EKONOMİ - 13 Şubat 2026 Cuma 10:11

İTO Başkanı Avdagiç’ten "Türkiye’nin AB üyeliği onaylanmalı" açıklaması

A
A
A
İTO Başkanı Avdagiç’ten "Türkiye’nin AB üyeliği onaylanmalı" açıklaması

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Türkiye ve Avrupa Birliği yetkililerinin müzakere kapısını aralaması memnuniyet verici. Bu gelişmenin Türkiye’nin AB üyeliğinin onaylanması, Türk vatandaşlarına vize serbestisi haklarının derhal verilmesi ve Gümrük Birliği revizyonunun temelini oluşturmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.


İTO’dan yapılan yazılı açıklamaya göre İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, odanın Şubat ayı meclis toplantısında, iş dünyasının ihtiyaç ve beklentilerine dair değerlendirmelerde bulundu.


Avdagiç, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi yönündeki beklentileri de dile getirdi. Şekib Avdagiç, AB’nin Güney Amerika Ortak Pazarı MERCOSUR ve Hindistan ile serbest ticaret anlaşmalarını (STA) sonuçlandırdığını hatırlatarak, "Defalarca bu kürsüden dile getirdiğimiz gibi Türkiye-AB Gümrük Birliği hızla güncellenmelidir. Bu son imzalardan sonra kaybedilecek vakit kalmamıştır. AB’nin üçüncü ülkelerle sonuçlandırdığı serbest ticaret anlaşmalarından yana yaşadığımız olumsuzlukların ve risklerin giderilmesi için bir an evvel tedbir alınması gerekiyor. Bu çerçevede Türkiye ve Avrupa Birliği yetkililerinin müzakere kapısını aralaması memnuniyet verici. Bu gelişmenin Türkiye’nin AB üyeliğinin onaylanması, Türk vatandaşlarına vize serbestisi haklarının derhal verilmesi ve Gümrük Birliği revizyonunun temelini oluşturmasını bekliyoruz" açıklamasını yaptı.


STA sorununda çözümün zamana yayılmasının kabul edilemeyeceğini kaydeden Avdagiç, "Her iki taraf da siyasi ipotek ve angajmanlardan ari, yükümlülüklerini yerine getirmek için harekete geçmelidir. Konunun aciliyetle Ortaklık Konseyi’ne taşınmasını ve Türk sanayisini haksız rekabet baskısı altına alan STA sorununun bir an önce ortadan kaldırılmasını kaçınılmaz bir zorunluluk olarak görüyoruz. Ticaret Bakanlığımızın konuyu hassasiyetle ele aldığına ve gerekenleri yapacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.


Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı 100 milyar lira büyüklüğündeki finansman paketine de değinerek, "Bu paketin tamamen yerli üretim ve istihdam güdümlü olması, iş dünyamızın beklentileri ve İstanbul Ticaret Odamızın önerileriyle birebir örtüşüyor. Açıklanan uygun koşullu kredi paketi, aynı zamanda hükümetin iş dünyasının sesine kulak verdiğinin önemli bir göstergesi" değerlendirmesinde bulundu.


"Reel sektörün manevra alanının genişletilmesi son derece önemli"


TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın yılın ilk Enflasyon Raporu’nu açıkladığını hatırlatan Avdagiç, şu değerlendirmeyi yaptı: "2026 enflasyon tahmini aralığı yüzde 13-19 aralığından yüzde 15-21 aralığına revize edildi. 2026 enflasyon hedefi ise yüzde 16 olarak korundu. İş dünyası olarak ortaya koyulan hedeflere ulaşmak adına elimizden gelen desteği verdik, vermeye devam edeceğiz. Tabii bu noktada reel sektörün manevra alanının genişletilmesi son derece önemli. Özellikle, vergi temelli destek ve teşviklerin önceliklendirilmesi, bankaların kredi maliyetini yükselten düzenlemelerin gözden geçirilmesi, KOBİ kredi kısıtlarının gevşetilmesi gibi adımları önemli buluyoruz. Nitekim kur politikası konusunda da enflasyon doğrultusunda rekabet gücümüzü güçlendirecek adımların atılmasını da elzem görüyoruz."


"Kredi kartında gelirle uyumlu limit uygulamasının etkileri dikkatle izlenmeli"


BDDK’nın kredi kartı limitlerine yönelik aldığı karara ilişkin görüşlerini ifade eden Şekib Avdagiç, BDDK’nın bankalara talimat yazısı gönderdiğini ve 3 ay süre tanıdığını hatırlatarak, uygulamanın kredi kartı kullanımındaki daralmanın özellikle perakende ve hizmet sektöründe talep üzerinde ciddi baskı oluşturacağını savundu.


Kredi kartlarında gelirle uyumlu limit uygulamasına ve yüksek limitli kartlara yönelik kısıtlamalara geçilmesine gerekçe olarak, bir yandan enflasyonla mücadele kapsamında tüketimin baskılanması, diğer yandan da zayıflayan borç ödeme kapasitesinin dengelenmesi üzerinden finansal istikrarı güçlendirme gösterildiğini belirten Avdagiç, "Finansal istikrarı güçlendirecek tedbirleri olumlu karşılıyoruz, ancak hane halkı ve küçük işletmeler için son derece önemli bir mekanizma olan kredi kartlarında, gelirle uyumlu limit uygulaması ve kısıtlama adımlarının iç talep ve reel sektör üzerindeki dolaylı etkileri de dikkatle izlenmeli" uyarısında bulundu.


Avdagiç, talep ve büyüme üzerindeki olası yan etkiler yönetilemediği takdirde, finansal istikrarı güçlendirmeyi amaçlayan düzenlemelerin ekonomik aktivite üzerinde ilave baskılar oluşturabileceğini bildirdi. Avdagiç, "Biz ekonominin kılcal damarlarına kan akışını sağlayan mekanizmaların hassasiyetle korunması ve dengeli biçimde sürdürülebilir kılınması gerektiğine inanıyoruz" açıklamasını yaptı.


"Altın ve gümüşteki sert yükseliş, yalnızca ‘güvenli liman’ refleksi değil"


Avdagiç, altın fiyatlarındaki artışa ilişkin de görüşlerini paylaştı. Avdagiç, "Dünya ekonomisi belirsizlikler içinde ’altın’ günler yaşıyor. Altın ve gümüşte son dönemde görülen sert yükseliş, klasik bir ’emtia rallisi’nden çok, küresel finansal sistemde ABD doları ve ABD varlıkları merkezli düzenin sorgulanması anlamına geliyor. Uluslararası yatırım bankaları ve analistler, bu hareketi geçici bir jeopolitik refleks değil, portföylerin yapısal olarak yeniden dengelenmesi olarak okuyor" ifadelerini kullandı.


Amerikan Merkez Bankası Fed’in faiz indirimleriyle birlikte ABD’de reel getirilerin düşmesinin doların cazibesini zayıflattığını kaydeden Avdagiç, şunları söyledi: "ABD tahvilleri artık ’risksiz getiri’ sunmakta zorlanıyor. Bu ortamda küresel fonlar ve merkez bankaları, rezerv ve portföylerini dolar ağırlığından kurtarıp altın ve diğer reel varlıklara kaydırıyor. Altındaki güçlü talep, bu yapısal dönüşümün en net göstergesini oluşturuyor. Altın ve gümüşteki sert yükseliş, yalnızca ’güvenli liman’ refleksi değil; dolar merkezli finansal mimariden kademeli bir uzaklaşmayı ifade ediyor. Bu eğilim sürdükçe, değerli metaller küresel portföylerde daha kalıcı ve stratejik bir yer edinmeye devam edecek."


"Denetimsiz ithalata karşı tedbir alan hükümet kararını desteklememiz üzerine linçe tabi tutulduk"


Avdagiç, konuşmasının son bölümünde Ticaret Bakanlığının denetimsiz ithalatı sonlandırma kararının ardından, bu konuda yerli üretimi savunan, tüketicilerin sağlığını koruyan bir duruş sergilediklerini, ancak bazı odaklarca linçe tabi tutulduklarını söyledi.


Şekib Avdagiç, şunları kaydetti: "İstanbul Ticaret Odası olarak, yapısal bir sorun haline gelen ‘denetimsiz ithalata’ karşı tedbir alan hükümet kararını desteklememiz üzerine bazı odaklarca eleştirilmedik, adeta linçe tabi tutulduk. Bunları demokrasinin gereği görüp sineye çekemeyiz. Bu hakaret ve iftiraları, sahiplerine aynen iade ediyorum. Ayrıca şahsıma, gururla taşıdığım ‘aile adıma’ ilişkin kimlik temelli ayrımcı ithamları nefretle kınıyorum. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Türkiye’me, Türk insanına, ekonomisine, ticaretine, sanayisine, kalkınmasına hizmet etmeyi sürdüreceğim. 800 bin üye işletmenin ve 1,5 milyonu aşkın ortağının seçtiği İstanbul Ticaret Odası Başkanı sıfatımla, üyelerimden gelen sese kulak vermeye de devam edeceğim."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi kapsamında 50 bin kadına ulaşıldı Türk Telekom’un Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat Derneği ile birlikte yürüttüğü ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi bu yıl da binlerce kadına ulaştı. 2019 yılından bu yana toplamda 50 bin kadının katıldığı projede, 50 girişime 3 milyon TL’nin üzerinde iş geliştirme hibesi sağlandı. Teknolojiyi iyilik ve faydaya dönüştürme vizyonuyla ‘Türkiye’ye Değer’ projeler hayata geçiren Türk Telekom, ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesiyle girişimci kadınlara sunduğu desteği sürdürüyor. Şirketin Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Habitat Derneği iş birliğinde yürüttüğü projede kadınların dijital yetkinlikleri geliştirilerek ekonomik ve toplumsal hayatta daha aktif rol almaları amaçlanıyor. Bugüne kadar toplamda 50 bin kadının hayatına dokunan ve 50 kadının 3 milyon TL’nin üzerinde hibe almasını sağlayan proje kapsamında, Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin; proje ortaklarının temsilcileri TOBB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Kopuz, UNDP Türkiye Temsilci Yardımcısı Mustafa Ali Yurdupak, Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ve 2025 sonunda hibe desteği alan 20 girişimci kadın ile bir araya geldi. Şahin, girişimcilerin yolculuklarını dinlerken bu zamana kadarki başarılarından dolayı kendilerini tebrik etti. Yapılan açıklamaya göre, proje kapsamında 2025 yılında tüm Türkiye’den 15 binden fazla kadın; Dijital İçerik Geliştirme, Dijital Reklamcılık, Dijital Finansal Okuryazarlık, Sosyal Medya Fotoğrafçılığı ve Dijital Pazarlama gibi eğitimler aldı. Eğitimlerin ardından tasarım odaklı düşünme atölyelerine katılanlar arasından seçilen girişimci kadınlara mentörlük desteği sunulurken, girişimlerini büyütme potansiyeline sahip olanlara hibe desteği sağlanarak işlerini geliştirmelerine, ekonomik ve toplumsal hayata daha güçlü biçimde katılmalarına destek olunuyor. "Fırsat eşitliği için kapsayıcı ve sürdürülebilir projeler yürütüyoruz" ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi kapsamında girişimci kadınlar ile bir araya gelen Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "Türkiye’ye Değer vizyonumuz ve ülkemizin dijital dönüşümüne öncülük etme misyonumuzu, kurumsal sosyal sorumluluk projelerimizle sürdürüyoruz. Türkiye’nin dijital geleceğini inşa ederken ekonomik, sosyal, bölgesel ve fiziksel sebepler ile toplumsal hayata eşit şekilde katılamayan herkes için erişilebilir teknolojiler geliştiriyor, projeler ortaya koyuyoruz. Şirket olarak, girişimci kadınların yanında olmayı; onların dijital dünyada daha görünür olmasını, daha rekabetçi ve daha sürdürülebilir iş modelleri kurabilmelerini desteklemeyi öncelikli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Ülkemizin dijital geleceğine liderlik ederken, ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projemiz ile bu geleceği kadınlarımızla birlikte oluşturmaktan, her adımda onların yanında olmaktan gurur duyuyoruz. Şirket olarak 2019 yılından bu yana yürüttüğümüz ve 15 bini 2025 yılında olmak üzere bu zamana kadar toplamda 50 bin kadına yüz yüze ve çevrim içi eğitimler verdiğimiz ‘Dijitalde Hayat Kolay’ projesi kapsamında paydaşlarımız ve iş geliştirme hibesi almaya hak kazanan girişimcilerimiz ile bir araya gelmenin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. Projenin 2025 döneminde mentörlük programı için 31 farklı şehirden toplamda 222 başvuru aldıklarını açıklayan Şahin, "40 girişimci mentörlük programına alınırken jüri tarafından seçilen 20 kadın girişimciye ise toplamda 2 milyon TL hibe desteğinde bulunduk. Sosyal sorumluluk projelerimizle, fırsat eşitliği sağlamaya ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından ‘Eşitsizliklerin Azaltılması’ amacına katkıda bulunmaya devam edeceğiz. Tüm girişimcilerimizi yürekten tebrik ediyor, başarılarının diğer kadınlara ilham vereceğine inanıyorum" diye konuştu.
Ankara TSE Yönetim Kurulu Başkanı Şahin: "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz" Türk Standardları Enstitüsü (TSE) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Sami Şahin, "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı; güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir" dedi. TSE ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) arasında, standardizasyon kültürünü üniversite kampüslerine taşımak ve öğrencilere standart bilincini kazandırmak amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. İmzalanan protokol kapsamında, üniversitelerde standartlar konusunda eğitim, seminer ve farkındalık çalışmaları yürütüleceği belirtildi. Ayrıca akademik iş birlikleri, ortak projeler ve müfredat çalışmalarına yönelik faaliyetler de protokol çerçevesinde hayata geçirileceği ifade edildi. Düzenlenen imza töreninde açıklamalarda bulunan TSE Başkanı Şahin, standardizasyonun kalite, güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından kritik bir rol oynadığını, üniversitelerle kurulacak iş birliği sayesinde gençlere eğitim hayatında standart bilinciyle buluşturmayı hedeflediklerini vurguladı. YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan ise, üniversitelerin sanayi ve kamu kurumlarıyla iş birliğinin önemine dikkat çekerek, protokolün öğrencilerin ve akademisyenlerin standartlara yönelik farkındalığını artıracağını ifade etti. Ayrıca düzenlenen protokol ile birlikte, Türkiye genelindeki üniversitelerde standardizasyon alanında eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, staj çalışmalarının artması ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi amaçlandığı belirtildi. "Bu protokol ile akademisyenlerimizin standart komitelerine katılımı teşvik edilecek" İmzalanan protokolün YÖK ile TSE arasında bir köprü kuracağını, üniversitelerde düzenlenecek programlar ve çalışmalarla gençlerin daha vizyonlu olacağını belirten TSE Başkanı Şahin, "TSE ile YÖK arasında tesis edilen bu çerçeve; iki kurum arasındaki bir mutabakatın ötesinde, Türkiye’nin üretim, teknoloji ve standardizasyon kapasitesini birlikte geliştirme iradesinin somut bir göstergesidir. Günümüzde kalkınma; yalnızca bilgi üretmekle değil, o bilgiyi standarda dönüştürmekle, uygunluk değerlendirme süreçleriyle güvence altına almakla ve uluslararası sistemle uyumlu hale getirmekle mümkündür. Standart; bilginin disiplinidir. Standardizasyon ise akademi ile sanayi arasında kurulan en güçlü ve en kalıcı köprüdür. Bugün attığımız adım, işte bu köprüyü daha da sağlamlaştırma iradesidir. Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE’nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı; güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir. Uluslararası örnekler göstermektedir ki; üniversiteler ile standardizasyon kuruluşları arasındaki yakın iş birliği, ülkelerin küresel standartların oluşumunda söz sahibi olmasını sağlamaktadır. Akademik birikim standart hazırlama süreçlerine dahil oldukça; ülkeler yalnızca standartları uygulayan değil, standartları şekillendiren konuma yükselmektedir. Bu protokol ile akademisyenlerimizin standart komitelerine katılımı teşvik edilecek, üniversitelerimizle Ar-Ge ve inovasyon projeleri geliştirilecek, uygunluk değerlendirme alanındaki araştırmalar desteklenecek ve eğitim programları yaygınlaştırılacaktır" diye konuştu. "Üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımı sağlanacak" Protokol ile birlikte üniversitelerin, TSE’ye bağlı altyapıları kullanacağını ve böylelikle öğrencilerin staj imkanlarının güçleneceğini ifade eden Şahin, "Üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımı sağlanacak; öğrencilerimize staj ve uygulamalı eğitim imkanları sunularak nitelikli insan kaynağımız güçlendirilecektir. Böylece üniversitelerde üretilen bilgi, yalnızca akademik çıktı olarak kalmayacak; standarda dönüşerek üretim hayatına ve sanayiye doğrudan katkı sağlayacaktır. Bilim ile uygulama arasındaki mesafe kısalacak, bilgi ekonomik değere dönüşecektir. Türkiye’nin kalite altyapısı; teknik kapasitenin yanında güçlü insan kaynağı ve kurumsal eşgüdümle gelişir. Biz TSE olarak kaliteyi sadece belgelendirme faaliyetinden ibaret görmüyor; üretim ekosisteminin stratejik bir unsuru olarak değerlendiriyoruz. Bu iş birliği ile yeni teknolojilere yönelik standart çalışmalarının hızlandırılması, uygunluk değerlendirme alanında uzmanlıkların geliştirilmesi ve ülkemizin uluslararası standardizasyon platformlarındaki temsil gücünün artırılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda yabancı uyruklu öğrencilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri ile Türkiye’nin standardizasyon alanındaki birikimi daha görünür hale gelecektir. Kalite; sürdürülebilir kalkınmanın temelidir. Standart ise güvenin ve adil rekabetin zeminidir. Üniversitelerimizle birlikte ortaya koyacağımız bu iş birliği modeli; bilginin üretime, üretimin güvene, güvenin ise rekabet gücüne dönüşmesini sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "YÖK olarak önceliğimiz; üniversitelerimizin topluma, üretime, sektöre bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmektir" YÖK ile TSE arasında imzalanan protokol ile iki kurum arasındaki iş birliğini başka bir boyuta kavuşturacaklarını vurgulayan YÖK Başkan Vekili Gündoğan ise, "Kurumlarımız arasında böyle bir protokolün imzalanması bir süre önce gündeme gelmiş ve o günden itibaren yürütülen istişarelerin, ortak aklın ve ülkemize dair taşıdığımız sorumluluğun bir sonucu olarak son şeklini almıştır. Yükseköğretim Kurulu olarak önceliğimiz; üniversitelerimizin topluma, üretime, sektöre ve ülkemizin kalkınma hedeflerine daha güçlü bağlarla bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmektir. Bu vizyonu başarıyla hayata geçirmek adına standardizasyon ve uygunluk değerlendirme alanında yetkinlik kazanmamız gerektiğinin bilincinde olarak bu alanlarda ülkemizin güzide kurumlarından biri olan Türk Standartları Enstitüsü ile iş birliğinin son derece mühim olduğuna inanıyoruz. İmzaladığımız protokol, yükseköğretim kurumlarımız ile Türk Standartları Enstitüsü arasındaki iş birliğini çok boyutlu bir yapıya kavuşturacak şekilde hazırlanmıştır. Standardizasyon kültürünün yaygınlaştırılmasından ortak komitelerin oluşturulmasına, çalıştayların ve eğitim programlarının geliştirilmesinden laboratuvar altyapılarının karşılıklı kullanımına, Ar-Ge projelerinde iş birliğinden öğrencilere staj ve uygulamalı eğitim imkanı sağlanmasına kadar pek çok alanı kapsamaktadır. Bu çerçeve, üniversitelerimizin ürettiği teknolojik çözümlerin ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde geliştirilmesini, test ve analiz süreçlerinin etkin işletilmesini ve ticarileşme aşamasında gerekli desteğin sağlanmasını da mümkün kılacaktır" ifadelerini kullandı. Düzenlenen imza töreni hatıra fotoğrafı çekimi ve karşılıklı hediye takdimi ile son buldu.
Antalya Antalya’da gıda güvenliğinde ortak adım Muratpaşa’da gıda işletmelerinde hijyen ve gıda güvenliği standartlarını yükseltmek amacıyla hayata geçirilen Gold Town Gıda Güvenliği ve Hijyen Sertifika Programı, Antalya’yı bu alanda uluslararası ölçekte bir marka haline getirme hedefiyle büyüyor. Konyaaltı ve Kepez belediyelerinin ardından bu kez Antalya Büyükşehir Belediyesi ile görüşme gerçekleştirildi. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal ve beraberindeki heyet, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir’le bir araya geldi. Heyette, Antalya Gastronomi Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği (AGYİD) Başkanı Zeki Özen, Başkan Yardımcısı Burak Ünlüler ile yönetim kurulu üyelerinden Güray Kanan yer aldı. Hijyen alanında dünya çapında faaliyet gösteren Diversey iş birliğiyle yürütülen programın detaylarının paylaşıldığı görüşmede, Antalya genelinde ortak bir gıda güvenliği ve hijyen standardı oluşturulması ele alındı. Ayrıca programın kent ölçeğinde yaygınlaştırılması ve kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi değerlendirildi. Gönüllülük esasına dayalı olarak yürütülen Gold Town Sertifika Programı kapsamında restoran, kafe, lokanta ve pastaneler depolama şartları, pişirme ve saklama sıcaklıkları, havalandırma sistemleri ile kullanılan ürünlerin kalite ve uygunluğu gibi birçok başlıkta kapsamlı denetimlerden geçiriliyor. Belirlenen kriterleri karşılayan işletmeler Gold Town Sertifikası almaya hak kazanıyor.