GÜNDEM - 25 Şubat 2026 Çarşamba 15:18

Özkurbir Başkanı Enis Şener:" Eğitim, değerlerden arındırılmış bir teknik süreç değildir"

A
A
A
Özkurbir Başkanı Enis Şener:" Eğitim, değerlerden arındırılmış bir teknik süreç değildir"

Eğitim camiasının buluştuğu iftar programında konuşan Özel Okullar Birliği Derneği Başkanı Enis Şener, "Eğer ahlâk merkezli bir eğitim anlayışı inşa edemezsek, bilgi artar ama karakter zayıflar; güç artar ama merhamet zayıflar. Kendi medeniyetinin değerlerini çocuklarına aktarmaktan çekinen bir toplum, geleceğini başkalarının değerlerine teslim eder. Eğitim, değerlerden arındırılmış bir teknik süreç değildir" dedi.


Özel Okullar Birliği Derneği, iftar programı düzenledi. İstanbul Sultanahmet Vakfı binasında verilen iftar yemeğinde buluşan eğitimciler tarihi mekanda sohbet ettiler.


Programda konuşan Özkurbir Başkanı Enis Şener, "Gün boyu susuzluğa ve açlığa sabreden bir çocuk, aslında irade kaslarını geliştirir. İftarı bekleyen bir genç, zaman bilinci kazanır. İhtiyaç sahiplerini düşünen bir talebe, merhameti öğrenir. Bizler özel okullar olarak sadece akademik başarıyı hedefleyemeyiz. Akademik başarı önemlidir; fakat karakter inşası daha önemlidir. Çünkü bir ülkeyi ayakta tutan yalnızca teknik bilgi değil, ahlâkî omurgadır. Ramazan toplumun ahlâkî omurgasını güçlendirir. Zengini fakiriyle buluşturur. Sofraları eşitler. Kalpleri yakınlaştırır. Bu ayda insanlar birbirine daha nazik olur, daha merhametli olur, daha sabırlı olur. Toplumsal tansiyon düşer; toplumsal huzur artar. Bu yüzden Ramazan sadece ferdi bir ibadet ayı değil, aynı zamanda insanları eğiten bir ekosistemi oluşturma mevsimidir" ifadelerini kullandı.


"Eğer ahlâk merkezli bir eğitim anlayışı inşa edemezsek, bilgi artar ama karakter zayıflar"


Eğitimin sadece meslek kazandırma süreci olmadığını ifade eden Şener," Tam da bu noktada şunu ifade etmek isterim ki; son dönemde uluslararası kamuoyuna yansıyan ve insanlık vicdanını derinden yaralayan bazı ahlaki skandallar, modern dünyanın büyük bir varlık ve anlam krizi yaşadığını açıkça göstermektedir. Maddi güç, şöhret ve imkân sahibi olmanın; ahlâkî bir temelle desteklenmediğinde nasıl bir çürümeye yol açabileceğini hep birlikte gördük. İnsanlık bilgi ve teknoloji bakımından zirveye çıkarken, anlam ve değer zeminini kaybettiğinde nasıl savrulmalar yaşayabildiğini ibretle müşahede ediyoruz. İşte bu tablo bize bir kez daha şunu hatırlatmaktadır: Eğitim yalnızca meslek kazandırma süreci değildir; insanın vicdanını, sınır bilincini ve sorumluluk duygusunu devreye sokarak erdemli insan inşa etme sürecidir. Eğer ahlâk merkezli bir eğitim anlayışı inşa edemezsek, bilgi artar ama karakter zayıflar; güç artar ama merhamet zayıflar" diye konuştu.


"Kendi medeniyetinin değerlerini çocuklarına aktarmaktan çekinen bir toplum, geleceğini başkalarının değerlerine teslim eder"


Eğitimin insanın karakterini ve iradesinin inşa etme süreci olduğunu vurgulayan Başkan Şener, "Son günlerde Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan ayına yönelik etkinlik yazısı üzerinden bazı tartışmalar yürütüldüğünü görüyoruz. Şunu açık ve seçik bir şekilde ifade etmek isterim ki; eğitim, değerlerden arındırılmış bir teknik süreç değildir. Aksine eğitim; insanın vicdanını, iradesini ve karakterini inşa etme sürecidir. Ramazan etkinlikleri de tam olarak bu karakter inşasına hizmet etmektedir. Kendi medeniyetinin değerlerini çocuklarına aktarmaktan çekinen bir toplum, geleceğini başkalarının değerlerine teslim eder. Bizler, çocuklarımızın kendi kültürünü bilen, kendi inancını ve değerlerini anlayan, yaşayan, kendi tarihine hürmet duyan fertler olarak yetişmesini bir zenginlik meselesi olarak görüyoruz. Bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı’nın güzel insan yetişmesine vesile olan değerler eğitimine yönelik her türlü adımının yanında olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim" dedi.



"Cami adabı, kültürü ve toplu ibadet yapma bilinci vermek de eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır"


"Cami adabı, kültürü ve toplu ibadet yapma bilinci vermek de eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır" diyen Şener, "Ramazan’ın ilk günlerinden itibaren özellikle teravih namazlarında camilerimizde yaşanan bazı görüntüler de hepimizi düşündürmektedir. Çocuklarımızın camiyle buluşması elbette büyük bir nimettir; ancak bu buluşmanın edep ve rehberlik eşliğinde gerçekleşmesi gerekir. Mabedler sadece ibadet edilen mekânlar değil, aynı zamanda terbiye mekânlarıdır. Gürültüye, düzensizliğe ve başıboşluğa terk edilmiş bir ortam; ne çocuklarımızın sağlıklı bir dinî bilinç kazanmasına ne de cemaatin huzuruna katkı sağlar. Cami adabı, kültürü ve toplu ibadet yapma bilinci vermek de eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu noktada hem ailelerimize hem biz eğitimcilere büyük görev düşmektedir: Çocuklarımızı camiden uzaklaştırmadan; ama caminin vakarını da koruyarak bilinçli bir şekilde yetiştirmek büyük önem arz etmektedir. Bizim medeniyetimiz "Oku" emriyle başlamıştır. Ama bu okuma sadece harfleri okumak değildir; insanı okumaktır, hayatı okumaktır, kendini okumaktır. Ramazan bu okumayı derinleştirme ayıdır. Hikmet ehli şöyle der: "Nefsini terbiye edemeyen, neslini terbiye edemez." Eğer bizler kendi iç disiplinimizi Ramazan’la güçlendirmezsek, çocuklarımıza örnek olamayız" ifadelerini kulandı.


Programa İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, Özkurbir Başkanı Enis Şener, ilçe milli eğitim müdürleri, özel ve resmi okul kurucu, yönetici ve öğretmenleri katıldı.



Özkurbir Başkanı Enis Şener:" Eğitim, değerlerden arındırılmış bir teknik süreç değildir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GSO’DAN firmalara yönelik yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik danışmanlık programı UR-GE Destekli Yeşil Sanayi Danışmanlık Faaliyeti ile Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sürecinde firmaların rekabet gücünü artıracak altyapı oluşturuldu. Gaziantep Sanayi Odası (GSO) tarafından, T.C. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi (UR-GE) programı kapsamında yürütülen "Gaziantep Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilir Tekstil Kümesi" projesi çerçevesinde firmalara yönelik Yeşil Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Danışmanlık Programı faaliyeti başarıyla tamamlandı. Proje kapsamında katılımcı firmaların sürdürülebilirlik performanslarının geliştirilmesi, çevresel etkilerinin ölçülmesi ve uluslararası rekabet güçlerinin artırılması amacıyla kapsamlı bir danışmanlık süreci yürütüldü. Yaklaşık 4 ay süren program boyunca firmaların mevcut durumları analiz edilerek çevresel performanslarına ilişkin detaylı değerlendirmeler yapıldı ve sürdürülebilir üretim için stratejik yol haritaları oluşturuldu. Danışmanlık çalışmaları kapsamında firmaların sürdürülebilirlik seviyeleri ölçülürken çalışanların çevre bilinci de farkındalık anketleri ile değerlendirildi. Yeşil olgunluk ölçümleri yapılarak çevresel performansa ilişkin detaylı raporlar hazırlandı ve mevcut durum ile hedefler arasındaki farkı ortaya koyan GAP analizleri gerçekleştirildi. Ayrıca firmalar için ISO 14064 standardına uygun şekilde kurumsal karbon ayak izi hesaplamaları yapılarak profesyonel raporlar oluşturuldu. Elde edilen veriler doğrultusunda kısa ve uzun vadeli sürdürülebilirlik hedeflerini içeren stratejik yeşil yol haritaları belirlendi. Süreç boyunca danışmanlık firması tarafından sunulan dijital raporlama sistemi üzerinden veri girişleri yapıldı ve 3 ay boyunca haftalık firma ziyaretleriyle birebir görüşmeler gerçekleştirildi. Böylece firmaların dönüşüm süreci yakından takip edilerek uygulamaya yönelik somut adımlar planlandı. Danışmanlık programı sayesinde firmalar; çevre dostu üretim süreçlerine geçiş, enerji ve kaynak verimliliği, maliyet tasarrufu ve uluslararası pazarlara uyum konularında önemli kazanımlar elde etti. Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sürecinde firmaların rekabet gücünü artıracak altyapı oluşturuldu. Program kapsamında katılımcı firmalara, Yeşil Olgunluk Raporu, GAP Analizi,ISO 14064-1 standardına uygun Karbon Ayak İzi Raporu, Stratejik Yeşil Yol Haritası sunularak sürdürülebilir üretime geçiş için kapsamlı bir rehber sağlandı.Ticaret Bakanlığı yüzde 75 destekleriyle gerçekleşen faaliyet firmaların yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandıran önemli bir destek mekanizması oldu.