SAĞLIK - 20 Mayıs 2025 Salı 11:27

Uykusunda yuttuğu dişler bronşundan çıkarıldı

A
A
A

İstanbul’da yaşayan 41 yaşındaki adam, yoğun öksürük ve nefes darlığıyla uyandı, aynaya baktığındaysa bir süre önce takılan 2 dişinin olmadığını görünce hastaneye koştu. Hastanın bronşuna kaçtığı belirlenen 2 dişi başarılı operasyonla çıkaran Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Efsun Gonca Uğur Chouseın, "2’li bir diş aspire etmiş hem ağırlığı hem de büyüklüğü nedeniyle Heimlich manevrası bu hastada fayda sağlamayacaktı. Böyle ana bronşlara yerleşmiş cisimler bazen tamamen akciğerin havalanmasına engel olabilir hale geliyor, yabancı cisim kaçmasından şüphelendiklerinde uzmanına başvurulmalı" derken, hasta E. Ö., "Gece uyurken oldu, sabah işe gitmek için kalktığımda bir nefes darlığı fark ettim. Olacağı varmış diyelim, beterin beteri var" dedi.

İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde yaşayan 41 yaşındaki E.Ö. edinilen bilgiye göre, geçtiğimiz ay yaşanan olayda nefes darlığı ve aşırı öksürükle uyandı, aynaya baktığındaysa taktırdığı 2 dişinin yerinde olmadığını fark etti. Hemen Bakırköy’de bir hastaneye giden E.Ö., durumu sağlık çalışanlarına anlatınca görüntüleme işlemleri yapıldı. 2 dişin hastanın sol bronşunda olduğu görüldü, solumun yollarındaki sorunların kamerayla teşhis ve tedavisine imkan sağlayan tıbbi bir işlem olan bronkoskopi yapılması için Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yönlendirildi. Burada Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Efsun Gonca Uğur Chouseın ve ekibinin yaptığı incelemeler sonrası işlem yapıldı. 2 diş bulunduğu yerden başarıyla çıkarılırken hasta tedavisinin ardından taburcu edildi. Doç. Dr. Chouseın, yabancı cisim yutmaları durumunda yapılması gerekenleri aktarırken; E.Ö., yaşadıklarını anlattı. Öte yandan dişlerin çıkarıldığı o anlar ise kameraya yansıdı.

Uykusunda yuttuğu dişler bronşundan çıkarıldı

"Gece uyurken oldu"

Yoğun bir öksürükle uyandığını anlatan E.Ö. , "Gece uyurken oldu, sabah işe gitmek için kalktığımda bir nefes darlığı fark ettim sonra hastaneye başvurdum. Röntgen ve BT çekildi, sol bronşumda bir cisim olduğu anlaşıldı. Fark etmeden, gece uyuduğum zaman oldu. Olacağı varmış diyelim ne diyelim, beterin beteri var, daha dikkatli olmalarını öneririm. Takma değil yemek yiyebilmem için 2 tane diş vardı, onları yuttum" dedi.

Uykusunda yuttuğu dişler bronşundan çıkarıldı

"Uykusundan ani bir nefes darlığı ve aşırı bir öksürükle uyanmış"

Hastasının durumuna ilişkin konuşan Doç. Dr. Efsun Gonca Uğur Chouseın, "Sabaha karşı uykusundan ani bir nefes darlığı ve aşırı bir öksürükle uyanmış. En yakın bir dış merkeze başvurmuş, hastanın şikayetlerine yönelik yapılan tetkiklerinde ve Toraks BT’sinde hastanın anlattıklarına dayanarak bir yabancı cisimden şüphelenmişler. Yabancı cisim konusunda hastalarda ilk başta şüphelendiren şey; hastanın anlattıkları, nefes darlığı, öksürük gibi şikayetleridir ama bazen yıllar önceki bir yabancı cisimden hastaların haberi bile olmayabilir. Bu hastalarda önce rutinde normal bir akciğer grafisi çekiyoruz. Daha yüksek şüphemizde mutlaka Toraks BT ve damardan ilaç vermeden tomografi çekiyoruz. Mesela buradaki hastamızın sol bronşiyal sisteminde beyaz yabancı cisim olduğunu düşündüren bir bulgusu var. Bazen çok acil müdahale edilmesi gereken yabancı cisim hastaları olabiliyor, hızla hastalarımızı ameliyathaneye alıyoruz. Rijit bronkoskopi adını verdiğimiz özel çelik tüplerden oluşan setlerle ağız yoluyla girip genel anestezi altında uyutularak işlemlerini yapıyoruz. Böyle bir yabancı cisim eğer çıkarılmazsa ilerleyen dönemde yabancı cismin arkasına hastanın aldığı nefes sağlıklı bir şekilde girip çıkmayacağı için hep nefes darlığı olacaktı. Zamanla arkada kalan akciğer parankimi (Akciğerlerin esnek olan ve hava dolabilen bölümü) havalanamayacağı için zatürre gelişebilecekti. En nihayetinde bronşektazi dediğimiz kalıcı bronşlarda genişlemeye yol açan ve sık sık hastaların enfekte olmasına neden olan bir hastalık gelişebilecekti. Ayrıca bu hastamızdaki gibi böyle ana bronşlara yerleşmiş cisimlerin etrafını granülasyon dokusu dediğimiz dokular sararak bazen tamamen akciğerin havalanmasına da engel olabilir hale geliyor. Bu işlemlerden sonra hastalarımızın solunumla ilgili şikayetleri tamamen geriler hatta bazen geç başvuran hastalarda yeni başlayan yapısal değişiklikler olduysa onlar bile zaman içerisinde tamamen iyileşebiliyor. Hastamız normal eski sağlıklı günlerine çok kısa sürede dönecektir" diye konuştu.

Uykusunda yuttuğu dişler bronşundan çıkarıldı

"Heimlich manevrası bu hastada fayda sağlamayacaktı"

Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Uğur Chouseın, "En sık toplu iğne aspirasyonuna biz rastlıyoruz. Son yıllarda diş implantlarının tedavisi sırasında kullanılan materyallerin de akciğere kaçmasını çok sık görmeye başladık. Bunun yanında taneler içeren nohut, bezelye, zeytin, kiraz çekirdeği gibi yabancı cisimlere de oldukça sık rastlıyoruz. Yakınımızdaki kişinin çok sert, kesici, solunum yollarına zarar vermeyeceğini düşündüğümüz bir yabancı cisim aspire ettiğini gördük ve şahit olduysak onlarda Heimlich Manevrası adını verdiğimiz hastanın arkasına geçerek belinden tutarak ve hastayı sarsarak manevramızı yapabiliriz ama bunu çok ısrarla devam ettirmemek gerekiyor. Israrla devam edersek içerideki yabancı cisim çok daha uzaklara doğru yer değiştirebilir. Hastanın belki de soluk borusuna çok zorlarsak hasar verebilir. Böyle bir durumda birkaç kez denedikten sonra başarılı olmazdıysak hastamızı en yakın acil merkeze ulaştırmalıyız. Bu hasta 2’li bir diş aspire etmiş hem ağırlığı hem de büyüklüğü nedeniyle bu manevra bu hastada yukarıya kadar çıkarılabilse bile kolaylıkla ses tellerini geçemeyeceği için bir fayda sağlamayacaktı. İnsanlarımızdan geçmeyen, uzayan öksürükleri olursa ve düşündükleri zaman akıllarına gelen akciğerlerine bir yabancı cisim kaçmasından şüphelendikleri durumda bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmalarını öneriyorum. Özellikle küçük çocuklara çok bilinçli olmadıkları yaşlarda küçük taneli oyuncakların ya da gıda maddelerinin verilmemesini eğer bir gıdayı tüketmek zorundalarsa kontrollü bir şekilde vermelerini öneriyorum. Genel durumu bozuk, yaşlı hastalarda da yutma fonksiyonları bozulacağı için onlarda da bazen yabancı cisim aspirasyonları görebiliyoruz" ifadelerini kullandı.

Hasibe Karadağ - Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Anne kedinin ölen yavrusunun yaşaması için verdiği çaba duygulandırdı Sivas’ta anne kedinin ölen yavrusu için verdiği mücadele cep telefonu kamerasına yansıdı. Kedinin şefkati ve yaşadığı üzüntü yürekleri burktu. Sivas’ta kedilere olan sevgisi ve yardımseverliği ile tanınan Uğur Zontul, yaşadığı ilginç bir olayı kayıt altına aldı. Yavruyken beslediği ve büyüyerek anne olan kedinin yavrusu ağzında yanına geldiğini gören Zontul, yavru kediyi avucuna aldı. Yeni doğan ve hayatını kaybeden yavruyu hayata döndürmeye çalışan Zontul, tüm çabalarına rağmen başarılı olamadı. Yavru kediyi tekrar annesinin yanına bırakan Zontul, anne şefkatini kayıt altına aldı. Cep telefonu kamerasına yansıyan görüntüler, izleyenleri duygulandırdı. Anne kedinin, ölen yavrusunu ağzında, yavruyken kendisini besleyen Zortul’a getirmesi ile düşündürdü. "İnsanlar bebeğini çöpe atarken o anne kedi, yavrusu için saatlerce uğraştı" Uğur Zontul insanların anne kedinin şefkatini örnek almaları gerektiğini vurgulayarak, "Olayın yaşandığı gün mahallede her zaman olduğu gibi kedilere yemek veriyordum. Benim büyüttüğüm anne kedi ölen yavrusunu alıp yanıma geldi. Yavruyu önce kucağıma aldım ısınması için masaj yaptım, nefes verdim, dirilmedi. Daha sonra ölen yavruyu yanımda bulunan koltuğun üzerine bıraktım. Anne kedi, yavrusunun başına geçerek yalamaya, koklamaya başladı. O an annenin yavrusuna olan şefkati beni çok duygulandırdı, o şekilde görünce ben de ağladım. Videoda da olduğu gibi annenin o halini görünce konuşamadım tüylerim diken diken oldu, olayın etkisinden hala çıkamadım. Anne kedinin o halde yavrusuna olan çabası bana insanlığı, bir annenin merhametini öğretti. İnsanlar bebeğini çöpe atarken o anne kedi yavrusunun dirilmesi için saatlerce uğraştı. Yavrusu koltuğun üzerindeyken öptü, yaladı, nefes alsın diye yanına yatıp memesini ağzına vermeye çalıştı. Dünyada o an en çok istediğim şey o yavrunun tekrar dirilmesiydi. Annenin yavrusuna olan şefkatini görünce bir iki saat daha bekledim daha sonra yavruyu belirlediğim bir yere götürerek gömdüm. Annenin psikolojisi hala bozuk, yemek yemiyor. Eskiden beslemeye gittiğimde bir kutu ciğeri tek başına yerdi ama şimdi çok az yemek yiyor. Normalde kaldıkları ahşap bir ev vardı yavrusu öldükten sonra artık dışarıda kalmaya başladı. Aslında insanların bu görüntülere basit bir durum gibi bakmaması gerekiyor. Çok büyük bir merhamet örneği. İnsanlar bu hayvanın yaptığını yapamıyor yaşayan çocuğunu sokağa atan insanlar var, hakkını kumarda yiyenler var. O hayvan bize insanlığı öğretiyor" dedi. "Anne kedinin merhametinden herkes örnek almalı" Uğur Zontul’a kendi aralarında ’kedilerin babası’ diye hitap ettiklerini söyleyen esnaf İbrahim Kozan, "Uğur abi çarşımızın güzel esnaflarından birisidir. Her sabah ilk yaptığı işi oturduğu evden buraya gelene kadar yolda karşılaşmış olduğu bütün kedi, köpekleri beslemek artık onun görevi haline geldi. Gelirinin nerdeyse tamamını sokakta yaşayan sahipsiz hayvanlara ayırıyor. Çarşı esnafımız kendisini ’kedilerin babası’ olarak tanımlar. Günümüzde insanların birbirine merhamet etmeyi unuttuğu bir dönemde kedi ve köpeklere gösterdiği merhameti insanlara daha fazla gösteren bir abimiz. Videoyu ben de izledim çok üzücü, hüzünlü bir durumdu anne şefkatini o videoda gördüm ben de. Herkesin o şekilde merhamete sahip olmasını, görüntülerden örnek almasını istiyorum. Uğur abi gibi insanların artmasını, çoğalmasını diliyorum" dedi.
Van İnci kefalinin göç yolculuğunu görmeye gelenler eli boş ayrıldı Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan ve her yıl üremek için mayıs ile temmuz ayları arasında tatlı su ağızlarına göç eden inci kefalinin (Van balığı) yolculuğu su debisinin yüksek ve havanın soğuk olmasından dolayı başlamayınca balıkları izlemeye gelenler eli boş döndü. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı suyunda yaşayan inci kefalinin, her yıl olduğu gibi bu yıl da tatlı su ağızlarına doğru başladı. Suyun akışının tersine doğru yüzdüğü ve önüne çıkan engeli uçarak aştığı için ’uçan balık’ olarak da adlandırılan inci kefali, üremek için başlattığı yolculuğunu Van Gölü’ne akan tüm tatlı sularda gerçekleştiriyor. Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yumurtlayamayan inci kefalleri, akarsu sıcaklığı 13 santigrat dereceye ulaştığında tatlı su kaynaklarına doğru göç etmeye başlıyor. Göç yolunda suyun akışına ters yüzen balıklar, şelaleler ve bentlerle karşılaşıyor. Bu engelleri aşmak için suyun yüzeyine doğru metrelerce zıplayıp tatlı su yataklarına ulaşan balıklar yumurtalarını bıraktıktan sonra hayatta kalan yetişkin balıklar tekrar Van Gölü’ne geri dönüyor. Her yıl olduğu gibi bu yılda gerek yurt içinden gerek yurt dışından bu göç yolculuğunu izlemeye uçan balıkları görmeye gelen binlerce turist oluyor. Bu yıl hava şartlarından ve su sıcaklığından dolayı, balıkların göçü geciktiği için bu göçü izlemeye gelenler uçan balıkları göremediler sadece hatıra fotoğrafı çekip hüzünlü bir şekilde dönmek zorunda kaldılar. Göç yolculuğunu izlemeye gelen bazı vatandaşlar ise göç yolculuğu başlamadan bilgi veren sosyal medya kullanıcılarına ve yanlış haber yapanlara tepki gösterdiler. Balıkesir’den gelen Mahir Çağlayan, "Balıkesir’in Bandırma ilçesinden geliyoruz. Balık bendini, uçan balıkları görmeye geldik. Yalnız mevsim durumundan dolayı bu sene havaların soğuk geçmesinden ötürü uçan balıkların gelmesi zaman alacak gibi gözüküyor. İnşallah bir dahaki sefere buraya geldiğimizde bu balıkları da göreceğiz. Coğrafyamız çok zengin bir coğrafya, kültürel zenginlikleri olan bir coğrafya, herkesi burayı görmeyi tavsiye ediyorum, teşekkür ederim" dedi. Akdeniz bölgesinden gelen Önder ise "Akdeniz bölgesinden geldik, sıcak yerlerden soğuk yerlere seyahat ettik. Oğlumla birlikte motorla geliyoruz. Balık bendini uçan balıkları görmeye gelmiştik. Bu mevsimlerde olacağını söylemişlerdi. Lakin havaların soğuk olmasından kaynaklı balıkların şu an göç yolculuğunu göremedik. Bu sene nasip olmadı. İnşallah seneye yine gelir, inşallah yine görürüz" dedi.
Şanlıurfa Jandarma sınırda çocuklarla birlikte uçurtma uçurdu Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde düzenlenen uçurtma şenliğinde çocuklar jandarma ekipleriyle birlikte gökyüzünü uçurtmalarla rengarenk donattı. Suriye sınırında yer alan Ceylanpınar ilçesindeki Kepez tepesinde uçurtma şenliği düzenlendi. Tepede bir araya gelen aileler gökyüzünü uçurtmalarla donattı. Ailelere eşlik eden jandarma ekipleri de çocuklarla birlikte uçurtma uçurarak heyecanlarına ortak oldu. İlçedeki sivil toplum kuruluşlarının iş birliğiyle organize edilen şenlikte uçurtması olmayan çocuklara uçurtma hediye edildi. Rengarenk uçurtmaların gökyüzünü kapladığı etkinlikte, hem çocuklar hem de yetişkinler keyifli anlar yaşadı. Çocukların mutluluğu gözlerinden okundu Şenlikler boyunca akranlarıyla birlikte uçurtma uçurmanın heyecanını yaşayan çocukların mutluluğu görülmeye değerdi. Cep telefonları ve kameralarla o anları kaydeden aileler, bu tür sosyal etkinliklerin ilçedeki birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirdiğini ifade etti. Etkinliğe katılan vatandaşlar, organizasyonda emeği geçen sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek, festivalin önümüzdeki yıllarda da büyüyerek devam etmesini istediklerini dile getirdi. Şenlik, çocuklara yönelik çeşitli ikramlar ve müzikli eğlencelerin ardından sona erdi. Ailesiyle birlikte şenliklere katılan Zümrüt Mintaş, "Güzel bir festival oldu. Bizim için bir sosyal etkinlik oldu. Geldik çocuklarla beraber vakit geçirdik. İlçenin bu etkinliğe ihtiyacı olduğunu düşünüyorduk. Tam yerinde bir etkinlik oldu. Güzel vakit geçirdik. Uçurtma uçurduk ailece zaman geçirdik. Çok eğlendik" dedi. Çocuklarıyla birlikte şenliklere katılan Ömer Yılmaz ise "Bu çok güzel bir etkinlik. Çocuklar eğlendi, biz de mutlu olduk. Hafta sonu çocukları böyle bir yere çıkartmak lazımdı" dedi. Uçurtma şenliğinde çok eğlendiğini söyleyen Zelal Avşin Akın isimli kız çocuğu ise "Uçurtma şenliğine geldik. Çok eğlendik. Bize uçurtma verdiler" dedi.