EĞİTİM - 16 Ocak 2026 Cuma 09:15

YKS’ye hazırlanan öğrenciler için şubat tatili kritik rol oynuyor

A
A
A
YKS’ye hazırlanan öğrenciler için şubat tatili kritik rol oynuyor

"YKS’ye hazırlanan öğrenciler için şubat tatili, kısa bir ara olmanın ötesinde sürecin seyrini belirleyebilecek önemli bir eşik olarak görülüyor" diyen İstanbul Gelişim Üniversitesi Uzman Psikolojik Danışmanı Elif Ünal, tatilin doğru yönetilmesi halinde akademik ve psikolojik açıdan önemli kazanımlar sunabileceğini belirti. Bu dönemin bilinçsiz kullanımı durumunda motivasyon kaybına da yol açabileceğine dikkat çekti.


Şubat ayına gelindiğinde öğrencilerin yoğun tempo, artan deneme sayıları ve sınav kaygısıyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Uzman Psikolojik Danışman Elif Ünal, bu sürecin çoğu zaman fark edilmeyen sorunları görünür kıldığını vurguladı.


Ünal, tatilin psikolojik açıdan kritik bir işlev gördüğünü belirtirken "Bu dönem, öğrencinin durup kendini değerlendirebilmesi için önemli bir fırsat sunuyor. Öğrenme boşlukları, zihinsel yorgunluk ve dikkat dağınıklığı şubat tatilinde daha net fark edilebiliyor" dedi.



Avantaj mı, dezavantaj mı? Yanıt planlamada saklı


Şubat tatilinin avantaj mı yoksa dezavantaj mı olarak kesin bir ayrım yapmanın zor olacağını dile getiren Ünal, belirleyici unsurun öğrencinin yaklaşımı olduğunun altını çizerek şunları söyledi:


"Tatili tamamen derslerden koparak geçirmek uyum sorunlarına yol açabiliyor. Öte yandan, tatili yoğun ve baskılayıcı bir programa dönüştürmek de tükenmişliği beraberinde getiriyor. En sağlıklı yaklaşım, kontrollü ve gerçekçi bir planla ilerlemek."



"Net artıştan önce farkındalık gelmeli"


Bu dönemin eksiklerin fark edilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Ünal, nicelikten çok niteliğe odaklanılması gerektiğini söyledi.


"Bir öğrencinin neden ve nerede yanlış yaptığını anlaması, net artışından daha değerlidir. Bu farkındalık, sınav kaygısını azaltırken öğrencinin kendine olan güvenini de güçlendirir" dedi.


Deneme sonuçlarının da yargılayıcı bir bakışla değil, yapıcı bir değerlendirme aracı olarak ele alınması gerektiğini vurgulayan Ünal, yanlışların öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğuna dikkat çekti.



Uyku, rutin ve gerçekçi hedefler başarının anahtarı


Tatil döneminde uyku düzeninin bozulmasının dikkat ve öğrenme kapasitesini ciddi ölçüde düşürdüğünü ifade eden Ünal, biyolojik ritmin korunmasının okul dönemine dönüşü kolaylaştırdığını belirtti.


Ayrıca öğrencilerin kendilerine ulaşılması zor hedefler koymasının baskı oluşturduğunu dile getiren Ünal, şu değerlendirmede bulundu:


"Küçük, net ve ölçülebilir hedefler öğrencinin kontrol duygusunu güçlendirir. Bu da özgüveni ve motivasyonu destekler."



Psikolojik dayanıklılık sadece YKS için değil


Şubat tatilinin yalnızca akademik değil, duygusal dayanıklılık açısından da önemli bir kazanım sunduğunu vurgulayan Ünal, bu süreçte edinilen öz farkındalık ve zaman yönetimi becerilerinin üniversite yaşamı için de güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti.



Üniversiteden öğrencilere psikolojik destek


Uzman psikolojik danışman kadrosu ve öğrenci odaklı destek hizmetleriyle İGÜ, sınav sürecindeki gençlerin sağlıklı, bilinçli ve sürdürülebilir bir hazırlık süreci geçirmesine katkı sunmayı sürdürüyor.


Elif Ünal, doğru planlanan bir şubat tatilinin YKS adayları için yalnızca bir ara değil, güçlü bir dönüm noktası olacağını aktardı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 25 bin 827 megavata ulaştı Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 641 kat artışla 25 bin 827 megavata erişti. Arz güvenliğinin sağlamlaştırılması adına yenilenebilir enerji yatırımlarına hız kesmeden devam eden Türkiye, 2013 yılında sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünü her yıl katlayarak artırdı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre; Türkiye’nin 2014 yılında 40,2 megavat olan güneş enerjisi kurulu gücü, 2026 yılının ocak ayı sonu itibarıyla 25 bin 827 megavata ulaştı. Böylece, güneş kurulu gücü, 12 yılda 641 kat artış göstermiş oldu. Söz konusu kapasite, Türkiye’nin toplam kurulu gücü içinde güneşin payını da ciddi bir yere taşıdı. 2014 yılında güneşin toplam kurulu güç içinde binde 1 olan payı, 2026 yılının başında yüzde 20,9’a erişti. Diğer bir deyişle, toplam kurulu gücün 5’te biri güneşten oluştu. Güneş, aradan geçen sürede elektrik üretiminde de önemli bir yer tuttu. 2014’te 17 gigavatsaat olan güneşten elektrik üretimi, 2025 yılı sonunda 38 bin 69 gigavatsaate ulaştı. "Güneşimiz parlamaya devam edecek" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Çok ciddi bir güneş enerjisi potansiyeline sahibiz. YEKA yarışmalarıyla, öz tüketim için kapasite tahsisleriyle bu potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirerek önemli bir seviyeye taşıdık. 2025 yılını yenilenebilir enerjide rekorla kapattık. 2026 yılı da yenilenebilirde yeni bir rekor yılı olacak. 2035’te güneş ve rüzgarda ‘120 bin megavat kurulu güç’ hedefimize ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Güneşimiz parlamaya devam edecek" dedi. 80 milyar dolarlık yeni yatırım Yenilenebilir enerji alanında yatırımların giderek arttığına da işaret eden Bakan Bayraktar, 120 bin megavat hedefi doğrultusunda 2035’e kadar yaklaşık 80 milyar dolarlık yeni yatırımın hayata geçmesinin planlandığını da kaydetti.
Konya Davulcular bahşişi süslenen eşek arabasıyla topluyor Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı Yeşildağ Mahallesi’nde, Ramazan ayı boyunca vatandaşları sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, süslenen eşek arabasıyla davul çalarak mahalleyi dolaşıp bahşiş topladı. Yeşildağ’da geçmişten günümüze uzanan renkli bir gelenek yeniden hayat buldu. Mahallede Ramazan ayı boyunca sahura kaldırmak için görev yapan davulcular, ayın sona ermesiyle birlikte bahşişlerini toplamak için farklı bir yöntem izliyor. Arife günü başlayan ve bayramın ilk günlerinde de devam eden gelenekte davulcular, balon ve çeşitli süslerle donatılan eşek arabasıyla mahalleyi yine davul çalarak dolaşıyor. Mahalle meydanından başlayan bahşiş toplama geleneğinde davulcular, kapı kapı gezerek hem vatandaşlarla bayramlaşıyor hem de bahşişlerini topluyor. Parası olmayan vatandaşlar ise davulculara yem veya saman vererek katkıda bulunuyor. Ortaya çıkan renkli görüntüler mahalle sakinlerinin ilgisini çekerken, geleneğin yeniden canlandırılması büyük memnuniyet oluşturdu. Organizasyonu üstlenen mahalle sakinlerinden Osman İltar, geleneğin geçmişten geldiğini belirterek, "Eskiden beri süregelen, atalarımızdan kalan bir gelenek. Arife günü başlıyor, bayramın birinci ya da ikinci gününe kadar devam ediyor. Bu şekilde süsleniyor, bahşiş toplanıyor. Parası olan para veriyor, olmayan yem ya da saman veriyor. Uzun süre unutulmuştu, son birkaç yıldır yeniden canlandırdık. İnşallah bundan sonra da yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
Van Tedavi edilen yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazır Van’da çeşitli nedenlerle yaralanan ve bitkin düşen yaban kuşları, tedavi süreçlerinin tamamlanmasının ardından yeniden doğal yaşam alanlarına kavuşmak için gün sayıyor. Van Gölü Havzası’nda yaralı veya bitkin halde bulunarak koruma altına alınan yaban kuşları, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ndeki tedavilerinin ardından yeniden doğal yaşam alanlarına dönmek için gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekipleri ve duyarlı vatandaşlar tarafından merkeze ulaştırılan; aralarında Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi türlerin bulunduğu çok sayıda yırtıcı kuş, Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibi tarafından titiz çalışmalarıyla sağlığına kavuşturuluyor. Kış şartları, açlık ve avcı baskısı gibi nedenlerle zarar gören farklı türlerdeki yaban kuşları, yapılan bakım ve rehabilitasyon sürecinin ardından sağlıklarına kavuştu. Tedavi sürecinde beslenmeleri düzenli olarak sağlanan ve uçma kabiliyetleri yeniden kazandırılan kuşların, kısa süre içerisinde doğaya salınacak. "Rehabilitasyon süreçleri tamamlandı" Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, "Merkezimiz, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanların sorunlarıyla ilgilenmekte. Doğal hayat ve yaban hayvanları ile ilgili çalışmalar yapan kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için çalışmalar yürütmekte. Van Gölü Havzası’nda Doğa Koruma Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van ilinde yaralanan yaban hayvanları merkezimize gelmekte ve tedavileri yapılıp tekrar doğaya kazandırmaktayız. Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız" dedi. "Van’da şifa bulan yaban kuşları özgürlüğe kanat çırpmaya hazırlanıyor" Yılın her gününde, her haftasında, her ayında, her mevsiminde merkezlerine yaban hayvanları bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Kış sezonuna girdiğimizde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanlar merkezimize geritiriliyor. Tabii kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında yaşayamayacak hayvanları kış boyunca onların habitatına uygun misafir ediyoruz. Bunlardan birisi Hakkari’den gelen Kızıl Akbaba. Kızıl Akbaba kendi toparladı. Yakında doğal alanına bırakacak" diye konuştu. Aslan, "Doğaya dönmeye hazır. Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz. Merkezimizde şu an itibariyle Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı, 1 Şahin’in tedavileri devam etmekte. Bunlardan da Oklu Kirpi’nin, 2 Kaya Karta’lının ve 2 Puhu’nun tedavisi tamamlandı. Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edip onların uygun gördüğü bir tarihte ve geldikleri yerde uygun yerine tekrar habitatına salacak. Ekolojik dengede yerlerini alacaklar. Yaban hayvanları hiç insanla temasa geçmemiş hayvanlardır. Ama bazen göçemeyenler olduğu zaman bize getirip tedavisini yapıp tekrar doğaya bırakmaktayız" şeklinde konuştu.