SAĞLIK - 27 Şubat 2026 Cuma 09:51

Zorlu kalp sorunu ameliyatsız yöntemle aşıldı

A
A
A
Zorlu kalp sorunu ameliyatsız yöntemle aşıldı

9 yıl önce aort kökü ve çıkan aortası tamamen değiştirilerek hayata tutunan 45 yaşındaki Ömer Bayram, bu kez doğal aort kapağında gelişen ileri derecede yetersizlik nedeniyle yeniden ciddi bir kalp sorunu ile karşı karşıya kaldı. Daha önce geçirdiği büyük aort ameliyatı nedeniyle açık cerrahinin çok yüksek risk taşıdığı bu hastada, Memorial Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık tarafından uygulanan TAVI (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu) yöntemiyle ameliyatsız tedavi başarıyla gerçekleştirildi. Literatür tarandığında Türkiye’de ikinci, dünya genelinde ise ilk 5 vaka arasında gösterilen bu özellikli olgu, ileri teknolojiyle desteklenen çok disiplinli kardiyovasküler yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koydu.



Kalp takımı kararı: Açık cerrahi çok yüksek riskliydi


Yüksek riskli ileri aort yetersizliği vakasını TAVİ yöntemiyle ameliyatsız tedavi eden Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık, hastanın geçmiş sürecini şu sözlerle anlattı:


"Hastamıza 2017 yılında, aort kökü ve çıkan aortanın tamamen çıkarılarak yerine tüp greftin konulduğu, kalp cerrahisinin en büyük ve en riskli ameliyatlarından biri olan David Prosedürü Prof. Dr. Hakan Gerçekoğlu tarafından başarı ile uygulanmıştı. Bu operasyon sonrasında yaklaşık 8 yıl boyunca tamamen semptomsuz takip edilen hastamız Ömer Bayram’a 2025 yılında göğüs ağrısı nedeniyle yapılan değerlendirmede iki koroner damarında kritik darlık saptandı ve sonrasında stent takılma işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Ancak takip eden dönemde eforla artan nefes darlığı ve çabuk yorulma şikayetleri ön plana çıktı. Yapılan ayrıntılı incelemelerde, hastamızın doğuştan biküspit yani iki yaprakçıklı olan aort kapağında ileri derecede yetersizlik ve buna bağlı olarak kalbin sol boşluklarında belirgin genişleme olduğunu gördük.


Kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi ve anestezi uzmanlarından oluşan Kalp Takımı konseyinde hastamızın durumunu ayrıntılı bir şekilde değerlendirdik. Daha önce büyük bir aort kök ameliyatı geçirmiş olması nedeniyle yeniden açık cerrahi girişimin çok yüksek risk taşıdığına kanaat getirdik. Bu nedenle, kasıktan girilerek yapılan TAVI yöntemiyle ameliyatsız olarak aort kapak değişimini gerçekleştirdik.’



Türkiye’de ikinci, dünyada ilk 5 arasında olan bir vaka


"Ömer Bayram’a uygulanan tedaviyi son derece özellikli kılan birkaç önemli faktör var. Günlük pratiğimizde TAVİ, kireçlenmiş ve ileri derecede daralmış aort kapak tedavisinde uyguladığımız yaygın bir tedavi yöntemi. Fakat Ömer Bey’in aort kapağında daralma yerine ileri derece yetersizlik olması, normalde üç yaprakçıklı olan aort kapağının Ömer Bey’de biküspit yani iki yaprakçıklı olması, aort kapağının hemen üstünde yer alan aort kökünün ve çıkan aortun tamamen tüp greft ile değiştirilmiş olması ve söz konusu greftin kendi içinde yaklaşık 90 derece açı yapıyor olması vakayı son derece zor ve özellikli hale getiren faktörlerdi.


İşlem öncesi ekokardiyagrafi ve bilgisayarlı tomografi ile çok ayrıntılı değerlendirmeler ve ölçümler yapıldı. Hastamıza en uygun kapak seçildi, işlem sırasında oluşabilecek tüm komplikasyonlara karşı önlemler alındı. İşlem herhangi bir komplikasyon olmadan yaklaşık 90 dakika içinde başarıyla tamamlandı. TAVI yöntemi ile takılan yeni kapak kaçak ya da darlık olmaksızın sorunsuz şekilde çalıştı. Hastamız ertesi gün servise alındı, klinik durumu hızla düzelen hastamız gerekli kontrollerin ardından şifa ile taburcu edildi.


Bu başarının en önemli unsurlarından biri, Kalp Takımı’nın uyumlu çalışması ve hasta için en doğru kararın birlikte alınmasıdır. Literatür tarandığında, David Prosedürü uygulanmış, aort kökü tamamen tüp greft ile değiştirilmiş ve biküspit yani iki yaprakçıklı doğal aort kapakta ileri derecede yetersizlik nedeniyle TAVI yapılan vakaların dünya genelinde son derece sınırlı olduğu görülmektedir. Bu vakayı, Türkiye’de ikinci, dünyada ise ilk 5 vaka arasında saymak mümkündür."



Yeniden ameliyat olma fikri beni korkuttu


Yaşadığı süreci ve duygularını paylaşan Ömer Bayram, TAVI işlemi öncesi yaşadıklarını ve sonrasında hissettiklerini şu sözlerle anlatıyor:


"2017 yılında açık cerrahi ile aort damarımın değişimi ve aort kapağımın onarımı yapılmıştı. O günden bu yana düzenli kontrollerimi sürdürüyordum. Ancak 2025 yılında özellikle tempolu yürüyüşlerde ve ani duygusal değişimlerde göğsümde sıkışma ve daralma hissetmeye başladım. Ardından halsizlik, çabuk yorulma ve nefes nefese kalma şikayetlerim arttı. Yine büyük bir sorun ile karşı karşıya kalmıştım. Tedavim konusunda da açık kalp ameliyatının çok riskli olduğu söylendiğinde yine endişelendim. Daha önce yaşadığım zorlu ameliyat süreci gözümün önüne geldi ve yeniden aynı süreci yaşama düşüncesi beni çok korkuttu."


Ameliyatsız yöntemle tedavi edilmenin kendisi için büyük bir rahatlama olduğunu ifade eden Bayram, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Prof. Dr. Ali Nazmi Çalık, açık ameliyat yerine uygulanacak TAVI yöntemini bana tüm ayrıntılarıyla anlattı. Bu süreçte en önemli şeyin doktorlarınıza güvenmek olduğunu anladım. Benim için imkansız gibi görünen bir durum başarıyla çözüldü. İşlemden hemen sonra göğsümde ciddi bir rahatlama hissettim. Gün geçtikçe daha iyi olacağıma inanıyorum. Bugün net bir şekilde söyleyebilirim ki; doğru ekip, güven veren bir yaklaşım ve ileri teknolojiyle uygulanan ameliyatsız yöntemler gerçekten hayat kurtarıyor."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Uğur Uçar: "Hedefimiz kupayı Çorum halkına armağan etmek" Çorum FK Teknik Direktörü Uğur Uçar, takımın kısa sürede önemli bir çıkış yakaladığını belirterek sezon sonunda kupayı Çorum halkına armağan etmeyi hedeflediklerini söyledi. Trendyol 1. Lig’de üst sıraları hedefleyen Çorum FK, ligin kritik haftalarından birinde karşılaşacağı Hatayspor maçı öncesinde çalışmalarına devam ediyor. Kırmızı-siyahlı ekip, Çorum FK Tesisleri’nde Teknik Direktör Uğur Uçar yönetiminde gerçekleştirilen antrenmana ısınma hareketleriyle başladı. Antrenman daha sonra taktiksel çalışmalarla sürdü. Teknik Direktör Uçar, kısa sürede oynanan üç maçtan da galibiyetle ayrıldıklarını belirterek takımın performansından memnun olduğunu söyledi. Uçar, "Gerçekten zorlu bir periyotla geldik. Kısa bir dönemde üç maç oynadık ve üç maçta da galip geldik. Bu bizim için sevindirici. Zaten takımın kalitesini buraya gelmeden önce de biliyorduk. Gerekli opsiyonları verdiğimiz zaman zaten takımın fark oluşturacağını biliyorduk. Çok fazla gol pozisyonuna giriyoruz. Sadece biraz sonuçlandırmada, son vuruşlarda sıkıntımız var. Onu da düzeltirsek daha rahat maçlar oynayacağımızı düşünüyorum" dedi. "Zaten önemli olan forma adaleti" Takım içinde saygı ve adaletin önemli olduğunu vurgulayan Uçar, "Futbolcudan saygı ve sevgi görmek istiyorsanız aynı sevgi ve saygıyı onlara göstermeniz gerekiyor. Zaten önemli olan forma adaleti. Formayı adaletli dağıttığınız sürece takım için mücadele eden oyuncularla beraber inşallah Çorumspor’a kupayı getiririz, Çorum halkına armağan ederiz" diye konuştu. Uçar, "Geldiğimizde altıncı sıradaydık, bugün dördüncü sıradayız. Yedi puan fark vardı, beş puana indi. Daha önümüzde on maç var. Ama bizim hedefimiz maç maç gidip her maçı kazanmak. Ama ben takım halinde sezon sonunda mutlu sona ulaşacağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu. Fredy: "Üç maçın üçünü de kazandık" Fredy ise yeni teknik direktörle birlikte takımın güçlü bir mantalite kazandığını belirterek, "Üç maçın üçünü de kazandık. Ancak bireysel performanstan çok takım performansına odaklanmamız gerekiyor. Daha çok maç kazanıp üst sıralara çıkmak istiyoruz" ifadesini kullandı. Burak Çoban: "Takım içinde çok güzel bir atmosfer var" Takımın tecrübeli isimlerinden Burak Çoban da sezonun kalan bölümünde tüm maçları kazanmak istediklerini belirterek taraftara destek çağrısında bulundu. Çoban, "Önümüzde on maç var ve hepsini kazanmak istiyoruz. Takım içinde çok güzel bir atmosfer var. Taraftarlarımızın desteği bizim için çok önemli. Hatay maçında herkesi stada bekliyoruz" dedi.
Eskişehir 21 aylık İkra’nın acılı ailesi adli süreci başlattı Eskişehir’de yaşayan Umut ve Burcu Öter çifti, geçtiğimiz yıl diş çıkarmasından dolayı götürdükleri Eskişehir Şehir Hastanesi’nde hayatını kaybeden 21 aylık kızları İkra Beliz Öter için adli süreç başlattı. Öter çifti, geçtiğimiz yıl kızlarını diş çıkarma döneminde Seyitgazi ilçesinde bulunan aile sağlık merkezine götürdü. Burada kendilerine bebeklerinin bir probleminin olmadığı söylenen Öter çifti, evlerine döndüklerinde İkra Beliz Öter’in kustuğunu gördü. Bunun üzerine çocuklarını Eskişehir Şehir Hastanesi’ne 18 Şubat 2025 tarihinde götüren ailenin bebekleri burada muayene edilip, tedavi altına alındı. Bir gece boyunca hastanede kalan bebek, 19 Şubat 2025 günü sabah, erken saatlerinde fenalaştı. Hemşirenin ‘Mavi kod’ uyarısıyla İkra Beliz Öter’e, müdahale edilmeye başlandı. Doktorların yaklaşık 50 dakikalık müdahalesinden sonra bebeğin hayatını kaybettiğini Burcu Öter’e bildirildi. Acılı anneye, minik İkra’nın bütün organlar iflas ettiği ve çoklu organ yetmezliğinden hayatını kaybettiği bildirildi. Muhtemel ihmale karşı dava açan Öter çifti, hastanede kendileriyle yeterince ilgilenmediğini belirtti. Sorumlu var ise cezalandırılmasını isteyen aile, adli sürecin peşini bırakmayacaklarının altını çizdi. "Doktor, ’Kanda şüpheli bir durum görüyorum’ dedi" Konuyla alakalı konuşan anne Burcu Öter, "Kızım, İkra Beliz Öter 21 aylıktı. Basit bir ateş şikayetiyle, diş çıkartma dönemindeydi. Seyitgazi Sağlık Ocağı’na götürüldü. Ateşinin 37 derece olduğu ve hiçbir şeyinin olmadığı söylendi, eve gönderildi. İlk kusmasında Şehir Hastanesi’ne getirdim. Röntgeni çektirdik. Bana ’Burnu tıkalı çocuğunuzun, temizleyelim’ dediler. Öksürük vesaire hiçbir şeyi yoktu. ‘Boşuna getirmişsin, bu çocuğun bir şeyi yok, yapabileceğim bir şey de yok’ denince eve geldik. Çocuğum akşama doğru tekrar kustu. Kustuktan sonra morarma, böyle bembeyaz oldu, su gibi terlemeye başladı. Sonra ben hemen ambulans aradım. Hastanede doktor ‘Tamam, ben size bir serum yaptırayım’ dedi. Bizi sarı alana gönderdi. Serum takılması gerekiyormuş. Oradaki hemşireler, ‘Bizim sistemde serum gözükmüyor’ dedi. Çocuğum tekrar kustu, yine morardı. Tekrar ben hekimin yanına gittim ve ‘Doktor hanım çocuğun kusması durmuyor, tekrar morardı’ dedim. Görevli sağlık çalışanı, ‘serum yapılmadı mı?’ dedi. ‘Yazmamışsınız’ dedim, hemşireler sarı alana bizi geri gönderdi. O sıra benim çocuğum konuşuyor, gayet iyi. Kan testleri çıktı ama idrarı veremedik, çünkü hala çocuk idrar yapmıyordu. Doktor, ‘Kanda şüpheli bir durum görüyorum. İdrar çıkmadan ben çocuk doktoru arayamam’ dedi. O sıra zarfında çok güzel uyuyor diye çocuğumun resmini çektim" dedi. "’Bütün organlar iflas etmiş’ denildi" Çocuğunun ölümü anlatan acılı anne Burcu Öter şöyle devam etti: "Sabah işte 06.00 sıralarında tekrar kan alındı. Çocuğumun göz bebekleri birden büyüdü. ‘İkra’ diye seslendim, dişleri kitlendi, hemen ağzını açtım. Doktor, ‘Atak geçirmiş, nöbet geçiriyor’ dedi. ‘Mavi kod’ diye bağırmaya başladılar orada. Beni apar topar dışarı attılar. Bir yarım saat boyunca orada müdahale edildi ama hiçbir bilgi verilmedi. Sonra yoğun bakıma indirdiler benim çocuğumu. 50 dakika sonra bizi içeri aldılar, ‘Bize geldiğinde karaciğer enzimleri zaten yüksekti. Bütün organlar iflas etmiş, çoklu organ yetmezliğine gitmiş çocuğun’ dedi. Sonrası zaten bende yok. Bir gecede ne olduysa oldu." "Yine kızım oldu korkuyorum hastaneye götüremiyorum" Adaletin yerini bulması gerektiğini belirten anne Öter, "Hasta kayıt dosyaları yok şu an. İstanbul’dan gelecek sonucu bekliyoruz. Hala çıkmadı, hala bir sonuç yok. Duysun herkes duysun sesimizi. Sadece bir İkra değil, bir Ali, bir Veli değil. Bizim toprağa koyduklarımız bir isimden ibaret değil. Biz anneler onları ne şartlarda büyütüyoruz, ne şartlarda doğuruyoruz. Benim şu an tekrar bir kızım oldu. Ben onda da korkuyorum. Hastaneye götüremiyorum. En ufak bir kusması yani içtiği sütü kusuyor diyerekten korkuyorum ben artık. Başkalarının canı yanmasın yani ne yapılması gerekiyorsa yapılsın, Sağlık Bakanlığı duysun bizim sesimizi" dedi. "Sonuna kadar hakkımızı arayacağız" Adaletin yerini bulmasını isteyen baba Umut Öter ise, "Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz yani. Çocuğumuzun hakkını arayacağız yani. Zaten çocuğumuz sağlam gitti hastaneye, bir şeyi yok dediler. Ondan sonra sabah kalkıp vefat etti dediler. Yani çocuğumuzun fotoğrafları filan her şey var yani gülerken oynarken. Yani sonuna kadar hakkımızı arayacağız. Ben yani başka da bir şey söylemek istemiyorum Allah razı olsun" ifadelerini kullandı.