GENEL - 30 Haziran 2023 Cuma 15:24

Atatürk’ün Urla’ya gelişinin 97. yılı coşkuyla kutlandı

A
A
A
Atatürk’ün Urla’ya gelişinin 97. yılı coşkuyla kutlandı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Urla’ya gelişinin 97.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Urla’ya gelişinin 97. yıl dönümü coşkuyla kutlandı.


Mustafa Kemal Atatürk’ün Urla’yı ziyaret edinişin 97. yılında ilçede kutlama programı düzenlendi. Saat 11.00’de Mermerli Çeşme önünde toplanan coşkulu kalabalık, Onuncu Yıl Marşı eşliğinde, Urla Belediyesi Spor Kulübünün minik sporcularının ellerinde tuttuğu dev Türk Bayrağı ile yürüyüşe geçti. Yürüyüş Cumhuriyet Meydanı önünde son buldu. Meydanda Atatürk büstüne çelenklerin sunulması, şehitlerimiz ve gazilerimiz için durulan saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla devam eden tören, günün anlam ve önemini belirten konuşmalarla sürdü. Tören, şiirlerin okunmasından sonra Urla Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü Halk Oyunları ve Urla Belediyesi Halk Oyunları Ekibinin folklor gösterileriyle son buldu.



Urla Kaymakam ve Belediye Başkan Vekili adına törende açıklama yapan Karaburun Kaymakamı Eyüp Kaykaç, "Bundan tam 100 yıl önce Cumhuriyetimiz kurulmuş, Kurtuluş Savaşı’ndan başarıyla çıkılmış ve Cumhuriyet’in inkılapları bir bir gerçekleştirilmeye başlanmıştı. Ancak bu inkılapların halk nezdinde uygulanışı, artısı veya eksisinin değerlendirilmesi için Gazi Mustafa Kemal Atatürk yurdun birçok noktasına geziler düzenleyip yerinde görmek istiyordu. Bu hedefle yurdun birçok yerine geziler düzenledi. Bu gezilerden bir tanesinde bundan tam 97 yıl önce 30 Haziran’da Urla ilçemizi ziyaret etmişti. Tam 97 yıl önce tam bugünkü coşkuyla Gazi’mizi, Atatürk’ümüzü karşılayıp bağrımıza bastık. O büyük coşku ile de burada misafir ettik. Burada misafir ettiğimiz günde Gazi’nin şöyle bir sözü vardı: "İnkılapları yaptık ama işimiz bitmedi. Daha yapacak çok işimiz var. Bundan dolayı gençlere ve sizlere çok iş düşüyor minvalinde bir konuşma yapmıştı. Bugün de aynı şekilde yapacak çok işimiz var. Gençlerimizden ve Urlalı hemşerilerimizle birlik ve beraberlik içerisinde Cumhuriyetimizin temel değerleri üzerinde çalışacağımız ve muasır medeniyetler seviyesine çıkaracağımız birçok işler var. Ben bu duygu ve düşünceler içerisinde başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere ebediyete intikal etmiş o dönemin Urlalı hemşerilerimizin hepsine Allah’tan rahmet diliyorum" dedi.


Törene; Urla Kaymakam ve Belediye Başkan Vekili adına Karaburun Kaymakamı Eyüp Kaykaç, Urla Emniyet Müdürü İsmail Duman, Urla İlçe Jandarma Komutanı Üsteğmen Adem Aydoğdu, siyasi partilerin temsilcileri, muhtarlar ve Urlalı vatandaşlar katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ağrı Ağrı’da geri dönüşümle hayat bulan restoran iftar sofrasıyla süslendi Ağrı Valisi Önder Bozkurt ve eşi Betül Bozkurt, Eleşkirt Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde düzenlenen iftar programında öğrencilerle bir araya geldi. "Maarifin Kalbinde Ramazan" etkinlikleri kapsamında gerçekleşen programda hem okulun üretim alanları ziyaret edildi hem de öğrencilerin el emeğiyle hazırladığı iftar sofrasında oruçlar açıldı. Program öncesinde okulun Yiyecek ve İçecek Hizmetleri Bölümü bünyesindeki endüstriyel ekmek üretim tesisini gezen Vali Bozkurt ve beraberindekiler, öğretmenler eşliğinde üretim yapan öğrencilerden bilgi aldı. Günlük 10 bin ekmek üretim kapasitesine sahip tesiste öğrencilerin hem eğitim aldığı hem de üretime katkı sunduğu belirtildi. İftar programında konuşan Bozkurt, okulda 24 derslikte 221 öğrencinin eğitim gördüğünü ifade ederek, "Öğrencilerimiz mesleki eğitim anlamında çok farklı branşlarda hem teorik hem uygulamalı çalışmalarla önemli işler yapıyor. Sadece akademik başarı değil, mesleki donanım açısından da güçlü bir tablo var" dedi. Öğrencilerin kendi emekleriyle hazırladığı iftar sofrasına ilçe protokolüyle birlikte davet edildiklerini belirten Bozkurt, bu davetten büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Deprem felaketinin ardından Eleşkirt’teki öğrenciler ve öğretmenler tarafından hazırlanan ekmeklerin deprem bölgesine ulaştırıldığını da hatırlatan Bozkurt, "Aldığım bilgilere göre 36 binden fazla ekmek deprem bölgesine gönderildi. Bu, ilçemiz ve ilimiz adına büyük bir özveri örneğidir. Emeği geçen tüm öğretmen ve öğrencilerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Bozkurt ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında okulda geri dönüşüm temelli bir uygulama restoranının hayata geçirildiğini belirtti. Restoranda israfın önüne geçildiğini ve tüm atıkların geri dönüşüme kazandırıldığını vurgulayan Bozkurt, sürdürülebilir kalkınma ve sürdürülebilir çevre anlayışının eğitimle birlikte güçlendiğini kaydetti.
Afyon Her damlanın Eber Gölü’ne ulaşması için topyekun mücadele Türkiye’nin en kaliteli kirazının yetiştiği Afyonkarahisar’ın Sultandağı ilçesinde meyve üretiminin adeta sigortası konumunda bulunan Eber Gölü’nün yaşatılması için bölge halkı büyük mücadele veriyor. Sultan Dağları’nda eriyen karların Eber Gölü’ne ulaşması için kanalları temizleyen, her damlayı göle yönlendiren Sultandağı sakinleri, bölgede suyu kendi bahçesine çevirenlere engel olmak için fotokapan da kurdu. Türkiye’nin önemli gölleri arasında bulunan Eber Gölü, Afyonkarahisar’ın Çay ve Sultandağı ilçesinde ülkenin en kaliteli kiraz ve vişnesi açısından büyük önem taşıyor. Sultan Dağları ile Eber Gölü arasında kalan topraklarda, farklı bir mikroklimada yetiştirilen kirazlar ihraç edilerek ülke ekonomisine büyük katkı sağlarken, vişneler de meyve sularında istenen aromanın yakalanmasında kullanılıyor. Bölge halkı da Eber Gölü’nün bu kıymetini kurumaya başladıktan sonra anladı. Son yıllarda ciddi oranda çekilen ve küçülen Eber Gölü’nün tamamen kuruma riski bulunması çiftçileri endişelendiriyor. Kuşları, sazlıkları, balıkları, çiçekleri, yüzen adacıkları ve derin sessizliğiyle Anadolu’nun keşfedilmemiş köşelerinden biri olan Eber Gölü’nün kurtarılması için Tarım ve Orman Bakanlığı eylem planı hazırlarken üreticiler üzerine düşeni yapmak için kolları sıvadı. Sultandağı’na bağlı Yeşilçiftlik Belde Belediyesi, iş makinelerini göl çevresine göndererek Sultan Dağları’ndan kurların erimesi ve yağışlarla gelen suların Eber Gölü’ne ulaşması için kanalları temizledi. Ana kanaldan bahçelere giden küçük kanalları kapatan belediye ekipleri, her damlanın göle ulaşması için çaba harcadı. Parmak kalınlığında gelen suların bile ana kanala ulaşması için belediye ve DSİ ekipleri, gece gündüz çalışarak Eber Gölü’ne nefes olmaya çalıştı. İlçeye bağlı Yakasenek Köyü’nün Muhtarı Mevlüt Kurtulmuş, Yeşilçiftlik Belediye Başkanı Devrim Ölmez’e duyarlılığı ve desteği için teşekkür ederek, dağdan gelen tüm suyun göle ulaşması için bölgede topyekun bir mücadele yürütüldüğünü aktardı. İrili ufaklı kilometrelerce kanalda çalışma yapıldığını dile getiren Kurtulmuş, "Afyonkarahisar Valisi Kübra Güran Yiğitbaşı ve Sultandağı Kaymakamı Hacı Demirci’ye ayrıca teşekkür ediyoruz. DSİ ekipleri göl çevresinde iş makineleriyle çalışma yürütüyor. Dağlarda kar yüklü. Halen yağışlar ürüyor. Biz burada kamu kurumlarıyla üzerimize düşeni yapıyoruz" dedi. Kurtulmuş, kiraz ve vişnenin tek sigortasının Eber Gölü kaldığına dikkati çekerek, "Amacımız gelen her damlayı aktarmak ve gölümüzü korumak. Bölgede fotokapanlar kurduk. Gelen suyu kendi bahçesine çeviren, kanallara müdahale edenleri belirleyip haklarında suç duyurusunda bulunacağız. Göl yaşarsa hepimiz yaşarız, üretiriz, mutlu oluruz" diye konuştu.
Hatay Enkaz altındaki kızının elini bir an olsun bırakmayan babanın yaşadıklarını minyatüre dönüştürdü Hatay’da asrın felaketinde kız kardeşini kaybeden ve iki çocuk babası olan 47 yaşındaki Mehmet Kocaman, Kahramanmaraş’ta depremde enkaz altında kalan evladının elinden tutan ve bir an kızının elini bırakmayan Mesut Hançer’den etkilenerek 3 ay süren çalışmayla deprem minyatürü yaptı. Altınözü ilçesi Yenişehir Mahallesi’nde yaşayan Mehmet Kocaman, çocukluğundan beri minyatür sanatını severek farklı sanat eserleri yapıyor. Hiçbir eğitim almadan yıllar önce minyatür sanatını öğrenen Kocaman, ilçede düzenlenen yarışmalarda derecede alarak kendini geliştirdi. Depremde kız kardeşini kaybeden Kocaman, kardeşinin cenazesini 9’uncu günde buldu. Depremde kız kardeşinin ölümünden etkilenen Kocaman, iki çocuk babası olmasının verdiği üzüntüyle Kahramanmaraş’ta deprem enkazında evladının elini bırakmayan Mesut Hançer’den etkilenerek olayı minyatürize etti. Asrın felaketinde yaşanmış olaylardan ve fotoğraflardan esinlenerek 3 ay içerisinde deprem minyatürü yapan Kocaman, çalışmasının tamamında atık malzemeleri kullandı. "Fotoğraflarda depremde enkaz altında kalan kızının elini tutan babayı görünce çok etkilendim ve minyatürleştirme yapmaya karar verdim" Çocukluğundan beri minyatür sanatıyla uğraşarak kendisini etkileyen olayları minyatürize eden Mehmet Kocaman, depremden etkilenerek yaptığı eserinde asrın felaketinde enkaz altında kalan kızının elini tutan bayı konu aldığını belirterek "Minyatür işi, çocukluğumdan gelen bir yetenektir, Herhangi bir yerden eğitim almadım. Kendi içimden gelen bütün yaşanılmış olayları minyatür şeklinde yapıyorum. Bu minyatür işini çocukluğumdan beri yapıyorum. Bizim burada festivallerde yapılan yarışmalara katılarak kendimi minyatür konusunda gösterdim. Herkesin bildiği gibi asrın felaketi dediğimiz depremi yaşadık. Depremde her ailenin kendine göre bir olayı ve hikayesi var. Özellikle Kahramanmaraş’ta olan evladını kaybeden babanın simge haline geldiği için herkes tanıyordu ama çok kötü bir durum yaşanmış bir babaydı. Bende iki çocuk babası olarak kendisini çok iyi anlıyorum. Bunu fotoğraflarda görünce çok etkilendim ve minyatürleştirme yapmaya karar verdim" dedi. "Deprem minyatürün yapımı ve figürler 3 ayımı aldı, bunun yanında yaşanılmış bütün olayları yapabiliyorum" Depremden etkilenerek yaptığı makette atık malzemeleri kullanan ve çalışmayı 3 ay süren çalışmayla ortaya çıkardığını ifade eden Kocaman, "Bu deprem minyatürü yaparken özellikle geri dönüşüm malzemelerini kullandım. Satın aldığım sadece tutkal ve tel gibi malzemelerdi. Diğer karakterlerde aileleri enkaz altında kalmış ve onları yakınları çıkarmaya çalışıyorlar. Fotoğraflarda öyle görünüyor. Bu çalışmaya adını koymadım ama depremde simge fotoğraf haline gelmiş bir babanın hikayesi. Benimde depremde herkes gibi bir hikayem var. Depremde kardeşimi ve kuzenimi kaybettim. Depremde kardeşim hastanede görev yaparken enkaz altında kaldı. 10 gün boyunca enkaz altından çıkarmaya çalıştık ve başında kaldık. Dışarıdan gelen ekipler sayesinde yapılan çalışmayla kardeşimi 9’uncu günde cenazesini aldım. Deprem beni bayağı etkiledi. Deprem minyatürün yapımı ve figürler 3 ayımı aldı, bunun yanında yaşanılmış bütün olayları yapabiliyorum" ifadelerini kullandı.
Trabzon Başıboş köpekler tehlike saçıyor Türkiye’nin birçok şehrinde giderek büyüyen sahipsiz sokak hayvanı sorunu, son aylarda art arda yaşanan saldırı ve yaralanma vakalarıyla yeniden gündeme geldi. Son olarak Trabzon’da sokak köpeğinin saldırı girişiminden kaçarken yola atlayıp belediye otobüsünün çarpması sonucu ağır yaralanan üniversite öğrencisi genç kız yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye genelinde son yıllarda artan başıboş sokak köpeği saldırıları, vatandaşların can güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Ülke genelinde farklı illerde yaşanan benzer olaylar, sahipsiz hayvan sorununu yeniden tartışmaların merkezine taşıdı. Son olarak Trabzon’da kaldığı yurda doğru yürüyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Eczacılık Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Cennet Nesibe Gül (21), kaldırımda ilerlediği sırada çevrede dolaşan sokak köpeğinin bir anda üzerine doğru koştuğunu fark etti. Genç kızın korkuyla geri adım atıp kaçmaya çalıştığı anlarda panikle yola fırladı. O esnada bölgeden geçen belediye otobüsünün çarpması sonucu üniversite öğrencisi metrelerce sürüklendi. Ağır yaralı olarak KTÜ Farabi Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alınan Gül’ün vücudunun çeşitli yerlerinde çoklu kırıklar bulunduğu, hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren genç kızın yaşadığı kaza çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, sokak köpeğinin genç kıza doğru yöneldiği, Gül’ün paniğe kapılarak koşmaya başladığı ve bu sırada yolun ortasına çıkınca otobüsün çarptığı anlar görüldü. Belediye ekiplerinin, köpeği olaydan kısa süre sonra kontrol altına alarak barınağa götürdüğü öğrenildi. Genç kızın Kahramanmaraş’tan gelen ailesi ise hastanede büyük bir endişeyle tedavi sürecini takip ederken, olayın ardından polis ekiplerinin hem kazaya ilişkin hem de köpek saldırısına yönelik inceleme başlattığı öğrenildi. Prof. Dr. Koşucu: "İlk 72 saat çok önemli" Cennet Nesibe Gül’ün sağlık durumu ile ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Anabilim Dalı Prof. Dr. Müge Koşucu, ilk 72 saatin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, "Multi travma hastası genç kızımız Cennet trafik kazası geçirdi. Trafik kazaları ve multi travmada ilk 48 saat ve onun ardından 72 saat çok önemli. Bu 72 saat içerisinde genel durum değişikliği olabilir. İyiye veya kötüye gidiş olabileceği için şuan çok net bir şey söyleyemeyiz. Trafik kazasına bağlı beyin kanaması, kalça kemiğinde kırık, akciğer travması, karaciğer dalak yaralanması olan bir hastamız. Genel cerrahi ve ortopedi bölümleri acil ameliyata alıyor. Gerekli müdahaleler yapıldıktan sonra yoğun bakıma aldık. Takip ve tedavisi sürüyor. Genel durumu ciddiyetini koruyor. 72 saatten sonra genel durumu hakkında bilgi vermek mümkün olacak" dedi. "Köpekle aynı ortamda yaşamaya mecbur bırakılmamamız gerekiyor" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, başıboş köpeklerin toplanması gerektiğini belirterek, "30 yıldır söylediğimiz şeyi tekrar ediyorum; başıboş köpek olmaz. Üniversite yerleşkelerinde bile maalesef köpeklerin bulunduğunu görüyoruz. Toplumun en eğitimli kesiminin, akademisyenlerin ve öğrencilerin yaşadığı alanlarda hocaların lojmanlarının olduğu bölgelerde bile başıboş köpek sorunu devam ediyor. Dış parazitinden idrarına, havlamasından arabalara ve öğrencilere saldırmasına kadar birçok sorun yaşanıyor. Yerleşkede tekerlekli sandalye kullanan ya da protez bacakla yürüyen öğrenciler var ve köpekler bunu farklı algılayıp özellikle onlara hücum ediyor. Bu başlı başına ciddi bir problem. Köpekle aynı ortamda yaşamaya mecbur bırakılmamamız gerekiyor. Tüm kampüslerde başıboş köpeklerin kaldırılması şart. Şehirlerde de durum farklı değil. Bugün Trabzon Meydan Parkı’na baktığımda bu köpek şehrin sembolüdür denildiğini görüyorum. Neyin sembolü? Ne zamandan beri bu şehrin sembolü oldu, kim sembol ilan etti? Çay bahçelerinin içinde, küçücük çiçekliklerde dışkı görüyorum herhalde o kokuyu yalnızca ben almıyorum. Dışkının taşıdığı bakteri ve virüs sayısının haddi hesabı yok. Köpeklerin bu şekilde etrafta beslenmesi hem kirlilik hem de sağlık açısından büyük bir risk. Bu durumdan kurtulmamız gerektiğini söylüyorum. Başıboş köpeklerin toplanması ve barınaklara alınması gerekiyor. Bu barınakları devlet de işletebilir, özel sektör de. Buraya kadar problem yok. Ancak köpeğe ölene kadar devlet baksın, hem de ucuza baksın gibi akıl dışı iddialar doğru değil. Dünyanın hiçbir yerinde köpekler ölene kadar barınakta tutulmuyor. Sadece bizde böyle bir yaklaşım var. Merhametli toplumuz diyoruz ama sokakta köpek kediyi parçalıyor, çocuğa saldırıyor. Merhamet bu değil" ifadelerini kullandı.