ASAYİŞ - 11 Şubat 2026 Çarşamba 15:07

Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar: 12 yıl 6 ay hapsine karar verildi

A
A
A
Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar: 12 yıl 6 ay hapsine karar verildi

Gezi Parkı olaylarında sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla yargılanan menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme Barım’ın iyi hal indirimi uygulanarak 12 yıl 6 ay hapsine karar verdi.


Menajer Ayşe Barım’ın Gezi Parkı olaylarında şirketine bağlı sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan hazırlanan iddianame kapsamında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi.


İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen tutuksuz sanık Ayşe Barım ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada celse arasında esasa ilişkin mütalaanın açıklandığı belirtildi. Mütalaada, Barım’ın ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.


Mütalaaya karşı savunma yapan Ayşe Barım, "2025 yılının Ocak ayından beri yaşamadığım bir sürecin içerisindeyim . Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla Gezi Parkı’na yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda kalp pili ile hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi beraatimi istiyorum" dedi.



Ayşe Barım’ın avukatları da suçlamaları kabul etmedi.


Son sözü sorulan Ayşe Barım "Avukatlarımın beyanlarına katılıyorum beraat talep ediyorum" dedi.


2 saatlik aranın ardından kararını açıklayan mahkeme sanık Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verildi. Mahkeme, sanığın yardım eden sıfatıyla bu suçu işlediğini kaydederek 15 yıl hapis cezasına hükmetti. Mahkeme sanığın sabıkasız kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları, yeniden suç işlemeyeceği yolunda olumlu kanaat uyanması ve cezanın failin geleceği üzerindeki muhtemel etkilerini göz önünde bulundurarak iyi hal indirimi ile sanık Barım’ın 12 yıl 6 ay hapsine karar verdi. Mahkeme sanığın hastalığı nedeniyle tedavi görmesi sebebiyle verilen yurt dışı çıkış yasağı kararının devamına da hükmetti. Kararı duyan Ayşe Barım avukatına duruşma salonunda sarılarak ağladı.



İddianameden


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Ayşe Barım’ın Gezi Parkı ana davasının aktörlerinden, hükümlü ve firari sanık olarak bulunan Mehmet Ali Alabora, Çiğdem Mater Utku ve Mehmet Osman Kavala isimli şahıslara Gezi eylemlerinin olduğu süreç ve devamında irtibatlı olduğunun tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, ‘Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ isimli firmanın bünyesinde 68 oyuncunun olduğu, bu isimlerin ise Ahmet Rıfat Şungar, Ali Atay, Alp Navruz, Aslı Enver, Aslıhan Gürbüz, Bensu Soral, Bergüzar Korel, Berkay Ateş, Bige Önal, Birce Akalay, Birkan Sokullu, Bülent İnal, Caner Cindoruk, Ceyda Düvenci, Devrim Özkan, Devrim Yakut, Dolunay Soysert, Ece Sükan, Ekin Koç, Erkan Can, Esra Bilgiç, Ezgi Mola, Fahriye Evcen, Fatih Akın, Fatih Artman, Hakan Kurtaş, Halit Ergenç, Hande Erçel, Hazal Kaya, Hümeyra, İbrahim Selim, İpek Bilgin, Lale Mansur, Mehmet Günsür, Mehmet Kurtuluş, Mert Yazıcıoğlu, Merve Dizdar, Metin Akdülger, Miray Daner, Nehir Erdoğan, Nejat İşler, Nur Fettahoğlu, Okan Yalabık, Oktay Çubuk, Philip Arditti, Pınar Deniz, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Serenay Sarıkaya, Serkan Altunorak, Sinem Kobal, Su Burcu Yazgı Coşkun, Şükran Ovalı, Şükrü Özyıldız, Taro Emir Tekin, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, Afra Karagöz, Çağla Naz Kargı, Defne Burnaz, Ecem Simge Yurdatapan, Elif Uslusoy, Hakan Zavlak, Melis Sevinç, Melisa Bostancıoğlu, Samet Kaan Kuyucu, Sezer Arıçay oldukları kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, söz konusu eylemlerin gelişi güzel ortaya çıkmadığı, bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, Barım’ın ilgili süreçte halkın sempati duyarak kitleleri peşine sürükleme potansiyeli yüksek olan sanatçı-oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade göstererek planlama, organizasyon, yönlendirme yönünde faaliyet gösterdiği aktarıldı. Ayrıca Barım’ın Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir HTS irtibatı bulunmazken Gezi Parkı hazırlık ve başlangıç sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı kaydedildi. Ayşe Barım’ın ID iletişim isimli menajerlik şirketine bağlı oyuncuların Gezi Parkı sürecinde en etkili etiket olan #direngeziparkı, #occupyturkey hastaghlerinin paylaşımlarında olduğu gibi Türkiye’de yaşanan orman yangını ve deprem felaketlerinden sonra Türkiye’yi uluslararası arenada yetersiz gösterme adına sosyal medyada başlatılan #HelpTurkey kampanyasına da sistemsel olarak katıldıklarının belirtildiği iddianamede, bunu Barım’ın etkisinin altında kalarak yaptıkları açıklandı. Hazırlanan iddianamede, Her ne kadar basın yayın organlarında ve sosyal medyada gösterilerin toplum refleksi ile bir anda oluştuğuna dair kanaat oluşturulmaya çalışılsa da olayın sosyal medyada yayılış biçimi, olayı başlatan ve yayılmasında rol oynayan Emine Ayşe Barım’a ait Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ne bağlı sanatçıların ve kurumsal hesabın sürece ilişkin etkili olarak seçilen slogan ve imgelerin eylemin ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada en önde yer alan sembollerin paylaşımı ile organize bir şekilde sanatçılar adına kitlesel yayılım sağlamak amacıyla hareket ederek bilinçli bir şekilde yönlendirildiği aktarıldı. İddianamede ayrıca, Barım’ın irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi olarak tespit edildiği, bu şekilde olayları planlayan, örgütleyen ve yönlendiren, iradesi sorularak bu yönde kendisinin karar bildirerek yön verici ve belirleyici olduğu, kendi şirketine bağlı toplumda tanınan oyuncuları eylemlere yönlendirerek oyuncuların toplumda tanınırlığını ve etki gücünü de kullanarak daha fazla kitleselleşmesini amaçladığı, bunda da kısmen başarılı olduğu, oyuncuların tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde kendi iradeleriyle eylemlere katıldıklarını beyan etseler de sanık ile eylemlerin başladığı döneme dair yoğun irtibatlarının içeriğini hayatın olağan akışına uygun olarak açıklayamadıkları, iç ve dış kamuoyu tarafından günlerce takip edilen ve gündemde tutulan olayların kitleselleşmeye başladığı bir dönemde görüşme içeriklerine yönelik ile sanığın eylemlerin olduğu dönemde Gezi Parkı’nda kendileriyle bulunmasına rağmen kaçamaklı cevaplarının sanığı kayırma amacıyla yapıldığı belirtildi. Barım’ın Gezi Parkı eylemleri ile ilgili olarak hem toplumsal hem de küresel algı oluşturulması kapsamında film, belgesel ve video çekimleri yapılmasını sağladığının aktarıldığı iddianamede, ‘önceye ilişkin hiç bir irtibatı olmamasına rağmen ilk kez’ ana dosyada firari sanık Mehmet Ali Alabora ile Gezi Parkı döneminde 3 kez, hükümlü Mehmet Osman Kavala isimli şahıs ile 39 kez, hükümlü Çiğdem Mater Utku isimli şahıs ile 14 kez irtibatlarının tespit edildiği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede Ayşe Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa BKSTV 2026 festival takvimini duyurdu Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı’nın (BKSTV) olağan genel kurul toplantısında 2025 yılı faaliyet ve mali raporları kabul edilirken, 2026 festival takvimi de açıklandı. BKSTV Olağan Genel Kurul Toplantısı, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan BKSTV Yönetim Kurulu Başkanı Duygu Kaplan, vakıf çalışmalarının kurumsal bir anlayışla sürdürüldüğünü belirterek emeği geçenlere teşekkür ederken, yeni yönetime de başarılar diledi. Genel Kurul’da konuşan BKSTV Genel Sekreteri Emre Feza Soysal, festivallerin her yıl içerik, etki alanı ve uluslararası görünürlük açısından güçlendirilerek sürdürüldüğünü ifade etti. Festivalleri, değeri her yıl artan kültürel markalar olarak ele aldıklarını vurgulayan Soysal, organizasyonların yeni iş birlikleri, disiplinler arası programlar ve atölye çalışmalarıyla zenginleştirileceğini söyledi. 2026 festival takvimi belli oldu Toplantıda BKSTV’nin 2026 yılı festival programı da açıklandı. Takvime göre; 29. Uluslararası Bursa Çocuk ve Gençlik Tiyatroları Festivali’nin 15-24 Mayıs 2026’da, 64. Uluslararası Bursa Festivali’nin 12 Haziran-6 Temmuz 2026’da, 38. Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nın 7-12 Temmuz 2026’da, 22. Uluslararası Bursa Karagöz Kukla ve Gölge Oyunları Festivali’nin 18-27 Eylül 2026’da yapılması planlandı. Ayrıca 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında Afife Tiyatro Günleri’nin düzenleneceği açıklandı. Afife Jale Tiyatro Ödülü kazanmış oyunların mart ayı boyunca Bursalı sanatseverlerle buluşturulacağı bildirildi. Yeni yönetim belirlendi Genel Kurul’da 2025 yılına ait faaliyet ve mali raporlar kabul edildi. Vakıf üyeliğine teklif edilen 18 adayın üyelikleri de onaylandı. Yapılan seçimler sonucunda Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Yeşim Uncu seçilirken, Güven Göğebakan, Dilek Çelebi, Gülçin Güler, Eralp Atabek, Feray Uzunçayır ve Emre Feza Soysal yönetim kurulunda yer aldı.
Düzce Düzce’nin önemli tarım ürünlerinden siyah çeltik konuşuldu DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Toplumsal Katkı Koordinatörlüğü iş birliğiyle düzenlenen ve halkı bilimle buluşturmaya devam eden Bilim Kafe etkinliği gerçekleştirildi. Çilimli Millet Bahçesi’nde Toprağın Tescilli Gücü: Siyah Çeltik konusunun ele alındığı etkinlik geniş katılımla yapıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren Düzce Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcısı ve Kurumsal İletişim Koordinatörü Öğr. Gör. Duygu Özdemir Cömert, düzenli olarak Bilim Kafe etkinlikleriyle halka bir araya geldiklerini ifade ederek, programda Düzce Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Güngör’ün, Çilimli için özel olan tescilli siyah çeltik hakkında katılımcıları aydınlatacağını dile getirdi. "Dünya nüfusunun yarısından fazlası çeltikle besleniyor" Etkinliğin davetli konuşmacısı Prof. Dr. Hüseyin Güngör, yerel tarıma katkı sunan ve bölge ekonomisini canlandıran siyah çeltikle ilgili önemli bilgiler paylaştı. Çeltik ve pirinç arasındaki farkları belirterek sözlerine başlayan Hüseyin Güngör, bitkinin tamamına çeltik, hasattan sonra elde edilen parlak yapıya ise pirinç dendiğini söyledi. Dünya nüfusunun yarısından fazlasının çeltikle beslendiğine dikkat çeken Güngör, Uzakdoğu’nun da beslenmesinin büyük oranda çeltiğe bağlı olduğunu belirtti. "Siyah pirinç kralların besini olarak biliniyor" Arşivlerde Osmanlı saray pirincinin Düzce’den sağlanmasından dolayı, Düzce’nin pirinçte özel bir yeri olduğunun altını çizen Güngör, siyah pirincin de kralların besini olarak bilindiğini sözlerine ekledi. "6 kat fazla antioksidan içeriyor" Beyaz ve siyah pirinç arasındaki farklara değinen Prof. Dr. Hüseyin Güngör, siyah pirincin beyaz pirince oranla 6 kat fazla antioksidan içerdiğini, beyaz pirinçteki yüzde 4’lük protein oranının siyah pirinçte yüzde 8-10 değere ulaştığını, siyah pirinçte yağ oranının sıfıra yakın ve diyet lif oranının da çok yüksek olduğunu vurguladı. "Katma değerli ürüne dönüştürülmeli" Düzce’de Melen havzasının çeltik ekimi için çok uygun olduğuna işaret eden Prof. Dr. Güngör, çeltikte verim ve kaliteyi artırabilmek için doğru tarım uygulamaları hakkında da örnekler verdi. Düzce’nin pirinçte kıymetli olmasının, Melen’in oksijen seviyesinden geldiğini dile getiren Güngör, Çilimli için özel bir yeri olan siyah çeltiğin; daha farklı çeşitlerinin geliştirilebilmesi, organik olarak üretilebilmesi, sağlık açısından faydalarının Türkiye’ye anlatılması ve katma değerli ürüne dönüştürülebilmesinin önemini belirterek katılımcıların sorularını yanıtladı. Etkinlik Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir tarafından Prof. Dr. Hüseyin Güngör’e teşekkür belgesi takdim edilmesi ve günün anısına hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.