ASAYİŞ - 04 Şubat 2026 Çarşamba 21:07

Rıza Akpolat: "Ben hiçbir karanlık örgüte üye olmadım’’

A
A
A
Rıza Akpolat: "Ben hiçbir karanlık örgüte üye olmadım’’

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında savunması alınan tutuklu sanık Rıza Akpolat, "Ben hiçbir karanlık örgüte üye olmadım" dedi.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davası görülmeye devam ediyor. Hazırlanan iddianamede, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Müdürlüğü’ne elektronik postayla yapılan ihbarda Beşiktaş Belediyesi’ndeki ihalelerde firmalarının sahibi Aktaş’ın, Akpolat ile diğer CHP’lilere 100 milyon lira rüşvet dağıtıldığı iddiası yer almıştı. Hakkında 133 yıldan 337 yıla kadar hapsi talep edilen sanık Akpolat, duruşmada yaklaşık 2 saat 30 dakika boyunca yaptığı savunma yaptı. Akpolat, "Bu insanlara çektirilen bu zulmün sebebi tamamıyla bu iftiracıların, ‘duydum, hatırlamıyorum, bilmiyorum’ şeklindeki beyanlarındandır. Bunlar gerçeği söylemek için ortaya atılmış meseleler değildir. Yani bunu anlatanlar gerçeği ortaya koyalım’ diye anlatmamışlardır. Bunlar tam tersi, bunları söyleyerek tutukluluk durumlarını değiştirmek istemişlerdir. Yani nitekim mevcut duruma baktığımızda bu dosyada etkin pişmanlıktan faydalanan insanların isimleri veriliyor. Bunların bir kısmı tutukluysa da bir kısmı değil. İtirafçı olanların yüzde 99’u tahliye edildi, bir kısmı adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmıştı. Adli kontrol tedbirleri kaldırıldı. Bir kısmı da hiç cezaevine girmemek karşılığında düzenli aralıklarla gidip iftiralar atıp tutuklanmamayı garanti altına aldılar. Güya beraber işlediğimiz suçlardan yargılanıyoruz. Suçu beraber işlemişiz, iddianame öyle diyor. Bu arkadaşların hiçbiri aynı suçtan yargılanmıyor. Beraber işlediğimiz suçlardan dolayı yargılanmıyor arkadaşlarımız. Bu iki arkadaşın belediyede ruhsat ve imar konusuyla ilgili bir yetkisi var mıdır? Yok. Mahkemeden 18 gün önce ikinci kez tutuklandım. Bu dosyadan çıkan not kağıdındaki konularla ilgili tekrar dosya tefrik edildi. Hem burada suçlanıyorum hem ikinci bir dosya açıldı. Orada da yargılandım ve tutuklandım. Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi’ne hile karıştırdım diye orada da yargılanıyorum. Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi’nin olağan kurultayına da hile karıştırdığım iddialarıyla yargılanıyorum. Oradaki yargılanma sebebi ne? Orada somut bir delil var mı? Veli Gümüş’ün ona benim İstanbul İl Kongresi’ne hile karıştırdığım, menfaat temini yoluyla delegelerin iradesini sakatladığım, tercihlerine müdahale ettiğim, adımın olduğu iddia edildi. Emirhan Akçadağ bunu söyledi. Emirhan Akçadağ iftiralarının hakim huzuruna çıktığı ilk dava, İstanbul İl Kongresi davasıdır. Veli Gümüş hakim karşısında dedi ki, ‘Ben Rıza Akpolat’ı tanımıyorum, bugüne kadar hiç yan yana gelmedik’ dedi. Emirhan Akçadağ’la aramızda herhangi bir para trafiği yok. Bunların hepsini orada ifade ettim. Ben Ankara’ya hiç gitmedim. Burada yargılanan bütün arkadaşlarımla ilgili tedirginliğim var. Çünkü hiçbir şey yapmadık, zulmettiler. Bu sanık sandalyesinde eşim, baldızım, kayınbiraderimin, bacanağımın, arkadaşımın, başkan yardımcımın, müdürümün gözüne bakıyorum ama onlar benim gözümün içine bakamıyorlar. Ben hayatta sadece iyilik yaptım onlara. En önemli sınavım buydu. Onlar deli gibi gelip burada ifadelerini değiştirmesinler diye hemen ikinci kez tutuklandım ve bu dosya oluşturuldu" şeklinde konuştu.

"Aziz İhsan Aktaş ile 13 Ocak’a kadar sürekli bir iletişimimiz olmadı"

Savunmasına devam eden Akpolat, "Bir soruşturma başlatıldı. benim, siyasette çok örgütlü, güçlü olduğum iddia edildi. Kongre değiştirildi, partinin yapısı değişti, güçlendi. Beni tutuklamak istediklerinde, iş arkadaşlarıma bakıldı, iş yapan müteahhitlerime bakıldı, sağına soluna bakıldı. Bir şey bulunmaya çalışıldı. Hiçbir şey olmayan mesnetsiz konudan tutuklandım. Tek başıma tutuklanmadım. Diğer belediyelere yapılan operasyonlarda buna ilişkin Sayıştay ve mülkiyenin bir bulgusunda olması lazım. Ayşe Dişli belediyesi seçiminde, yaptığı işlerle ilgili herhangi bir olumsuzluk, usulsüzlükle gündeme gelmedi. Tam tersini düşünelim. İş yapıyor. İş verdiği alanda herhangi bir iş cinayeti ya da farklı bir şeyle karşı karşıya kalmış mı? Yok. Hiçbirimiz tanımıyoruz. Ben belediyenin iş yapan müteahhiti olduğu için biliyorum. Belediyenin kendisine borçlu olduğunu biliyorum. Belediyenin kendi içinde bulunduğu sıkıntılı durumlardan kaynakta da sadece onun değil, onun gibi birçok belediyeye hizmet veren insanın, iş insanının sıkıntı yaşadığını biliyorum. Aziz İhsan Aktaş ile 13 Ocak’a kadar sürekli bir iletişimimiz olmadı. Ama o günden sonra Mayıs’ın ilk haftasına kadar her gün gördüm. Yan yanaydı koğuşlarımız. Avukat günlerinde kendisini görebiliyordum. Bugüne kadar, Aziz İhsan Aktaş, gayet normal yaşantısını sürdürüyordu. Hiçbir sıkıntısı yoktu. Bir tehditle karşı karşıya kalıyordu. Diğerleri gibi, nasıl insanlar malıyla mülküyle başka bir şeyle tehdit edildiyse, o da birdenbire itirafçı olmaya karar verdi. Nisan’ın sonuna kadar hiç bu anlamda bir beyanı olmayan, hareketi olmayan biri bir anda nasıl itirafçı olmaya karar verdi?" dedi.

"Ben hiçbir karanlık örgüte üye olmadım"

Savunmasının devamında AK Partili belediyelere de operasyon düzenleneceği söylentilerini öne süren Rıza Akpolat, bir belediyeden de dosya istendiğini iddia ederek, "Bu konuda Aziz İhsan Aktaş köşeye sıkıştırıldı. Aktaş, konkordato talepleri riske girince, malıyla mülküyle işini gücünü kaybetmemek için böyle bir yola başvurdu. Sonrasında ne oldu? Aziz İhsan Aktaş etkin pişmanlıktan faydalandı. Şimdi tüm Türk hukuk tarihinde kara bir leke. Bu lekeyi hep beraber temizleyeceğiz. Aynı anda ifadeye çağrılan aynı örgütün içerisinde üye olan iki kişi aynı anda ifadeye çağrıldı. Aynı anda aynı tarihte, aynı saatte, aynı savcının, aynı katibin imzası var ve konkordato ayın 11’inde bitiyor, 11’inde verilmiş bu ifade. Birisi saat 01.56’da bitmiş, diğer ise saat 02.00’da bitmiş. Aynı savcı, aynı katip imzalamış. Bu kurgu, kumpas değil de nedir? Ne suçumuz var? Bu hukuka aykırı yöntemlerle alınmış bir ifadedir. Bu ifade olarak kabul edilemez, dosyaya konulamaz, bunun üzerinden insanlar yargılanamaz. Bu kumpasın ilanıdır. Rüşvet ve dolandırıcılık iddiaları açık, izlenebilir ve hayatın doğal akışı içerisinde gerçekleşmiş işlemler bağlamından koparılmış, parçalanmış, tersine döndürülerek bizim önümüze bir suç olarak koyulmuş. Ekonomik tasarrufları bir suç unsuruymuş gibi ortaya konulmuş. Yani peşin olarak suçlu ilan edilmek için, tasarruflar suç unsurları haline getirilmiş. Biz gözaltına alınmadan haftalar önce basında, Rıza Akpolat’ın talimatı doğrultusunda yapıldı denilen şey, hastane satışı ve ihaleye çıkmasıdır. Orada bizim verdiğimiz bir talimat vardır. Ben hiçbir karanlık örgüte üye olmadım" ifadelerini kullandı.

Duruşma, avukatların beyanları ile devam ediyor.

Gamze Şenyiğit

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Okan Buruk: "Transfer işini bir kenara bırakıp, futbola odaklanmamız lazım" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, transfer işini bir kenara bırakıp, futbola odaklanmaları gerektiğini söyledi. Ziraat Türkiye Kupası A Grubu 3. haftasında Galatasaray, evinde karşı karşıya geldiği İstanbulspor’u 3-1’lik skorla mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk açıklamalarda bulundu. Maçta kafa kafaya çarpışan Ahmed Kutucu ile İsa Doğan’a geçmiş olsun dileyerek sözlerine başlayan Buruk, "Ahmed ile İsa arasında üzücü bir çarpışma oldu. İkisine de geçmiş olsun. Ahmed’in çok önemli bir şeyi yok gibi gözüküyor. İsa’da biraz kırık oluştu gibi gözüktü. Bu tür maçlarda soyunma odasına çok büyük bir sakatlık olmamasından dolayı şükrederek giriyoruz. Son maçlarda hem daha az süre almış oyuncular, hem de yeni transferimiz oynadı. Akademimizden genç 3 oyuncumuzu oynatma şansımız oldu. Maçı kazanarak bitirdik. Bu anlamda sevinçliyiz, 9 puana ulaştık. Hedefimiz grubu birinci olarak tamamlamak. Bugün sahamızda oynadığımız maçta yine baskılı oynadık. İlk yarı sonucu aldık. İkinci yarı hem rakibin arkaya yerleşmesi hem bizim de 3-1 sonrası topu ayağımızda tutmamız skor anlamda çok ileriye gitmemesini sağladı. İki takım açısından da güzel bir mücadele oldu. Onun dışında 3 kulvardaki yarış çok önemli. Ligde birinci durumdayız. Türkiye Kupası’nda birinci durumdayız. Avrupa’da yolumuza devam ediyoruz. Çok önemli maçlar oynayacağız. Bu süreç içerisinde de oyuncularımın bugünkü performansını görmek benim için çok önemliydi. Singo, uzun sakatlıktan döndü. Ona yeni bir transfer olarak bakıyorum. Çok uzun sürdü. Bugün oynama şansı oldu. O da oynamak istiyordu. Onu güvenli şekilde oynatmak istedik. Singo’nun tekrar sahalara dönmesi önemli bir sevinç yaptı" diye konuştu. "Renato Nhaga, ileriye dönük bir yatırım" Transferin son günlerine girdiklerini söyleyen sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Ön tarafa Noa Lang ve Yaser Asprilla gibi iki önemli oyuncu aldık. Bize kalite katacaklar ve maç çözecekler. Orada bir sıkıntımız vardı. Ön taraftaki oyunculara büyük bir yük binmişti. Rotasyon için iyi oldu. Orta saha için bir arayışımız oldu. Her istediğinizi alamayabiliyorsunuz. Devre arasında transfer yapmak kolay değil. İstediğimiz ve düşündüğümüz oyuncular olmadı. İstemediğim bir oyuncuyu aldıktan sonra transfer yapmanın bir anlamı yok. Genç bir oyuncuya gittik. Renato Nhaga, ileriye dönük bir yatırım. Maçlarına baktık. Şu anda kadroda yer alabilecek bir oyuncu. Onun dışında gözüken bir transferimiz yok" şeklinde konuştu. "Kadro genişliği olarak sezon başına göre daha iyiyiz" Ara transferde kadroyu genişlettiklerini belirten Okan Buruk, sözlerine şöyle devam etti: "Mario Lemina’nın Juventus maçında cezalı olması, bizim için dezavantaj. Buna da bir çözüm bulacağız. Avrupa’da bu büyük maçları oynamış oyuncuları, bu karşılaşmada kullanmak istiyoruz. Kadro genişliği olarak sezon başına göre daha iyiyiz. Daha iyi de olabilirdik. Her takım için geçerli bu. Şu anda saha içine odaklanmalıyız. Burada başkanımız, yönetim kurulumuz ve Abdullah Kavukcu, çok iyi niyetli. Oyuncu izleme ekibimizin çalışmaları da var. Bazen parayla alamadığınız oyuncular oluyor. Bundan önceki senelerde filmin sonunu mutlulukla bitirdik. Yine bunu yapacağız. Buna inanıyorum. Sadece artık sahaya odaklanmamız gerekiyor. Transfer döneminden çıktığımız her zaman daha iyi oynamaya başladık. Bundan sonra daha iyi bir Galatasaray göstermek istiyoruz. Sorular hep transferlerle ilgili oluyor. Benim için de bu çok zor. Ben sahaya odaklanmak istiyorum." "Ön tarafa iki oyuncumuzun gelmesi, derinlik oluşturdu" İstanbulspor maçında süre alarak 74 gün sonra sahalara dönen Fildişi Sahilli futbolcu Wilfried Singo hakkında da konuşan Buruk, "Singo’nun bugün süre alması önemliydi. Maçların gidişatına göre karar vereceğiz. Juventus maçı için sonra karar veririz. Sallai gibi çok yönlü bir oyuncumuz var. Onu farklı yerlerde kullanabiliriz. Çok iyi orta saha oyuncularına da sahibiz. Ön tarafa da iki oyuncumuzun gelmesi, derinlik oluşturdu. Sakatlıktan çıkmış bir Yunus Akgün var. Onu dinlendirdik. Ağrıları vardı. Son günlerde çok daha iyi. Barış Alper Yılmaz da biraz dinlendi. Leroy Sane de umarım sakatlıktan çıkacak. Süper Lig’deki Çaykur Rizespor maçında oynar mı bilmiyorum. Öndeki dörtlü hattımız, daha iyi olacak. Gabriel Sara’nın da performansı yükseldi" ifadelerini kullandı. "Transfer işini bir kenara bırakıp, futbola odaklanmamız lazım" İspanyol ekibi Real Betis’te forma giyen İspanyol futbolcu Sergi Altimira ile ilgilendiklerini açıklayan 52 yaşındaki teknik adam, "Kulüp, yerine oyuncu alamadı. Bu yüzden de Altimira’yı satmadı. Gecemizi ve gündüzümüzü bu işe veriyoruz. Ekibimle inanılmaz bir çalışma yapıyoruz. Saatlerce futbolcu izliyoruz. Bazen istedikleriniz gerçekleşmiyor. Transfer işi böyledir. Siz, kulübü ikna etseniz, oyuncu Türkiye’ye gelmek istemeyebiliyor. Burada bir denge var. Genç bir oyuncuyu buraya getirmek zor. 3 beğendiğimiz genç oyuncu ile görüştük. Gelmek istemediler. Süper Lig’i düşüş olarak görüyorlar. Direkt oynayan oyuncuyu da kimse vermiyor. Çok absürt rakamlar ortaya çıkabiliyor. İyi niyetin farkına varmak gerekiyor. Her şey Galatasaray için. Galatasaray mutlu olduğunda, hepimiz mutlu oluyoruz. Sorumlu olduğumuz bir taraftar var. Onlar için her şeyi yapmaya hazırız. Beni mutlu edecek transferleri kadromuza kattık. Transfer işini bir kenara bırakıp, futbola odaklanmamız lazım. Eleştiriler haklı mı? Kimsenin haksız olduğunu söyleyemeyiz. Harcanan çok büyük bir meblağ var. ’Galatasaray para harcamadı’ diyemezsiniz. Victor Osimhen’i almak, Türkiye’de bir takımın yapabileceği bir şey değildi. Yönetimi koruduğumu düşünmeyin. Eleştiri tabii ki olacak. Bunun yanında iyi yapılan şeyleri de görmek lazım" değerlendirmesinde bulundu. Sportif direktörle çalışma fikriyle ilgili soruya da cevap veren Okan Buruk, "Kendimle ilgili olan kısma bakıyorum. Galatasaray’da geçirdiğim 3,5 sene, benim için çok önemli. Çok önemli tecrübe kazandım. Ben bir teknik adam olarak takımımı en iyi duruma getirmek istiyorum. Bu işe ben karar vermiyorum" diyerek sözlerini tamamladı.