SAĞLIK - 08 Ağustos 2025 Cuma 11:03

Küçük kalpler dijital risk altında

A
A
A
Küçük kalpler dijital risk altında

Çocukların ekran başında geçirdiği sürenin günde altı saate kadar çıktığını aktaran Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Cüneyt Koçaş, ebeveynleri uyardı; "Ekran ışığı uyku kalitesi düşürür. Bu durum metabolizmayı bozarak kalp üzerinde dolaylı yükü arttırır."


Danimarka’da yapılan bir araştırmada, akıllı telefon ve diğer elektronik cihazlarla aşırı zaman geçirmenin, çocuklar ve gençlerin kalp sağlığını olumsuz yönde etkilediği gözler önüne serildi. Araştırmada, ekran başında geçirilen uzun sürelerin, hareketsiz yaşam tarzını teşvik ederek kardiyovasküler riskleri artırdığı belirtildi.


Binden fazla çocuk ve gencin verilerini analiz eden araştırmacılar, özellikle az ve geç uyuyanlarda bu riskin daha belirgin olduğu ve ekran süresinin uyku süresini "çalabileceğini" öne sürdüler. Daha fazla uyumanın, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve insülin direnci gibi rahatsızlıkların riskini azaltmaya yardımcı olduğu da aktarıldı. Araştırmacılar, daha kısa süre uykuda kalmanın ve daha geç uyumanın, daha uzun süre uyuyan ve daha erken uyuyanlara kıyasla aynı ekran süresiyle ilişkili önemli ölçüde daha yüksek bir riskle bağlantılı olduğunu söyledi.



Kalp üzerindeki yükü artırabilir


Yapılan araştırmayı değerlendiren Kardiyoloji Uzmanı Prof. Cüneyt Koçaş, ekran başında geçirilen sürenin günde altı saate kadar çıktığını kaydetti.


Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, uzun ekran sürelerinin kardiyometabolik riskleri artırabileceğine dikkat çekerek, ebeveynlere önemli bir uyarıda bulundu: "Çocukların ekranla geçirdiği zamanı erken saatlere çekin, uyku süresini uzatın."


Uzun süre ekran başında oturmanın fiziksel aktiviteyi azalttığını belirten Prof. Dr. Cüneyt Koçaş, olumsuz etkilerini de şöyle özetledi:


"Bu durum kalp-damar sağlığını olumsuz etkileyebilir, obezite riskini artırır, insülin direnci ve tip 2 diyabet gelişimine zemin hazırlar."


Ekran ışığının melatonin üretimini baskılayarak uyku kalitesini düşürdüğünü aktaran Prof. Dr. Koçaş, "Mavi ışığa maruz kalmak, sirkadiyen ritimleri etkileyen bir hormon olan melatonin salgılanmasını baskılar. Bu baskı metabolizmayı bozarak, kalp üzerinde dolaylı yükü artırır. Yapılan bazı araştırmalarda bozulan uyku düzeninin kanser, diyabet, kalp hastalığı ve obeziteye yol açabileceğini gösteriyor. Ekran karşısında geçirilen süre arttıkça abur cubur tüketimi de artar, öğün atlama ve sağlıksız atıştırmalıklar daha fazla tüketilir. Sağlıksız beslenme alışkanlığı zamanla kolesterol ve tansiyon problemlerine zemin hazırlar" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun BİLİMFEST ziyaretçilerine kapılarını açıyor Bilim ve teknolojiyi vatandaşlarla buluşturmayı hedefleyen BİLİMFEST, 6 Mayıs itibarıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başlıyor. 9 Mayıs’a kadar sürecek festival, her gün 09.30 ile 16.30 saatleri arasında Bilim Samsun Kent Park yerleşkesinde bilim meraklılarını bir araya getirecek. Samsun Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda ve TÜBİTAK 4007 Bilim Şenlikleri Destekleme Programı kapsamında hayata geçirilen BİLİMFEST, "Samsun’un Bereketli Topraklarında Bilimle Yeşeren Gelecek" temasıyla düzenleniyor. 6-7-8-9 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek festival yarın itibarıyla ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak. Festival programı ise oldukça zengin bir içeriğe sahip. Tarım teknolojilerinden doğa bilimlerine, çevre bilincinden mühendislik uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede hazırlanan 60 farklı atölye çalışmasında katılımcılar keyifle vakit geçirecek. BİLİMFEST yalnızca atölyelerle sınırlı kalmıyor. Festival süresince düzenlenecek bilim şovları, sahne performansları, çevre temalı tiyatro gösterileri ve uzman isimlerin gerçekleştireceği söyleşiler etkinliğe renk katacak. Veliler ve çocukları için festival boyunca ulaşım ücretsiz Ayrıca festival süresince tüm veliler ve çocukları için otobüs ve tramvaylar ücretsiz hizmet verecek. Büyükşehir Belediyesi keşfetmek, öğrenmek ve bilimin heyecanını birlikte yaşamak için tüm vatandaşları BİLİMFEST’e davet ediyor.
Sivas "Astım kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin astıma zemin hazırladığını ifade eden Özşahin, "Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına maruz kalınması astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda havayolları aşırı duyarlı olup uyaranlara karşı aşırı yanıt vermektedir. Tetikleyici olarak kabul ettiğimiz alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır" dedi. Astım hastalığının bulgularını öksürük, nefes darlığı, göğüste sertlik ve hışıltı olarak açıklayan Özşahin, "Bu şikayetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hastada astım düşünülmelidir. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha fazladır ve uykudan uyandırabilir. Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim iş birliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Tedavinin hedefi astım belirtilerinin azaltılması ve bireyin normal günlük aktivitelerini yapılabilmesidir. Astım krizlerinin olmaması, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz belirtilerinin kaybolması ve hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması astım kontrolünün temel göstergeleridir. Alerjisi olan bir hastanın alerjenlerden korunması, sigara dumanına maruz kalınmasının engellenmesi, grip aşısının her yıl yapılması, aşırı kilolardan kaçınılması ve ilaçların düzenli ve doğru kullanımı önemlidir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bölümü solunum yolu ile alınmaktadır. Bu ilaçların doğru teknikle kullanımı hastalığın kontrolü için çok önemlidir. Unutulmaması gereken en önemli konu ise tedaviye uyumun bozulması yani ilaçların yanlış teknikle ve düzensiz kullanılması hastalığın kontrolündeki başarısızlığın en önemli nedenidir. Astım kronik bir hastalık olduğu için bu sorunların aşılması ancak iyi bir hekim ve hasta iş birliği ile sağlanabilir. Hastanın eğitimi ve hekim ile iyi iş birliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir" ifadelerine yer verdi.