TEKNOLOJİ - 09 Kasım 2025 Pazar 10:24

Afet bilincine sanal gerçeklik desteği

A
A
A
Afet bilincine sanal gerçeklik desteği

Yaşar Üniversitesi Sanal Gerçeklik (VR) Laboratuvarı ekibi, üniversite öğrencilerinin de katkılarıyla, afet bilincini artırmak ve muhtemel bir deprem öncesinde doğru hazırlık alışkanlıklarını kazandırmak amacıyla "Deprem Çantası Hazırlama Simülasyonu" adlı sanal gerçeklik deneyimini geliştirdi. Kullanıcılar, sanal gerçeklik (VR) gözlüğü ile sanal ortamda oluşturulan bir evin salonunda dolaşarak deprem çantasına koyulması gereken eşyaları buluyor, bilgi alıyor ve çantaya yerleştiriyor.


Yaşar Üniversitesi Medya Merkezi VR Lab. ekibi, öğrencilerle birlikte geliştirdiği sanal gerçeklik deneyimi ile toplumsal farkındalığı kalıcı hale getirmeyi hedefledi. Geliştirilen uygulamada; kullanıcıların sanal ortamda oluşturulan bir evin salonunda, deprem çantasına koyulması gereken eşyaları bulması bekleniyor. Her objenin üzerine gelindiğinde, o eşyanın kritik önemi ve deprem sonrasında hangi durumlarda işe yarayabileceği hakkında detaylı paneller açılıyor. Örneğin, düdüğün enkaz altında ses duyurmak için ne kadar kritik bir araç olduğu bu paneller aracılığıyla anlatılıyor. Kullanıcılara ayrıca deprem çantasında bulunması gereken temel eşyaların bir listesi sunuluyor. Böylece kişi, eksiklerini fark ediyor ve listeyi tamamlamaya çalışıyor. Uygulamayı VR gözlükleriyle deneyimleyen kullanıcın hem görsel hem de işitme olarak ortama tamamen dahil oluyor. Bu yöntemle sadece bilgi aktarılmıyor, kullanıcı öğrendiklerini adeta yaşıyor.



Afet refleksinin gelişmesini sağlıyor


Tüm eşyaların doğru şekilde toplanmasıyla deneyimi başarıyla tamamlayan kullanıcı, deprem çantasını nasıl doğru hazırlayacağını birebir yaşayarak öğreniyor. Bu çalışma, sanal gerçeklik teknolojisinin etkileşim gücünü eğitimle birleştirerek farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Özellikle gençler ve öğrenciler arasında afet bilincini artırmak amacıyla tasarlanan proje, gerçek bir depremi beklemeden, güvenli bir ortamda doğru reflekslerin geliştirilmesini sağlıyor.



Deneyimsel öğrenme yöntemi


Simülasyon, bilgi ve becerinin uygulama, hatırlama ve deneyimleme yoluyla öğrenildiği deneyimsel öğrenme modeline dayanıyor. Bu pedagojik yöntem, öğrenilen bilginin kalıcılığını artırıyor ve kriz anında doğru davranışların otomatikleşmesini destekliyor.



Afet bilincine sanal gerçeklik desteği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.