EKONOMİ - 20 Ocak 2026 Salı 10:09

Tarım-GFE yıllık yüzde 34,24 arttı

A
A
A
Tarım-GFE yıllık yüzde 34,24 arttı

Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) yıllık yüzde 34,24 arttı, aylık yüzde 1,84 arttı.



Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Kasım ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi verilerini açıkladı. Tarım-GFE’de, 2025 yılı Kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 1,84 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 31,43 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 34,24 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,44 artış gerçekleşti.


Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,96 artış, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,10 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 35,49 artış, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 27,01 artış gerçekleşti.


Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 65,48 artış ile veteriner harcamaları, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 4,51 artış ile enerji ve yağlayıcılar oldu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BUÜ, projeleriyle zirveye koşuyor Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), 2025 yılı 1001 projeleri çerçevesinde elde ettiği sonuçlarla başarı çıtasını bir üst seviyeye taşıdı. Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB) tarafından yürütülen "1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı" 2025 yılı 2. dönem sonuçlarına göre, üniversitenin sunduğu 10 proje daha desteklenmeye hak kazandı. Yılın ilk döneminde kabul edilen 10 projenin ardından aynı performansı sergileyen BUÜ,projeleri desteklenen 99’u üniversite, toplam 108 kuruluş arasında Türkiye 9’uncusu olarak önemli bir akademik kazanım elde etti. Başarıyı değerlendiren BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Türkiye’deki 23 araştırma üniversitesinden biri olmanın verdiği sorumlulukla hareket ettiklerini ve bu sonucun ’seçkinler liginde’ üst sıralara tırmanma kararlılığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. 2025 yılı genelinde yakalanan ivmeyi koruyarak ilk 10 kurum arasına girmelerinin, üniversitenin akademik üretim kapasitesini ve niteliğini tescillediğini belirten Rektör Yılmaz, nihai hedeflerinin bilim, proje ve Ar-Ge odaklı bir yapı inşa etmek olduğunun altını çizdi. BUÜ’nün artık sadece eğitim veren bir kurum olmanın ötesine geçerek, katma değerli bilgi üreten stratejik bir üsse dönüştüğünü ifade eden Rektör Yılmaz, "Dünya genelinde ilk bin üniversite arasına girme vizyonuna ancak bu tür bilimsel proje ve akademik emekle ulaşılabilir. Yönetim olarak araştırmacıları teşvik etmeye ve altyapı imkânlarını güçlendirmeye hız kesmeden devam edeceğiz. Bu gurur tablosunun asıl mimarları farklı disiplinlerde özveriyle çalışan akademisyenlerimizdir. Hocalarımıza, Ar-Ge Koordinatörlüğümüze, Proje Ofisimize ve bu çalışmalarda emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. Araştırma Destek Programları Başkanlığı’nın (ARDEB) açıkladığı listede, Prof. Dr. Abdullah Yalçın, Prof. Dr. Derya Yeşilbağ, Prof. Dr. Fatma Olcay Topaç, Prof. Dr. Mehmet Orhan, Prof. Dr. Murat Zencirkıran, Doç. Dr. Dilek Pirim, Dr. Öğr. Ü. Mehmet Kara, Dr. Öğr. Ü. Ömer Uysal, Arş. Gör. Berkcan Doğan ve Doktora Sonrası Araştırmacı Emine Gonca Tuna yer aldı. Toplam 10 proje kabulü ile BUÜ, Türkiye genelinde en fazla proje desteği alan 9. yükseköğretim kurumu olmayı başardı.
Ordu Uzmanı uyardı: "Artan ekran süresi göz kuruluğu ve glokom riskini artırıyor" Ekran kullanımının artmasıyla göz kuruluğu, bulanık görme ve glokom riskinin sessizce yükseldiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, "Birçok göz hastalığında erken tanı, görme kaybını önleyebilir. Göz muayenesini ertelemek yerine doğru zamanda kontrol olmak, ileride çok daha büyük sorunların önüne geçer" dedi. Türkiye’de telefon, tablet ve bilgisayar kullanımının artmasıyla birlikte göz sağlığını tehdit eden sorunlar da hızla yaygınlaşıyor. Uzun süre ekrana maruz kalan bireylerde göz kuruluğu, bulanık görme, baş ağrısı ve odaklanma problemleri daha sık görülüyor. Medical Park Ordu Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, poliklinik başvurularında ‘basit yorgunluk’ olarak değerlendirilen şikayetlerin altında ciddi göz hastalıklarının yatabildiğine dikkat çekti. "Basit yorgunluk sanılıyor, risk gözden kaçıyor" Birçok kişinin gözle ilgili şikayetleri önemsemediğine değinen Opr. Dr. Zaim, "Birçok kişi ‘gözüm yoruldu’ diyerek durumu geçiştiriyor. Oysa bazı belirtiler, ilerleyen dönemde kalıcı görme problemlerine zemin hazırlayabiliyor. Erken tanı göz sağlığında hayati öneme sahip" diye konuştu. "Göz kuruluğu sadece rahatsızlık değil" Özellikle kapalı ortamlarda çalışanlar ve yoğun ekran maruziyeti olan kişilerde gözün doğal nem dengesinin bozulabildiğini söyleyen Opr. Dr. Zaim, "Bu durum zamanla gözde yanma, batma ve kızarıklık, ışığa hassasiyet, gün içinde artan bulanık görme ve sık göz kırpma ihtiyacına yol açabilir. Kontakt lens kullanan bireylerde bu şikayetler daha belirgin görülebilir. Göz kuruluğu basit bir konforsuzluk değil, yaşam kalitesini düşüren önemli bir sağlık sorunudur" ifadelerine yer verdi. "Numara değişti sanmayın, sebep farklı olabilir" Görme kalitesindeki düşüşün her zaman gözlük numarasının ilerlemesi anlamına gelmediğini belirten Opr. Dr. Zaim, "Gözlük değişmesine rağmen geçmeyen şikayetlerde detaylı göz muayenesinin ihmal edilmemelidir. Bazı bireylerde çocukluk döneminden kalan göz tembelliği fark edilmeden devam edebilir. Ayrıca katarakt başlangıcı, göz tansiyonu (glokom), retina hastalıkları ya da diyabete bağlı göz etkilenmeleri de görme kalitesini olumsuz etkileyebilir" şeklinde konuştu. "Sessiz ilerliyor, geri dönüş zor: Glokom uyarısı" Bazı göz hastalıklarının belirti vermeden ilerleyebildiğine dikkat çeken Opr. Dr. Zaim, glokomun bu hastalıkların başında geldiğini söyledi. Opr. Dr. Zaim, "Glokom sinsi seyredebilir ve görme kaybı başladıktan sonra geri dönüşü oldukça zor olabilir. Özellikle risk grubundaki bireyler şikayetleri olmasa bile düzenli göz muayenelerini aksatmamalıdır" diye konuştu. "Bu belirtileri hafife almayın" Opr. Dr. Nükhet Zaim, toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman önemsenmeyen bazı belirtilerin göz sağlığı açısından kritik olabileceğine dikkat çekerek, "Sık sık bulanık görme, gözde yanma ve kuruluk hissi, ışığa karşı aşırı hassasiyet, baş ağrısıyla birlikte göz çevresinde baskı hissi ile gece araç kullanırken ışıkların dağılması veya halkalar şeklinde görülmesi gibi durumların mutlaka dikkate alınmalıdır" ifadelerine yer verdi. "Ekran kullananlara altın kural: 20-20-20" Günlük yaşamda ekran kullanımını tamamen ortadan kaldırmanın her zaman mümkün olmadığını belirten Opr. Dr. Zaim, "Göz sağlığını korumak için basit ama etkili alışkanlıklar tercih edilmelidir. Bu noktada ‘20-20-20’ kuralı uygulanabilir. Her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 20 adım uzaklıktaki bir noktaya bakmak göz kaslarını rahatlatır. Ortam ışığının doğru ayarlanması ve göz kırpma refleksinin azalmasının önüne geçilmesi de göz kuruluğunu azaltmada etkilidir" açıklamasında bulundu. "Görmek hayatın kalitesi, ertelemeyin" Opr. Dr. Nükhet Zaim, göz sağlığında erken tanının önemini vurgulayarak, şunları söyledi: "Birçok göz hastalığında erken tanı, görme kaybını önleyebilir. Göz muayenesini ertelemek yerine doğru zamanda kontrol olmak, ileride çok daha büyük sorunların önüne geçer."
Tokat Tokat’ta basın mensuplarına yeni nesil dron eğitimi İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürlüğü öncülüğünde OKA ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti desteğiyle Tokat’ta düzenlenen İHA-1 Ticari Dron Ehliyeti Eğitimi’nde 35 basın mensubu, teorik ve uygulamalı derslerle dronların habercilikte etkin kullanımına yönelik eğitim almaya başladı. İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürlüğü tarafından Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti’nin desteğiyle basın mensuplarına yönelik "İHA-1 Ticari Dron Ehliyeti Eğitimi" başladı. Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen eğitim programına 35 basın çalışanı katıldı. Eğitim kapsamında gazeteciler, belirlenen tarihler arasında teorik ve pratik dersler alarak insansız hava araçlarının habercilikte etkin kullanımına ilişkin bilgi ve becerilerini geliştirecek. "Mesleğinize her gün yeni teknolojiler ekleniyor" Programın açılışında konuşan OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle, "Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürlüğü de önemli paydaşlarımızdan biridir. 2025 yılında bu yeni nesil dron eğitimini Samsun’da düzenledik. Bu eğitim oldukça ilgi gördü. Bizim ajanstan da arkadaşlarımız katıldı. Akabinde Tokat’ta eş zamanlı yürütemedik. Bugüne kaldı. Sizler zaten sektörde duayen isimlersiniz ama değişim günümüzün ruhunda var. Her gün sizin mesleğinize de yeni teknolojiler ekleniyor. Bu anlamda ihtiyacınız olan başka konular olursa önümüzdeki dönemde de yine iş birliği yapmak bizler için onur verici olur" dedi. "2 gün teorik, 1 gün sahada uygulamalı eğitim" İletişim Başkanlığı Samsun Bölge Müdürü Ebu Bekir Ayrancı, eğitim sonunda Tokat’ta görev yapan 35 basın çalışanının dron ehliyeti sahibi olacağını belirterek, "2 gün teorik, 1 gün ise sahada pratik uygulama yapılacak. Katkılarından dolayı OKA Genel Sekreteri Mehlika Dicle ve Tokat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Musa Özdemir’e teşekkür ederim" dedi. Eğitimler, Akdeniz Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Ömer Aydoğan tarafından veriliyor. Program kapsamında dronların habercilik ve kamu bilgilendirmesinde etkin kullanımına yönelik uygulamalı çalışmalar gerçekleştirildi.
İstanbul "Dijital yaşamın omurgaya boyun eğdiren sinsi tehdidi" Cep telefonu ve dizüstü bilgisayarların uzun süre yanlış pozisyonda kullanımı, boyun omurlarına binen yükü katlayarak artırıyor. Uzmanlar, "text neck" ve "laptop neck" sendromlarının her yaş grubunda yaygınlaştığına, erken önlem alınmazsa kronik ağrı ve boyun fıtığına yol açabileceğine dikkat çekiyor. Günlük yaşamın vazgeçilmezleri haline gelen cep telefonu ve dizüstü bilgisayarlar, fark edilmeden omurga sağlığını tehdit ediyor. Özellikle ekranlara uzun süre öne eğilerek bakılması, son yıllarda "Text Neck Sendromu" (cep telefonu boynu) ve "Laptop Neck Sendromu" olarak adlandırılan kas-iskelet sorunlarının yaygınlaşmasına neden oluyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, uzun süreli cep telefonu ve bilgisayar kullanımının boyun omurlarında ciddi yük artışına yol açtığını belirterek, "Text neck ve laptop neck sendromları artık her yaş grubunu tehdit ediyor" uyarısında bulundu. Medicana Çamlıca Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, bu iki tablonun temelinde aynı mekanizmanın yattığını vurgulayarak, "Başın uzun süre öne doğru eğilmesi, boyun omurlarına binen yükü katlanarak artırıyor. Normalde 4-5 kilogram olan baş ağırlığı, 60 derece eğimde 25-30 kilograma kadar çıkabiliyor" dedi. Gençler ve masa başı çalışanlar risk altında Yapılan çalışmaların özellikle genç erişkinler, öğrenciler ve masa başı çalışanlarda bu sendromların sık görüldüğünü ortaya koyduğunu belirten Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, "Üniversite öğrencilerinde boyun ağrısı görülme sıklığı yüzde 25 ile 70 arasında bildiriliyor. Uzaktan çalışma ve çevrim içi eğitimle birlikte laptop boynu vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz" diye konuştu. Sorunun yalnızca gençlerle sınırlı olmadığını ifade eden Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan ofis çalışanları, öğretmenler, hekimler ve uzun süre bilgisayar başında çalışan herkesin risk grubunda yer aldığını söyledi. Boyun ağrısıyla başlıyor, kronik sorunlara dönüşebiliyor Text neck ve laptop neck sendromlarının en sık görülen belirtileri arasında boyun, omuz ve kürek kemikleri arasında ağrı, boyunda sertlik, hareket kısıtlılığı, gerilim tipi baş ağrıları ve üst sırt bölgesinde yanma hissi yer alıyor. İleri vakalarda duruş bozukluklarının belirginleştiğini belirten Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, "Başın öne doğru kalıcı yer değiştirmesi, omuzların düşmesi ve kamburlaşma sadece estetik bir sorun değil, fonksiyonel ve ilerleyici bir sağlık problemidir" dedi. ‘Geçici ağrı’ olarak görülmemeli Bu sendromların basit kas ağrıları olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, "Erken önlem alınmazsa servikal disk dejenerasyonu, kas dengesizlikleri, omurga eğriliklerinde bozulma ve kronik ağrı sendromlarına zemin hazırlayabilir. İleri dönemlerde boyun fıtığı ve kanal daralması gibi cerrahi gerektirebilen hastalıklara dönüşebilir" uyarısında bulundu. Basit önlemlerle korunmak mümkün Doğru ergonomi ve farkındalıkla riskin büyük ölçüde azaltılabileceğini belirten Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan şu önerilerde bulundu: "Cep telefonu ve laptop ekranı göz hizasına yakın tutulmalı. Laptop kullanırken yükseltici ve harici klavye tercih edilmeli. Her 30 dakikada bir kısa mola verilerek boyun ve omuzlar hareket ettirilmeli. Baş nötr pozisyonda, omuzlar geride tutulmalı. Boyun ve sırt kaslarını güçlendiren egzersizler günlük rutine eklenmeli." Dijital yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan bu sendromlarla mücadele edilebileceğini vurgulayan Op. Dr. Mehmet Serdar Balkan, "Doğru duruş, ergonomik çalışma şartları ve düzenli egzersizle bu sorunların büyük bölümü önlenebilir. Teknoloji bize hizmet etmeli, omurgamıza zarar vermemeli" ifadelerini kullandı.