SAĞLIK - 16 Şubat 2026 Pazartesi 09:24

Uykuda tekme atmanın sebebi her zaman masum olmayabilir

A
A
A
Uykuda tekme atmanın sebebi her zaman masum olmayabilir

Uyku sırasında ya da uyanıkken istemsizce meydana gelen bacak hareketlerinin altında sadece uyku sorunları yatmayabilir. Hatta masum gibi görünse de bazen beyin tümörü ya da beyin kanaması belirtisi bile olabiliyor. Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, uyku bozukluklarının da etkilerinin olabileceği ’Dans Eden Bacaklar Sendromu’ hakkında bilgi verdi.


Medicana Ataköy Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman fark edilmeyen bazı nörolojik hareket bozukluklarına dikkat çekerek, "Halk arasında ’Dans eden bacaklar sendromu’ olarak tarif edilen bu durum, farklı hastalıkların ortak bir dışavurumu olabilir" dedi.



REM uykusunda görülebilir


Uykuda ortaya çıkan istemsiz bacak hareketlerinin farklı nedenlerle ortaya çıkabildiğini ifade eden Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, "Genellikle huzursuz bacak sendromu ile ilişkili olan bu durum, uykuda yarı ritmik ve tekrarlayıcı bacak hareketleriyle seyreder. Kişi çoğu zaman bunu fark etmez, şikâyet genellikle yatak partneri tarafından dile getirilir. Bazen de REM uykusunda davranış bozukluğu kaynaklı bu durum ortaya çıkabilir. Daha kaba, sert ve geniş hareketlerle seyreden bu tabloda kişi rüyalarını adeta yaşar. Tekme atma, vurma gibi davranışlar görülebilir. Bu durumun altında Parkinson hastalığı veya bazı demans türleri gibi nörodejeneratif hastalıklar bulunabilir" şeklinde konuştu.



Uyku apnesinde de bacak sorunları görülebilir


Uyku apne sendorumu sonucunda da Dans Eden Bacaklar Sendromunun görülebildiğini söyleyen Doç. Dr. Osman Özgür Yalın, "Uykuda nefes durması, horlama, gündüz aşırı yorgunluk ve uyuklama ile seyreden uyku apnesi, istemsiz bacak hareketlerinin sık nedenlerinden biridir. Tedavi edilmediğinde inme, hipertansiyon, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir" şeklinde görüş verdi.



Beyin hastalıkları kaynaklı olabilir


Ancak uyanıkken bu tür durumların görülmesinin altında ciddi sorunlar olabileceğini kaydeden Doç. Dr. Yalın, "Uyanıklık halinde görülen istemsiz, kıvranıcı ve dans eder gibi hareketler genellikle daha ciddi nörolojik hastalıkların habercisi olabilir. Bunlar arasında Huntington hastalığı ile beyin damar hastalıkları ve tümörler sayılabilir. Genetik geçişli, ilerleyici ve yıkıcı bir nörolojik hastalık olan Huntington, istemsiz dans benzeri hareketlerle kendini gösterebiliyor. Tedavi seçeneklerinin sınırlı olması ve ilerleyici doğası nedeniyle tanı koyulması hekimler için de oldukça zorlayıcı bir süreçtir. Ayrıca beyin damar tıkanıklıkları, kanamalar veya beyin tümörleri de nadiren benzer istemsiz hareketlere yol açabilmektedir" dedi.



Her zaman masum olmayabilir


Doç. Dr. Osman Özgür Yalın Yalın, istemsiz bacak hareketlerinin "önemsiz" olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak şu uyarıda bulundu:


"Bu hareketler bazen masum bir uyku bozukluğu, bazen de ciddi ve ilerleyici nörolojik hastalıkların ilk belirtisi olabilir. Erken tanı, hem altta yatan hastalığın kontrol altına alınması hem de hastanın yaşam kalitesinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Profesör açıkladı: "Kadınlar hasta ve geç, erkekler ise sağlıklı ve erken ölüyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, erkeklerin sağlık kontrollerini ihmal etmesi nedeniyle ani ve erken ölümlerin daha sık görüldüğünü, kadınların ise şikayetlerde daha erken doktora başvurduğu için daha geç yaşta hayatını kaybettiğini söyledi. Özkaya, özellikle enfeksiyon sonrası gelişen göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetlerinde zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirtiyor. Prof. Dr. Özkaya, ülkede özellikle salgın sonrası erkek cinsiyetinde artan ani ve erken ölümlerin görüldüğünü ifade ederek, "Kalp krizine benzer ani ölümlerin özellikle viral enfeksiyonlardan sonra gelişen ‘kalp gribi’ tablosu olduğunu biliyoruz. Kovid, influenza, Coxackie, adenovirüs ve RSV gibi üst ve alt solunum yollarına yerleşen virüsler; ateş, öksürük, boğaz ağrısı ve eklem ağrıları ile başlayıp göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile devam edebiliyor. Bu virüslerde sadece akciğer tutulumu değil, kalp tutulumları da görülüyor" dedi. Bu durumun en çok günlük hayatın içinde aktif olan genç erkek ve çalışan grupta görüldüğünü belirten Özkaya, özellikle gençlerin grip benzeri şikayetler sonrası gelişen öksürük ve nefes darlığını ihmal ettiğini, ciddi kalp ve akciğer tutulumları ile acil servise başvurduklarını söyledi. "Acile başvuran grip hastalarının birçoğunda aynı tablo" Tipik kalp krizinden biraz farklı seyrettiği için özellikle genç erkeklerin doktora gitmediğini kaydeden Özkaya, "Ağır egzersiz, spor ve ani heyecan oluşturan durumlarda kalp krizi benzeri ani solunum ve kalp durmaları gözleniyor. Halk arasında ‘kalp gribi’ olarak bilinen bu durum, virüslerin oluşturduğu kan plazma toksisitesinin kalp damar duvarı ve kalp kasında oluşturduğu harabiyet sonucu kalp krizi belirtileri veriyor. Artık kalp ve damar hastalıklarının temelinde enflamasyon ve enfeksiyonların da olduğunu biliyoruz. Karşımıza pulmoner emboli (akciğerde kan pıhtısı), kalp krizi, perikardit (kalp zarı iltihabı), kalp yetmezliği veya viral miyokardit (kalp kası iltihabı) bulguları ile geliyorlar. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayeti ile acile başvuran grip hastalarının birçoğunda bu tablo görülüyor. Erken fark edilirse uygun tedavi ile iyileşme sağlanırken, geç kalınan vakalarda ani ölüme kadar gidebiliyor" diye konuştu. "20 ila 50 yaş arasındaki erkeklerde daha sık ölümcül seyrediyor" Rahatsızlığın her yaş grubunda görülebildiğini ancak özellikle 20 ila 50 yaş arasındaki erkeklerde daha sık ölümcül seyrettiğini vurgulayan Özkaya, "Genç erkekler günlük hareketlilikleri nedeniyle belirtilerin farkına varamıyor. Gripten 1-2 hafta sonra özellikle eforla gelen göğüste batma, yanma, baskı hissi, nefes darlığı, sırt üstü yatarken artan göğüs ağrısı ve çarpıntı görülebiliyor. En yüksek risk enfeksiyondan sonraki ilk üç gün içinde olmakla birlikte 90 güne kadar yüksek kalabiliyor" ifadelerini kullandı. Kadınların ise daha hassas ve duyarlı davranarak en ufak şikayetlerinde doktora başvurduğunu belirten Özkaya, erken tanı ve tedavi sayesinde kadınlarda ani ve erken ölümün erkeklere göre daha az görüldüğünü ifade etti. Türkiye için dikkat çeken bir değerlendirmede bulunan Özkaya, "Ülkemiz için şunu söylemek mümkün; kadınlarımız hasta ve geç, erkeklerimiz ise sağlıklı ve erken ölüyor" şeklinde konuştu. Vatandaşların Sağlık Bakanlığı’na bağlı ilçe düzeyinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezlerine başvurarak gerekli sağlık kontrollerini yaptırabileceklerini hatırlatan Özkaya, erken tanı ve düzenli takip ile risklerin azaltılabileceğini sözlerine ekledi.