SAĞLIK - 16 Ocak 2026 Cuma 09:45

Devlet himayesindeki çocuklara dil ve konuşma terapisi imkanı

A
A
A

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ile Biruni Üniversitesi arasında, devlet himayesindeki çocuklara yönelik ücretsiz dil ve konuşma terapisi hizmetlerini kapsayan protokol imzalandı. Protokol ile ilk aşamada 100 çocuk terapiden faydalanacak.

Devlet himayesindeki çocuklara ücretsiz dil ve konuşma terapisi imkanı sağlayacak olan protokol, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ömer Turan ve Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel'in katılımıyla gerçekleşti.

"Toplumu bilinçlendirmeliyiz"

Prof. Dr. Adnan Yüksel, yaptığı konuşmada, "Dil dediğimiz şey beyinden kaynaklı, konuşma dediğimiz ise motor bir süreç. Yani komut alıyor ama komuttan sonra kekemelik, hızlı konuşma, aksan bozukluğu, frekansı ayarlama gibi sorunlar olabiliyor. Dili, konuşması olmayan çocuğa dil konuşma terapisi olur mu diyorlar. Bu terapi, esas onlara olur. Dolayısıyla toplumu bilinçlendirmemiz gerekli. Bizim de en önemli görevimiz bakanlıkla beraber toplumu eğitmek" ifadelerini kullandı.

"Üniversite ile iş birliği yapmaya devam edeceğiz"

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ömer Turan ise, bakanlık olarak sosyal konuların çözümü noktasında özellikle üniversitelerle iş birliğini önemsediklerini belirterek, "Biz daha önce üniversitenin diş hekimliğiyle, devlet korumasındaki tüm çocuklarımızın diş ve ağız yapısıyla alakalı birçok çalışmaya başlamıştık. Bir vakıf kültürü anlamında üniversitemize ne kadar teşekkür etsek az. Ağız yapısı, diş yapısı, gelişimle alakalı ve konuşmayı ciddi şekilde etkileyen faktörlerden bir tanesi. Allah'a hamdolsun, üniversitemiz bu konuda her daim bizimle beraber oldu. Birlikte olmaya da devam edeceğiz" dedi.

Hem sorunlar hem de çözümler masaya yatırıldı

Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Dilber Kaçar Kütükçü, protokolün detaylarına ilişkin bilgiler verdi. Projenin TÜBİTAK 4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı tarafından desteklendiğini belirten Kütükçü, "Biz bu projede, devlet himayesindeki çocukların dil konuşma ve iletişim problemlerini görüşmeyi ve daha sonra bu problemleri çözmek için adımlar atmayı hedefledik. ‘Dile Getir' projemizde ilk başta bir çalıştay düzenledik. Çalıştaya çocuk evlerinde, çocuk sitelerinde çalışan sosyologlar, psikologlar ve bakım verenler katıldı. Aynı zamanda dil konuşma terapisi alanında hizmet veren akademisyen hocalarımız yer aldı. Çok verimli bir çalıştay oldu. Çalıştay sırasında çocukların yaşadığı güçlükleri tam olarak belirlemiş de olduk. Hazırladığımız çalıştay kitapçığımızı da paydaşlarımızla paylaşacağız" şeklinde konuştu.

Ailelerle 6 haftalık eğitim düzenlenecek

Projenin ikinci aşamasında çocuk evleri ve çocuk sitelerindeki personel ile tek günlük bir eğitim düzenlediklerini belirten Dr. Öğr. Üyesi Dilber Kaçar Kütükçü, üçüncü aşamayı ise şöyle anlattı:

"Şimdi üçüncü aşamayı gerçekleştireceğiz. Yine sosyal ve ekonomik destek alan ailelerin çocuklarıyla günlük rutinlerde dil becerilerini, iletişim becerilerini desteklemelerine dair, ailelerle 6 haftalık eğitim düzenleyeceğiz."
Dr. Kütükçü, "Bu proje kapsamında çocukların problemlerini belirleyelim, uzmanlarla dirsek teması halinde olalım istemiştik. Aynı zamanda çocuklara temas etmek de istiyoruz. Çocukların problemini belirledik ve yazdık şeklinde kalsın istemedik. Bu bağlamda da bir protokol hazırladık. Protokol kapsamında devlet himayesindeki çocuklarımıza Biruni Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi kliniklerimizde ücretsiz dil değerlendirmesi, akabinde de dil ve konuşma terapisi vereceğiz. İlk aşamada 100 çocuğumuzu destekleyeceğiz. Daha sonraki süreçte çocukların değişen ihtiyaçlarını tespit ettikçe planlarımızı güncelleyerek yeni proje ve işbirlikleri ile devam etmeyi amaçlıyoruz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Dededen torunları için teşvik takdirnamesi Eskişehir’de torunlarını teşvik etmek isteyen 66 yaşındaki Mustafa dedenin kendisini öğrenci, kızını müdür ve eşini de öğretmen olarak yazdığı ev yapımı takdirname belgesi görenleri tebessüm ettirdi. 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı’nın ilk dönemi tamamlandı. Yurt genelinde milyonlarca öğrenci karne sevinci yaşarken, 15 günlük tatil bugün başladı. Eskişehir’de Alpu İlçesi’nin Başören Köyü’nde hayvancılık ve çiftçilik ile uğraşan Mustafa Sarıçiçek, ilerleyen yıllarda okula başlayacak olan torunlarını teşvik etmek amacıyla kağıttan kendi karnesini ve takdirnamesini hazırladı. Karnede Mustafa dede öğrenci, kızı Ehliman Sarıçiçek müdür, eşi Sultan Sarıçiçek de öğretmen oldu. Notlar için ise dersler yerine ’İnekleri Bakma’, ’Koyunları Bakma’, ’Odun Kesme’, ’Köpek Bakma’, ’Ev İşleri’, ’Odun Getirme’, ’Küspe Getirme’, ’Saman Daldırma’, ’Araba Kullanmak’, ’Hanede Çalışma’, ’Tavuk Bakmak’, ’Alışveriş’ ve ’Ev Süpürme’ gibi maddeler yer aldı. "Benimle takdirname yarıştırmaya var mısınız?" Yarıyıl tatiline giren çocuklara seslenen Mustafa dede, "Ben 2026 yılı karnemi ve takdirnamemi aldım. Sizler de aldınız mı? Benim gibi böyle göstermeye var mısınız? Hep, ’Pek iyi’ yazıyor burada. Benimle takdirname yarıştırmaya var mısınız? Gelin bugün beraber yarışalım. Haydi koşun, gelin" dedi.
Van Yaban hayvanlarının yerleşim yerlerine inmesi endişelendiriyor Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan, son dönemde yaban hayvanlarının yerleşim alanlarında sıkça görülmeye başladığını belirterek, "Yaban hayvanlarının insanlarla temas etmesi, yaban hayatın bozulduğunun açık bir göstergesidir" dedi. Son dönemde Van şehir merkezi ile ilçe merkezlerinde kurt ve tilki gibi yaban hayvanlarının yerleşim alanlarında görülme sıklığının artması dikkat çekmeye başladı. Uzmanlar, bu durumun doğal yaşam alanlarına yapılan müdahaleler, kırsal alanların daralması ve şehirleşmenin hız kazanmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor. Şehirleşmenin artmasıyla birlikte insanlar ile yaban hayvanları arasındaki doğal bariyerlerin ortadan kalktığını ifade eden uzmanlar, yaşanan bu durumun ekolojik denge, insan güvenliği ve halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor. İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Lokman Aslan, yaban hayvanı, insanla hiç temasa geçmemiş hayvan olduğunu belirtti. Doğal hayat ise insan eliyle müdahale edilmemiş, insanın ulaşmadığı alanlarda varlığını sürdüren yaşam alanları olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aslan, "Bu alanlar, herhangi bir müdahale olmadığı sürece kendi ekolojik sistemi ve habitatı içerisinde doğal döngüsünde yaşamını sürdürür. Son yıllarda doğal alanların bozulması ve doğaya müdahalenin artmasıyla birlikte; yolların açılması, dağlardaki besin kaynaklarının toplanması, ağaçların kesilmesi gibi nedenler doğal yaşamı ciddi şekilde tahrip etmiştir. Buna bağlı olarak nüfusun şehir merkezlerine doğru yoğunlaşması, yaban hayvanlarında alan mücadelesine, alan değişikliğine ve davranış değişimlerine yol açmıştır" diye konuştu. "Tilki ve kurt gibi yaban hayvanları şehir merkezlerine inmeye başlamış" Kırsal alanlardan şehir merkezlerine doğru yaşanan göçün bu süreci hızlandırdığını dile getiren Aslan, "Köylerin boşalmasıyla birlikte köyler köpeksiz kalmış, şehir merkezlerine doğru yaşanan göçle birlikte köylerdeki köpekler de kent merkezlerine yönelmiştir. Böylece sadece köpekler değil, tüm canlılar yerleşim alanlarına doğru hareket etmeye başlamıştır. Bunun temel nedeni; bir bölgede gıda ve güvenlik varsa, canlıların o alanı tercih etmesidir. Şehir merkezlerindeki çöplere bağlı olarak kolay ve sürekli yiyecek bulunabilmesi, sahipsiz köpeklerin davranışlarını değiştirmiş; bu durum yaban hayatındaki doğal bariyerlerin yıkılmasına neden olmuştur. Bariyerlerin ortadan kalkmasıyla birlikte özellikle tilki ve kurt gibi yaban hayvanları şehir merkezlerine inmeye başlamış, bu durum çiftliklere yakın alanlarda daha sık görülür hâle gelmiştir. İlerleyen süreçte ayıların da bu hareketliliği takip etmesi muhtemeldir" şeklinde konuştu. "Yaban hayatın insanlarla temasa geçmemesi esastır" Bu sürecin ilerleyen dönemlerde daha büyük riskler doğurabileceğine dikkat çeken Aslan, insan-yaban hayvanı çatışmasının bundan sonraki süreçte daha sık yaşanabileceğini söyledi. Tilkilerin şehir merkezlerine yaklaşmasının biyogüvenlik açısından risk oluşturduğunu belirten Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu nedenle yaban hayatı koruyacak doğal bariyerlerin oluşturulması, hayvanlara aşırı ve bilinçsiz müdahaleden kaçınılması, çöplerin düzensiz ve kontrolsüz şekilde depolanmaması büyük önem taşımaktadır. Hayvanların kolay yiyecek bulmasının önüne geçilmeli, yaban hayat ve sahipsiz hayvanlar bilinçsizce beslenmemeli; ekolojik denge ve habitatın kendi içinde sürdürülebilir olması sağlanmalıdır. Yaban hayatın insanlarla temasa geçmemesi esastır. Yaban hayvanlarının insanlarla temas etmesi, yaban hayatın bozulduğunun açık bir göstergesidir. Son dönemde ‘tilkilerle dostluk’ ya da ‘kurtların şehre inmesi’ gibi durumlar, doğal yaşamın tahrip edildiğinin ve bizler için birer uyarı niteliği taşıdığının habercisidir. Gerekli önlemler alınmaz ve koruma tedbirleri artırılmazsa; ilerleyen süreçte hem hastalıklar hem de yaban hayvanlarıyla ilgili maddi ve manevi birçok ciddi sorunla karşı karşıya kalacağımızı şimdiden kabul etmemiz gerekmektedir."
Sakarya Dereceye giren öğrenciler, en lezzetli ödülü kaptı Sakarya’nın Karasu ilçesinde bulunan Anadolu Lisesi’nde sınavlarında dereceye giren öğrenciler, Karasu’da bir pizza işletmesinde hem başarılarının karşılığını aldı hem de meslek öğrenmek adına iş atölyesi etkinliği gerçekleştirdi. İlçede yıl boyunca gerçekleştirilen etkinlik ve projelerde dereceye giren Karasu Anadolu Lisesi öğrencileri, ilçede bulunan bir pizza işletmesinde gerçekleştirilen iş atölyesinde hem mesleğin inceliklerini öğrendi hem de başarılarının ödülünü lezzetli bir şekilde aldı. İşin mutfağına giren öğrenciler, kendi hazırladıkları pizzaları pişirerek arkadaşlarına ikram etti. Okul Müdürü Ali İhsan Kılınç öğrencilere hem ödül hem de moral vermek gayesiyle gerçekleştirdikleri etkinlik hakkında, "Okulumuzda sosyal, kültürel ve sportif gibi alanlarda derece yapmış olan ve okulumuzu temsil eden 37 öğrencimizi ödüllendirmek amacıyla ‘kendin pişir, kendin ye’ şeklinde bir etkinlik gerçekleştirdik" dedi. "Yarınların geleceğine pizza yapım eğitimi verdik" Öğrenci Beyzanur Bektaş ise dönem sonu yapılan bu çalışma için okul yöneticilerine teşekkür ederken arkadaşlarını da medeni cesaretlerinden dolayı kutladığını ifade etti. Öğrenciler, kendi hayal gücüyle yaptıkları pizzaları etkinlik sonunda afiyetle yedi. Pizza dükkanının işletmecisi Muhammed Ünlüuysal, "Karasu’nun şampiyonları, yarınların geleceğine pizza yapım eğitimi verdik. Geleceğin esnaflarını, işletmecilerini yetiştirmeye çalışıyoruz" dedi.
Yalova Yalova’da sokak ortasında eşini öldüren zanlıya ağırlaştırılmış müebbet talebi Yalova’nın Altınova ilçesinde eşini tabancayla göğsünden ve kafasından vurarak öldüren zanlı hakkında hazırlanan iddianamede şüphelinin ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi. İddianame Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. Altınova’da 6 Ekim 2025 tarihinde boşanma aşamasında oldukları ve ayrı yaşadıkları öğrenilen 39 yaşındaki Belgin A. ile eşi Özgür A. (43) arasında sokak ortasında tartışma yaşandı. Özgür A., burada eşini göğsü ve başından tabancayla ateş ederek vurdu. Belgin A., olay yerinde yaşamını yitirdi. Olay sonrasında kaçan cinayet zanlısı koca Çiftlikköy ilçesinde yakalandıktan sonra tutuklanırken öldürülen eşin cenazesi ise Kocaeli ilinde toprağa verilmişti. Zanlı ifadesinde ise, "Eşim Belgin ile olaydan 1 gün önce babasının evindeyken tartışmıştık. O gün de bana, olay sabahı babasını hastaneye götüreceğini söylemişti. Ben de kendisine, babasını hastaneye götürürken eşlik etmek istediğimi söyledim ancak kabul etmedi. Ben yine de olay sabahı saat 08.00’da eşimin babasının ikametine doğru gittim. Bu sırada Belgin’i gördüm, tartışmaya başladık. Yanımda bulunan silahı çıkardım, eşim Belgin silahı görünce beni itekledi, sonrasında arkasını döndü. Ben silahla ateş etmek istedim ancak tutukluk yaptı. Silahı tekrar kurdum. Belgin’in üst vücut bölgesine doğru 2 el ateş ettim, sonra Belgin yere düştü. Yerdeyken yanına gittim, 1 el daha ateş ettim. Ancak neresine ateş ettiğimi hatırlamıyorum" demişti. Tutuklu sanık Özgür A. hakkında hazırlanan iddianame Yalova 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede zanlının eşi ile aralarında sorun olması nedeniyle babasının evine gittiği, 8 aydır Belgin A.’nın babası ile yaşadığı ifade edildi. Zanlının boşanma sürecinde iki kez Belgin A.’nın yanına gittiği fakat olumsuz yanıt aldığı da iddianamede yer aldı. Cinayet tarihinde zanlının Belgin A.’nın babasını doktora götüreceğini bildiği, şüphelinin boşanma aşamasında olduğu eşini öldürmek için plan yaparak yolunu kestiği, konuşmaya başladıkları ve Belgin A.’nın silahı görmesi üzerine şüpheliden kaçmak istediği daha önceden planlaması nedeniyle silahla Belgin A.’ya iki kez uzaktan 1 kez yakın mesafeden ateş ederek olay yerinde ölümüne sebep olduğu kaydedildi. Zanlı hakkında "kadına ve eşe, karşı tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve "kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahlarla bunlara ait mermileri bulundurma" suçundan da 3 yıla kadar hapis cezası istendi.