EKONOMİ - 19 Kasım 2025 Çarşamba 17:24

LES-EXPO 2026, yük mühendisliği paydaşlarını buluşturacak

A
A
A
LES-EXPO 2026, yük mühendisliği paydaşlarını buluşturacak

Türkiye’de binlerce tonluk yüklerin kaldırılması, taşınması ve montajını mühendislik disiplinleriyle birleştiren büyük çaplı projelere imza atan yük mühendisliği sektörü, LES-EXPO 2026 Avrupa-Asya-Afrika Yük Mühendisliği Hizmetleri Fuarı’nda üç kıtadan firmaları İstanbul’da bir araya getirecek.



Türkiye’de ağır, uzun ve yüksek tonajlı yüklerin kaldırılması, taşınması ve montajında uzmanlaşan yük mühendisliği sektörü, büyük projelerde üstlendiği operasyonlarla dikkat çekiyor. Yük Mühendisliği Birliği Başkanı Ahmet Altunkum ile BTSO Başkanı İbrahim Burkay, sektörün Türkiye’nin sanayi ve altyapı çalışmalarındaki stratejik konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sektör temsilcileri, LES-EXPO 2026 Avrupa-Asya-Afrika Yük Mühendisliği Hizmetleri Fuarı için hazırlıklara başladı.



Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve KFA Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yük mühendisliği sektörünün hem Türkiye’de hem de yakın coğrafyada mega projelerin en kritik unsurlarından biri olduğunu söyledi. İbrahim Burkay, "Son 20 yılda üstlenilen büyük projeler sayesinde ülkemiz bu coğrafyadaki en büyük üreticilerden biri haline geldi. Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasına girme hedefini destekleyecek en önemli adımlardan biri, ürettiğimiz hizmeti dünyaya doğru anlatacak organizasyonlardır. BTSO olarak KFA Fuarcılık’ı kurmamızın temel nedeni bu ihtiyaçtır" dedi.



Sektörün tüm paydaşlarının, 7-9 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek LES-EXPO 2026 Avrupa-Asya-Afrika Yük Mühendisliği Hizmetleri Fuarı’nda bir araya geleceğini ifade eden Burkay, "Yük mühendisliği projelerinin teknik boyutları oldukça merak ediliyor. Dev projelerin ardındaki mühendislikle ilgili tüm soruların yanıtları bu fuarda verilecek. Teknik sunumlar, seminerler ve panellerle ziyaretçilere kapsamlı bir program sunuyoruz. Fuara 200’ü aşkın firma ve 10 bini aşkın profesyonel ziyaretçi bekliyoruz. Bu fuarın sektörümüzün hedefleri doğrultusunda önemli sonuçlar doğuracağına inanıyorum" diye konuştu.



Yük mühendisliğinin, Türkiye’nin sanayi ve altyapı kalkınmasındaki görünmeyen kahramanı olduğunu belirten Yük Mühendisliği Birliği (YMB) Başkanı Ahmet Altunkum ise "Binlerce ton ağırlığındaki hassas yükleri milimetrik hesaplarla yüzlerce metre yüksekliklere güvenle kaldıran Türk şirketlerinin başarısı, ülkemizin mühendislik kabiliyetinin de en somut göstergesi. Küresel ölçekte 600 milyar doları aşan ağır kaldırma ve taşıma pazarının yönü; yenilenebilir enerji ve altyapı projeleriyle birlikte hızla değişiyor. Rüzgâr türbinlerinin 100 metreyi aşan kanatları, 10 bin tonluk offshore modüller veya enerji depolama tankları gibi yeni nesil yükler, mühendislik açısından sınırları yeniden tanımlıyor. Bu anlamda yük mühendisliği hizmetleri, yalnızca ağır sanayinin değil, enerji dönüşümünün, afet yönetiminin ve sürdürülebilir kalkınmanın da temel unsurlarından biri haline geliyor. Ülkemizde de sektörümüzün sorumluluk üstlendiği önemli projeler ve biriktirdiği deneyimlerle bu alanda söz sahibi ülkeler arasında yer almasından gurur duyuyoruz. Şimdi bu gücü LES-EXPO 2026 Avrupa-Asya-Afrika Yük Mühendisliği Hizmetleri Fuarı ile dünya sahnesine taşıyoruz. Dünyada ilk kez İstanbul’da düzenlenecek bu fuar ile 3 kıtadan yüzlerce şirketi bir araya getirirken, aynı zamanda Türkiye’nin yük mühendisliği alanındaki yükselen rekabet gücünü de küresel anlamda bir kez daha gösterme fırsatı bulacağız" ifadelerini kullandı.



"Dünyanın en yüksek ve en ağır vinçli kaldırışı Türkiye’de gerçekleştirildi"


1915 Çanakkale Köprüsü’nün inşasında 318 metre yüksekliğe 155 tonluk parçanın montajının "dünyanın en yükseğe en ağır yük kaldırışı" olarak kayıtlara geçtiğini ifade eden Altunkum "1915 Çanakkale Köprüsü’nde gerçekleştirilen kaldırma operasyonu, ülkemizdeki yük mühendisliği sektörünün dünya ölçeğinde geldiği noktanın sembolü oldu. Bu ölçekteki operasyonlar yalnızca kuvvet değil, ileri mühendislik zekâsı ve milimetrik hesaplama disiplini gerektiriyor. Her kaldırma, taşıma ve montaj süreci; simülasyonlardan statik analizlere, zemin etütlerinden hava koşulu hesaplamalarına kadar yüzlerce değişkenin aynı anda yönetildiği bir mühendislik bütününü ifade ediyor. Türkiye’de bugüne kadar taşınmış en büyük yük, 11 bin 500 ton ağırlığında, 220 metre boyunda, 22 metre yüksekliğinde ve 48 metre genişliğindeki bir yüzer havuzu kendisinden sadece 2 metre geniş olan başka bir yüzer havuza yükleme işlemiydi. Son derece hassas olarak yürütülen bu operasyon sırasında yük, saatte bir metre hızla ilerledi. Bununla birlikte uluslararası alanda da sektör olarak önemli işlere imza atıyoruz. Katar’ın, en büyük gaz projelerinden NFE (North Field Expansion) projesinde bölgenin en yüksek yapısı olan Flare’nin montaj işlemleri, yine bir Türk firması tarafından gerçekleştirildi" dedi.



"Türk firmalar yurtdışında da büyük işlere imza atıyor"


Yük mühendisliği hizmetleri alanında Türk şirketlerinin büyük bir gelişme içinde olduğunu ve dünyadaki büyük ve hassas projeler için tercih edilmeye başlandığını belirten Altunkum, "Sektörümüz geçmiş yıllarda ağırlık kaldırma ve nakliye faaliyetleri çerçevesinde uzmanlaşmıştı. Ancak bugün proje geliştiren, en ince detaylara kadar hesaplamaları kendi bünyesinde yapan, sahaya çıkmadan önce simülasyonlar ile hazırlıklarını tamamlayan ve en ileri teknolojiyi kullanan katma değeri çok daha yüksek bir mühendislik disiplini haline geldi. Sektörümüzün öncü firmaları artık Avrupa, Afrika, Orta Doğu ve Orta Asya’da kompleks montaj ve taşıma projelerinde çözüm ihraç eden bir merkez konumunda. Önceleri yalnızca küresel devlerin yaptığı yüksek tonajlı entegre kaldırma ve taşıma projeleri, artık Türk şirketleri tarafından aynı mühendislik seviyesinde gerçekleştirilebiliyor" diye konuştu.



LES-EXPO 2026, yük mühendisliği paydaşlarını buluşturacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.