EKONOMİ - 24 Mart 2026 Salı 09:29

Şirketler ödeme ve tahsilat çözümlerini tek platformdan yönetebilecek

A
A
A
Şirketler ödeme ve tahsilat çözümlerini tek platformdan yönetebilecek

Artan dijital ödeme hacmi, çoklu tahsilat kanallarının yaygınlaşması ve işletmelerin değişen nakit akışı beklentileri, ödeme sistemlerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Octet Türkiye’ye göre, 2026 yılında şirketlerin finansal çevikliğini belirleyecek ana unsur, farklı ödeme ve tahsilat yöntemlerini tek bir merkezden yöneten ödeme orkestrasyonu yaklaşımı olacak.



Son yıllarda hem küresel ölçekte hem de Türkiye’de ödeme ve tahsilat sistemlerinde hızlı bir dönüşüm yaşanıyor. Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) 2024 yılı verilerine göre, Türkiye’de kartlı ödeme tutarı yaklaşık 15 trilyon TL seviyesine ulaşırken, kredi kartı sayısı 129 milyonun, POS sayısı ise 1,7 milyonun üzerine çıktı. Bu tablo, işletmelerin nakit akışlarını daha öngörülebilir ve esnek şekilde yönetebilmek için tek bir ödeme yöntemine bağlı kalmak yerine; kartlı ödeme, Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS), ticari kredi kartı ve alternatif finansman çözümlerini bir arada değerlendirme ihtiyacını güçlendiriyor. Özellikle bayi ve alt bayi yapılanmasına sahip şirketler açısından kredi kartıyla tahsilat ve DBS ile güvence altına alınan tahsilat modellerinin birlikte kullanılması, finansal kontrolü daha da kritik hale getiriyor. Şirketler, farklı ödeme kanallarını aynı anda kullanırken, Açık Bankacılık altyapıları sayesinde farklı bankalardaki hesap ve hareketlerini tek bir platform üzerinden görüntüleyebiliyor; böylece nakit pozisyonlarını bütüncül biçimde izleyerek finansal kararlarını daha sağlıklı ve hızlı alabiliyor.


Bu çoklu yapının beraberinde yönetim karmaşıklığını da getirdiğini söyleyen Octet Türkiye Kurucu Ortağı ve CPO’su Zeynep Bulut, "Farklı kanalların farklı sistemler üzerinden takip edilmesi, finans ekipleri için operasyonel yükü ve veri kaybı riskini artırıyor. Bu da ekiplerin zamanını manuel takip, mutabakat ve veri konsolidasyonu gibi operasyonel süreçlere harcamasına neden oluyor. Ödeme orkestrasyonu ise tüm ödeme ve tahsilat araçlarını tek bir çatı altında toplayarak işletmelere merkezi bir kontrol alanı sunan yeni bir yaklaşım olarak öne çıkıyor" dedi.


"2026’da rekabet, ödeme çeşitliliğinden çok yönetim kabiliyetiyle belirlenecek"


Bulut, ödeme orkestrasyonunun 2026 yılında neden kritik bir rol üstleneceğini ise şöyle açıkladı: "İşletmeler bugün yalnızca daha fazla ödeme seçeneği sunmak değil, aynı zamanda bu seçenekleri kendi nakit döngülerine uygun şekilde yönetmek istiyor. Satıcılar alacaklarını mümkün olan en kısa sürede tahsil etmeyi; alıcılar ise ödemelerini kendi finansal planlarına göre vadelendirmeyi hedefliyor. Ödeme orkestrasyonu, bu iki ihtiyacı aynı anda karşılayabilen esnek bir yapı sunuyor."


Bulut, ’’2026 yılında sektörde fark oluşturan unsur, ürün sayısından çok bu ürünlerin birbiriyle ne kadar uyumlu çalıştığı ve işletmeye ne kadar görünürlük sağladığı olacak. Çoklu ürün altyapısı, merkezi raporlama ve tek platform üzerinden yönetim, şirketlerin finansal karar alma süreçlerinde belirleyici hale gelecek’’ dedi.


Bugün birçok yapının yalnızca POS altyapısı üzerinden çözüm sunduğuna dikkat çeken Bulut, "Biz ürünler arasında gerçek bir orkestrasyon sağlıyoruz. Sanal POS, Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS), Master Merchant ve Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) gibi çözümlerin birbirinden bağımsız değil. Bu sistemlerin entegre ve senkronize çalışması, işletmelere bütüncül bir finansal yönetim imkanı sunuyor. Böylece ödeme tarafında parçalı çözümlerin ötesine geçen farklı bir konumlanma oluşturuyor" şeklinde konuştu.


Veri odaklı finansal yönetim yeni standart haline geliyor


Bulut, sözlerini şöyle tamamdı: "2026’da ödeme sistemleri yalnızca bir işlem altyapısı değil, aynı zamanda karar destek mekanizması olarak konumlanacak. Veriyi doğru okuyan, müşteri ihtiyacına göre esneyebilen ve uçtan uca yönetim sunan çözümler, işletmeler için rekabet avantajı oluşturacak. Artan dijitalleşme, regülasyonların olgunlaşması ve işletmelerin değişen beklentileri, ödeme sistemlerinde orkestrasyon odaklı bir yapıyı kaçınılmaz kılıyor. Gerçekleştirdiğimiz teknolojik geliştirmeler ve yönlendirme setleri sayesinde işlem süremizi yüzde 75 oranında iyileştirdik; başarılı işlem oranımızı ise yüzde 25 seviyesinde artırdık. Octet Türkiye olarak ödeme ve tahsilat çözümlerini tek bir ekosistemde buluşturan yaklaşımımızla şirketlerin 2026 ve sonrasında daha öngörülebilir, esnek ve verimli bir nakit akışı yönetimi kurmalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz."


Müşteri ihtiyaçlarını okuyan ürün mimarisi öne çıkıyor


Yapılan açıklamaya göre, Octet Türkiye’nin Sanal POS, DBS, Master Merchant, Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) ve NFC tabanlı çözümleri; alıcı ve satıcı tarafının farklı beklentilerini aynı ekosistem içinde buluşturan tamamlayıcı bir yapı sunuyor. Bu yapı, şirketlerin hem tahsilatlarını hızlandırmasına hem de ödeme vadelerini daha kontrollü şekilde planlamasına imkan tanıyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Tokat Tokat’ta bir beldenin haritası değişerek ikiye bölündü Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Kınık beldesinin tek mahallesi olan Gevrek Mahallesi, belediye meclis kararıyla, Aşağı Gevrek ve Yukarı Gevrek olmak üzere ikiye bölündü. Almus ilçesi Kınık Belediyesine bağlı Gevrek Mahallesi, artan nüfus ve yapılaşma nedeniyle ikiye bölünerek yeni bir mahalle kurulmasına karar verildi. Kınık Belediye Meclisi’nin 06 Mart 2026 tarihli ve 2026/04 sayılı kararı doğrultusunda alınan düzenleme kapsamında Gevrek Mahallesi’nin nüfus ve yüzölçümü açısından büyümesi, hizmetlere erişimin daha hızlı ve etkin sağlanabilmesi amacıyla mahallede idari değişikliğe gidildi. TÜİK’in 2025 yılı verilerine göre 1095 kişilik nüfusa sahip olan mahallede, yeni oluşturulacak mahallenin nüfusunun 538 kişi olacağı belirtildi. Alınan karar doğrultusunda mevcut Gevrek Mahallesi ikiye ayrılarak, belirlenen sınırlar içerisinde yeni bir mahalle oluşturuldu. Yeni kurulan mahallenin isminin ise "Aşağı Gevrek Mahallesi" olarak belirlendi. Öte yandan beldeye adını veren "Kınık" isminin, Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri olan Kınık boyuna dayandığı biliniyor. Tarihi kökleri Orta Asya’ya uzanan Kınık boyu, Selçuklu Devleti’ni kuran boy olarak da öne çıkıyor. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun ilgili maddeleri kapsamında gerçekleştirilen düzenlemeyle belediye meclis kararı ve kaymakamlık görüşü sonrasında valilik onayıyla yürürlüğe girdi. Almus Kaymakamlığı tarafından 17 Mart 2026 tarihli olur yazısıyla mahalle bölünmesi ve isimlendirme işlemi uygun bulundu.
İstanbul Güngören’de ‘Kentsel Dönüşememe’ isyanı Güngören Sanayi Mahallesi’nde kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binaların bulunduğu alanlar, adeta birer harabeye dönüştü. Aradan geçen yıllara rağmen bir türlü yapılamayan inşaatlar nedeniyle araziler moloz ve çöp yığınlarıyla doldu. Bölge madde bağımlıların meskeni haline gelirken, mahalle sakinleri duruma isyan etti. Moloz yığınları sağlığı tehdit ediyor Güngören Sanayi Mahallesi’nde kentsel dönüşüm vaadiyle yaklaşık 3 yıl önce yıkılan binaların yerini modern yapılar yerine çöp ve moloz dağları aldı. Belediye ekipleri tarafından temizlenmediği iddia edilen bu alanlar, hem çevre kirliliği hem de ciddi sağlık risklerini beraberinde getiriyor. Mahalle sakinleri, belediyeye defalarca başvurduklarını ancak alanın bakımsız bırakılması nedeniyle tepkilerinin her geçen gün arttığını dile getiriyor. Bölgedeki güvenlik sorununa dikkat çeken mahalle sakini Aydın Algün, durumun vahametini belirterek "Buraya akşam saat 10’dan sonra çıkamıyoruz, korkuyoruz; her türlü insan var. Kağıt toplayıcıları sürekli kamyonlarla geliyorlar, her sokaktalar. Tedirginlikten sokağa adım atamaz olduk. Ben çocuğumu bu bölgeden okula tek başına yollayamam, illa eşlik etmem gerekiyor. Burası tam 5 senedir kentsel dönüşüm adı altında bu şekilde terk edildi" şeklinde konuştu. Kentsel dönüşüm sürecinin yanlış yönetildiğini savunan bir diğer vatandaş Halis Karakulak ise plansız yıkımlara tepki gösterdi. Karakulak, "Kentsel dönüşüm yapıyorsan ada bazlı yapacaksın. Komple yıkıp tek seferde inşaata başlayacaksın ki hem devlet hem de vatandaş kurtulsun. Burada tek bir bina yıkılıyor, bir yıl sonra yanındaki yıkılıyor. Ortaya çıkan manzara berbat. Görüldüğü gibi çevre kirlilik içinde ve burada her türlü asayiş olayı yaşanabilir" dedi
Kayseri Talas’tan eğitime öncü katkı: Finansal okuryazarlıkta bir adım önde Millî Eğitim Bakanlığı tarafından bugün ülke genelinde okullarda uygulanacak finansal okuryazarlık dersleri öncesinde, Talas Belediyesinin geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği örnek proje yeniden gündeme geldi. Talas Belediyesi; çocukların küçük yaşta bilinçli bireyler olarak yetişmesine katkı sunmak amacıyla geçtiğimiz yıl temmuz ayında önemli bir çalışmaya imza atarak ’Elif ve Mehmet ile Finansal Okuryazarlık’ kitabını hazırlayıp öğrencilere ulaştırmıştı. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın öncülüğünde iş insanı Emrah Kuş’un katkılarıyla basılan kitap, çocuklara para yönetimi, tasarruf bilinci, harcama alışkanlıkları ve bütçe planlaması gibi konuları eğlenceli bir anlatımla sunarak dikkat çekmişti. Çizgi karakterler eşliğinde kurgulanan içerikte, paranın tarihi yolculuğundan günümüz ekonomik sistemine kadar pek çok konu sade bir dille ele alınmıştı. Bugün Millî Eğitim Bakanlığı tarafından müfredata dahil edilerek okullarda ilk ders olarak işlenmeye başlanan finansal okuryazarlık dersleriyle birlikte, Talas Belediyesinin bu alandaki öncü adımı bir kez daha öne çıkmış oldu. Başkan Mustafa Yalçın, kitabın önsözünde yer alan mesajında finansal bilincin önemine dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi; "Sağlıklı kararlar verebilmek için parayı nasıl kazandığımızı, nasıl daha doğru şekilde harcayacağımızı, tasarruf etmeyi ve ihtiyaçlarımızı bilmemiz gerekir. Küçük yaşta edineceğiniz bu beceriler, sizi daha güçlü bir geleceğe taşıyacaktır."