SPOR - 20 Ocak 2026 Salı 14:31

Baba ve oğul aynı takımda oynuyor

A
A
A
Baba ve oğul aynı takımda oynuyor

Altınordu Futbol Kulübü’nde A Takım kadrosuna katılan tecrübeli futbolcu Yılmaz Özeren ile kulübün U13 takımında forma giyen oğlu Emir Özeren, aynı çatı altında kırmızı-lacivertli armayı temsil etmenin heyecanını yaşıyor.


Altınordu Futbol Kulübü’nde ender rastlanan bir hikaye yaşanıyor. Kulübün altyapısında yaklaşık 4.5 yıldır eğitim gören U13 takımı oyuncusu Emir Özeren ile bu sezon A Takım kadrosuna dahil olan babası Yılmaz Özeren, aynı kulüpte buluştu. 20 yıllık profesyonel futbol geçmişi bulunan Yılmaz Özeren, oğluyla birlikte aynı forma altında mücadele etmenin kendisi için tarifsiz bir gurur olduğunu belirtti.



Yılmaz Özeren: "Oğluma ve gençlere örnek olmak istiyorum"


Kulübe katıldığı ilk günden itibaren büyük bir heyecan yaşadığını dile getiren Yılmaz Özeren, kendisine bu fırsatı veren Başkan Mehmet Özkan’a teşekkür etti. Altınordu’nun sadece bir futbol kulübü değil, aynı zamanda bir değerler okulu olduğunu vurgulayan tecrübeli oyuncu, "Buraya çok heyecanlı olarak geldim ve çok gururluyum. Futbol hayatım boyunca bu forma benim için hep ayrı ve özel bir yerde oldu. Hem oğluma hem de Altınordu çatısı altında yetişen tüm gençlere örnek olmak istiyorum. Sadece saha içinde değil; duruşumla, çalışkanlığımla, disiplinimle örnek olmaya çalışıyorum. Bu çatı altında oğlumla birlikte forma giymek benim için tarif edilmez bir gurur" dedi.



"Saha içine müdahil olmuyorum"


Evde futbolun hayatlarının doğal bir parçası olduğunu ancak oğluna bir antrenörden ziyade baba olarak yaklaştığını ifade eden Özeren, "Evde futbol konuşulur ama ben daha çok bir baba, bir veli olarak oğlumun yanındayım. Beslenmesi, uykusu, dinlenmesi gibi konularda yardımcı olmaya çalışıyorum. Saha içinde ise müdahil olmuyorum. O, burada zaten çok iyi bir eğitim alıyor" diye konuştu.


Oğlunun kendisini tribünden izlemesinin motivasyonunu artırdığını belirten Yılmaz Özeren, "Sahada attığım her adımda oğlumun beni izliyor olması bana ekstra sorumluluk yüklüyor. Bu beni daha çok motive ediyor. Sadece oğlum için değil, bu ülkede futbol hayali kuran tüm gençler için örnek olmak istiyorum" ifadelerini kullandı.



Emir Özeren: "Hedefim A Takım forması"


Babasının A Takım’da oynamasının kendisi için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu belirten Altınordu U13 Takımı oyuncusu Emir Özeren ise, "Babamın A Takımda oynaması benim için gurur verici. Onu sahada izlemek beni motive ediyor. Ben de ona yakışır şekilde oynamak istiyorum" dedi.


Çocukluğunun geçtiği kulüpte hedefleri olduğunu aktaran genç sporcu, "İlk hayalim profesyonel futbolcu olduğumda Altınordu formasını giymek. Çünkü burada büyüdüm, çocukluğum burada geçti. Çalışmadan futbolda bir yere gelinmez. Babam da bana hep bunu söylüyor. Çok çalışmam gerektiğini biliyorum" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Beykoz’da tarihi çeşme restorasyonu tartışması büyüyor: "300 yıllık çeşme 1984 yılında yıkıldı, burası 26 yıllık bir yapı" Beykoz Yalıköy’de 300 yıllık İshak Ağa Çeşmesi’nin büyük tepki gören restorasyon çalışmalarıyla ilgili açıklama yapan Yalıköy Mahalle Muhtarı Necmi Gösterit, eski tarihi çeşmenin 1984’te yol çalışmasında yıkıldığını belirterek, "Yıkıldığı zaman yalnızca tarihi sütun Beykoz Belediyesi tarafından korunarak kaldırılmıştır. 1999 yılında belediye buraya yeni bir çeşme yapmıştır. Bu yapılan çeşme o dönem gelişigüzel yapılmış bir çalışmaydı" dedi. Beykoz Yalıköy’deki 300 yıllık İshak Ağa Çeşmesi’nin restorasyon sonrası görüntüsü tartışmalara yol açtı. Tarihi silindir gövdenin yerini dikdörtgen bir yapının alması ve kitabenin akıbetine yönelik iddialar üzerine açıklama yapan Vakıflar Genel Müdürlüğü, uygulamanın İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından gerçekleştirildiğini duyurdu. Beykoz Yalıköy’de yer alan ve 1741 yılında İstanbul Gümrük Emini İshak Ağa tarafından yaptırılan tarihi "sütun çeşme", restorasyon çalışmalarıyla gündeme geldi. Kültür envanterinde silindir gövdesi ve üç satırlık kitabesiyle kayıtlı olan eserin, restorasyon sonrası mevcut formundan farklı bir görünüme bürünmesi "özgün yapının korunamadığı" eleştirilerine neden oldu. Yalıköy Serbostan Mustafa Ağa Camii önündeki tarihi yapının restorasyonun ardından orijinal silindir formunu kaybederek dikdörtgen bir mermer kütle haline getirilmesi sosyal medyada ve kamuoyunda büyük bir tepkiyle karşılandı. 300 yıllık tarihi üzerinde barındıran "Sâhibu’l-hayrât ve’l-hasenât Es-Seyyid İshak Ağa Voyvada-i Galata" yazılı kitabenin akıbeti ise merak konusu oldu. Tepkilerin ardından bölgede bulunan tarihi çeşmenin 1984 yılında yol çalışmaları nedeniyle yıkıldığı; yıkım sırasında yalnızca tarihi sütunun koruma altına alındığı ifade edildi. Ardından 1999 yılında Beykoz Belediyesi tarafından bölgede yeni bir çeşme yapılırken, söz konusu yapının yaklaşık 26 yıllık olduğu ve zamanla yıpranarak kullanılamaz hale geldiği belirtildi. "Vatandaşın talebi doğrultusunda hareket ettik, tarihe zarar verme gibi bir niyetimiz kesinlikle yoktur" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Beykoz Yalıköy Mahalle Muhtarı Necmi Gösterit, şu ifadelere yer verdi: "Burası yaklaşık 280 yıllık tarihi bir çeşmeydi. Eski çeşme çatılı bir yapıydı, fotoğrafları da elimizde mevcut. 1984 yılında yol çalışması nedeniyle bu çeşme yıkılmıştır. Yıkıldığı zaman yalnızca tarihi sütun Beykoz Belediyesi tarafından korunarak kaldırılmıştır. 1999 yılında belediye buraya yeni bir çeşme yapmıştır. Bu yapılan çeşme o dönem gelişigüzel yapılmış bir çalışmaydı. Yaklaşık 26 yıllık bir yapıdır. Burada şu soru da sorulabilir;’26 yıllık bir yapı gerçekten tarihi doku sayılır mı?’ Bizim kastımız eski bir belediye yapısının da artık yıpranmış, işlevini kaybetmiş olmasıdır. Bu çeşme zamanla mermerleri kırılmış, atıl duruma gelmiş ve artık kullanılmaz hale gelmiştir. Buraya da yakışmadığı için mahalle sakinlerimiz ve esnafımız yenilenmesini talep etti. Biz de vatandaşın talebi doğrultusunda hareket ettik. Tarihe zarar verme gibi bir niyetimiz kesinlikle yoktur. Biz tarihi yok etmek değil, tam tersine koruyarak yenilemek için bu süreci yürüttük. Büyükşehir Belediyesi’ne yazı yazdık ancak süreç uzayınca vatandaş mağdur olmasın diye çalışmayı başlattık. Eski çeşmeden kalan tarihi sütun şu anda mevcut çeşmenin ortasında duruyordu. Bu sütun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir unsurdur. Yeni yapılacak çeşmede tekrar değerlendirilmek üzere alınması planlanmaktadır. Biz tarihi düşman değiliz. Tam tersine mevcut yapıyı koruyarak, vatandaşın ihtiyacına göre yeniledik."
Bolu 2 aylık kızını öldürdüğü iddia edilen anne ‘Canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan tutuklandı Bolu’nun Gerede ilçesinde 2 aylık kızını boğazını keserek öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan anne Serpil Cankurtaran, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı nöbetçi mahkemece ’canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan tutuklandı. Olay, önceki gün akşam saatlerinde Gerede ilçesine bağlı Kitirler Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 aylık Ela Cankurtaran evde boğazı kesilmiş halde ölü bulundu. Cinayet şüphelisi olan anne Serpil Cankurtaran, evden çıkarak D-100 kara yolu üzerinden Yeniçağa ilçesi istikametine kilometrelerce yürüdükten sonra polis ekipleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki ilk sorgusunda, "Bebeğimi kesinlikle ben öldürmedim, onu kimin öldürdüğünü de bilmiyorum" diyerek suçlamaları reddeden şüpheli kadın, buradaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Gerede İlçe Adliyesi’ne sevk edildi. Canavarca hisle kasten öldürme suçundan tutuklandı Gerede İlçe Adliyesi’nde Nöbetçi Mahkemeye çıkarılan şüpheli anne Serpil Cankurtaran’ın savcılık ve hakimlik sorgusu tamamlandı. Nöbetçi Hakim Yavuz Selim Karademirtok tarafından sorgulanan Cankurtaran, bebeğe karşı ’canavarca hisle kasten öldürme’ suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hayatını kaybeden minik Ela ise bugün Demircisopran köyünde acılı babasının gözyaşları arasında toprağa verilmişti.