EKONOMİ - 04 Şubat 2026 Çarşamba 12:13

’’Sağlık sigortacılığı bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüşüyor’’

A
A
A
’’Sağlık sigortacılığı bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüşüyor’’

Sağlık sigortalarında bu yıl itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmeliği değerlendiren AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, "Yeni yönetmelik, sağlık sigortacılığını sadece kâğıt üzerindeki bir poliçe olmaktan çıkarıp, bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüştürüyor. Bu yönüyle sağlık sigortası artık hem bugünü hem de geleceği güven altına alan uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor" dedi.



Sağlık sigortalarında 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmelik sektör açısından kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor. AXA Türkiye’nin sağlık sigortacılığında halihazırda uyguladığı yaklaşımın artık sektör standartlarından biri haline gelmesi, müşteri lehine güçlü bir dönüşümün kapısını aralıyor. AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, başlayan yeni dönemi; sürdürülebilirlik, güven ve empati ekseninde değerlendirdi.


Yeni sağlık yönetmeliğinin sigortalılar için daha şeffaf ve öngörülebilir bir dönemi başlattığını belirten Yavuz Ölken, düzenlemenin sektöre kattıklarını şu sözlerle özetledi:


"Yeni yönetmelik, sağlık sigortacılığını sadece kâğıt üzerindeki bir poliçe olmaktan çıkarıp, bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüştürüyor. Bu yönüyle sağlık sigortası artık hem bugünü hem de geleceği güven altına alan uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor. Özellikle Ömür Boyu Yenileme Garantisinin sınırlarının netleşmesi, sigortalılar için en büyük kazanım. Artık bu hakkı kazanan bir müşterinin poliçesinin iptal edilmesi, teminatlarının daraltılması veya ek primlerle karşılaşması söz konusu değil.


Şirket olarak bu yaklaşımı uzun süredir benimsediğimiz bir standart olarak görüyoruz. Halihazırda 2 yıl boyunca kesintisiz sigortalı olan ve medikal açıdan uygun bulanan bireysel sağlık sigortası müşterilerimiz, ek prim karşılığında Ömür Boyu Yenileme Garantisine daha erken aşamada sahip olabiliyor. Bu garantiye hak kazanan sigortalılarımız, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek sağlık risklerine rağmen ek prim ile ya da teminat kısıtlaması olmaksızın sağlık güvencelerini sürdürebiliyorlar.


Bugün bu yaklaşımın tüm sektör için net kurallarla tanımlanmasını, sağlık sigortacılığının geleceği adına son derece sevindirici buluyoruz. Yeni düzenleme sayesinde sağlık sigortasına olan güvenin artmasını ve sigortalı sayısında yüksek oranda bir artış yaşanmasını bekliyoruz."


Ölken, yeni düzenlemelerle birlikte iş değişikliği yapan çalışanların sağlık güvencelerini kaybetme kaygısının da sona erdiğini vurgulayarak; bekleme sürelerine getirilen standartların ve grup sigortalarından bireysele geçiş kolaylığının, kesintisiz bir koruma kalkanı sağladığını ifade etti.


Saniyelerle yarışan teknoloji, güven veren empati


Şirketin sağlık sigortacılığı yolcuğunda fark oluşturan temel unsurun ‘Empati Güvencesi’ olduğunun altını çizen Ölken, "Biz sağlık sigortacılığını sadece masrafları karşılayan bir sistemden çok daha fazlası olarak görüyor, müşterinin tüm sağlık yolculuğunda yanında olan bir güven modeli olarak ele alıyoruz. Empati Güvencesi yaklaşımımız tam olarak buradan doğuyor; hız kadar anlayışı, teknoloji kadar insanı merkeze alan bir sigortacılık modeli sunuyoruz" şeklinde konuştu.


‘Empati Güvencesi’nin şirketlerinde somut ve ölçülebilir süreçlerle hayata geçtiğini vurgulayan Ölken, şu bilgileri paylaştı:


"Empati Güvencesi yaklaşımımızın sahadaki pozitif karşılığını veriler çok net biçimde ortaya koyuyor. Bugün sağlık provizyonlarımızın yüzde 90’ı otomatik onaylanıyor. Ayakta tedavilerde provizyon süresi 4 saniyenin, yatış provizyon süresi ise 30 dakikanın altında seyrediyor. Sağlık faturalarında geri ödemeleri 2 iş günü içinde tamamlıyoruz. Bu hızın arkasında teknoloji var; ancak bunu farklı kılan unsur, teknolojiyi empatiyle tasarlanmış süreçlerin içine yerleştirmemiz. Müşteri geri bildirim notumuzun ise 4,54 seviyesinde olması da yaklaşımımızın sahadaki en güçlü göstergesi."


Türkiye’de ilk dijital sağlık sigortası ürününü hayata geçiren şirket olduklarını hatırlatan Ölken, tamamlayıcı ve özel sağlık sigortasını bir arada sunan ilk hibrit ürünü geliştirdiklerini, kullanım bazlı kontörlü sağlık sigortası modelleriyle esnaf ve KOBİ’lere özel çözümler sunduklarını ve yapay zeka destekli medikal değerlendirme süreçleriyle hızdan ödün vermeden en doğru sonuçlara ulaştıklarını belirtti.


Yeni sağlık yönetmeliğiyle birlikte sektör genelinde müşteri standartlarının yükselmesini son derece olumlu bulduğunu söyleyen Ölken, "Şirket olarak teknolojiyle güçlenen ve empatiyle şekillenen sağlık sigortacılığı anlayışını Türkiye’de kalıcı hale getirmek için öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Rıza Akpolat’ın makam şoförü: "Belediyeye kayıt dışı paralar geliyordu ama nereden geliyordu bilmiyorum" Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında savunma yapan Rıza Akpolat’ın makam şoförü tutuklu sanık Mehmet Ataş, "Belediyeye kayıt dışı paralar geliyordu ama nereden geliyordu bilmiyorum. Kayıt dışından kastım, bankadan değil elden geliyordu" dedi. İddianamede Akpolat’ın çocukluk arkadaşı ve ‘kasası’ olarak bahsedilen iş insanı tutuklu sanık Rabil Artan ise, "Emeğimle satın aldığım ev, nasıl oluyor da Rıza Akpolat’ın malı olabiliyor. Eski eşi Derya Özhan, bana ait olan evi kullandı" diye konuştu. Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanığın yargılanmasına devam ediliyor. "Belediyeye kayıt dışı paralar geliyordu ama nereden geliyordu bilmiyorum" Duruşmada savunma yapan Beşiktaş Belediyesi’nin görevinden uzaklaştırılan tutuklu başkanı Rıza Akpolat’ın makam şoförü ve Akpolat’a gelen paraları taşıdığı öne sürülen tutuklu sanık Mehmet Ataş, "Akpolat’ın tek makam şoförü ben değildim, benden hariç birden fazla şoförü bulunuyordu. Bütün para transferleri Akpolat’ın kişisel ödemeleridir. Bana verdiği talimatlar doğrultusunda ödeme yapardım. MASAK raporundaki ödemeler, benim ödemelerim değil, Akpolat’ın ödemeleridir. Bu ödemelerin niçin yapıldığını bilmem mümkün değildir. Bu ödemeleri ayrıca sormam yada sorgulamam kesinlikle mümkün değildir. Banka hesaplarım dışında Rıza Akpolat’ın talimatıyla elden ödemeler gerçekleştirdiğim zamanlar da oldu. Elden ödemeler kapalı şekilde özel kalem müdürü tarafından şahsıma iletilirdi. Diğer şoförlerin amiri olduğum iddialarını kabul etmiyorum. Diğer şoför arkadaşlarından benden bir farkı bulunmamaktadır" dedi. "Bana verilen talimatları yerine getirdim" Mahkeme başkanı sanığa yönelttiği, "Acarket’teki villa kimin?" sorusuna sanık Ataş, "Ben oraya bir kere gitmiştim, Rıza Akpolat’ı götürüyordum. Akpolat, çocuklarına ‘artık burada oturacağız’ diyordu. Ben bir şofördüm sadece, çalışandım. Bana verilen talimatları yerine getirdim. Yeşim hanımın ödemelerini ben yapıyordum, bu talimatı bana Rıza Akpolat vermişti. Benim mesleğim nedeniyle verilen görevleri sorgulama yetkim yoktur. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum. Belediyeye kayıt dışı paralar geliyordu ama nereden geliyordu bilmiyorum. Kayıt dışından kastım bankadan değil, elden geliyordu. Rıza Akpolat, eşiyle evlilik yıl dönümleri için yat turu kiralamıştı ama daha sonraki konuşmalardan dolayı yat aldığını sandım. Aylardır ailemden uzaktayım. İşten çıkarıldım, başka bir gelirim de yok, ailem çok zorlanıyor. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Emeğimle satın aldığım ev, nasıl oluyor da Rıza Akpolat’ın malı olabiliyor" İddianamede Kazım Gökhan Yankılıç’ın beyanında Rıza Akpolat’ın çocukluk arkadaşı olan ve ‘kasası’ olarak bahsettiği iş insanı tutuklu sanık Rabil Artan ise, "Evin gerçek değeri 22 milyon liradır. Benim emeğimle satın aldığım ev, nasıl oluyor da Rıza Akpolat’ın malı olabiliyor anlamıyorum. Rıza Akpolat’ın eski eşi Derya Özhan, bana ait olan evi kullandı. Onu da şu şekilde açıklayayım; evi aldım, on ay kadar boş kaldı. Kiracı sorunları olduğu için kiraya vermek istemedik ancak Derya Özhan’ın ev sahibiyle tartıştığını öğrendik, bu nedenle Özhan’ın o evden çıkması lazımdı. Derya’ya evi şu an kullanmadığımızı ve bir süre kalabileceklerini söyledik. Evi biz, düğünümüzde takılan altın ve paralarla aldık. Eşimle birlikte çocuğumuza daha hapse girdiğimizi bile söyleyemedik. Oğlum beni askerde sanıyor hala. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" şeklinde konuştu. Savunmaların ardından heyet, duruşmaya yaklaşık 1 saat ara verdi.
Samsun "Kuzeyin üretim merkezi" Samsun’da 2 yılda 50 yıla eşdeğer arsa tahsisi yapıldı Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, kentin "kuzeyin üretim merkezi" olması için yoğun bir çalışma yürüttüklerini belirterek, "Son 50 yılda tahsis edilen alan kadar Samsun’da sanayiciye son 2 senede arsa tahsisi yapıldı. Son 2 yılda OSB’lerde çalışan sayısı 2 katına çıktı" dedi. Sosyal belediyecilik anlayışının yanı sıra, şehrin üretim kapasitesini artırarak ihracat rakamlarını yükseltmeyi hedeflediklerini dile getiren Başkan Doğan, üretimi destekleyecek çalışmalara odaklandıklarını söyledi. Havza OSB’nin 10 milyon metrekareye ulaştığını belirten Doğan, "Havza’nın alanı şu anda Samsun’daki tüm OSB’lerin alanı kadar. Kavak OSB’yi de bu yıl 5 milyon metrekareye çıkarma düşüncemiz var. Büyükşehir Belediyesi olarak OSB’lerin altyapılarını biz yapıyoruz. Bunu maliyetleri düşürmek için gerçekleştiriyoruz" diye konuştu. Şehirdeki en önemli unsurun birlik ve beraberlik olduğuna dikkat çeken Doğan, milletvekilleri, valilik ve belediye arasındaki uyumun yatırımcıyı Samsun’a çeken en büyük etkenlerden biri haline geldiğini vurguladı. Yatırımcıların bürokratik süreçleri hızlı şekilde çözebildiğini belirten Doğan, "Şehirdeki bu uyum, Samsun’un kuzeyin üretim merkezi haline getirilmesine olan inancı güçlendiriyor. Bu inanmışlığı kurumsal hale getirip ileriye taşıyabilirsek Samsun’un geleceği çok daha açık olacaktır" şeklinde konuştu. "50 yılda tahsis edilen alan kadar son 2 yılda sanayiciye arsa tahsisi yapıldı" Son 2 yılda sanayiciye tahsis edilen arsa miktarının, geçmiş 50 yılın toplamını aştığını yineleyen Başkan Doğan, rutin belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra kentin üretimini artırmaya odaklandıklarını ifade etti. Üretim ve ihracatın artmasının önemine değinen Doğan, "Bu benim tek başıma yapabileceğim bir durum değil. Benim görevim uyumu sağlamak ve bunun Samsun’a olumlu yansımasını temin etmek. Son 2 yılda OSB’lerde çalışan sayısının 2 katına çıkması, Samsun’un üretim kapasitesinin artacağına olan inancın sonucudur. Bunu ihracat rakamlarıyla taçlandırmak istiyoruz" açıklamasında bulundu. Gözle görülmeyen ancak kentin geleceği açısından büyük önem taşıyan altyapı yatırımlarına da değinen Başkan Doğan, içme suyu ve atık su yatırımlarına ağırlık verdiklerini söyledi. İçme suyu kapasitesinin 2 katına çıkarıldığını belirten Doğan, "Bugün için sınırına gelmiş bir ihtiyacı, 50-100 yıl sonrasını da düşünerek çözüyoruz. Atık su arıtma tesisimizin de kapasitesini iki katına çıkarıyoruz. Bu iki yatırımın toplam bedeli yaklaşık 3 milyar TL. Çok görünür değil ama insanların hayatına doğrudan etki eden yatırımlar" ifadelerini kullandı. "İnsanların gönlünü kazanmak en büyük idealim" Belediye başkanı olarak en büyük idealinin insanların gönlünü kazanmak olduğunu belirten Halit Doğan, şunları söyledi: "Tüm hizmetlerin nihai amacı insanların mutluluğudur. İnsanları mutlu edebildiysek ve en sonunda ‘iyi ki 5 yıl bu adam Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptı’ dedirtebildiysek, bizim için en büyük kazanım budur. Bir hayır duası alabilmek her şeyden kıymetli. Bu görevleri bıraktığımızda da yine insanlarla iç içe, aynı saygı ve muhabbeti görmek istiyorum. Gerisi günü bereketli geçirmek. Bazen imkân olur, para olmaz; bazen para olur, imkân olmaz. Allah’a şükür, hepsini sağlayabilecek bir durumumuz var. Milletimizin teveccühünün artarak devam ettiğini görüyoruz. Samsun halkına teşekkür ediyorum. Zor geçecek işlerimiz, insanlarımızın desteğiyle çok daha kolay oluyor. İnsanların gönlünü kazanmak en büyük idealim. Bunun yolu da hizmet etmekten geçiyor. Hizmet etmek için var gücümle çalışıyorum ve insanları dinlemeyi çok seviyorum."
Denizli DTO Başkanı Erdoğan; "100 milyar TL’lik finansman paketi, imalat sanayimize güç katacaktır" Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından duyurulan, imalat sanayisi işletmelerine yönelik 100 milyar TL tutarındaki uygun koşullu finansman paketinin reel sektör açısından son derece önemli bir destek olduğunu söyledi ve teşekkür etti. Konuyla ilgili yazılı açıklamasında söz konusu paketin, başta KOBİ’ler olmak üzere imalat sanayi işletmelerinin istihdamı koruması ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlaması açısından kritik bir rol üstleneceğini belirten DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde atılan bu adımı oldukça yerinde bir karar olarak nitelendirdi. Finansman paketinin tüm imalat sanayi işletmelerine açık olduğuna da dikkat çeken DTO Başkanı Uğur Erdoğan, 6 ay anapara ödemesiz ve 36 aya kadar vade imkânı sunulmasının, yüksek faiz oranları ve sınırlı kredi limitleri nedeniyle zorlanan reel sektör için önemli bir nefes alma alanı oluşturacağını vurguladı. İşletme başına 50 milyon TL’ye kadar kredi imkânı Paket kapsamında işletme başına 50 milyon TL’ye kadar kredi imkânı sağlanmasının ve istihdamını koruyan KOBİ’lere KOSGEB aracılığıyla 10 puanlık indirim uygulanmasının, tedarik zincirinin tüm halkalarına olumlu yansıyacağını belirten Başkan Erdoğan, bu desteklerin yatırımı, üretimi ve istihdamı teşvik ederek ekonomik büyümeye katkı sunacağını dile getirdi. Ayrıca bir süredir dile getirdikleri taleplerin karşılık bulmasından memnuniyet duyduklarını da ifade eden DTO Başkanı Uğur Erdoğan, iş dünyasına verdikleri destekler dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ederek, finansman paketinin ülkemiz, imalat sanayimiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni etti.