SAĞLIK - 21 Mayıs 2025 Çarşamba 09:50

Üzerine çaydanlık devrilen 1 yaşındaki bebek dehşeti yaşadı, vücudunun yüzde 15’i yandı

A
A
A

İstanbul’da babaannesi mutfakta yemek yaptığı sırada üzerine kaynar çaydanlık devrilen 1 yaşındaki Defne Mila’nın vücudunun yüzde 15’i yandı. Babaannesinin hemen minik bebeği çeşme suyunun altına tutması hasarın boyutunun önüne geçerken hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Turan, "Yüzde 15 civarı, 2’nci derece ayağında yanıkları vardı, yoğun bakımda bir süreç geçirdi, toparlamaya başladı. Yanıklar olduğunda mutlaka enerjinin alınması lazım, çeşme suyuna tutulması olayın ilerlemesini, deri kayıplarını veya sakatlıkları engelleyici bir hamle oluyor" dedi.

İstanbul Güngören’de yaşayan 54 yaşındaki Adile Baydere iddiaya göre 5 Mayıs Pazartesi günü saat 16.30 sıralarında mutfakta yemek yaparken kaynar çaydanlığın demliği 1 yaşındaki torunu Defne Mila’nın üstüne döküldü. Küçük çocuk acıyla çığlık atarken babaannesi ise hemen mutfak lavabosunun içine oturttu. Torununu yaklaşık 10 dakika çeşme suyu altında beklettiğini söylerken hemen torununun anne babasını aradı, eve gelen ambulansla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne götürüldü. Küçük çocuk Avrupa’nın en büyük merkezlerinden biri arasında gösterilen Yanık Tedavi Merkezi’nde tedavi altına alındı. 3 günlük yoğun bakım sürecinin ardından servise alınan Defne Mila’nın tedavisi serviste devam ederken Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Turan hastasının durumuna ilişkin bilgi verdi, yanık durumunda yapılması gerekenleri sıraladı. Babaannenin kaynar su dökülen çocuğu çeşme suyu altında bekletmesinin önemli bir ilk yardım müdahalesi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Turan, küçük çocukların olduğu ortamlarda daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Babaanne Adile Baydere ise olay sırasında kendisinde de yanıklar oluştuğunu ancak eve gittiğinde fark edebildiğini söyleyerek ailelere daha dikkatli olunması çağrısında bulundu.

"O anda aklıma gelen; suyun altına tutmam gerektiğiydi çünkü öğrenmiştim"

Torununun başına gelen durumu anlatan 54 yaşındaki babaanne Adile Baydere, "Defne Mila torunum, 5’inci ayın 5’inde mutfakta herhangi bir babaanne, anneanne gibi yemek yaparken başımıza bir kaza geldi. Defne Mila’nın üstüne çaydanlık devrildi, o anda panik oldum ama duyduğum şeyleri unutmadım, onu aldım, olduğu gibi lavabonun altına tuttum. 10 dakika suya maruz bıraktım, sonra çıkarttım. Hiç beklemedik, ambulans hemen geldi, bizi Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne getirdi. Sonra hocalarımız elinden geleni yaptı, 3 gün yoğun bakımda yattı. O anda tek aklıma gelen şey; onu suyun altına tutmam gerektiği çünkü bunu daha öğrenmiştim, çalıştığım iş yerinde yangınla ilgili ufak eğitimlerimiz vardı. Çok dikkat edilmesi gerekiyor, hele de çocuklarda ama ev kazası işte başımıza geliyor, panik yapmamak gerekiyor. Benim ayağım, karnım yanmış ben bunların hiç farkında değilim. O gece annesi, babası geldi, saat 24.00’da eve gittik, eve gidince fark ettim karnımdaki yanığı" dedi.

Üzerine çaydanlık devrilen 1 yaşındaki bebek dehşeti yaşadı, vücudunun yüzde 15’i yandı

"Yüzde 15 civarı, 2’nci derece ayağında yanıkları vardı"

Küçük çocukların bulunduğu ortamlarda kazalara neden olabilecek durumlara karşı azami dikkat gösterilmesi gerektiğini söyleyen Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Turan, "Çocuklar özellikle 1 yaş döneminde yürümeye, çevreyi anlamaya başlıyorlar. Bu dönemde sıcak, soğuk suyu, elektriği tam algılayamadıkları için çok hareketli oluyorlar, baş edilemiyor. Sıcak su maruziyeti söz konusu olmuş, tabi çocuklar hiperaktif oluyor. Hastamızın yüzde 15 civarı, 2’nci derece, ayağında yanıkları vardı, geldiği andan itibaren yakın takibe aldık, yoğun bakımda da bir süreç geçirdi. Daha sonra toparlamaya başladı, burada ailenin yaklaşımları da çok önemli, yavaş yavaş halkımızda bu ilk yardım tedavilerini öğrenmeye başladı. Mutlaka bir çeşme suyu sıcaklığı diyoruz, suya tutulması olayın ilerlemesini, daha derinleşmesi, tam kat deri kayıplarını veya sakatlıkları engelleyici bir hamle oluyor. Ev kazaları hayatımızın bir parçası aslında çok dikkat etmek lazım. Açıkta elektrik tellerinin bırakılmaması, sıcak çay, kahve bunların çocukların uzanamayacağı pozisyonda oluşturulması, çay demlediysek açıkta kalmaması, arabaların içinde yaz sıcağı geliyor çakmak bırakılıyor, o bir anda bombaya dönüşebiliyor" dedi.

Üzerine çaydanlık devrilen 1 yaşındaki bebek dehşeti yaşadı, vücudunun yüzde 15’i yandı

"Türkiye’de yanıkların organize edildiği bir sistem var"

Yanık durumlarında ilk yardım süreçlerine yönelik konuşan Prof. Dr. Turan, öncelikle yanık oluşan noktanın 10-15 dakika çeşme suyunda bekletilmesi, sonrasında kıyafetlerin çıkarılması gerektiğini söyleyerek, "Yanıklar olduğu zaman mutlaka oradaki enerjinin, ısının alınması lazım. Sonrasında da fazla geciktirilmeden en yakın bir sağlık kuruluşuna ulaştıktan sonra Türkiye’de yanıkların organize edildiği bir sistem var. Yanık oranlarına göre merkezlere, ünitelere dağıtılması ve tedavisinin ilerleme algoritması oturmuş durumda. İz kalma durumları çok derin, balistik yanıklarda, iyileşmeyen, enfekte, yönetilemeyen yanıklarda gerçekleşiyor. Son yıllarda olan tedavilerle yüzde 90-95’inde artık iz sorununu çözmüş oluyoruz. Halkımız için güzel bir an bir anda kötüye dönüşebiliyor. Babaanne orada kendisini feda ediyor, kötü dönemi atlatmaları için maksimum uğraşıyor, o yüzden biz de onlara teşekkür ediyoruz" dedi.

Hasibe Karadağ-Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır DİKO Başkanı Sanal: "Kuyumculuk sektörü sahipsiz değildir" Diyarbakır Kuyumcular ve Sarraflar Odası (DİKO) Başkanı Özer Sanal, geçtiğimiz günlerde yeni açılacak kuyumcu esnafına hizmet vermeyeceklerini söylemişti. Sanal, bu kelimelerinin çarpıtıldığını dile getirerek açıklamalarda bulundu. DİKO Başkanı Özer Sanal, son günlerde şahsı ve oda üzerinden yürütülen kasıtlı linç kampanyasını ibretle takip ettiklerini söyledi. Sanal, "Açık ve net söylüyorum, kuyumculuk sektörü sahipsiz değildir. Bu meslek; herkesin istediği gibi, hiçbir ölçü, denetim, yeterlilik ve sorumluluk aranmadan çoğaltılabilecek sıradan bir alan değildir. Kuyumculuk güven mesleğidir. Vatandaşın alın teriyle biriktirdiği altını, emeğini ve tasarrufunu ilgilendiren bu sektörde başıboşluğa, kayıt dışılığa, haksız rekabete ve ehliyetsizliğe sessiz kalmayacağız. ’Kuyumcu açılmasına dur diyoruz’ sözümüzün arkasındayız. Bu ifade, kimsenin ekmeğine göz dikmek değildir. Bu ifade, mesleğin itibarını koruma iradesidir. Bu ifade, vatandaşın güvenli alışveriş hakkını savunmaktır. Bu ifade, yıllardır vergisini veren, istihdam sağlayan, kurallara uyan dürüst esnafın emeğine sahip çıkmaktır" dedi. "Hiç kimse bu açıklamayı çarpıtarak bizi esnaf düşmanı, girişimci karşıtı veya keyfi yasakçı gibi göstermeye çalışmasın" diyen Sanal, "Bizim derdimiz şahıslarla değil; denetimsizlikle, plansızlıkla, mesleki yeterlilikten uzak uygulamalarla ve sektörü itibarsızlaştıran anlayışladır. Diyarbakır Kuyumcular Odası olarak görevimiz sadece alkışlamak değil; gerektiğinde uyarmak, gerektiğinde itiraz etmek, gerektiğinde de sektörümüz adına güçlü bir duruş ortaya koymaktır. Bu duruşumuzdan geri adım atmayacağız. Eleştiri başımızın üzerinedir. Ancak küfür, hakaret, tehdit, iftira ve sosyal medya linçi asla kabul edilemez. Şahsımı, ailemi, kurumumuzu ve meslektaşlarımızı hedef alanlarla ilgili hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızın bilinmesini isteriz. Kuyumculuk sektöründe kalite, güven, denetim, mesleki yeterlilik, kayıtlı çalışma ve haksız rekabetle mücadele kırmızı çizgimiz. Oda olarak mesleğimizin itibarını, vatandaşımızın güvenini ve dürüst esnafımızın emeğini korumaya kararlılıkla devam edeceğiz" diye konuştu.
Manisa Aileleri korkutan iddialara uzmanından rahatlatan açıklama Manisa Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Hekimi Uzm. Dr. Yunus Emre Sarı, son günlerde çocuklarda "kalp krizi" görüldüğüne dair çıkan haberlerin ailelerde kaygıya neden olduğunu belirterek, çocukluk çağında erişkin tipi kalp krizinin son derece nadir görüldüğünü söyledi. Sarı, ailelerin paniğe kapılmadan doğru bilgi kaynaklarına başvurması gerektiğini vurguladı. Manisa Şehir Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Hekimi Uzm. Dr. Yunus Emre Sarı tarafından çocuklarda kalp sağlığı konusunda toplumu doğru bilgilendirmek amacıyla hazırlanan açıklamada, "kalp krizi" kavramının çoğu zaman yanlış kullanıldığına dikkat çekildi. Kalp krizinin tıbbi adıyla miyokard enfarktüsü olduğunu ifade eden Sarı, bunun genellikle kalbi besleyen koroner damarların tıkanması sonucu ortaya çıktığını ve erişkinlerde damar sertliği nedeniyle daha sık görüldüğünü belirtti. Çocuklarda ise bu mekanizmayla gelişen kalp krizinin oldukça nadir olduğunun altını çizdi. Öte yandan çocuklarda ciddi kalp rahatsızlıklarının tamamen görülmediği anlamına gelmediğini kaydeden Sarı, ritim bozuklukları, kalp kası hastalıkları, doğuştan gelen kalp anomalileri, miyokardit gibi kalp kası iltihapları ve koroner damarlarla ilgili bazı özel durumların ciddi tablolara yol açabileceğini ifade etti. Ailelerin özellikle sosyal medyada yayılan bilgi kirliliğine karşı dikkatli olması gerektiğini belirten Sarı, tıbbi konularda çocuk sağlığı ve çocuk kardiyolojisi uzmanlarının görüşlerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Bazı belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini de vurgulayan Sarı, "Çocukta eforla ortaya çıkan göğüs ağrısı, egzersiz sırasında bayılma veya bayılacak gibi olma, tekrarlayan çarpıntı, morarma, açıklanamayan nefes darlığı, çabuk yorulma, bilinen kalp hastalığı varlığında yeni gelişen şikayetler ya da ailede genç yaşta ani ölüm öyküsü varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. Çocukluk çağındaki kalp hastalıklarının önemli bir kısmının erken tanı ve düzenli takip ile güvenli şekilde yönetilebildiğini ifade eden Sarı, ailelerin rutin sağlık kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Yunus Emre Sarı, "Çocuklarda erişkin tipi kalp krizi çok nadir görülen bir durumdur. Kaygı verici haberler karşısında paniğe kapılmadan, ancak uyarıcı belirtileri de ihmal etmeden bilinçli hareket edilmelidir" ifadelerini kullandı.
Bayburt Mayıs ortasında Bayburt’un Kop Dağı’na kar yağdı Bayburt’un 2 bin 409 rakımlı Kop Dağı’nda Mayıs ayının ortasında kar yağışı etkili olurken, kent merkezinde sabahın erken saatlerinde başlayan yağmur, aralıklarla devam ediyor. Bayburt’ta hava sıcaklıklarının düşmesiyle yüksek kesimlerde kar yağışı başladı. Kentin önemli geçiş güzergahları arasında yer alan Kop Dağı’na kar yağdı. Mayıs ayının bitimine sayılı günler kala yağan kar, yüksek kesimlerde kış manzaraları oluşturdu. Kent merkezinde ise sabah saatlerinde çiseleyen yağmur, aralıklarla etkisini sürdürüyor. Kop Dağı güzergahını kullanan tır şoförü Yıldıray Ata, yaz mevsiminin Bayburt’a gelmeyeceğini belirterek, "18 Mayıs 2026, Kop Dağı’na kar yağıyor. Güzel bir kar yağışı var, iyi yağıyor. Bu sene Bayburt’a yaz gelmeyecek, bizim bölgeye bu yıl yaz yok" dedi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü de Bayburt’un da aralarında bulunduğu kuzey kesimler için yerel kuvvetli yağış uyarısında bulundu. Uyarıda, 18 Mayıs Pazartesi günü sabah saatlerinden itibaren Orta ve Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde yerel olarak kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak beklendiği bildirildi. Kuvvetli yağışların akşam saatlerine kadar aralıklarla etkili olabileceği belirtilirken, sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış anında kuvvetli rüzgar ve fırtına ile ulaşımda aksamalara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olması gerektiği kaydedildi.
Gaziantep GİBTÜ bilim söyleşileri başarıyla tamamlandı Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından toplumda bilim kültürünü yaygınlaştırmak, öğrencilerin bilimsel düşünme becerilerini geliştirmek, bilim iletişimini güçlendirmek ve akademi ile gençler arasında güçlü bir bağ kurmak amacıyla yürütülen "GİBTÜ Bilim Söyleşileri", 2025-2026 eğitim-öğretim yılı kapsamında planlanan tüm programların tamamlanmasıyla başarıyla sona erdi. Gaziantep İl Millî Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen proje kapsamında Gaziantep genelinde toplam 26 okulda bilim söyleşileri düzenlendi. Program boyunca üniversitenin farklı fakülte ve akademik birimlerinden öğretim elemanları öğrencilerle bir araya gelerek bilim, teknoloji, sağlık, çevre, matematik, yapay zekâ, iletişim, yabancı dil, değerler eğitimi ve sosyal yaşam gibi birçok farklı alanda söyleşiler gerçekleştirdi. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Bayram Bala’nın koordinatörlüğünde yürütülen program kapsamında öğrenciler; yapay zeka teknolojileri, akıllı sistemler, biyoteknoloji, mühendislik uygulamaları, matematiğin doğadaki yansımaları ve geleceğin bilim dünyası gibi konularla buluşturuldu. Bunun yanında gençlerin kişisel gelişimine katkı sağlayacak iletişim becerileri, sınav kaygısıyla baş etme yöntemleri, sağlıklı yaşam farkındalığı, çevresel bilinç, inanç ve değerler eğitimi ile yabancı dilin küresel dünyadaki önemi gibi başlıklarda da söyleşiler gerçekleştirildi. Program süresince gerçekleştirilen etkinlikler sayesinde öğrencilerin bilimsel meraklarının artırılması, üniversite hayatına yönelik farkındalık kazanmaları ve akademik dünyanın farklı disiplinlerini yakından tanımaları hedeflendi. Aynı zamanda bilim iletişiminin gençler arasında yaygınlaştırılması ve akademik bilginin toplumla daha güçlü şekilde buluşturulması amaçlandı. Söyleşilerde öğrenciler yalnızca bilgi edinmekle kalmadı; aynı zamanda akademisyenlerle birebir iletişim kurma fırsatı da elde etti. Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi başta olmak üzere İlahiyat Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Tıp Fakültesi, Yabancı Diller Yüksekokulu ve diğer akademik birimlerden öğretim elemanlarının projede aktif olarak yer alması, Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nin disiplinlerarası akademik birikimini sahaya taşıdığını ortaya koydu. 26 okulda gerçekleştirilen bilim söyleşilerinin tamamlanmasının ardından, programın kapanış ve değerlendirme etkinliği niteliğindeki "GİBTÜ Bilim Söyleşileri Zirvesi"nin önümüzdeki günlerde üniversite ev sahipliğinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. GİBTÜ Bilim Söyleşileri, üniversitenin toplumsal katkı vizyonunu güçlendiren, akademik bilgiyi toplumla buluşturan, bilim iletişimini destekleyen ve gençlerin bilimsel farkındalığını artıran örnek bir sosyal sorumluluk projesi olarak tamamlandı. Üniversite yönetimi, ilerleyen dönemlerde daha geniş kitlelere ulaşacak yeni bilimsel ve sosyal projelerle çalışmaların devam edeceğini ifade etti.