yapıya dönüştürmek istiyoruz. Çünkü güçlü aile, güçlü toplumun temelidir. Gelişimi anlamak, yaşamı anlamaktır; biz de bu yolculukta ailelerin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GAÜN Çocuk Hastanesi’nde "Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası" etkinliği düzenlendi Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Çocuk Hastanesi’nde, "Primer İmmün Yetmezliği Farkındalık Haftası" kapsamında farkındalık etkinliği gerçekleştirildi. GAÜN Çocuk Hastanesi Çocuk İmmünoloji-Allerji Hastalıkları Bilim Dalı tarafından organize edilen etkinlikte, hastanede tedavi gören çocuklar keyifli ve eğlenceli anlar yaşadı. Etkinliğe GAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu, GAÜN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Oğuzhan Saygılı, Pediatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Keskin’in yanı sıra Prof. Dr. Metin Kılınç, Prof. Dr. Mehmet Boşnak, Prof. Dr. Ahmet Baştürk, Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu ile çok sayıda hasta ve hasta yakını katıldı. Etkinlikte açıklamalarda bulunan GAÜN Çocuk Hastanesi Çocuk İmmünoloji-Allerji Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özlem Keskin, immün yetmezlik hastalıklarının bağışıklık sistemini oluşturan unsurlardan herhangi birinin yokluğu veya fonksiyon bozukluğu sonucu ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının dünya ortalamasına göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken Keskin, Gaziantep ve çevresinde akraba evliliklerinin daha yaygın olması nedeniyle bazı nadir immün yetmezlik türlerinin de daha sık görülebildiğini ifade etti. Sık tekrarlayan enfeksiyonlar, büyüme geriliği, uzun süreli antibiyotik ihtiyacı ve aile öyküsünün önemli uyarıcı olduğunu vurgulayan Keskin, "Primer İmmün Yetmezlik Farkındalık Haftası" kapsamında düzenlenen etkinliklerle toplumda farkındalığı artırmayı hedeflediklerini söyledi. Keskin, erken tanının organ hasarı gelişmeden hastalığın kontrol altına alınmasında kritik rol oynadığını belirterek, immün yetmezlik hastalarının damardan veya subkutan antikor tedavisi, koruyucu antibiyotik uygulamaları ve gerektiğinde kemik iliği nakli gibi yöntemlerle tedavi edildiğini ifade etti. Keskin, hastaların tedavi sürecinde emeği bulunan hekimlere, hemşirelere ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, "İmmün yetmezlikli hastaların sağlıklı günlere ulaşması bir ekip işidir" dedi. Etkinlik kapsamında çocuklar için palyaço gösterileri, oyun aktiviteleri ve yüz boyama etkinlikleri düzenlendi. Programın sonunda ise immün yetmezliği simgeleyen "zebra" temalı pasta kesilerek çocuklara ikram edildi. Etkinlik, çocukların ve ailelerinin keyifli anlar yaşamasıyla sona erdi.
Gaziantep Süper hücre fırtınasının vurduğu Gaziantep’te bina otoparkları çamurla doldu Gaziantep’te hafta sonu etkili olan şiddetli yağış ve fırtınayla birlikte oluşan hortum nedeniyle duvarları yıkılan binaların otoparkları çamurla doldu. Gaziantep genelinde etkili olan "süper hücre" fırtınası kentin pek çok noktasında hayatı adeta felç etti. Fırtına ve sağanak yağış sonrası çok sayıda su baskını yaşanırken, kuvvetli yağmurun ve fırtınanın ardından zararın boyutları ortaya çıkmaya devam ediyor. Fırtınada etkili olan yağmur, dolu, hortum ve rüzgar, cadde ve sokaklar ile köprü altlarını göle çevirdi. Birçok binanın duvarlarının yıkılması sonucu binaların kapalı otoparkları suyla doldu. Suların çekilmesi sonrası otoparklara inerek çamur boyasına bürünen otomobillerini gören vatandaşlar gördüklerine inanamadı. 2025 yılının tamamında metrekareye 202 kilogram yağışın düştüğü Gaziantep’te 2026 yılının ilk dört ayında ise yağış miktarı 607 kilograma ulaştı. Kentte ilk dört ayda yağış miktarı geçen seneye göre metrekarede yüzde 216 oranında arttı. Son yılların en yağışlı döneminin yaşandığı kentte hafta sonu etkili olan aşırı yağış ve süper hücreden sonra metrekareye 60 kilogram yağış düştü. Belli aralıklarla yağışın devam ettiği kentte sağanak yağış zaman zaman etkisini iyice artırıyor. Kentteki bazı binaların otoparklarını, zemin katlarını ve daireleri su basarken, kimi binaların duvarları da yıkıldı. Bugün öğle saatlerinden sonra etkili olan sağanak yağış Şahinbey ilçesinin Narlıtepe Mahallesi’ndeki bazı binaların duvarlarının yıkılması sonucu otoparkları su basınca araçlar çamur içinde kaldı. Mahalledeki bazı bölgelerde mazgalların tıkanması sebebiyle oluşan su birikintileri binaların sığınak ve asansör boşluğuna doldu. İçerisinde otomobillerin bulunduğu otoparklarda vatandaşlar, araçlarını çıkarmak için su çekme işlemini bekliyor.
Tekirdağ Sürücülere net mesaj: "Direksiyondayken ekrana değil yola bak" Trafik Haftası kapsamında Tekirdağ’da yapılan uygulamada, sürücülere direksiyon başında telefon kullanımının tehlikelerine dikkat çekilerek bilgilendirme yapıldı. Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanlığı ile Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şubesi ekipleri, İstanbul Yolu TOKİ uygulama noktasında ortak bir denetim gerçekleştirdi. Trafik kontrolü sırasında araçlar tek tek durdurulurken, sürücülere özellikle araç kullanırken cep telefonu ile ilgilenmemeleri konusunda uyarılarda bulunuldu. Ekipler tarafından hazırlanan bilgilendirici broşürler sürücülere dağıtılırken, dikkat dağınıklığının kazalara davetiye çıkardığı vurgulandı. Uygulamada sürücülerle birebir iletişim kurularak, kısa süreli ekran kullanımının dahi ciddi riskler oluşturduğu anlatıldı. Konuyla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanı Zafer Soykırlı, "Bu hafta Trafik Haftası, biz de Trafik Haftası nedeniyle Yeşilay olarak tütün, alkol, teknoloji ve kumar bağımlılığı ile mücadele ediyoruz. En önemli bağımlılıklardan bir tanesi de ekran bağımlılığı. Maalesef günlük hayatımızın dışında araç kullanırken de ekrana bağımlı oluyoruz. Biz diyoruz ki ’Direksiyondayken Ekranda Değilim.’ Artık direksiyondayken ekranı bırakıyoruz, telefonla ilgilenmiyoruz. Çünkü yapılan bilimsel çalışmalar şunu gösteriyor ben ne kadar iyi bir sürücüyüm? Çok profesyonel bir sürücüyüm de desem sizin telefona baktığınız anda 0,5 saniyelik bir intikal süreniz uzuyor bu da sizin 60 kilometre hızla giden bir aracın frene bastığınızda 15 metre geç frenleme yapıyor. Artık bunun 100-110 kilometreye çıktığınızda kaza kaçınılmaz oluyor. Öncelikle kendi canınız için, sevdikleriniz için, üçüncüsü de hiç tanımadığınız insanlar için lütfen direksiyon başında telefon kullanmayın" dedi.
Gaziantep Gaziantep’te vatandaşlar hala şokta: Çatılar uçtu, araçlar zarar gördü, evler hasar aldı, ağaçlar söküldü Gaziantep’te etkili olan süper hücre fırtınası sonrası yaralar sarılmaya çalışılırken afetten etkilenen vatandaşlar ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını söyleyerek hala şok yaşadıklarını ifade etti. Misafirlikteyken çatı uçması ve balkon yıkılması nedeniyle aracı hurdaya dönen bir vatandaş ise yetkililerden yardım istedi. Gaziantep genelinde önceki gün "süper hücre" fırtınası etkili oldu. Bir anda bastıran fırtına kentin pek çok noktasında hayatı felç etti. Fırtınayla birlikte etkili olan yağmur, dolu, hortum ve rüzgar, cadde, sokaklar ve köprü altlarını göle çevirdi. Yaklaşık yarım saat süren fırtınada çatılar uçtu, dereler taştı, araçlar zarar gördü, evler hasar aldı, ağaçlar söküldü. Fırtınanın etkisiyle 23 kişinin yaralandığı kentte olayın şokunu atlatmaya çalışan vatandaşlar ise ilk kez böyle bir durumla karşılaştıklarını söyledi. Misafirlik için gittiği yerde afete yakalanan ve çatı uçması-balkon yıkılması nedeniyle aracı hurdaya dönen bir vatandaş ise yetkililerden yardım istedi. "Korkunç şeyler oldu, bina yakılacak zannettik" Afete misafirlikte yakalandığını söyleyen ve çok korktuklarını belirten Taner Güler isimli vatandaş, "Ben bu mahallede oturmuyorum, misafirliğe gelmiştim buraya. Yukarı çıktık, ben de site içerisine koydum aracımı. Burayı pek bilmiyorum. Yukarı çıktık, yarım saat sonra hava akşam olmuş gibi karardı. Yani inanılmaz korkunç şeyler oldu. Kabus gibi bir şeydi, yani biz bina yakılacak zannettik. İçerden pencereleri tuttuk" dedi. "Balkon yıkılması ve çatı uçması sonucu aracım ağır hasar aldı" Afetin etkisiyle balkon yıkılması ve çatı uçması sonucu aracının ağır hasar aldığını da belirten Güler, "Daha sonra aşağı indik vaziyet bu. Yani biz de bilemedik nasıl olduğunu. Üzerine çatı parçaları düşen araç benim, o an ikinci bir depremi yaşamış gibi olduk burada. O durum anlatılmaz yaşanır diyebilirim. Balkonlar falan hep yığılmış aracın üzerine. Yani araç çalışır vaziyette değil. Şu an durum bu. Mağdurum, yetkili yerlere gittim. Herkes birbirinden habersiz diyebilirim yani. Bugün kaymakamlığa gittim, şu an kaymakamlığının gelmesini bekliyorum. Belediyeye, valiliğe ve karakola gittim. Şu an mağdurum ve bekliyorum" ifadelerini kullandı. "Bu yaşıma kadar ilk defa böyle bir felaket gördüm, her tarafta deprem etkisi vardı" Aynı binada oturan ve fırtınaya yolda yakalandığını söyleyen Settar Yalçın ise "O gün misafirlik için köyüme gitmek üzereydim. Fakat o felaketin yaşandığı anda yoldaydım ve bir yere gidemedim. Bu yaşıma kadar ilk defa böyle bir felaket gördüm. Evime geri döndüğümde ise her taraf depremin bıraktığı etkiyle aynı olmuştu. Çatılar uçtu, binalar ve araçlar hasar gördü. Yetkililer geldi, incelemede bulundu. Tutanaklar tutuldu. Herkese geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum" diye konuştu.
Kocaeli Kurbanlıkta küpe, yaş ve sağlık uyarısı Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları hastalıklı, küpesiz ve yaş kriterini taşımayan hayvanların satın alınmaması konusunda uyardı. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde açıklamalarda bulunan Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Mehmet Bostancı, "Kurban Bayramı halk sağlığı, hayvan sağlığı, hayvan refahı ve ekonomik boyutları olan bir organizasyondur, böylesine karmaşık ve oldukça kısa bir sürede gerçekleşen organizasyonun sağlıklı ve huzur içerisinde geçmesi için ciddi önlemler alınmalıdır. İçinde veteriner hekimlerin görev aldığı kurumlar başta olmak üzere, diğer Kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin beraber oluşturacağı politikalarla sağlıklı şekilde yürütülebilir. Büyük önemi bulunan gıda güvenliği, kurbanın kesimi, kesim yerleri, kesecek kişilerin sağlığı, hayvan nakilleri, araçların dezenfeksiyonu çok daha fazla dikkatli ve kurallara tam uyumla yürütmemiz gereken süreç haline gelmiştir" dedi. "Kurbanlık, satış yerlerinden veya doğrudan hayvancılık işletmesinden alınmalıdır" Kurban hizmetleri süresince kurbanlık hayvan tedarikinde, nakillerinde, satış ve kesim yerlerinde hayvan sağlığı, hayvan refahı, veteriner halk sağlığı ve çevre sağlığı açısından herhangi bir risk ve aksaklık yaşanmaması için "2026 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ" kapsamında iş ve işlemler yürütüldüğüne dikkat çeken Bostancı, "4 Mayıs tarihinde İl Kurban Hizmetleri Komisyonu tarafından alınan karar doğrultusunda, kurbanlık hayvanların satışına izin verilen yerlerde başlanabilecektir. Kurbanlık hayvanlar, hayvan pazarları, hayvan borsaları veya Kurban Hizmetleri Komisyonu’nca belirlenen kurbanlık satış yerlerinden veya doğrudan hayvancılık işletmesinden alınmalıdır. Buraların dışındaki yerlerden kurban alınmamalıdır" diye konuştu. "Kurbanlık pis kokulu ishal ve burun akıntısı olmamalı" Kurbanlıkların gebe olmaması ve büyükbaş hayvanların 2 yaşından, küçükbaş hayvanların ise 1 yaşından küçük olmaması gerektiğini vurgulayan Mehmet Bostancı, "Hayvanın besi durumu iyi olmalı, yeni doğum yapmış olmamalı, tüyleri karışık ve mat olmamalı, pis kokulu ishal ve burun akıntısı olmamalı, çevreye karşı aşırı tepkili veya duyarsız olmamalı, iştahının iyi olması, yem ve suyu yemesi gerekmekte, topallık olmamalıdır. Aşırı zayıf olmamalıdır. Üretimin devamlılığı açısından dişi damızlık hayvan kesimi tercih edilmemelidir" şeklinde konuştu. "Küçükbaş hayvanlarda kulak küpesi, pasaport ve sevk raporlarının bulunması zorunludur" Büyükbaş hayvanlarda, hayvanın Tarım ve Orman Bakanlığı kayıtlarında bulunduğunu gösteren kulak küpesi, pasaport ve veteriner hekim tarafından muayene edildiğini belgeleyen sevk raporunun bulunması gerektiğinin altını çizen Bostancı, "Küçükbaş hayvanlarda kulak küpesi, pasaport ve sevk raporlarının bulunması zorunludur. TARIMCEBİMDE uygulaması sayesinde, hayvanın kulak küpe numarası girilerek; ırkı, yaşı, cinsiyeti, sahibi ve uygulanan koruyucu aşılar gibi bilgilere erişim sağlanabilmektedir. Kulak küpesi bulunmayan hayvanlar kesinlikle satın alınmamalıdır" ifadelerini kullandı.