EKONOMİ - 17 Mart 2026 Salı 12:04

OMSAN Lojistik, başlattığı dönüşümün sahadaki kaliteye yansıdığını duyurdu

A
A
A
OMSAN Lojistik, başlattığı dönüşümün sahadaki kaliteye yansıdığını duyurdu

OMSAN Lojistik, başlattığı bütünsel değişimin, sahada somut ve ölçülebilir başarılar ürettiğini duyurdu.


OYAK’ın yeni dönem vizyonuyla OMSAN Lojistik’te başlatılan bütünsel değişim, sahada somut ve ölçülebilir başarılar üretmeye devam ediyor. Lojistiğin farklı alanlarında kendini gösteren bu ivmenin, bugün otomotiv operasyonlarındaki kalite ve süreklilik performansına net bir şekilde yansıdığı aktarıldı. Sadeleşen organizasyon yapısı ve güçlenen süreç disiplini, şirketin operasyonel standartlarını yukarı taşımaya katkı sağladığı ifade edildi.


"Üretim Sonu Kalite Kontrol" ve "Tavşan Araç Testi"


Üretim Sonu Kalite Kontrol Sistemi, üretimi tamamlanmış araçların montaj hattının sonunda müşteri adına detaylı kontrolünü sağlayan ve denetim mekanizmalarının etkinliğini bizzat kusurlu parça kullanarak sınayan bir kalite kontrol ve doğrulama sistemi olarak öne çıkıyor. Üç farklı modelin aynı anda hattan geçtiği yüksek karmaşıklıktaki bir ortamda bu iki mekanizmanın uyumu, operasyonel olgunluğun önde gelen kanıtı olarak ifade ediliyor.


Renault’tan teşekkür


OMSAN’ın Renault ile yürüttüğü operasyonlarda uzun dönemli sergilediği "sıfır hata" performansı, Renault yönetimi tarafından da takdirle karşılandı. Üretim sürekliliğine sağlanan bu kritik katkı nedeniyle OMSAN’a teşekkür eden yetkililer, sahadaki disiplinin verimlilik üzerindeki etkisini vurguladı. Şirket, bu başarıyı geçici bir sonuç değil, 2026 yılı hedefleri doğrultusunda kalıcı bir standart olarak konumluyor.


OMSAN Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Arıburnu, süreci şu sözlerle özetledi: "Yaptığımız dönüşümü sahada test ediyoruz. Ölçülebilir olmayan hiçbir başarıyı gerçek kabul etmiyoruz. Üretim Sonu Kalite Kontrol sürecinde yakaladığımız istikrarı, doğrulama yöntemleriyle sürekli sınayarak kalıcı hale getiriyoruz."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın ADÜ’de organ bağışına dikkat çektiler Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde kurulan stant ile hasta ve hasta yakınlarına organ bağışının önemi anlatılarak farkındalık oluşturuldu. Aydın’da ülke genelinde düşük seviyelerde olan organ bağışının önemine dikkat çekilmek üzere gerçekleştirilen farkındalık çalışmaları devam ediyor. Bu çerçevede ADÜ Hastanesi Başhekimliği tarafından hastane poliklinik girişine bilgilendirici stant kuruldu ayrıca gerçekleştirilen sunum ile hastane personeli de bilgilendirildi. Stantta ise hastane personelleri tarafından hasta ve hasta yakınlarına organ bağışının önemi anlatılarak farkındalık oluşturuldu. Konu ile ilgili ADÜ Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Hastanemizde organ ve doku bağışına dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme çalışması gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen etkinlikte, organ ve doku bağışının önemi, bağış süreci ve toplum sağlığı açısından taşıdığı değer hakkında katılımcılara bilgi verildi. Vatandaşlara ve personellerimize organ bağışının hayat kurtaran bir süreç olduğu anlatılırken, bağış konusunda merak edilen sorular da yanıtlandı. Bilgilendirme çalışması, Hastanemiz Organ ve Doku Nakli Koordinatörleri Dilek Acar, Havva Böceklioğlu ve Lütfiye Yılmaz Türk tarafından yürütüldü. Etkinlik kapsamında toplumda organ ve doku bağışına yönelik farkındalığın artırılması hedeflendi" ifadeleri yer aldı.
Manisa Manisa’da 600 aile takip bilekliğiyle rahat nefes aldı Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 yılında hayata geçirdiği "Ben buradayım" projesi kaybolma riski taşıyan büyüklerimiz ve özel bireylerimiz kaybolma riski en aza indiriliyor. Akıllı bileklik uygulamasıyla 600 aile, sevdiklerini anlık olarak takip ederek günlük yaşamlarını daha güvenli ve huzurla sürdürüyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, kaybolma riski taşıyan bireyler ve aileleri için başlattığı "Ben buradayım" projesiyle önemli bir sosyal sorumluluk örneğine imza attı. 2025 yılında hayata geçirilen proje kapsamında Otizm spektrum bozukluğu, Demans ve çağımızın en yaygın türü olan Alzheimer hastalığı ve zihinsel engelli Down Sendromu veya Otizm spektrum bozukluğu vatandaşlara verilen akıllı takip bileklikleri sayesinde 600 aile güvenli bir nefes aldı. Ailelerin en büyük endişelerinden biri olan kaybolma riski, geliştirilen teknoloji sayesinde kaybolma gerçekleşmeden önlenebiliyor. Proje ile aileler çarşıya, pazara ya da işlerine giderken sevdiklerinin konumunu akıllı cihazları üzerinden anlık olarak takip edebiliyor. Böylece hem muhtemel kaybolma durumlarına hızlı müdahale ediliyor hem de günlük yaşam daha güvenli hale geliyor. "Yakınlarının her an yaşadığı endişeyi en aza indirmek" Türkiye’de öncü bir uygulama olan "Ben buradayım" hizmetini 2025 yılında hizmete aldıklarını belirten Manisa Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Koordinatörü Derya Hüner, "2025 yılından bu yana tam 600 vatandaşımıza umut olduk. Temel amacımız, kaybolma riski taşıyan büyüklerimizin ve özel bireylerimizin güvenliğini sağlamak ve onların yakınlarının her an yaşadığı haklı endişeyi en aza indirmektir. Jandarma Genel Komutanlığı ile yaptığımız iş birliği sayesinde sahada ihtiyaç sahibi insanlara da ulaşıyor, onlara yardımcı oluyoruz. Kullandığımız teknoloji gerçekten hayat kurtarıcı. "Ben buradayım" akıllı bileklikleri anlık konum takibi yapabilmekte ve geriye dönük üç günlük konum bilgisini verebilmektedir. Kaybolma söz konusu olduğunda, takip sürecini büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır" ifadelerini kullandı. "Her an yanınızdayız ve biz buradayız" Bu cihazın şarj gerektirmediğini ve pillerinin yaklaşık bir yıllık kullanım ömrüne sahip olduğunu belirten Hüner, "Tasarım olarak cihazları bileklik şeklinde sunduk; ancak istenildiği takdirde kolye ucu olarak kullanılabilecek, kaban astarına gizlenebilecek hatta ayakkabının içine dikilebilecek incelikte tasarlanmıştır. Bu hizmetten yararlanmak isteyen hemşerilerimiz, Manisa Büyükşehir Belediyesi resmi internet sayfasındaki "Ben Buradayım" talep formunu doldurarak ya da ilçe koordinatörlüklerine müracaat ederek başvurularını yapabilirler. "Ben buradayım" hizmetimizin her zaman güzel haberlerle biten kavuşmalara vesile olmasını temenni ediyor; Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak her an yanınızda olduğumuzu ve biz buradayız dediğimizi bir kez daha vurguluyoruz" dedi. "Nereye giderlerse görebiliyorum içim rahat" Annesine ve kardeşine tek başına baktığını belirten Güler Kıyak, "Evden çıktıklarında birlikte çıkıyorlar, kaybolduklarında da birlikte kayboluyorlar. Daha önce, yaklaşık iki ay önce yine kaybolmuşlardı ve onları ancak iki saat sonra bulabilmiştik. Bu uygulamayı daha önceden duymuştum. Belediyeye başvurdum, sağ olsunlar hemen ilgilendiler. Şu anda Kur’an kursuna da gidiyorum, çarşıya da çıkıyorum. Gittiğim her yerde telefonuma bakarak onların evde olup olmadığını kontrol edebiliyorum, bu da bana büyük bir rahatlık sağlıyor. Daha önce komşularla birlikte kapı kapı dolaşıp aramadığımız, sormadığımız yer kalmamıştı ve ancak iki saat sonra bulabilmiştik. Şimdi ise bileklik sayesinde onları takip edebiliyorum. Annem 3 yıldır Alzheimer hastası, bu yüzden çok çabuk kayboluyor ve gittiği yeri hatırlayamıyor. Bileklik olmadan önce bulmakta çok zorlanıyorduk. Şu anda ise telefonumdan konumunu görebiliyorum. Nereye giderse gitsin takip edebildiğim için içim rahat, gönül rahatlığıyla istediğim yere gidebiliyorum." dedi. "Hayatımızı çok kolaylaştırdı" Alaşehir Bahadır Mahallesinde oturan Rıfat Özhan, "Oğlum Ayaz 2 yaşında nöbet geçirmeye başladı kendisi epilepsi hastası. İyileşme süreci biraz uzun sürüyor bu sebepten yaşadığımız yer yayla köyü olduğu için çocuğumuz ister istemez gözümüzün önünden bir anda kaybolabiliyor. Biz Büyükşehir Belediyesine başvurduk takip cihazı için başvurumuz onaylandı. Öncesinde işe gittiğimizde aklımızda kalıyordu bir şey oldu mu nereye gitti falan diye şimdi bu cihaza kavuştuktan sonra çocuk istediği yere gidebiliyor. Hayatımızı çok kolaylaştırdı. Büyükşehir Belediyesi ekiplerine ve başkanlarıma çok teşekkür ederim" ifade etti. (SC-
Tokat Başkan Yazıcıoğlu: "Tokat için durmadan çalışıyoruz Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, vatandaşların taleplerini yerinde dinleyerek sorunlara hızlı ve kalıcı çözümler üretiyor. Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, göreve geldiği günden bu yana benimsediği üretken belediyecilik anlayışı doğrultusunda sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Mahalle ziyaretleriyle vatandaşla birebir temas kuran Başkan Yazıcıoğlu, sorunları yerinde tespit ederek hızlı ve kalıcı çözümler üretmeyi hedefliyor. Son olarak Kabe-i Mescit Mahallesi’nde incelemelerde bulunan Başkan Yazıcıoğlu; mahalle muhtarı Atilla Karşıyaka, belediye başkan yardımcıları ve teknik ekiplerle birlikte bölgeyi adım adım gezdi. Vatandaşların talep ve beklentilerini doğrudan dinleyen Yazıcıoğlu, ilgili birimlere gerekli talimatları yerinde verdi. Başkan Yazıcıoğlu: "Tokat’ı altın yıllarına kavuşturacağız" Sahada yürütülen çalışmaların belediyecilik anlayışlarının temelini oluşturduğunu belirten Başkanı Yazıcıoğlu; "Mahalle ziyaretlerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Mahalle Muhtarımız Atilla Karşıyaka, belediye başkan yardımcılarımız ve teknik ekiplerimizle mahallemizi adım adım dolaşarak, mahalle sakinlerimizin istek ve taleplerini yerinde inceledik. Tokat’ımızda uzun süredir özlenen aktif, çözüm odaklı ve vatandaşla iç içe yönetim anlayışının yeniden güç kazandırarak, ayırmadan ayrıştırmadan hizmet ediyoruz. Tokat’ımızı hak ettiği altın yıllarına tekrar kavuşturmak için canla başla sahada olmaya devam edeceğiz" dedi.
Bursa Harabe evde yıllar sonra böyle bulunmuştu...7 yıl sonra ağzından ilk çıkan söz "Benim adım Ahmet" oldu Bursa’da Alman sevgisi Rebecca S.’den (30) olduğu iddia edilen çocuğu Nazar S.(8)’yi kaçıran baba Umut K.(33)’nın ağır kalp hastası olduğu halde hakkında devam eden soruşturma nedeniyle yakalanmamak için 5 yıl boyunca hastaneye gitmeyince kalp krizinden öldüğü ortaya çıktı. 2 yıl önce hayatını kaybeden baba Umut K.’nın ölmeden önce oğlunun isminin Ahmet olarak kalmasını ve Müslüman olarak hayat sürdürmesini vasiyet ettiği ortaya çıktı. Hristiyan sevgili Rebecca S.’nin Müslüman olarak doğan küçük çocuğu Hristiyan dinine mensup yapmak istediği baba Umut K.’nın bu sebeple çocuğu kaçırıp yıllarca gizlediği öğrenildi. Umut K.’nın vasiyeti üzerine ismi Ahmet olarak kalan Nazar S.’nin Nazar ismine tepki bile vermediği ismini Ahmet olarak bildiği belirtildi. Küçük Ahmet’in durumu DNA testinin ardından netlik kazanacak. Edinilen bilgiye göre, Mustafakemalpaşa ilçesinde oturan Umut K., çalışmak için gittiği Almanya’da Rebecca S. ile birlikte yaşamaya başladı. Çiftin 2018 yılında erkek çocukları dünyaya geldi. Umut K., bir yıl sonra Alman sevgilisi ve 1 yaşındaki oğlu Nazar S.’yi Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesindeki annesi Hanife S.’nin yanına getirdi. Almanya’ya geri dönmeme kararı alan Umut K., oğlunu Müslüman olarak Türkiye’de büyütmek istediğini belirtip Rebecca S.’ye oğlunu kendisine bırakıp, ülkesine gitmesini söyledi. Rebecca S. bu durumu kabul etmeyince Umut K. oğlunu Hanife S. eşliğinde bir başka yakınının yanına gönderdi. Daha sonra da Alman sevgiliye çocuğun kaybolduğu söylendi. Bunun üzerine soluğu polis merkezinde alan Alman kadın olanları anlatıp şikayetçi oldu. Bir süre yapılan aramaya rağmen küçük çocuk bulunamayınca Alman sevgili ülkesine dönmek zorunda kaldı. Polis operasyonu ile bulundu Oğlunu kendi vatanında Müslüman olarak yetiştirmek için canı uğruna direnen baba Umut K., 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Alman sevgili Rebecca S.’nin şikayeti üzerin açılan davanın duruşmasına babaanne Hanife S.’nin de gelmemesi üzerine hakkında arama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınan Hanife S., haftada bir kez polise giderek imza atması şartıyla serbest bırakıldı. Hanife S., diğer duruşmalara da katılmayınca, polis tarafından takibe alındı. Bir süre sonra Hanife S.’nin, akrabalarının evinde baktığı torununu alıp, dam diye tabir edilen köy evine getirdiği anlaşıldı ve eve baskın düzenlendi. Nazar S. babaannesinden alınarak polis merkezine götürüldü. O anlar kameraya da yansıdı. Küçük çocuk, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın devreye girmesiyle Bursa Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne teslim edilip devlet korumasına alınırken, babaanne Hanife S. ile evin sahibi olan Umut K.’nin halasının oğlu Recai M. tutuklanarak cezaevine gönderildi. DNA testinden sonra netlik kazanacak Nazar S.’nin yapılacak DNA testiyle Rebecca S.’nin çocuğu olup olmadığının ortaya çıkacağı testin tam uyumlu çıkması halinde ilk etapta aralıklarla görüşmelerinin sağlanacağı bildirildi. Çocuğun menfaati gözetilerek yapılacak inceleme ve araştırmaların ardından mahkeme, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından hazırlanacak Sosyal İnceleme Raporu (SİR), kaldığı çevrenin araştırmasını içeren rapor, uzman ve pedagog görüşlerini dikkate alarak Nazar S.’nin geleceğine karar verecek. Küçük çocuğun Alman sevgili Rebecca S.’ye mi teslim edileceği yoksa Türkiye’de kalıp Müslüman olarak mı yaşayacağı tartışmalarının ise her iki ülkenin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar dikkate alınıp uzman pedagoglarının birlikte alacağı karar çerçevesinde son bulacağı belirtildi. Ölmeden önceki vasiyeti ortaya çıktı 2 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonrası hayatını kaybeden Umut K.’nın ölmeden önce oğlunun isminin Ahmet olarak kalmasını istemesi üzerine vasiyeti yerine getiren yakınları küçük çocuğa Ahmet olarak hitap etti. Yıllardır Ahmet adına alışan Nazar S.’nin gerçek adına tepki vermediği ismini bile Ahmet olarak bildiği belirtildi. Müslüman olan baba Umut K.’nın alman annesinin oğlunu Hristiyan yapmasından endişe ettiği için ağır kalp hastası olmasına rağmen yıllarca canı pahasına hastaneye bile gitmeyip vermemek için mücadele ettiği belirtildi. Nazar S.’nin adını Ahmet olarak bildiği, Nazar ismine tepki vermeyen küçük çocuğu ismi sorulduğunda "Benim adım Ahmet" dediği belirtildi. 7 yıl sonra bulunan küçük çocuğun polise söylediği ilk cümlenin "Benim adım Ahmet" olduğu öğrenildi. Öte yandan, Müslüman doğan oğlunu Alman sevgilisinden kaçıran Umut K.’nin kalp hastası olduğu, hakkında devam eden soruşturma nedeniyle hastalandığı dönemde bile yakalanmamak için tedaviyi reddedip hastaneye gitmediği belirlendi. Umut K.’nin ölmeden önce ailesine, "Çocuğumun ismi Ahmet olarak kalsın, Müslüman olarak vatanında yaşasın" dediği de belirtildi. Olayla ilgili babaanne Hanife S. ile akrabası Recai M. tutuklanırken soruşturmanın devam ettiği belirtildi.