SPOR - 07 Ocak 2026 Çarşamba 11:16

Servet Çetin: "Takıma birkaç oyuncu katmamız lazım yoksa büyük sıkıntı yaşayacağız"

A
A
A

Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin, 7 futbolcuyla yollarını ayırdıklarını ve hala takviye yapamadıklarını belirterek, "Yönetimimiz, başkanımız ellerinden geleni yapıyor. Yatana kadar oyuncu izliyoruz. Bir şekilde takıma birkaç oyuncu katmamız lazım yoksa büyük sıkıntı yaşayacağız" dedi.

Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin, takımının güncel durumu, hedefleri, Türk futbolundaki bahis soruşturması, Trendyol Süper Lig ile Trendyol 1. Lig arasındaki farklar, A Milli Futbol Takımı, Vincenzo Montella, Galatasaray - Fenerbahçe rekabeti, futbolculuk kariyeri ve daha birçok konuda İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu.

İlk olarak Sarıyer ile ligin ilk yarısında geride bıraktığı süreci değerlendiren Çetin, "Gelmeden önce analiz yaptık. Hangi bölgelerin eksik olduğunu, takımın neye ihtiyacı olduğunu bilerek geldik. İnanın beklediğimizden daha zor bir ortamla karşılaştık. Fiziksel açıdan çok iyi konumda değildik. Takımı; moral, motivasyon, öz güven olarak daha iyi bekliyorduk. Skorların gelmemesi, puanların alınamamasıyla karşımızda yıkık bir takım bulduk. Önce mental olarak toparlamaya, öz güven vermeye çalıştık. Bunun akabinde de çok fazla yüklenmeden takımı fiziksel olarak da bir yere getirmeye çalıştık. Bu da çok kolay değil. Bu arada maçlar da oynanıyordu. Biraz daha fazla puan da alabilirdik. Bazen hakemler, bazen hatalarımızdan dolayı kaybettiğimiz puanlar var. İlk yarıyı çok daha iyi konumda bitirecektik ama bence beklediğimizin üstünde puan topladık. En büyük eksiklerimizden birisi alternatif oyuncularımız yok. Maçta 1-0 öne geçiyoruz hücum hattında 2-3 etkili oyuncularımız olsa oyuna sokup, maçı çevireceğiz, 2 ya da 3 atacağız ama maalesef bakınca maçlarımız hep 1-0 bitiyor. Şu an işler daha da zorlaştı. 7 oyuncuyla ayrıldık. Şu an maalesef hala takviye yapamadık. Yönetimimiz, başkanımız ellerinden geleni yapıyor, bizler de aynı şekilde. 7/24 oyuncu izliyoruz, yatana kadar oyuncu izliyoruz. Bir şekilde takıma birkaç oyuncu katmamız lazım yoksa büyük sıkıntı yaşayacağız. Şu anda Iğdır FK maçı yaklaştı, akabinde de Boluspor ve Çorum FK ile oynayacağız. Bu takımlardan puan almadığımız takdirde büyük sıkıntılar yaşarız. Bunun için de bir kadro lazım, oyuncu topluluğu lazım. Şu an için gerçekten durumumuz zor, inşallah bir an önce oyuncuları alırız ve takımı bir yerlere getiririz" diye konuştu.

"Kadro oluşturmakta zorlanıyoruz"

Çeşitli mevkilerde eksik olduklarını ve kadro kurarken zorlandıklarını ifade eden 44 yaşındaki teknik adam, "Geldiğimiz günden beri forvetsiz oynuyoruz. En büyük sıkıntılarımızdan biri orası. Ne direkt forvetimiz var ne de alternatifi. Son maçta ben 8 numarayı forvet oynattım, düşünün nelerle uğraştığımızı. Belki bu hafta 3-4 pozisyonda oynama yapacağım. Dembele de sakatlandı, o da 10 gündür tedavi sürecinde. Şu an Camara’nın dışında elimizde kenar oyuncusu yok. Kadro oluşturmakta zorlanıyoruz. Bu maçlardan puan aldığımız takdirde biraz rahatlayacağız. İşin açıkçası ben de nasıl sıyrılacağımı bilmiyorum. Sabah akşam çalışıyoruz ama hala takıma destek olacak oyuncuları katamadık maalesef" açıklamasında bulundu.

"Takımların oynamayan oyuncularına, kalecilerine teklifler sunuyoruz ama maalesef alamıyoruz"

Transfer yaparken kulübün bütçesini de göz önünde bulundurmak durumunda olduklarını söyleyen Servet Çetin, "Biz buraya gelmeden önce zaten hedef takımın kümede kalmasıydı. Şu anda da lig böyle bitmiş olsaydı küme hattındayız, korkuyoruz yani. Şöyle de bir şey var; kulübün bütçelerini de düşünmek zorundayız. Buna göre de oyuncu tercih etmek durumunda kalıyoruz. Dikkat edin özellikle bizim ligimizde, ligin belli başlı takımlarının oynamayan oyuncularını tercih ediyoruz. Onların faydalanamadığı, belki 2. ya da 3. sıradaki oyuncularını alıp onlarla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Biz kendimize güveniyoruz, onları da alsak iş yapacağımızı düşünüyoruz ama maalesef onları bile katamıyoruz. Takımların oynamayan 3. oyuncularına, kalecilerine teklifler sunuyoruz ama maalesef alamıyoruz. En büyük sıkıntı bu. Böyle devam ederse büyük sıkıntılar yaşayabiliriz" ifadelerini kullandı.

"Kaç senedir Galatasaray ve Fenerbahçe arasında lig devam ediyor"

Trendyol Süper Lig’de Galatasaray ve Fenerbahçe’nin diğer rakipleriyle makası açtığının ve bunun ligin genel seyri açısından handikaplara sebep olacağını düşündüğünü belirten Çetin, "Tabii ki iyi bir şey değil. Şu an maliyet olarak katmış oldukları oyuncular, transfer ettikleri kaliteli ayaklar diğer takımlarla mesafeyi açtı. Burada rekabet ikisi arasında olmuş oluyor. Bu makas açıldığı zaman işin açıkçası keyif olmuyor. Ben bu işi yaptığım için söylüyorum; makas açıldığında maçlardan çok fazla keyif almıyorum. Eskiden bence daha keyifli, daha çekişmeliydi, rekabet ortamı daha iyiydi. Bu rekabet ortamını kaybettik. Kaç senedir Galatasaray ve Fenerbahçe arasında bir şekilde lig devam ediyor. Diğer takımlar da koptukları zaman işten iyice uzaklaşıyorlar. Bence en büyük handikaplardan biri, iki takımın mesafeyi açması" değerlendirmesinde bulundu.

"Önemli olan şike yapan hakem varsa onların tespit edilmesi"

Servet Çetin:

Türk futbolundaki bahis soruşturması ilgili zamanlamayı yanlış bulduğunu ve şike yapan hakem varsa tespit edilip, onların cezalandırılması gerektiğini aktaran Servet Çetin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Zamanlamanın çok doğru olduğunu düşünmüyorum. Eski zamanlarda 3-5 TL için keyfi bahis oynayan oyuncu sayısı bence çok fazladır. Keyfi bir işse, eğlencesine yapılan bir şeyse ceza verilmesini çok doğru bulmuyorum. Çünkü bir kazanç yok, herhangi bir maç satma yok, şike yok ve bunlar yoksa verilen cezaların ağır olduğunu düşünüyorum. Önemli olan şike yapan hakem varsa onların tespit edilmesi. Dışarıdan alışveriş yapan oyuncular olabilir, bunları tespit edebiliyorlarsa büyük cezaları bunlara vermeleri gerekiyor. Bulabiliyorsa direkt maçlara etki eden kişileri bulup, cezalandırmak doğru olurdu. Bence en büyük yanlışlardan biri de bu. Maça kim etki edebilir? Oyuncu etki edebilir, en başta da hakem etki edebilir. Bunlara ceza verilmesi daha doğru olurdu diye düşünüyorum."

"Yabancıya karşı olduğumdan değil ama hep yerliden yana yorumlarım oldu"

Kendisinin de dahil olduğu jenerasyondan Arda Turan, Selçuk İnan, Volkan Demirel, Emre Belözoğlu, Burak Yılmaz gibi genç ve yerli teknik direktörlerin ligde daha çok tercih edilmesini olumlu bulduğunu belirten ve iletişimlerinin sürdüğünü aktaran Çetin, "Herkes bir şekilde başarılı. Bir şekilde güzel işler yapıyorlar. Bu değişimin geç olduğunu düşünüyorum. Teknolojiyi kullanan, kafasını tekniğe, taktiğe daha fazla yoran, oyuncunun dilinden daha çok anlayan genç hocalara ihtiyaç var. Genelde herkes kendi ülkesindeki hocaları tercih ediyor. Bunu herkes yapabiliyor. Yabancının ne farkı var? Yabancıya karşı olduğumdan değil ama oldum olası futbolcuyken de antrenörken de hep yerliden yana yorumlarım olmuştur. Görüyorsunuz, çok kısa sürede bir yerlere gelip yine de başarılı olan bir sürü hoca var. Bence bu fırsatların verilmesine geç bile kaldık. Özellikle oyuncu alışverişlerinde çok iletişimimiz oluyor. İhtiyaç duyduğumuz, eksik gördüğümüz pozisyonlarda onlarda oynayan veya az süre bulan oyuncularla temasa geçip istiyoruz. Nitekim yakın zamanda da istediğimiz bir oyuncu var, perşembe günü netleşecek. Bu diyaloglar içerisinde olmak zorundayız, oluyoruz da ve birbirimize faydamız da oluyor. Bu işin olmazsa olmazı" şeklinde konuştu.

Servet Çetin:

"Tırnaklarımla kazıyarak gelmeye çalışıyorum"

Teknik direktörlük kariyerinde en zirve hedefinin ne olduğunun sorulması üzerine Servet Çetin, "Yaklaşık 8-9 sene Süper Lig’de yardımcı hocalık yaptım. Sonrasında antrenörlük yaptım, direkt Süper Lig’de başladım ve akabinde 1. Lig’de Amed Sportif Faaliyetler ve Sarıyer’in başında oldum. Mevcut hoca gruplarında en tecrübeli hocalardan biriyim. Tabii bunu dile getirmek, ifade etmek bize yakışmaz. İşimizle, başarımızla bir yerlere gelmeye çalışıyoruz. Zor görevler aldım. Sivasspor’da Sivas tarihinin en ucuz takımını kurduk. 16 yaşında bir oyuncu oynattım. Rey Manaj, 2 senedir oynamıyordu, ben transfer ettim. Oradan da alnımın akıyla çıktığımı düşünüyorum. Keza Amed Sportif Faaliyetler’e gittiğimde ligin 18. sırasındaydı. Kümede tut dediler, neredeyse play-off’a gidecektik. Sarıyer’e geldiğimde yine 9 haftada 4 puan almış 18. sıradaki bir takımı aldım. Gerçekten sürekli zor işlerle mücadele ediyorum. Düşünün bazı takımlar kuruldu, onlar benim elimde olsa çok farklı şeyler olurdu. Bazen kendi oyunumdan da ödün veriyorum, skor elde edebilmek, puan alabilmek için istemediğim şeyler de yaptırıyorum. İşin açıkçası tırnaklarımla kazıyarak gelmeye çalışıyorum. Bundan gocunmuyorum. Kimsenin de destek olmasına, kimsenin de arkamda gitmesine gerek yok. Emeklerimle bir şekilde geleceğim. Zor süreçler geçiriyorum. Sürekli Süper Lig’de çalışacak potansiyelimin fazlasıyla olduğunu da biliyorum. Ama maalesef ortamda, imkanlarda bu şekilde çalışıp, bu şekilde kendimizi kanıtlayıp bir yerlere geleceğiz. Çok tecrübeli olduğumu, iki lige de çok hakim olduğumu söyleyebilirim" diye cevap verdi

"Ülkemizin milli takımının başında bir yabancı hoca olmasını ben istemiyorum"

A Milli Futbol Takımı’nı ve Teknik Direktör Vincenzo Montella’yı başarılı bulduğunu ancak gönlünün milli takımı yerli teknik adamların çalıştırmasından yana olduğunu da ifade eden Çetin, "Montella’yı sonuç olarak başarılı buluyorum. Oyuncularla diyaloglarının da çok iyi olduğunu düşünüyorum. Ama ülkemizin milli takımının başında bir yabancı hoca olmasını ben istemiyorum açıkçası, bunu şahsım adına söylüyorum. Bunu açık ve net şekilde söyledim. Her zaman da söylüyorum; isterse dünya şampiyonu yapsın bizi ama milli takımımızın başında yerli hoca olmasından yanayım. Ben yabancıdan yana değilim. Fakat hoca da başarılı gerçekten. İnşallah daha da başarılı olur. İnşallah kupayı da alırız. Tabii ki destekliyoruz, dualarımız her zaman onlardan yana ama yerliden yanayım. Başarısız olacaksak da yerlilerle olalım. Yabancılarla da çok fazla başarılar elde ettiğimizi de söyleyemem. Türk hoca da yapar bu başarıları. Şampiyon olamıyoruz, gruplardan zor çıkıyoruz, bunları herkesin yapabileceğini düşünüyorum" açıklamasında bulundu.

"Maskeler şimdi çok şık duruyor, bendeki çok çirkindi, görsen korkardın"

Galatasaray’ın Nijeryalı futbolcusu Victor Osimhen’in maskesinin bir ikon haline geldiğinin ve kendisinin de Osimhen’den önce futbolculuk kariyerinin bir döneminde maskeyle oynadığının hatırlatılması üzerine Servet Çetin, "Bu işin eziyetini çekenler bizler olduk. Bizim maskemiz bile çok kaliteli değildi. Ben o maskeyi taktığımda görüşüm çok kısıtlıydı, net göremiyordum. Bazen topu sürerken tam hesap edilerek görüş açısını ayarlayacak şekilde olmadığı için maskeyle oynarken rahatsız oluyordum. Tabii şimdi teknoloji gelişti, yüze uygun, görüş açısını kapatmayan maskeler çıktı. Osimhen ona alıştı ve onunla oynamaya devam ediyor. Ben kafa topuna çıkardım bazen topu görmezdim. Maskelerin de kalitesi arttı. Şimdi çok şık duruyor, bendeki çok çirkindi. Beni görsen korkardın, Drakula falan zannederdin" şeklinde konuştu.

"Osimhen ve Icardi’den sonra çocukların Galatasaray sevgisi arttı"

Victor Osimhen ve Mauro Icardi’nin Galatasaray’a ciddi katkılar sağladığını söyleyen Çetin, "İnanın Osimhen ve Icardi’den sonra gençlerin, çocukların Galatasaray sevgisi bence arttı. Galatasaray’ın bu anlamda çok taraftar kazandığını düşünüyorum. Zaten ikisi de çok iyi, çok kaliteli oyuncular. Galatasaray’a büyük katkı sağladılar, özellikle taraftar çekme anlamında. İkisi de değerli oyuncu olduğu için kulübün hem reklam yüzü olup hem de taraftar toplama anlamında çok etkili oldular" dedi.

"Skriniar iyi oyuncu ama abartıldığı kadar da değil"

Süper Lig’de en beğendiği üç stoperin sorulması üzerine Servet Çetin, "Davinson Sanchez, Abdülkerim Bardakcı ve Batagov’u söyleyebilirim. Herkes Skriniar’ı söylememi bekliyor. İyi oyuncu ama abartıldığı kadar da değil. Skriniar sert, havadan iyi, tek hamleli bir oyuncu. Pozisyonu doğru aldığı için fazla sırıtmıyor. Diyecekler ki, ’Hocam sen nasıldın?’. Ben çabuk oyunculara karşı oynardım. Mesela Sanchez’in ikinci hamlesi var, rakip topla üzerine gidip geçtiği zaman devam edebiliyor. Bunu detaylı olarak söyleyeyim ki insanlar nedenini anlasın; Skriniar tek hamleli bir oyuncu olduğu için, topu alamadığında çalım yiyor ve pozisyonunu kaybediyor. Bu yüzden Skriniar’ı söylemedim" ifadelerini kullandı. Dünya futbol tarihinde en beğendiği savunma oyuncularını da açıklayan Çetin, "Alessandro Nesta, Fabio Cannavaro, Paolo Maldini, ilk aklıma gelenler. Puyol var mesela, çabuk, ikinci hamlesi var. Rakip santrfora basan, çalım yediği zaman tekrar karşısına geçen, ikinci hamlesi olan oyuncuları daha çok seviyorum" diye konuştu.

"2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı tamamlamak isterdim"

A Milli Futbol Takımı’nın yarı final oynadığı 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda sakatlığından dolayı tüm maçlarda yer alamadığını ve geçmiş kariyerine bakınca bunun üzüntüsünü yaşadığını aktaran 44 yaşındaki teknik direktör, "EURO 2008’de ilk maç olan Portekiz maçının 7. dakikasında iç yan bağlarım yırtıldı, maçı tamamladım. Ondan sonra İsviçre ve Çekya maçlarını sakat sakat tamamladım. Turnuvayı tam olarak tamamlamak isterdim. Çünkü çok formdaydım, çok iyiydim. İç yan bağlarım yırtık olmasına rağmen çok iyi performans gösterdim. Hırvatistan ve Almanya maçlarında oynamadım, o benim içimde kaldı açıkçası" değerlendirmesinde bulundu.

"Marsilya ile anlaşmıştım, Avrupa yolculuğu da yapsam daha iyi kariyerim olacaktı"

Futbol kariyerinde bir dönem Fransız ekibi Marsilya ile anlaşmasına rağmen transferin gerçekleşmediğini ve Avrupa’ya gidememiş olmanın içinde ukde kaldığını açıklayan Servet Çetin, "Birkaç sefer Avrupa’ya transferim söz konusu oldu. Marsilya ile anlaştık. 8.5 milyon Euro bonservis vermişlerdi. Her şey tamamlanmıştı, ben antrenmanlara çıkmıyordum. Avrupa yolculuğu da yapmış olsam çok daha iyi bir kariyerim olacaktı. Nasipten ötesi olmuyor. Çok ciddi teklifler gelmesine ve bir takımla da anlaşmama rağmen olmadı" şeklinde konuştu. ’Türkü Baba’ lakabıyla da anılan ve türkü dinlemeyi çok sevdiği bilinen Servet Çetin, son olarak en sevdiği türkülerle ilgili ise, "Çok var aslında. Şimdi mesela söylüyorum ama sonrasında ’Bunu nasıl söylemedim’ diye aklıma geliyor. İlk olarak Ender Balkır’ın ’Ruhumda sızı’ türküsü var. Cengiz Özkan’ın ’Bir ay doğar ilk akşamdan’ türküsü var. İlk bu ikisi geldi aklıma" diyerek sözlerini tamamladı.

Mehmet Ekrem Ceylan - Enes Gümüş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
İzmir Aliağa’da ’Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’ açıldı Aliağa’da faaliyetlerine başlayan Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin açılış ve tanışma konferansı, Aliağa Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansa Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Sonay Vural ve yönetim kurulu üyeleri, özel eğitim öğretmenleri ile aileler katıldı. Programda otizmli bireylerin eğitim, spor ve sosyal yaşamda daha görünür olması gerektiği vurgulanırken, toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekildi. Başkan Acar: "O çocuklar benim de çocuklarım" Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa’nın özel eğitim alanında önemli imkanlara sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Aliağa olarak çok nitelikli rehabilitasyon merkezlerine ve alanında başarılı eğitimcilere sahibiz. Belediyemizin Atla Terapi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde de eğitimci arkadaşlarımız çocuklarımızın gelişimine çok önemli katkılar sunuyor. Ne mutlu ki bugün Kaanlarımız, Erenlerimiz, Doruklarımız, Tolgalarımız ve Keremlerimiz var; inanıyorum ki başarı hikâyelerimiz her geçen gün daha da artacak. Siz değerli ailelerimiz çocuklarınız için her şeyinizi ortaya koyuyorsunuz ama şunu bilmenizi isterim ki o çocuklar benim de çocuklarım. Biz büyük bir aileyiz ve her zaman birlikteyiz. Çocuklarımız için en iyisini yapacak, onları en güzel yerlere hep birlikte taşıyacağız. Bugün artık yeni bir paydaşımız daha var. Derneğimiz, belediyemiz, ailelerimiz ve eğitimcilerimizle çocuklarımız için omuz omuza çalışacağız. Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği’nin Aliağa’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum." Sonay Vural: "Çocuklarımız her yerde dimdik ayakta duracak" Otizmli Çocuklar Gelişim ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Kaan Vural’ın annesi Sonay Vural, yaşadıkları zorlu süreci anlatarak şunları söyledi: "Çok emek verdik, çok mücadele ettik. Pek çok yere gittik, birçok kapı yüzümüze kapandı ama o kapıları açan güzel yürekli insanlar da vardı. Çocuklarımız istenseler de istenmeseler de hayatın içinde olacak ve her yerde dimdik duracaklar. Hocalarımız bize her zaman destek oldu, Başkanımız Serkan Acar ise önümüze çıkan pek çok engeli aşmamızda yanımızda durdu. Çocuklarımız çok güzel gelişimler gösterdi. Kaan, milli sporcu olma yolunda ilerliyor. Bu yıl Aliağa Belediyemizin desteğiyle yüzmede Ege Birinciliği elde ettik. Çocuklarımızı hayatın içine katalım, sosyal yaşamın her alanında var olmalarını sağlayalım." Mazlum Yılmaz: "Küçük bir adım büyük başarılara dönüştü" Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Öğretmeni Mazlum Yılmaz, öğrencisi Aliağa Belediyesi Özel Eğitim Sporcusu Eren Yüzbaşıoğlu’nun spor alanındaki başarılarına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bizim umut ışığı olarak gördüğümüz bu çalışmaya katkı sunan herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Eren ile birlikte Konya’daki Masa Tenisi Müsabakaları’ndan geldik. Eren, okul sporlarında Türkiye üçüncüsü olmayı başardı. Kursumuzda temel eğitim süreciyle başladık. Daha sonra çocuklarımızı nasıl daha ileri taşıyabileceğimizi düşündük ve masa tenisine yöneldik. O gün atılan küçük bir adım bugün Aliağa Belediyemizin takımında önemli başarılara dönüştü. Destek veren herkese teşekkür ediyorum." "Çocuklarımızın hayata karışmaya ihtiyacı var" Özel Eğitim Öğretmenleri ve Artı Çocuk Gelişim Merkezi Kurucuları Şeyma Çelikkaya ve Abdurrahman Altunkaynak ise konuşmalarında toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaparak şunları söylediler: "Bu derneğin en önemli amacı hiçbir ailenin kendisini yalnız hissetmemesidir. Biz, hiçbir çocuğun yalnızca farklı gelişim gösterdiği için eğitim hakkından mahrum kalmasını, ailelerin çaresizlik içinde kaybolmasını istemedik. Çocuklarımızın yalnızca terapi odalarıyla sınırlı bir yaşam sürmesini değil, hayatın içinde aktif bireyler olarak yer almasını istiyoruz. Çünkü bizim çocuklarımızın yalnızca eğitim almaya değil, topluma karışmaya ve sosyal yaşamın içinde var olmaya ihtiyacı var. Bugün burada bulunan kıymetli yöneticilerimizin desteği bizim için son derece değerli. Çünkü bu mücadele yalnızca ailelerin omzuna bırakılabilecek bir mücadele değil; eğitimin, yerel yönetimlerin, uzmanların, öğretmenlerin ve toplumun hep birlikte sahip çıkması gereken ortak bir sorumluluktur."
Kayseri TOMTAŞ’ta tarih yeniden kanatlanıyor: Hedef 6 Ekim 2026 Türkiye’nin ilk uçak fabrikası olan TOMTAŞ’ın 100 yıl sonra yeniden üretime dönmesiyle birlikte, Türk havacılık tarihinin en önemli sembollerinden biri yeniden ayağa kalkıyor. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Çakır, milli imkânlarla geliştirilen jet eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRJET’in montajının Kayseri’de gerçekleştirilmesi için çalışmaların sürdüğünü söyleyerek; "6 Ekim 1926’da TOMTAŞ tesislerinden havalanan ilk uçaktan tam 100 yıl sonra, 6 Ekim 2026’da HÜRJET’i yeniden Kayseri semalarıyla buluşturmayı hedefliyoruz" dedi. Erciyes Havacılık ve Spor Kulübü tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Havacılık Festivalinde havacılık sevdalıları bir araya geldi. Millet Bahçesi içerisinde başlayan festival vatandaşlardan büyük ilgi görürken, festivale katılanlar kurulan stantlarda havacılığa dair merak ettiklerini öğrenme imkanı buldu. Festival hakkında bilgiler veren Erciyes Havacılık ve Spor Kulübü Başkanı Hacı Ceylan; "Yaklaşık 2 yıldır Kayseri’de havacılık faaliyetleri sürdürüyoruz. Paramotor, yamaç paraşütü gibi değişik hava araçları, insansız dronlar, İHA’lar üreterek çocukların kişisel gelişimine fayda sağlıyoruz. Kulüp olarak bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Geleneksel Havacılık Festivali’miz var. Bütün havacılık sevdalılarını, dronları, uçakları, asker, polis, jandarma, atlı birliklerinin hepsini tek çatı altında topladık. İnşallah her sene daha da büyüyerek bu festivalleri yapıp, insanlara biraz daha katkı sağlamayı düşünüyoruz" dedi. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Ferhat Çakır, TOMTAŞ’ın yalnızca bir fabrika değil, Türk havacılık iradesinin tarihî bir sembolü olduğunu ifade ederek; "TOMTAŞ Havacılık; 1925-1926 yıllarında Kayseri’de kurulan Türkiye’nin ilk uçak fabrikası. Biz de 2023 yılından itibaren devlet, millet el ele vererek bu isimle fabrikayı yeniden ayağa kaldırdık. 4. fabrikamızın inşaatı devam ediyor, 5.’si için temel atma törenini düzenlemek üzereyiz. 6 Ekim 1926’da Kayseri’den ilk uçağımız TOMTAŞ tesislerinden havaya kalktı. Biz de 6 Ekim 2026’da milli imkanlarla geliştirilen jet uçağımız Hürjet’i Kayseri’de montajını yapmayı planlıyoruz. Bunun için arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyor" diye konuştu. "Türkiye’nin ilk uçak fabrikasında başlayan hikâye, 100 yıl sonra HÜRJET’le yeniden göğe yükseliyor." Türkiye’nin ilk uçak fabrikasının Kayseri’de kurulduğunu ve 2023 yılında aynı isimle yeniden faaliyetlerine başladığını aktaran Çakır; "Erciyes Havacılık Kulübü’nün düzenlemiş olduğu 2. Geleneksel Havacılık Festivali’miz var. Biz de buraya katılmaktan onur duyuyoruz. Arazinin içerisi zaten uçakların üretilmiş olduğu arazi olduğu için bizim için de ayrıca mutluluk vesilesi. 6 Ekim bizim için milat tarihi, 6 Ekim’de inşallah Hürjet’in Kayseri semalarında havalanıyor olması, hele ki bu ürünümüzün İspanya, Azerbaycan, Endonezya gibi dost ve müttefik ülkelere satılabiliyor olması Türkiye için ayrı bir iftihar vesilesi. Biz de TOMTAŞ olarak bu faaliyetlere hem detay parça imalatı, hem montaj faaliyetleri, hem de yer yer tasarım faaliyetleri düzenleyerek katkıda bulunuyor olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tabi ki TUSAŞ’ın milli ve yerli ürünü ama artık Kayserileşti diyebiliriz. 100 yıl önce yarım kalan TOMTAŞ’ın hikayesi yeniden ’yiğit düştüğü yerden kalkar’ şiarıyla Kayseri’den bir başarı hikayesine dönsün istiyoruz. Bu zamana kadar TOMTAŞ ismi sadece nostalji olarak kaldı ama artık nostalji değil yiğidin düştüğü yerden kalkarak umutla baktığı, yeniden bu ülkenin ufkunun, geleceğinin yüksek teknolojiyle havacılıkla şekillendiği alanın ilk nişanesi olmasını temenni ediyoruz. Devletimiz de gerek bize gerek Kayseri ve civarda kurulacak bütün yüksek teknoloji havacılık şirketlerini yüksek teşviklerle bu işe teşvik ediyor" ifadelerini kullandı. TOMTAŞ Havacılık ve Teknoloji A.Ş. Üretim Mühendisi Alperen Özsoy ise TOMTAŞ olarak milli teknoloji hamlesine katkı sağladıklarını belirterek; "Sergi alanında görmüş olduğumuz milli teknoloji hamlesine katkı sağlayan uçaklarımızın yapısal parçalarını görüyoruz. Hürkuş’un, Hürjet’in, Gökbey’in insansız hava araçlarımız KAAN’ın, ANKA’nın yapısal parçaları var. Biz bu parçaların halihazırda TOMTAŞ Havacılık’ta üretimini gerçekleştiriyoruz. Mikron düzeyinde ölçümlerimizi yine kendi bünyemizde yapıyoruz. Kritik parçalarımız var bunların arasında. Yerli ve milli uçaklarımızın, insansız hava araçlarımızın Kayseri’de çok önemli miktarda üretimini gerçekleştiriyoruz. Kayseri’de TOMTAŞ bünyesinde bunu yapıyor olmak bizler için de çok gurur verici" dedi. Proses ve Konfigurasyon Uzmanı Endüstriyel Tasarım Muhendisi Ezgi Kılıçaslan da; "Bizim yaptığımız şey; parçaların üretime ve kaliteye anlaşılır şekilde teknik resimlerini hazırlıyoruz. Burada görmüş olduğunuz Hürkuş, Gökbey, Hürjet gibi parçaların birçok teknik resimlerini biz çıkartıyoruz" şeklinde konuştu.
Manisa Manisa’ya 376 araçlık dev filo Manisa Büyükşehir Belediyesi, Manisalılara daha hızlı, güçlü ve etkin hizmet sunabilmek amacıyla araç filosuna 2 milyar 348 milyon 602 bin 74 liralık yatırımla 376 yeni araç ve iş makinesi kazandırdı. Kredi kullanılmadan ve borçlanılmadan tamamen belediyenin öz kaynaklarıyla gerçekleştirilen dev yatırım, kent tarihinin en kapsamlı araç alımlarından biri olarak dikkat çekti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun 2026 yılını "yatırım yılı" ilan etmesinin ardından çalışmalarına hız veren Manisa Büyükşehir Belediyesi, araç filosunu güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda belediye bünyesine kazandırılan 376 yeni araç için Cumhuriyet Meydanı’nda tanıtım töreni düzenlendi. Törende yaklaşık 40 araçlık temsili sergi oluşturulurken, yatırımın büyüklüğü ve sahaya yansıyacak hizmet kapasitesi gözler önüne serildi. Belediyenin sahadaki gücü arttı Törene Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Genel Sekreter Yardımcısı Ata Temiz ve daire başkanları katıldı. Damperli kamyonlardan itfaiye araçlarına, otobüslerden iş makinelerine, sathi kaplama araçlarından engelli nakil araçlarına kadar geniş bir yelpazede hizmet verecek yeni araçların, belediyenin sahadaki gücünü önemli ölçüde artıracağı belirtildi. Tanıtım töreninde araçları inceleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Makine İkmal Bakım ve Onarım Dairesi Başkanı Turgay Çetin’den bilgi aldı. Yeni araçların temizlik, ulaşım, altyapı, yol yapım, itfaiye ve sosyal hizmetler başta olmak üzere birçok alanda aktif olarak kullanılacağını belirten Deste, yatırımın yalnızca araç alımı değil, aynı zamanda güçlü bir hizmet hamlesi olduğunu ifade etti. Manisa’nın 17 ilçesinde vatandaşlara sunulan hizmetlerin hız ve kalitesinin artacağını vurgulayan Deste, "2 milyar 348 milyon 602 bin 74 liralık bu büyük yatırım, kredi kullanılmadan ve borçlanılmadan tamamen Büyükşehir Belediyemizin öz kaynaklarıyla gerçekleştirildi" dedi. Tanıtım töreninin ardından yeni araçlar Manisa sokak ve caddelerinde şehir turu atarken vatandaşlar da yeni araçları dikkatlice inceledi.