SAĞLIK - 12 Ağustos 2025 Salı 11:09

Diyarbakır’daki patlama sonrası İstanbul’a nakledilen hastaların son durumunu doktoru açıkladı: "2’sinin durumu ciddiyetini koruyor"

A
A
A
Diyarbakır’daki patlama sonrası İstanbul’a nakledilen hastaların son durumunu doktoru açıkladı: "2’sinin durumu ciddiyetini koruyor"

Diyarbakır-Batman kara yolundaki petrol sondaj kuyusunda meydana gelen patlamada yaralanan ve İstanbul’a nakledilen 4 hastanın son durumu hakkında bilgi veren Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Turan, "Hastalarımızı yaklaşık 10 civarında bölüm takip ediyor. Bir arkadaşımızın yüzde 90’a yakın yanığı söz konusu, birinin yüzde 85, onunki daha derin. Şu an yoğun bakımda olan 3 hastamızın 2 tanesinin durumu ciddiyetini koruyor, 1 hastamızı yakında servis tarafına almayı planlıyoruz, bir hastamız taburcu. Tüm bölümler seferberlik içerisinde tıbbın en son imkanları kullanılarak tedavilerini sürdürüyoruz" dedi.


Diyarbakır-Batman kara yolunda 25 Temmuz günü petrol sondaj kuyusunda meydana gelen patlamada yaralananlardan 4’ü ambulans uçakla Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne nakledilmişti. 4 kişinin tedavisine ilişkin Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Turan bilgi verdi. 1 kişinin tedavilerinin ardından kontrolleri sürmek üzere taburcu edildiğini aktaran Prof. Dr. Turan, tedavisi hastanede süren kişilerin son durumuna yönelik konuştu.



"Tüm bölümler seferberlik içerisinde tedavilerini devam ettiriyoruz"


Hastaların son durumunu açıklayan Prof. Dr. Mustafa Turan, "Diyarbakır bölgesinde bir patlama söz konusu oluyor sonra yaralı olan 4 arkadaşımız buraya nakledildiler. Şu anda tedavileri devam ediyor. Devletimiz uçak ambulansla hastaları buraya aldı, geldiklerinde 4’ünün de durumu ciddiydi, 3’ünün yoğun bakımda tedavileri devam ediyor. Yaklaşık 10 civarı bölüm aktif takip ediyor. Bunların içinde enfeksiyon hastalıkları, ortopedi, plastik cerrahisi, kardiyoloji, göğüs hastalıkları, anestezi, yoğun bakım ve diğer beslenme bölümleri kombine, tüm bölümler seferberlik içerisinde bu hastalarımızın bakım ve tedavilerini yoğun bir şekilde devam ettiriyoruz. Bir arkadaşımızın yüzde 90’a yakın bir yanık alanı söz konusu. Bir hastamız yüzde 85 ama onun derinlikleri çok fazla, Diyarbakır’da da ilk acil ameliyatları yapılmış sonra biz de diğer süreçleri devam ettirdik. Yoğun bakımda olan servis tarafına alacağımız bir hastamız var, her 2 kollarındaki ve başındaki yara alanları iyileşme zemininde" dedi.



"Süreçleri çok iyi yönetmemiz gerekiyor"


"Tedavi süreçlerinde şu an ölü, yanmış dokuları yavaş yavaş almaya başlıyoruz" diyerek sözlerini sürdüren Prof. Dr. Turan, " Bıraktığınız zaman bakteriler için zemin hazırlıyor, hastayı zehirliyor ancak temizlerken de bir yandan vücudunun koruma bariyerini almış oluyoruz. Zaten yanık hastalarının en büyük kayıp nedenleri de o bakterilerin kana geçtikten sonra yol açtığı sepsis dediğimiz bir süreç oluyor. O yüzden bu bakımları, işlemleri çok dikkatli yapmamız lazım ki bu hastalar kötü bakterilere teslim olmasın. Ağır bir sepsise girip de hastaları kaybetmemek için o süreçleri çok iyi yönetmemiz gerekiyor. Özellikle ilk 2,5-3 hafta çok kritik oluyor. 3’üncü haftadan sonra istediğimiz genelde vücudunun yeni bir cilt süreci tamamlanmış oluyor. O ilk 3 haftayı atlattıktan sonra zaten biraz daha kozmetik, daha rahat çalışan sürecimiz başlıyor ve kurtarma ümidimiz daha fazlalaşıyor. Tüm hastalarımızı kurtaracağımızı düşünüyoruz, burada bizi tek zorlayacak, problem olabilecek süreç; dirençli bakteriler veya elimizdeki antibiyotiklere dirençli suşların devreye girip baskın bir duruma geçerek hasta için kötü bir senaryo üretmesi olabiliyor. O duruma gitmemeleri açısından sürekli, her gün yaralarını kontrol ediyoruz, yapabileceğimiz maksimum ne varsa yoğun bir şekilde yapıyoruz. Şu an yoğun bakımda olan 3 hastamızın 2 tanesinin durumu ciddiyetini koruyor, 1 hastamız da orta onu yakında servis tarafına almayı planlıyoruz. Bir hastamız baya toparladı, taburcu" şeklinde konuştu.



"2 kişinin durumu ciddiyetini koruyor, 1’i taburcu, diğerini ise servise almayı planlıyoruz"


Hastaların multidisipliner bir yaklaşımla, çok titiz bir şekilde takip edildiğini aktaran ve vatandaşlara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Turan, sözlerine şöyle devam etti: "O sıcak havayı soludukları için akciğer hasarlarıyla da geliyorlar, kardiyak sorunlar olabiliyor, o yönden kardiyoloji bölümü destek sağlıyor. Hastanemizin ilgili bütün bölümlerine özellikle teşekkür ediyoruz. Herhangi bir eksiğimiz olmadan, tıbbın en son imkanları kullanılarak tedavileri sürdürüyoruz. Burası alt yapı olarak en büyük merkez, malzeme kullanımı olarak da en iyi merkezlerden bir tanesi olarak kabul edebiliriz. Çoğu yerde bu malzemelere ulaşılamıyor. Yaz dönemi maalesef yangın dönemi her an kazalar olabiliyor özellikle lavabo açıcılar bu ara çok gelmeye başladı. Çocukların çok fazla sıcak çayın yanında bulunmaması lazım, 4 aylık çocuk kenarda duruyor, çay devriliyor. Yüzde 60-70 yanık, mangala jel atılıyor, bomba gibi patlıyor, çok dikkatli olmak lazım"



"İlk anda mutlaka hava almayan bir örtüyle yanan bölgenin kapatılması gerekiyor"


İlk yardım süreçlerine yönelik konuşan Prof. Dr. Turan, "İlk anda mutlaka hava almayan bir örtüyle yanan bölgenin kapatılması gerekiyor çünkü özellikle petrol türevleri cilde yapışıyor. Onları söndürmek çok zor oluyor, suyla da sönmeyebiliyor. Solunum yolu da burada çok önemli, eğer hastanın solunum yolu etkilenmişse fazla gecikmeden erken dönemde entübasyon dediğimiz işlem ağır yanıklar için söz konusu, gerekebiliyor. Yanan bir şey olduğu zaman mutlaka hava ile bağlantısını kesmek lazım. Elektrik yanıklarında sulu ortamdan çıkarmak, şarteli mümkünse indirebilmek gerekli" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."
Isparta Tipi vurdu heyelan yolu kapattı, 2 çoban ve yaklaşık 650 küçükbaş hayvan yaylada mahsur kaldı Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yarıkkaya köyünde, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanı ile yaylaya çıkan 2 çoban yoğun kar ve tipi ile birlikte meydana gelen toprak kayması nedeniyle geri dönemedi. Bulundukları yerde mahsur kalan çobanların sağlık durumlarının iyi olduğu, ekipler tarafından gerekli yaşam şartlarının sağlandığı ve sürüyü yalnız bırakmamak için yol yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından sürüleriyle birlikte bölgeden ayrılacakları bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Yarıkkaya köyü sınırlarında bulunan Sultan Dağları yaylasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sürülerini otlatmak için yaylaya çıkan çobanlar Bilal Akpınar ve Ömer Şahin, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanla birlikte yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle bulundukları yerde mahsur kaldı. Isparta Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Sarıdaş’ın ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve İl Özel İdaresi ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, çobanların ve koyunların geçtiği güzergâhta zemin yapısının zayıfladığı, yağışların da etkisiyle yaklaşık 300 metrelik alanda meydana gelen toprak kayması sonucu yolun çöktüğü ve bu nedenle yaylaya ulaşımın sağlanamadığı ve bu yüzden geri dönemedikleri belirlendi. Bunun üzerine Yarıkkaya köyünden 3 traktörle yola çıkan 15 kişilik köy halkı ve bölgede bulunan ekipler, zorlu arazi şartlarına rağmen mahsur kalan çobanlara ve hayvanlara ulaşarak saman ve yiyecek ulaştırdı. Ancak yolun kapalı olması nedeniyle küçükbaş hayvanların yayladan indirilemediği öğrenildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilen çobanların, yol yapılana kadar sürülerini bırakmamak için bölgede kalmaya devam ettiği bildirildi. "İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz" Çobanlara yardım için bölgeye giden ve ilk ulaşan vatandaşlardan Mikail Şahin, "Orada sürümüz vardı ve bu olay nedeniyle 8-9 hayvanımız telef oldu. Sabah saat 06.30’dan itibaren onları kurtarmak için mücadele ettik, akşam saat 19.30 civarında çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık. Koyunlarımızı ve çoban arkadaşlarımızı gerekli imkanlar sağlanarak bulundukları yerde bıraktık. İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz. Biz haberi alır almaz bölgeye gittik ve tehlikeli yollardan geçerek çoban arkadaşlarımıza ulaştık. Allah’a şükür, sağlık durumları iyi. Yanımızda saman ve bazı malzemeler götürdük. Olay yerine vardığımızda sürüde kayıplar olduğunu gördük. Koyunları ve çoban arkadaşlarımızı geri getirmek istedik ancak önümüzde bir akarsu vardı ve yol olmadan bunu aşmamız mümkün değildi. Yoğun tipi vardı ve kar kalınlığı yaklaşık 50 santimetreye ulaşıyordu. Traktörlerimiz bile ilerlemekte zorlandı. Yolu açmak için çok çaba sarf ettik ancak başarılı olamadık. Herkese geçmiş olsun diliyorum" dedi. Yol yapım çalışmalarının sabah saatlerinde devam edeceği bildirildi.