EKONOMİ - 02 Mart 2026 Pazartesi 15:19

Vodafone ve Huawei’den iş birliği

A
A
A
Vodafone ve Huawei’den iş birliği

Vodafone ve Huawei, Mobil Dünya Kongresi’nde yeni bir iş birliğine imza attı. Vodafone, Huawei’nin 5G ev interneti teknolojisine sahip 5G RedBox ile 81 il 922 ilçede 5G teknolojisini evlere getirecek. Ayrıca, Huawei’nin akıllı saat, kulaklık ve tablet gibi yeni nesil teknolojik ürünlerini müşterilerine Vodafone FLEX imkanlarıyla sunacak.


Vodafone, 5G’ye hazır altyapısını global teknoloji firmalarıyla yaptığı iş birlikleriyle güçlendirmeye devam ediyor. Mobil Dünya Kongresi’nde Huawei ile yeni bir iş birliğine imza atan Vodafone, Huawei’nin 5G ev interneti teknolojisine sahip 5G RedBox ile 81 il 922 ilçesinde 5G teknolojisini evlere getirecek. Vodafone, altyapı beklemeyi gerektirmeyen, kurulumsuz, anında internet hizmeti 5G RedBox ile ev interneti ihtiyacı olan müşterilerini yüksek hızlı internetle buluşturacak. Vodafone ayrıca, müşterilerine akıllı saat, kulaklık ve tablet gibi yeni nesil teknolojik ürünlerini Vodafone FLEX imkanlarıyla sunacak.


Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şunları söyledi: "Vodafone olarak, dünya genelinde en fazla ülkede 5G hizmeti veren mobil operatör markasıyız. Yeni nesil teknolojilere geçişte sadece altyapıyı değil, müşterilerimizin hazır olmasını da odağımıza alıyoruz. 5G teknolojisini Türkiye’nin 81 il 922 ilçesinde ilinde demokratikleştirme hedefiyle Huawei ile işbirliğine gittik. Amacımız, 5G’nin sunduğu fiber hızındaki internet deneyimini kurulum gerektirmeyen 5G RedBox modemle tüm Türkiye’deki evlere getirmek. Diğer yandan, 5G şebekesi bağlantılı teknolojileri ön plana çıkaracak. Huawei ekosistem cihazları arasındaki senkronizasyon, kesintisiz dijital deneyimi çok daha hızlı, akıcı ve zengin bir seviyeye taşıyacak. Huawei’nin akıllı saat, kulaklık ve tablet gibi geniş yeni nesil teknolojik ürünlerini müşterilerimize Vodafone FLEX fırsatlarıyla sunarak 5G deneyimlerini zenginleştirmeyi hedefliyoruz. 5G’yi köklü bir teknoloji dönüşümü olarak görüyor, bu dönüşümü yeni nesil ürün portföyleriyle de destekliyoruz. Mobil Dünya Kongresi’nde imza attığımız Huawei işbirliği de bu yönde attığımız güçlü bir adım niteliği taşıyor. Dünyanın bir numaralı 5G markası olarak, dünyanın en güçlü teknoloji oyuncularıyla bir araya gelerek dijital dünyanın potansiyelini Türkiye’de gerçek deneyimlere dönüştürmeye devam edeceğiz."


Huawei Tüketici İş Birimi Başkanı Kevin Ho ise şöyle konuştu: "Huawei olarak tüketicilere her zaman üstün ürün ve hizmetler sunmayı hedefliyoruz. 5G’nin Türkiye’de yaygınlaşmasına günler kalmışken, gelişmiş tüketici teknolojilerinin daha hızlı hayata geçirilmesi için Vodafone ile iş birliği yapmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Bu iş birliği, yerel teknoloji ekosistemini güçlendirme ve Türkiye genelindeki kullanıcılara daha akıllı deneyimler sunma konusundaki ortak kararlılığımızı yansıtmaktadır."


Fişe takıldığında hızla 5G bağlantısı sunuyor


5G RedBox, 1 Nisan itibarıyla 5G’ye hazır altyapısı sayesinde otomatik olarak 5G şebekesine geçiş yapacak. Sabit Kablosuz Erişim (FWA) teknolojisine dayanan ve içine SIM kart takılan bir modemden oluşan 5G Redbox, mobil şebekedeki sinyali modem aracılığıyla alıyor ve evin içinde Wi-Fi ağına dönüştürüyor. Bu sayede, kablo çekmeye ve kuruluma gerek kalmadan, yüksek hızlı ev interneti sağlıyor.


Uygulama ya da mağazadan erişim


İş birliği kapsamında sunulacak ürünlerin satışına Vodafone Yanımda uygulaması üzerinden başlanacak. Söz konusu ürünlere Vodafone mağazalarından da "Eve Gönder" hizmetiyle ulaşılabilecek.



Vodafone ve Huawei’den iş birliği

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin MTSO Başkanı Çakır: "Mersin, Doğu Akdeniz’de güvenli liman alternatifi" Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek muhtemel bir kapanmanın küresel enerji ve ticaret hatlarında zincirleme etki oluşturacağını belirterek, "Mersin, Doğu Akdeniz’de güvenli liman ve stratejik koridor alternatifi olarak öne çıkmaktadır" dedi. Amerika ile İran arasında yaşanan gerilim sonrası muhtemel gelişmelerin bölge ve Mersin ticaretine etkilerini değerlendiren Çakır, Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve önemli miktarda LNG taşındığını hatırlattı. Geçişlerin aksaması halinde yalnızca enerji fiyatlarında değil; tahıl, pirinç, şeker, yem ham maddeleri ve petrokimya girdilerinde de maliyet baskısı oluşacağını ifade etti. Türkiye’nin, Basra kaynaklı petrol tedarikinin yaklaşık yüzde 20’sinin bu hattan etkileneceğini kaydeden Çakır, Enerji Bakanlığı’nın arz güvenliği açısından kısa vadede sorun öngörmediğini belirtti. Rusya, Azerbaycan ve Irak gibi alternatiflerin mevcut olduğunu dile getiren Çakır, Basra kaynaklı eksikliğin ikame edilebileceğini, ancak lojistik maliyetler ve sigorta primlerindeki artışın hem liman operasyonlarını hem de sanayiciyi etkileyeceğini söyledi. Navlun ve sigorta maliyetleri artabilir Katar kaynaklı LNG sevkiyatında yaşanabilecek kesintilerin deniz trafiğini yavaşlatabileceğine işaret eden Çakır, alternatif rotalara yönelimin navlun ücretlerini yüzde 15-30 artırabileceğini belirtti. Artan savaş ve risk primlerinin sigorta maliyetlerini yükselteceğini, bunun da gemi işletme giderleri üzerinden ihracatçı ve ithalatçı firmalara ek yük getireceğini kaydetti. Petrol fiyatlarındaki artışın Mersin’deki akaryakıt ithalatı ve dolum tesisleri üzerinde maliyet baskısı oluşturabileceğini ifade eden Çakır, Irak kaynaklı ham petrol transit akışındaki gecikmelerin de antrepo ve dolum tesislerini etkileyebileceğini dile getirdi. "Mersin güvenli alternatif" Basra Körfezi’nde güvenlik riskinin artması halinde Irak ve çevre ülkelerin alternatif transit güzergah arayışına hız vereceğini vurgulayan Çakır, Mersin’in kara ve demir yolu bağlantılarıyla stratejik avantaj sunduğunu söyledi. Limanın 3,6 milyon TEU kapasitesiyle bölgenin en güçlü merkezlerinden biri olduğunu ifade eden Çakır, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı ve Irak kaynaklı petrol trafiğinde artış yaşanabileceğini, Mersin’in Doğu Akdeniz’de güvenli liman olarak konumlanacağını kaydetti. Kalkınma Yolu ve Mersin-Filyos Koridoru Irak’ın Fav Limanı’ndan başlayarak Türkiye’ye uzanması planlanan Kalkınma Yolu Projesi’nin bu tür krizlere karşı stratejik önem taşıdığını belirten Çakır, projenin demir yolu, kara yolu ve enerji nakil hatlarını kapsadığını ifade etti. Hatların Adana ve Mersin’e bağlanmasıyla Türkiye’nin krizlere karşı daha dirençli hale geleceğini dile getirdi. MTSO’nun gündeme getirdiği Mersin-Filyos Koridorunun da kuzey-güney lojistik entegrasyonu açısından kritik olduğunu belirten Çakır, Afrika üzerinden Avrupa’ya ulaşan yüklerin 45 günde, Süveyş üzerinden 35 günde, Orta Koridor üzerinden 25 günde taşındığını; Kalkınma Yolunun ise 20 günün altına inebilecek süre avantajı sunduğunu söyledi. Küresel projelerde belirsizlik Çakır, Çin’in İran geçişli Kuşak ve Yol kara hattı ile Hindistan merkezli IMEC (BAE-İsrail) ve INSTC (İran-Rusya) projelerinin mevcut jeopolitik riskler nedeniyle belirsizlik yaşadığını ifade etti. Deniz yolu güvenliğinin azalması halinde gemilerin Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalabileceğini, bunun da teslimat sürelerini 15-20 gün uzatacağını belirtti. Artan enerji maliyetlerinin küresel enflasyonu tetikleyebileceğini kaydeden Çakır, "Avrupa için Türkiye ve Mersin, ham madde ve ara mal tedarikinde en yakın ve güvenilir üretim üssü olarak öne çıkacaktır" dedi. "Kendi koridorlarımızı oluşturmak zorundayız" Tek bir hatta bağlı kalınmaması gerektiğini vurgulayan Çakır, MTSO olarak tüm riskleri değerlendirdiklerini ve ilgili kamu kurumlarıyla koordinasyon içinde alternatif senaryolar üzerinde çalıştıklarını söyledi. Sanayici, ihracatçı ve lojistik sektörünü muhtemel maliyet artışlarına karşı hazırlamak için aktif şekilde çalıştıklarını belirten Çakır, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir güvenlik krizinin Mersin Limanı’nda doğrudan fiziksel kesinti oluşturmasının beklenmediğini, kısa vadede asıl etkinin enerji, navlun ve gıda emtia fiyatları üzerinden hissedileceğini sözlerine ekledi.