TEKNOLOJİ - 05 Mayıs 2026 Salı 15:34

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gürültü kirliliğine yapay zekalı çözüm

A
A
A
Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gürültü kirliliğine yapay zekalı çözüm

Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gürültü kirliliğini azaltmaya yönelik, yapay zeka destekli yeni bir sistem için önemli bir adım atıldı. HEAŞ ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) arasında "Gürültü İzleme Sisteminin (SAGİS) Geliştirilmesi" projesi için mutabakat muhtırası imzalandı.


Geliştirilecek sistem sayesinde uçak motor frekansları, çevredeki diğer gürültülerden hassas şekilde ayrıştırılabilecek. Uçuşların NADP1, NADP2 ve Sürekli Alçalma Yaklaşımı gibi gürültü azaltıcı prosedürlere uyumu anlık olarak dijital ortamda denetlenecek. Ayrıca GIS tabanlı arayüz ile havalimanı çevresindeki gürültü seviyesi harita üzerinden canlı takip edilebilecek.


Türkiye’de ilk kez "öğrenebilen" yapay zeka mimarisiyle geliştirilecek SAGİS, 24 aylık Ar-Ge sürecinde Türk mühendisleri tarafından eğitilecek. Geniş ölçüm ağı ve yüksek doğrulukta veri üretimiyle sistemin uluslararası standartların üst segmentinde performans sunması hedefleniyor.


Proje, TÜBİTAK bünyesinde geliştirilen ilk kapsamlı gürültü yönetim sistemi olma özelliği de taşıyor. Bu yönüyle sadece ölçüm değil, analiz ve yönetim süreçlerini de kapsayan bütüncül bir yapı sunacak.


İmza töreni, HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır ile TÜBİTAK MAM Başkanı Prof. Dr. Burcu Özsoy’un katılımıyla gerçekleştirildi.


Savunma sanayiinde elde edilen yerlileşme tecrübesinin sivil havacılığa aktarılmasını hedefleyen proje ile dışa bağımlılığın azaltılması ve maliyetlerin düşürülmesi planlanıyor. SAGİS’in devreye alınmasıyla birlikte Sabiha Gökçen Havalimanı’nda çevresel gürültü yönetiminin daha etkin ve sürdürülebilir hale gelmesi bekleniyor.



Sabiha Gökçen Havalimanı’nda gürültü kirliliğine yapay zekalı çözüm

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Işıkhan: "Hedefimiz, teknolojiyi milletimizin geleceğine hizmet eden unsur haline getirmektir" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Teknolojinin milleti değil; milletin teknolojiyi yönetmesi ve yönlendirmesini savunuyoruz. Hedefimiz, teknolojiyi milletimizin refahına, üretimine ve geleceğine hizmet eden bir unsur haline getirmektir" dedi. Bakan Işıkhan, ‘Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm ve Geleceğin Dijital Meslekleri Zirvesi’ne katıldı. Burada kurulan stantları gezdikten sonra konuşma yapan Işıkhan, teknolojinin hızla ilerlediğini ve dünyayı değiştirdiğini söyleyerek, bu dönüşümün çalışma hayatını doğrudan etkilediğini dile getirdi. Bakan Işıkhan, "Bir taraftan kurumsal hizmetlerimizin dijital sistemlerle entegrasyonunu gerçekleştirirken diğer yandan da işgücü piyasasını bu sürece hazırlıyoruz. Gençlerimizin, geleceğin dijital meslekleri hususunda donanım ve tecrübe kazanmasını sağlıyoruz. Bilgi Teknolojileri Genel Müdürlüklerimizle; Kurumsal hizmetlerimizi dijitalleştirme kapsamında; tamamı yerli olan 893 uygulamamızla vatandaşlarımıza cepte, tablette her alanda hızlı, güvenli ve erişilebilir hizmetler sunuyoruz" diye konuştu. "Gelecekte bu devasa dijital ekosistemin mimarları sizler olacaksınız" Gençlerin dijital ekosistemin önemli bir parçası olduğunu belirten Işıkhan, "Bugün İŞKUR Gençlik Programı ile kariyer yolculuğunuzda daima yanınızda olan İŞKUR, istihdamın geleceğini yüksek teknolojiyle inşa etmeye devam edecektir. İnanıyorum ki yakın bir gelecekte bu devasa dijital ekosistemin mimarları bizzat sizler, gençlerimiz olacaksınız" dedi. Bu dönüşümü yalnızca ekonomik bir süreç olarak görmediklerini; aynı zamanda sosyal boyutlarıyla birlikte ele aldıklarının altını çizen Işıkhan, "Bu çerçevede ‘adil geçiş’ yaklaşımını merkeze alıyoruz. Amacımız; dönüşüm sürecinde hiç kimsenin geride kalmaması, herkesin yeni fırsatlara erişmesidir. Eğitimden istihdama geçiş süreçlerinin güçlendirilmesi, mesleki becerilerin geliştirilmesi ve kapsayıcı istihdam politikalarının hayata geçirilmesi bu yaklaşımın temel unsurlarını oluşturmaktadır. Bilgi edinme ve eğitim, sadece istihdam edilirken ihtiyaç duyulan bir araç değil, hayat boyu devam eden bir yaşam biçimidir" açıklamasında bulundu. "Bu geçiş döneminde etkin bir şekilde yer almaya gayret ediyoruz" Işıkhan, teknolojinin gelişmesi ve dönüşmesiyle yaşanan bu süreçte aktif olarak yer almaya gayret ettiklerini söyleyerek "Mesleki eğitim programlarından, mesleki yeterlilik standartlarının hazırlanmasına kadar istihdam sürecinin her adımında dijital gerçekliğe uygun adımlar atıyoruz. Gerek kurum ve kuruluşlarımız vasıtasıyla dolaylı olarak, gerekse doğrudan, bu geçiş döneminde etkin bir şekilde yer almaya gayret ediyoruz. Önümüzdeki dönemde, ülkemizin ev sahipliği yapacağı COP31 süreci de bu dönüşümün, çalışma hayatı boyutunu daha güçlü şekilde ele almamız için önemli fırsatlar vermektedir. Yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve istihdam politikalarını birlikte değerlendirdiğimiz bütüncül bir yaklaşımı, bu süreçte daha da ileri taşıyacağımıza inanıyorum" şeklinde konuştu. "Geleceğe güçlü bir şekilde hazırlanmanıza yardımcı olacak her türlü imkanı sizlere sunuyoruz" Dünyayı ilgilendiren kırılma dönemlerinin krizleri ve fırsatları beraberinde getirdiğine işaret eden Işıkhan, sözlerine şöyle devam etti: "Dijital çağ ile birlikte yeni mesleklerin ortaya çıkması, mevcut mesleklerin dönüşmesi, toplumsal hayatın her alanında karşımıza çıkan bu yeni gerçeklik, bizleri umutsuzluğa değil, yeni ufuklara sevk etmelidir. Kadim bir hakikat olan ‘hayırdan şer, şerden hayır doğar’ anlayışıyla, karşılaştığınız her yeni dönüm noktası, sizin ona yaklaşımınızla şekillenecek, sizin çabalarınız doğrultusunda önemli fırsatlara dönüşecektir. Bu gerçeği aklınızdan çıkarmadan, geleceğin mesleklerine çok iyi hazırlandığınız taktirde, kendi alanınızda sadece başarılı değil, aynı zamanda öncü olma fırsatını da elde etmiş olacaksınız. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bizler, geleceğe güçlü bir şekilde hazırlanmanıza yardımcı olacak her türlü imkanı sizlere sunuyoruz, sunmaya da devam edeceğiz. Geriye sadece çok çalışmak, azmetmek, ülkemizin gücüne ve geleceğine inanmak kalıyor. Bu duyguların, sizlerde, fazlasıyla mevcut olduğuna yürekten inanıyorum." "Hedefimiz, teknolojiyi milletimizin geleceğine hizmet eden unsur haline getirmektir" Işıkhan, teknolojiyi milletin lehine ve geleceğine hizmet eden bir unsur haline getirmeyi hedeflediklerini anlatarak şu ifadeleri kullandı: "İkinci çeyrek yüzyılda; artık önündeki engelleri bir bir aşmış, ayağa kalkmış, koşar adım Türkiye Yüzyılına yürüyen bir Türkiye için hep birlikte daha çok çalışmak, daha çok çabalamak zorundayız. Sadece gelişmiş bir ekonomi ve tam bağımsız kalkınma hedefiyle değil, daha adil ve daha huzurlu bir dünya idealiyle de gelişmek ve büyümek zorundayız. Bugün, teknolojik gelişimin, insanları teknoloji bağımlısı, hatta teknolojinin kölesi yaptığını iddia eden yaklaşımlar var. Biz bunu kabul etmiyoruz. Biz, tam tersine, teknolojiyi, milletin hizmetkarı kılmayı hedefliyoruz. Teknolojinin milleti değil; milletin teknolojiyi yönetmesi ve yönlendirmesini savunuyoruz. Hedefimiz, teknolojiyi milletimizin refahına, üretimine ve geleceğine hizmet eden bir unsur haline getirmektir. Ben bu idealle, hem kendi geleceği hem de ülkemizin ve dünyanın geleceği için çalışacak, üretecek, kendini geliştirecek birbirinden değerli gençlerimiz olduğunu biliyorum ve sizlere güveniyorum. İhtiyaç duyduğunuz her an, tüm imkanlarımızla ve hizmetlerimizle sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz."
Ankara Anadolu OSB’den geleceğe uzanan vizyon: Üretimden yaşam alanına Anadolu Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, 2002 yılında daha yaşanabilir bir organize sanayi bölgesi amacıyla başlattıkları çalışmalar ve gelecek hedefleri hakkında bilgi verdi. Anadolu OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay, sanayide sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda daha yaşanabilir bir organize sanayi bölgesi oluşturmak amacıyla başlattıkları yeşil sanayi çalışmaları ve gelecek hedefleri hakkında açıklamalarda bulundu. Tuncay, 2002 yılında temelleri atılan projelerin bugün sürdürülebilir bir üretim ve yaşam alanına dönüştüğünü belirterek, hayallerinin planlı çalışmalarla gerçeğe dönüştüğünü ifade etti. Tuncay, yola çıkış sürecinde işletmelerin geleceğini planlamaya odaklandıklarını belirterek, "Biz bir iş yapıyoruz, bundan sonra ne yapacağız diye düşünmeye başladık. Çünkü küçük şirketlerin kurumsallaşması çok zor bir olay. Onunla ilgili eğitimler aldık. Ardından yine işletmelerin ikinci nesle devri büyük bir problem. Bütün dünyada problem olmuş bu. O zaman biz ikinci nesle buraları nasıl devredebiliriz? Firmalar büyürken bulunduğumuz mekanlara sığmayacak daha güzel mekanlar yapmalıyız, daha sosyal çevreler yapmalıyız, albenisi olmalı" diye konuştu. "198 milyon lira sermayeli bir şirket kurduk" Yapılan çalışmalar sonucunda iki temel projenin ortaya çıktığını açıklayan Tuncay, "Beyin fırtınası yöntemiyle birçok problemler çıktı önümüze. Onları nasıl aşarız, onları tartıştık. Sonunda iki tane büyük proje yaptık. Biri bir sanayi kooperatif projesiydi, biri de güç birliği anonim şirketiydi. Böyle bir dernek bünyesinde yaptık. Dernek bünyesinde yaptığımız tartışmalarda iki proje çıktı ortaya. O dönemlerde güç birliği şirketleri Türkiye’nin gündemindeydi. O zaman kendi yapamadığınız işleri yapacak, büyük işlere girecek bir şirket oluşturalım ve biz de ona yan sanayi olalım diye planladık. 98 milyon lira sermayeli, 98 ortaklığı, 198 milyon lira sermayeli bir şirket kurduk. Bir de sanayi kooperatifi kurduk. O da modern yerler yapalım, yaşam alanları oluşturalım. Hem bizim işletmelerimiz orada büyüsün, hem bir vizyon sahibi olsun, hem de sürdürülebilir bir proje yapalım dedik" şeklinde konuştu. "Koreliler tarafından, kuruluşlarından beri izleniyoruz" Bölgenin hem yaşam alanı olduğunu hem de üretim alanı olduğunu açıklayan Tuncay, "Karma organize, farklı sektörlerin bulunduğu bir sanayi bölgesi. Hava kirleten işletme yok burada. Çevreyi kirleten yok. Tehlikeli atık atan firma sokmadık sisteme. Ve bunlar da bu kapsamda yatırım yapan iyi firmaların, büyük firmaların dikkatini çekti. Koreliler tarafından, kuruluşlarından beri izleniyoruz. Arazi halindeyken geldiler bu adamlar ne yapıyor diye. Hala 3-4 yılda bir gelip buradaki gelişmeleri takip ediyorlar. Yani bunu nasıl yapıyorsunuz? Devletin bu işin içinde olmamasını algılayamıyorlar. Siz niye yapıyorsunuz bunu? İşiniz mi? Evet işimiz, devletin gücünün yetmediği yerde, yapmadığı yerde biz girdik devreye. Devletten yetki aldık ve bunları yaptık. Burası bundan sonraki geleceğe güzel bir örnek oldu. Burası hem bölgeye hem Ankara’ya güzel bir miras oldu" ifadelerini kullandı. "Öğrenci okuldan çıkınca bir işletmeye girebilmeli" Bölgeden gelen istekleri ve ihtiyaçları yapmaya çalıştıklarını söyleyen Tuncay, "Şimdi betona, taşa, çimentoya, demire epey bir yatırım yaptık burada. İnsan faktörü yeni yeni gelişiyor ve çoğalıyor. İnsan olmadan bir proje yapamıyorsunuz. Çalışanlar bizden ibadetleri istediler, camiyi yaptık. Yaparken de güzel yapalım ve şehre bir değer katsın yaptığımızı dedik. Meslek eğitimine ilgili meslek yüksek okulları çıkınca bir meslek yüksek okulu açalım. Eğitimde sanayiyi orada birleştirebilirim diye düşündük. MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) projesi var, kağıda döktüğümüz meslek okulu projesi var. Üniversitenin muhakkak makine mühendisliği, mekatronik mühendisliği ve tasarım bölümlerini buraya getirebilmek lazım. Öğrenci okuldan çıkınca bir işletmeye girebilmeli ve işletmeye de üniversitenin entelektüel bilgi birikimine ve gücünden fayda alması gerekli. Bizde olmayan onlarda var, onlarda olmayan da bizde var. Bizde pratik yeteneği, orada da teori yetenekleri var. Bundan sonrası artık insan olacak. Ana hedefimizdeki yapılacak çalışmalar insan eğitimi, mesleki eğitime yönelmeleri" diye konuştu.