EĞİTİM - 25 Şubat 2026 Çarşamba 20:22

TÜRGEV 2025-2026 eğitim yılı hafızlık destek programında 7 öğrenci hafız oldu

A
A
A
TÜRGEV 2025-2026 eğitim yılı hafızlık destek programında 7 öğrenci hafız oldu

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) tarafından yürütülen hafızlık destek programı kapsamında, son bir yılda 7 öğrenci hafızlığını tamamladı, başarı belgesi alan 194 hafız öğrenci burs desteğinden yararlandı.


Türkiye’de gençlerin eğitim süreçlerini çok boyutlu bir yaklaşımla destekleyen TÜRGEV, 2013 yılında başlattığı hafızlık destek programı ile hafızlık geleneğinin korunması ve yeni nesillere aktarılmasına yönelik çalışmalarını sürdürüyor.


Program kapsamında son bir yıl içerisinde 7 öğrenci hafızlığını tamamlarken, başarı belgesi alan 194 hafız öğrenci ise bursiyer olarak eğitim desteğinden yararlandı. Programdan faydalanan öğrenciler, akademik eğitimlerine devam ederken hafızlık çalışmalarını da sürdürüyor.



Yaklaşık 50 hafız yetişti


TÜRGEV’in 2013 yılında başladığı hafızlık programı kapsamında bugüne kadar yaklaşık 50 öğrenci hafızlığını tamamladı. Program, hıfzını tamamlayan gençlerin Kur’an-ı Kerim ile bağlarını diri tutmalarına ve emanet bilinciyle bilgilerini pekiştirmelerine imkan sunarken, hafızlık yolculuğunu sürdüren talebelere ise güvenli bir ilim ortamında barınma, burs ve rehberlik desteği sağlayarak bu kutlu yürüyüşe eşlik ediyor. Bu model, geleneksel hafızlık anlayışını aşarak talebelerin Kur’an’la kurduğu bağı ilim, ahlak ve istikamet şuuruyla tahkim etmeyi amaçlayan seminer ve değer odaklı eğitim programlarıyla zenginleştiriliyor.



"Hafızlık, bir istikamet meselesidir"


TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Akıncı Yılmaz, hafızlık geleneğinin korunmasının bir medeniyet sorumluluğu olduğuna işaret ederek, "Ramazan ayı, gönüllerimizin Kur’an-ı Kerim’in nuruyla yeniden dirildiği, rahmet ve mağfiret ikliminde vahyin rehberliğine daha sıkı sarıldığımız mübarek bir zaman dilimidir. Asırlardır bu topraklarda ilim, irfan ve adanmışlıkla yaşatılan hafızlık geleneği, medeniyetimizin en kıymetli emanetleri arasında yer almaktadır. Kur’an-ı Kerim’i hıfz eden nesiller yetiştirmek, emanete sahip çıkma şuurunu diri tutan bir medeniyet idrakinin tezahürüdür. Bu idrak, istikametini vahiyden alan ve geleceğini köklü mirası üzerine inşa eden bir nesil anlayışını beslemektedir" dedi.


Yılmaz, hafızlık geleneğinin, ilimle yoğrulmuş, Kur’an ahlakıyla şekillenmiş ve sorumluluk şuurunu kuşanmış nesillerin yetişmesinde müstesna bir vazife üstlendiğini vurguladı.



Ramazan ayına özel çevrim içi mukabele programı


Hafızlık Destek Programı kapsamında öğrenciler, alanında uzman isimlerle gerçekleştirilen seminerler, rehberlik çalışmaları ve değer temelli eğitimlerle destekleniyor. Bu çerçevede Ramazan ayı boyunca çevrim içi mukabele programı da düzenlenecek.


Ramazan’ın ilk gününden son gününe kadar 29 gün sürmesi planlanan program; cuma günleri 11.00-12.00, diğer günlerde ise 12.00-13.00 saatleri arasında gerçekleştirilecek. Program, TÜRGEV bünyesindeki öğrenci ve çalışanların yanı sıra kamuoyunun katılımına da açık.


Önümüzdeki dönemde daha fazla öğrenciye ulaşması hedeflenen hafızlık çalışmaları; gençlerin akademik başarısını, sosyal uyumunu ve şahsiyet gelişimini destekleyen bütüncül bir eğitim anlayışıyla sürdürülüyor. TÜRGEV’in yürüttüğü hafızlık, Kur’an eğitimi ve değer odaklı gençlik çalışmaları, bu alandaki örnek uygulamalar arasında yer alıyor.



TÜRGEV 2025-2026 eğitim yılı hafızlık destek programında 7 öğrenci hafız oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek önceliğimizdir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ATO Congresium’da gerçekleştirilen Geleneksel MÜSİAD Ankara İftarı’na katıldı. Burada konuşan Yılmaz, Ramazan ayının birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Dünyanın farklı bir dönemden geçtiğini ve artık eski küresel ve liberal dünyanın olmadığını aktaran Yılmaz, "Uluslararası kuralların, kurumların zayıfladığı, ülkelerin korumacı eğilimlerinin güçlendiği, güç siyasetinin ön plana çıktığı, ‘güçlüysem istediğimi yapabilirim’ gibi bir anlayışın dünyada giderek hakim hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Bu çok iyi bir dönem değil. Bunu tasvip ettiğimiz için söylemiyorum ama bu gerçeği de görmemiz lazım. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Eski düzen, eski kurallar giderek zayıflıyor ve yeni bir düzen de ortada yok. Dolayısıyla bu tür dönemler, en tehlikeli dönemlerdir. Bunun temelinde ne var diye baktığınız zaman dünyada ekonomide yeni bir güç dağılımı var. Çin başta olmak üzere Uzakdoğu’nun yükselişi, dünya ekonomik hiyerarşisinin dönüşümü siyasi gerilimleri de besliyor. Dünyanın bu yeni ekonomik gerçekliğiyle siyasal gerçekliği örtüşmüyor. Dolayısıyla bir çatışma ortamı içindeyiz. Ekonomideki bu güç dağılımı siyasette de jeopolitik gerilimleri besliyor. Bölgemizde de bunu yaşıyoruz, görüyoruz, dünyanın birçok farklı bölgesinde de bu gerilimlere şahit oluyoruz" ifadelerine yer verdi. Dünyada belirsizliklerin yükseldiği ve risklerin arttığı bir dönemde ülkelerin kendi iç cephelerini güçlendirmeleri gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, öngörülebilirliğin azaldığı bir dünyada daha öngörülebilir politikaların izlenmesi, sağlıklı, sağlam ve ihtiyatlı politikalarla hareket etmenin önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın içinde bulunduğu bu riskli dönemde Türkiye’nin realiteleri gördüğünü ve bu doğrultuda orta ve uzun vadeli hedefleri belirlediklerini dile getiren Yılmaz, bu hedeflere dönük çabayı kararlılıkla sürdürdüklerine vurgu yaptı. "Reel ekonomide elde ettiğimiz kazanımları koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir" Ekonomi politikalarında son dönemlerde istikrarı daha fazla ön plana çıkardıklarını belirten Yılmaz, "Malum dünya bir pandemi yaşadı. Pandemi sonrasında hala etkilerin belli oranlarda devam ettiğini söyleyebiliriz. 2020-2024 dönemine baktığımızda dünya ekonomisi kümülatif olarak 100 iken ancak 115 olabilmiş. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi 100 iken 130 olmuş. Dünyanın iki katı kadar bir büyüme kaydetmiş. Dolayısıyla reel ekonomi tarafında güçlü bir performans ortaya koyduğumuzu söyleyebilirim. Bu süreçte finansal açıdan istikrarsızlıklar yaşadık. Enflasyon oranımız yükseldi, dolayısıyla reel ekonomide elde ettiğimiz bu kazanımları olabildiğince koruyup finansal tarafta istikrarımızı güçlendirmek şu anki önceliğimizdir. Başta enflasyon oranını aşağı çekmek, makro finansal istikrarımızı güçlendirmek, öngörülebilirliğimizi artırmak şu andaki politikalarımızın temel önceliğini oluşturuyor. Bu konuda da belli bir mesafe almış durumdayız. 2024’ün Mayıs ayında enflasyon 75 buçuğa kadar yükseldi. O günden bu güne 45 puan civarında enflasyon oranında düşüş var" diye konuştu. Temel mallarda yüzde 17’lere kadar enflasyon oranının indiğini söyleyen Yılmaz, özellikle kira, eğitim gibi kalemlerde de giderek iyileşme gördüklerine dikkati çekti. "2026 yılı özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacak" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026 yılının özel sektörde finansa erişim açısından daha olumlu bir yıl olacağını dile getirerek, "Biz bir taraftan genel makro istikrarı sağlayarak bu olumluluğu desteklemeye çalışıyoruz. Türkiye, enflasyon ve faizlerde düşüş seyrine girmiş durumda ama bir taraftan da bu makro iyileşmeyi beklemeden selektif dediğimiz politikalarla da reel sektörümüzü destekliyoruz. Reel sektör içinde özellikle emek yoğun şirketlerimizin yaşadığı sıkıntıların farkındayız. Bu sektörlerimize dönük politikalar izliyoruz" dedi. "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak" Enflasyonla beraber büyümeyi de dengeli bir şekilde sürdürdüklerine vurgu yapan Yılmaz, "Ekonomimiz ilk defa 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklüğe kavuşmuş olacak. Kişi başına gelirimiz 18 bin dolara yakın mertebelerde gelecek diye tahmin ediyoruz. Bu değerlerle Türkiye ekonomisi nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi, satın alma gücüne göreyse 11’inci büyük ekonomisi olacak" açıklamasında bulundu. Para politikası ve maliye politikasını eşgüdüm içerisinde uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, Orta Vadeli Programda bütüncül bir politika setini ortaya koyduklarını ve buna göre hareket ettiklerini belirtti. Ayrıca Yılmaz, para politikası ve maliye politikası dışında yapısal dönüşümler ve arz yönlü politikalarında çok kıymetli olduğunu sözlerine ekledi. "Hep birlikte ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere taşıyacağımıza gönülden inanıyoruz" Sağlıklı para ve maliye politikaları başta olmak üzere arz yönlü politikalar ve yapısal dönüşümlerle yola devam edeceklerine dikkati çeken Yılmaz, "Doğru bir program izliyorsanız elinizde olmayan, kontrol edemediğiniz faktörler sizi bir miktar geciktirebilir veya olumlu bir sürprize hızlandırıcı etki yapabilir ama asıl etkili olan sizin kendi programınızdır, ortaya koyduğunuz hedeftir. Onu kararlı bir şekilde uygularsanız bir ay önce veya üç ay sonra hedeflerinize ulaşırsınız. Biz de bu anlayış içinde sabırla, kararlılıkla programımızı hayata geçiriyoruz. Burada da kamu, özel sektör, sivil toplum hep birlikte dünyanın bu zorlu döneminde ülkemizi Türkiye Yüzyılı dediğimiz hedeflere hep birlikte taşıyacağımıza da gönülden inanıyoruz" dedi.