ASAYİŞ - 23 Şubat 2026 Pazartesi 14:55

Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde "haksız kazanç" davasında 3 sanık hakkında tahliye kararı

A
A
A
Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi’nde "haksız kazanç" davasında 3 sanık hakkında tahliye kararı

Hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasıyla Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönelik, 1’i profesör, 11 sanıklı davada mahkeme, tutuklu 3 sanığın tahliyesine hükmetti. Dava dosyasında tutuklu sanık kalmazken, duruşma eksiklerin giderilmesi için ertelendi.


Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli sağlık çalışanlarının hastalar üzerinden haksız kazanç sağlandığı iddiasına ilişkin 1’i profesör 11 sanığın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Cuma günü görülmeye başlanan duruşmaya, 3’ü tutuklu 11 sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Cuma günü sanıkların savunmaları tamamlanırken, sanıklar savunmalarında üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini belirterek, mahkemeden beraatlarını talep etti. Duruşmanın bugünkü oturumu, müşteki beyanlarıyla devam etti.



"Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım"


Beyanda bulunan müşteki Münevver Özyurt, sanık V.E.’den şikayetçi olmadığını belirterek, "Sanıklardan bir tek V.E. ve vizite yapan M.M.’yi tanıyorum. V.E. hocadan bir şikayetim bulunmamaktadır. Diğer hiçbir sanıktan da şikayetçi değilim. Ameliyatım iyi geçti bu konuda memnunum. Bu doktoru ben, kendi iradem ile tercih ettim. Hatta hocaya bizzat, ‘ameliyata siz girer misiniz?’ dedim. O da hasta yoğunluğunun olduğunu söyledi. Bana hastaneye bağış yaparsanız sizi ben ameliyat ederim dedi. Medikal alacağım dedi. Ben de kabul ettim ve bağışta bulundum, şikayetçi değilim. Faydam olsun diye bağış yaptım" şeklinde konuştu.


Müşteki Ayşenur Yılmaz ise beyanında, "Kardeşim 1 yıldan fazla süredir kanser hastasıydı. Son olarak Yedikule Hastanesine gittik. Ameliyat için sıraya aldık. Kardeşim çok sıkıntılıydı. Ameliyat için bizden herhangi bir para istenmedi. Ameliyattan kardeşim sağ sağlim çıkınca kendim bağış yapmak istedim. Emekli öğretmenim ve bir maaşımı bağışlamak istedim. Hemşire hanımla görüştüm hocaya bilgi verelim dedi. Doktora söyledim bağış yapmak istediğimi söyledim. A. hanıma yönlendirdi. Bir yere imza atmam gerekmiyor mu dedim. Bana bir boş bir kağıt verdi. Kendi rızamla imza attım, 50 bin lira bağış yaptım. Bu bağış parasını elden verdim. Her hangi bir belge almadım. Kardeşimin durumu çok kötüydü bir aydan fazla süre sıra bekledi" dedi.



"Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı"


Duruşmada, hastanenin eski Başhekimi Sedat Altın ‘tanık’ sıfatıyla beyanda bulundu. Altın, "2001-2015 arası ve 2019-2024 arası yıllarda Yedikule’de Başhekimlik yaptım. Hastaneler bu zamanda kadar, hasta ve hasta yakınından bağış almıştır. Ancak bağışı idare alır ve döner sermayeden makbuz kesilir ve teşekkürler belgesi verilir. Mesela ben başhekimken acil binası yapıldı ve bu bir bağıştı. Hastane eski olduğu için ve bakanlık ek ödeme yapmadığı için hasta yakınları bizlere bağışta bulunma isteğinde bulunurdu. Biz de onlara eksiğimizi söylerdik. Doktorlar bağış yapmak ister misiniz diye sormaz bağış yapmak isteyen bir hasta varsa idareye yönlendirir" diye konuştu.


Hastanenin Başhekimi olan ve ‘tanık’ olarak dinlenen Nurettin Yiyit ise "Bağış sistemi idarenin etkisindedir cihaz bağışı ise komisyon kararı ile olur. Nakdi olacaksa bağış, döner sermaye üzerinden olur. Ancak bazen ikili ilişkiler ya da mevzuat dışı ilişkiler olabiliyor ancak bu ufak tefek tamirat tadilat işleridir. Nakdi ya da cihaz bağışı varsa mevzuata uygun ilerleriz. Bize CİMER üzerinden gelen şikayetlerde ’medikal malzeme aldırıldı’ gibi şikayetler oldu. Biz de bunları İl Sağlık Müdürlüğüne dilekçe olarak bildirdik. Şikayetler genelde Y.S., V.E. ve M.M. hakkındaydı" şeklinde beyanda bulundu.



Dava dosyasında tutuklu kalmadı


Alınan savunma ve beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tutuklu sanıklar V.E., Y.S. ve M.M.’yi ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine hükmetti. Verilen tahliye kararıyla birlikte dava dosyasında tutuklu sanık kalmadı. Duruşma eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Adana’da 2026’da 4 bin 700 gıda denetiminde, 3 milyon 200 bin lira ceza kesildi Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt, 2026 yılında 4 bin 700 firmanın kontrol edildiğini, uygunsuz görülen 34 işletmeye toplamda 3 milyon 200 bin lira ceza uygulandığını söyledi. Adana’da Ramazan ayında fırınlara yönelik denetimler artırıldı. Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde hijyen, gramaj ve üretim şartları kontrol edildi. Denetimlere katılan Bayazıt, 2026 yılında yapılan denetim ve cezai işlemlere dikkat çekerek, "2026 yılında bugüne kadar 4 bin 700 denetim gerçekleştirdik. Uygunsuz gördüğümüz 34 işletmemize de toplamda 3 milyon 200 bin lira ceza uyguladık" dedi. Ramazan ayında bazı ürün gruplarında tüketimin arttığını belirten Bayazıt, bu nedenle denetimlerin yoğunlaştırıldığını ifade etti. Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Bayazıt Bayazıt, "Ramazan ayı içerisinde belli ürün gruplarında tüketim artıyor. Tüketiciler bu ürün gruplarına yöneliyor. Biz de bu ürün gruplarını üreten gıda işletmelerine yönelik denetimlerimizi yoğunlaştırıyoruz. Ramazan ayı boyunca ilimiz genelinde fırın denetimlerini yoğunlaştıracağız" diye konuştu. İl genelinde 17 bin 500 gıda işletmesi bulunduğunu ifade eden Bayazıt, 2025 yılında toplam 37 bin 210 denetim gerçekleştirildiğini, bu denetimlerde uygunsuz bulunan 630 işletmeye 73 milyon 600 bin lira idari para cezası uygulandığını sözlerine ekledi.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş davasında cumhuriyet savcısı sanıkların bloke edilen, tedbir konulan mal varlıklarının kendilerine iadelerini istedi Aziz İhsan Aktaş davasında cumhuriyet savcısı sanıkların bloke edilen, tedbir konulan mal varlıklarının kendilerine iadelerini istedi. Rıza Akpolat’ın eşi tutuksuz sanık Yeşim Akpolat, "Ben ve eşim, kendimize ait taşınmazlarda konakladık. Babam 2020 yılında vefat etti. Bize de yüklü miktarda miras kaldı. Ben ve kardeşlerim üzerimize kayıtlı taşınmazları alma maddi gücüne sahibiz. Aile bağlarımız sorgulanarak iddianamede üzerimize suç isnat edilmesini anlamlandıramıyorum" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesine yönelik hazırlanan iddianame ile alakalı 200 sanığın ifadelerinin alınması devam edildi. "2 bavulla dışarı çıktık, bir bavulda normal eşya birinde para ve ziynet eşya vardı" Yaklaşık 1 saatlik öğle arasının ardından savunma yapan tutuksuz sanık olan ve Beşiktaş Belediyesi ihale yetkilisi Türkan Dururel, "38 yıllık devlet memuruyum. Daha önce İstanbul İl Özel İdaresi’nde çalıştım. Bu soruşturmada yer aldığım günden beri sağlığım bozuldu, kalp rahatsızlığı geçirdim. 2 ihalede görevlendirildim. İhaleye katılanlardan uygun teklif verene ihaleyi verir süreci tamamlarız. Hiçbir firmayla resmiyet dışında görüşmem. İhaleye fesat karıştırma işlemi nasıl yapılır bilmiyorum. İddianamede isnat edilen suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Savunma yapan Rıza Akpolat’ın şoförlerinden tutuksuz sanık Uğur Uçak, "2019 yılında Emirhan Akçadağ’ın 6 ay şoförlüğünü yaptım, ardından Rıza Akpolat’ın şoförlüğünü yaptım. Alt üst ilişkisinde işlerimi yaptım. Akpolat’ın avukatları beni tehdit etti. Savcılıkta ilk ifademi bu baskıyla verdim ve hiçbir bildiğimi söylemedim. Benim alnım açık, bildiğim gerçekleri söyledim ve hiç yalan beyanda bulunmadım. Ben işim nedeniyle yasa dışı olmayan, suç teşkil etmeyen işleri yaptım. Hiç mal temin etmediğim gibi, 6-7 ay maaşımı alamadığımdan dolayı mağdur edildim. Bir gün bir mekana gittik, 2 bavulla dışarı çıktık, bir bavulda normal eşya birinde para ve ziynet eşya vardı. Bize, parayı Emirhan Akçadağ verdi. Göndermemiz gereken yere ödeme yapardık ama para Emirhan’a nereden geliyordu paralar bilmiyorum. Paralar geldiği gibi hemen çıkışı yapılmıştır, hesap hareketlerimden de görebilirsiniz" şeklinde konuştu. "Ben ve kardeşlerim üzerimize kayıtlı taşınmazları alma maddi gücüne sahibiz" Duruşmada savunma yapan Beşiktaş Belediyesinin görevinden uzaklaştırılan tutuklu başkanı Rıza Akpolat’ın eşi tutuksuz sanık Yeşim Akpolat, "4 haftadır neredeyse her gün buradayız. Ruhen yoruldum. Tarafıma 3 ayrı suç isnat edildi. Benim bu suçlara ilişkin tek bir eylemim bulunmamaktadır. Bir gayrimenkul için emlakçı ile görüştüğüm iddialarını kesinlikle kabul etmiyorum. Kız kardeşim ile evimiz çok yakın. Benim, eniştemin ve eşimin mal varlığını akladığım iddialarını kabul etmem mümkün değildir. Ben ve eşim, kendimize ait taşınmazlarda konakladık. Babam 2020 yılında vefat etti. Bize de yüklü miktarda miras kaldı. Ben ve kardeşlerim üzerimize kayıtlı taşınmazları alma maddi gücüne sahibiz. Aile bağlarımız sorgulanarak iddianamede üzerimize suç isnat edilmesini anlamlandıramıyorum. Benim, kardeşlerimin ve eşimin mal varlığı aklama iddiaları asılsızdır. Eşimin mal varlığı aklama sistemi kurduğu iddiası da yalandır. Bu muhakkak yargılamada ortaya çıkacaktır" dedi. Savcılık sanıkların bloke edilen, tedbir konulan mal varlıklarının kendilerine iadelerini istedi Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, haklarında ’yurt dışına çıkış yasağı’ ve ’ev hapsi’ tedbiri bulunan sanıkların bu durumunun ayrı ayrı devam etmesini talep etti. Savcılık, haftalık imza tedbiri bulunan sanıklara yönelik uygulamanın ayrı ayrı kaldırılmasını ve tüm sanıkların bloke edilen, tedbir konulan mal varlıklarının kendilerine iadelerini istedi. Sanıkların incelemeye alınan dijital materyallerin de sanıklara iade edilmesini talep eden savcılık ayrıca, tutuklu sanıkların üzerlerine atılı suç isnadı göz önünde bulundurularak bu durumlarının ayrı ayrı devamına karar verilmesini talep etti. Savcılığın talebine ilişkin savunmalar alınacak Savcılığın talebinin ardından duruşma, sanık ve avukatlarının söz alması ve talebe ilişkin savunma yapmaları için yarına erteledi.
Erzurum AK Parti Milletvekili Fırat’ın, ‘laiklik’ tartışması yorumu AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, Ramazan etkinliklerinin laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan eleştirilere tepki göstererek, yürütülen kampanya, eylem ve söylemlerin İslamofobik saldırı niteliği taşıdığını söyledi. AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, Ramazan etkinliklerinin laikliğe aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan eleştirilere tepki gösterdi. Sosyal medya hesabı üzerinden açıklama yaparak Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e destek veren Fırat, "Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Ramazan ayında okullarda ‘Maarifin Kalbinde Ramazan’ temalı etkinlikler düzenlenmesine yönelik yayımlanan genelgenin, laikliğe aykırı olduğu iddiasıyla yapılan mesnetsiz açıklama ve eylemleri hayretle takip ettiklerini" belirtti. Genelge, anayasa ve kanun gereği Ramazan ayının, toplumsal paylaşım ve dayanışma ruhunu güçlendiren önemli atmosfer olduğuna dikkat çeken Fırat, milli ve manevi değerleri koruyarak gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğu bulunan Bakanlık tarafından hazırlanan genelgenin, Anayasa ve Milli Eğitim Temel Kanunu doğrultusunda hazırlandığının altını çizdi. Etkinliklerin tamamen gönüllülük esasına dayandığını vurgulayan Fırat, buna rağmen ortaya konan tepkilerin kabul edilemez olduğunu kaydetti. "İslamofobik saldırı niteliğindedir" Laikliği koruma iddiasıyla yürütülen kampanya, eylem ve söylemlerin İslamofobik saldırı niteliği taşıdığını belirten Fırat, şöyle ifade etti: "Tamamen gönüllülük esasına dayanan bu etkinliklerden rahatsızlık duyan bir avuç azınlığın, vatandaşın din ve vicdan özgürlüğünü teminat altına alan hukuki bir ilke niteliğindeki laikliği çarpıtarak, kendi ideolojik yaklaşımlarına göre yorumlamaları kabul edilemez. Kendi değerlerine yabancılaşarak İslami hassasiyetleri kamusal alandan dışlamaya çalışanlar, Müslüman çoğunluğa ‘gerici azınlık’ diyerek hakaret etme hakkına da sahip değildir. Laikliği koruma bahanesiyle kampanyaya dönüştürülen eylem ve söylemler, İslamofobik saldırı niteliğindedir." "Ramazan’ın ruhunu birlikte yaşayalım" çağrısı AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, devamında "Bu ülkenin milli ve manevi değerlerine karşı düşmanca tavırlar geliştirmek yerine, gelin Ramazan’ın birlik, dayanışma ve kardeşlik ruhunu hep birlikte yaşayalım" çağrısında bulundu.
Yalova Yalova’da komşu kavgasında 14 aylık bebeği hastanelik ettiler Yalova’nın Çınarcık ilçesinde çocuk gürültüsü nedeniyle aralarında husumet olan komşularının saldırısına uğrayan babanın burnu, kucağındaki 14 aylık küçük kızın ise kafatası çatlamıştı. Olayla ilgili komşu Selvet E. suçlamaları reddederek, "Kesinlikle biz bu olayla alakalı çocuğa herhangi bir darp, bilerek bir şey yapmadık" dedi. Alınan bilgiye göre, Çınarcık’a bağlı Esenköy beldesinde bir sene önce aldıkları eve taşınan 4 çocuklu Baca ailesi ile aynı binada oturan E. ailesi arasında çocuk gürültüsü, park, kaçak balkon kapaması nedeniyle çok sayıda tartışmalar yaşandı. Son olarak 20 Şubat 2026 tarihinde yaşanan olayda Muhammed Baca (34), kucağında 14 aylık kızı İkra varken Şener E.’nin çocuk scooterı ile saldırısına uğradı. Saldırıda babanın burnu kırılırken kucağındaki 14 aylık çocuğu İkra’nın ise kafatası çatladı. Yaralılar Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Olay sonrası gözaltına alınan Şener E. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Daha önce uzaklaştırma kararı verilen diğer şüpheli Selvet E. ise serbest kaldı. Selvet E., Muhammed Baca ile yaşadıkları husumeti anlattı. 7-8 ay önce Muhammed Baca’nın apartmanın alt katına taşındığını söyleyen Selvet E., "Muhammed Baca’yla ilk husumetimiz bir araba park yüzünden çıkmıştır. Muhammed Baca bu olay üzerine bizi takıntılı hale getirmiştir. Muhammed Baca bizi defalarca kolluk kuvvetlerine, jandarmaya, savcılıkta suç duyurusunda bulunmuştur ve hepsi de asılsız çıkmıştır. Bizim adımıza açılan dosyalar hepsi de takipsizlik almıştır" dedi. "Arabanın torpidosuna vurarak gözünü morartmıştır" Son yaşanan olayı anlatan Selvet E., "En son bu olayı yaşadığımız an, benim iki tane çocuğum var. Çocuklarım iftara on dakika kala geciktikleri için ben onları aramaya çıktım. Ben aşağı inerken Muhammed Baca denen şahıs arabasıyla karşıdan geliyordu. Ben onu geçtikten sonra bana geçerken camdan parmak sallayarak küfürler etti. Ben durdum ’hayırdır’ diye seslendim. ’Sana hayırdır’ diye bağırıp çağırdı. Ben Muhammed Baca’yı iyi kötü bildiğim için, biraz da takıntılı olduğu için ben bastım gittim. Ben gittikten sonra çocukları buldum. Eve dönerken baktım yine jandarmayı çağırmış. Orada bir şeyler anlatıyor. Yine bağırıyor, çağırıyor. Ben de jandarmaya sordum. Hayırdır? Bir sıkıntı mı var yine? Muhammed Baca onların yanında bana saldırdı ve kolluk kuvvetleri araya girdi. Sonra sesi duyan komşular, insanlar çıktı. Bu arada bayanlar birbirine girmeye başladılar. Birbirlerini itip kaktılar. Jandarma ve biz onları ayırmaya çalışırken Muhammed Baca benim kardeşim Şener E.’ye küfürler ederek saldırmıştır. Saldırırken birbirlerine vurmaya başladılar. Biz araya girdik, jandarmayla ayırdık bunları. Elinde küçük bir çocuk vardı. Çocuk öncesinden annesi B. Baca’nın ifadesi kolluk kuvvetlerinde vardır. Arabanın torpidosuna vurarak gözünü morartmıştır. Sonra çocuk B. Baca’nın kollarındayken olay esnasında yere düşmüştür. Yere düşerken Muhammed Baca’nın burnu kanadığı zaman çocuğu kucağına alıp, kanı çocuğun üzerine akıtarak çocuğumu darp ettiler diye bağırmaya başladı. Kesinlikle biz bu olayla alakalı çocuğa herhangi bir darp, bilerek bir şey yapmadık. Benim kardeşim kesinlikle çocuğa herhangi bir darp, bir şey yapmamıştır" diye konuştu. Mermi bırakılma olayıyla da alakaları olmadığını savunan Selvet E., tehdit mesajları aldığını söyleyerek, "Benim dünden beri iki gündür telefonum hiç susmuyor. Beni çocuklarımla, ailemle, kardeşimle tehdit ediyorlar. Ben bu durumu yaşayacak hiçbir şey yapmadım" dedi. Vali’den ziyaret Öte yandan, Yalova Valisi Ahmet Hamdi Usta, olayda yaralanan baba ve kızını Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ziyaret etti. Konuyla ilgili Vali Usta yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımız müsterih olsun; ülkemiz bir hukuk devleti olup hiçbir suç ve suçlu cezasız kalmayacaktır. Yalova, memleketi, aidiyeti ve inancı ne olursa olsun tüm vatandaşlarımızın barış ve huzur içinde yaşadığı bir ilimizdir. Bu anlaşmazlığa farklı bir anlam yüklemek Yalova’mıza yapılacak büyük bir haksızlık olur. Toplumsal barışımızı zedelemeye, huzur ve güven ortamını sarsmaya yönelik dezenformatif paylaşımlara itibar edilmemesini önemle rica ederiz" dedi.