POLİTİKA - 11 Ocak 2026 Pazar 13:09

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nı düzenledik, hediye edilen eserleri orada sergileyeceğiz"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendisine hediye edilen veya kendisinin temin ettiği eserlerin sergileneceği alana ilişkin, "Eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığını bizler ele aldık. Oranın tamamen restorasyonunu bitiriyoruz. Orası da adeta harabeydi ve o harabe eseri, şimdi muhteşem bir eser olarak ele aldık. Orayı düzenledik ve bitirmek üzereyiz. Orada bütün bu eserleri, fakire ne hediye ettiyseler; ister hat, ister kitaplar, ister diğer türlü eserler olsun, bunların hepsini orada sergileyeceğiz. Ve orayı da halka açarak herkesin istifade etmesini sağlayacağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen Hane İslam Eserleri Sergisi’nin açılış programına katıldı. Protokol üyeleriyle serginin açılış kurdelesini kesen Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra sergiyi gezerek eserleri inceledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ardından sanatçı ve katılımların sorularını yanıtladı.

Programda önce bir konuşma yapan Erdoğan, "Bu tarihi mekanda Tophane-i Amire Binamızda sizlerle biraraya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Bismillah diyerek hep birlikte açılışını yaptığımız Hane İslam Eserleri Sergimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Biraz önce eserlerimizi tek tek gördüm inceledim. Hakikaten her biri çok titiz bir emeğin seçkin bir üslübun ve göz nurunun meyvesi olarak bu tarihi yapıyı süslüyor. İstanbul’daki vatandaşlarımızı ve imkanı olan herkesi sergimizi ziyaret etmeye davet ediyorum. Çizgileriyle ruhumuzu mesut eden hat ve tezhip sanatçılarımızla birlikte sergimizin kuratörünü de canıgönülden tebrik ediyorum. Kıymetli misafirler, değerli genç kardeşlerim; minyatürden ebruya, kalem işinden çiniye, hüsnü hattan tezhibe, gelenekli İslam sanatları hem inancımızın hem medeniyetimizin derinliklerini, güzelliklerini göstermesi bakımından çok çok önemlidir. Bunlar Müslümanların sahip oldukları yüksek estetik şuurunun somutlaşmış, eser haline gelmiş, görünür olmuş, vücut bulmuş şekilleridir. İstanbul özellikle kutlu fetihten sonra hat ve tezhibin hatta başkenti haline gelmiştir. 15. asırdan itibaren Ali Bin Yahya Sufi, Şeyh Hamdullah Efendi ve Hafız Osman Efendi gibi büyük ustalar burada dünyanın en müstesna eserlerini verdi. Bu eserler gerek İstanbul’umuzda gerek gönül coğrafyamızda camilerimizi, mescitlerimizi pek çok mimari şaheserimizi süsledi. Ömrünün 60 yılını hat sanatına vakfeden ve geçtiğimiz sene ebediyete uğurladığımız hattatların reisi merhum Hasan Çelebi üstadımız da bu abidevi şahsiyetlerden biriydi. İnşa edilen ilk ibadetimiz olan Kuba Mescidi dahil Türkiye’de ve yurt dışında 75’in üzerinde cami rahmetli Hasan Çelebi hocamızın eserleriyle tezyin edildi" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Kültürel mirasımız ancak yeni nesillerin eklediğiyle zenginleşir, kökleşir, yaşar ve süreklilik kazanır"

Hat ve tezhip gibi İslam sanatlarının emek isteyen sabır isteyen devamlılık gerektiren alanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hasan Çelebi Hocamızın tabiriyle bunlar günde 30 saat çalışmayı zaruri kılan sanatlardır. Bu sanatların yaşatılması özellikle teknoloji ve dijital kültürün gelenekli sanatlarımızı tehdit ettiği bu günlerde çok ama çok önemlidir. Sizden herbiriniz bu noktada çok ağır bir yükü omuzluyor. Sanatla birlikte kemalat yolculuğunu da sürdürüyorsunuz. Sizler sadece bu sanatları icra etmiyor. Aynı zamanda bu sanatın neşet ettiği tarihimize, kültürümüze ve medeniyetimize vakıf oluyorsunuz. Şurası da unutulmamalıdır. Kadim tarihimize özellikle oradan süzülüp gelen kültürel mirasımız ancak yeni nesillerin eklediğiyle zenginleşir, kökleşir, yaşar ve süreklilik kazanır. İşte bugün burada olduğu gibi sayfalara özenle nakşedilen her bir şekil aynı zamanda geçmiş ve gelecek arasında yeni bir köprü oluşturuyor. Sergimizdeki eserleri bu bakımdan ayrıca değerli ve anlamlı bulduğumu bilmenizi isterim. Gelenekli sanatlarımızı öğrenen icra eden ve öğreten herbir kardeşimizi tebrik ediyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan "3 çocuk" tavsiyesi

Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a "Sizi biz aile içi kimliklerinizden bir eş olarak, bir evlat olarak, bir dede olarak, bir baba olarak da biliyoruz. Siz bunlardan hangisi olmayı daha çok seviyorunuz" sorusu yöneltildi.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her şeyden önce tabi dedeyim. Ve 9 tane de torunum var. O da fakir için ayrı bir güzellik. Biliyorsunuz devamlı söylediğim bir söz var. En az 3 tane çocuk diyorum. Bu tabi güçlü bir ailenin olmazsa olmazı. Neslimizi çoğaltmamız lazım. Bu neslin artması lazım. Bu bizim arzumuz değil. Rabbimizin emri, sevgili Habibinin bizlere sürekli olarak tavsiyesi. Peygamberimiz diğer toplumlara karşı ümmetimin çokluğuyla iftihar ederim diyor. Bunun yerine gelmesi lazım. Bunun için de biz aile derken, buradan hareket ederek geçtiğimiz yılı Aile Yılı ilan ettik. Ve Aile Yılı olarak bu adımı atmamızın da esbabı mucibesi özellikle bir halkı Müslüman olan bir topluluk olarak bunu hiç tereddütsüz bu nesli ülkemizde çoğaltalım istiyoruz. Şu anda gelişmeler iyi değil. En yakınlarımızla sohbet ederken bakıyorsunuz onlar nüfusun artışına karşı çıkıyorlar, tabii bu durum da bizi üzüyor. Şu anda en dost bildiklerimiz bile nüfusun artışına karşı çıkıyor. İnşallah Tophane-i Amire’deki bu buluşmamız, nüfusun artışı noktasında yeni bir adıma vesile olur" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katılımcıların sorusu üzerine torunlarıyla kültür ve sanat alanında ettikleri sohbete de değindi. Erdoğan, "Bu sabah en küçüğüyle iyi bir muhabbetim oldu, en küçüğü şu anda 2 yaşında. Onunla görüşmemi yaptım ve öyle ayrıldım. O da, BAYKAR grubunun bir yavrusu ve o muhabbet bize ayrı bir dinçlik veriyor" diye konuştu.

"Bütün etkinliklerin ülkemizin geleceğine yönelik önemli adımları oluşturduğunu görüyorum, bu eserler asla ihmal edilmemeli"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, sanat konusunda dünyaya etkisiyle ilgili bir soru üzerine, "Tophane-i Amire’nin hizmete girmesi bile bizler için gerçekten çok çok önemli. Bu tür eserler eğer hizmete girmemiş olsaydı, burada böyle bir toplantıyı yapamayacaktık. Böyle bir hizmetin girmiş olması, böyle bir toplantıyı da yapmamıza da vesile oldu. Buradan kimler geldi, kimler geçti? Buranın tarihi de bizim için çok çok önemli. Biz, Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak da Kültür Yolu etkinliklerini de bu noktada çok çok önemli görüyoruz. Ben bu eserin girdisi ve çıktısıyla burada yapılan bütün etkinliklerin ülkemizin geleceğine yönelik önemli adımları oluşturduğunu görüyorum. Bu eserler asla ihmal edilmemeli, bunun hesabını veremeyiz. Bizim bir Süleymaniye’miz, Sultanahmet’imiz varsa, bunlar hala yaşıyorsa, eğer bunlara gereken önemi vermezsek, kısa bir süre sonra buraların da maalesef yok olmaya yüz tuttuğunu görürüz ama şuanda görüyoruz ki, 23 yıllık iktidarımız dönemimizde bu eserlerimizde yaptığımız bütün restorasyonlar, inovasyonlar bütün bunlar gerek yurt dışından gelenler, gerek ülkemiz insanları için buraları ayakta tutmamızın neticesidir ve şuan itibariyle de başta Sultanahmet, Süleymaniye olmak üzere, buralardaki sahiplenme gelecek nesillere mirastır. Fatih, Eyüpsultan, Yeni Hisar olarak bir Çamlıca öyledir. Bütün bunlarla beraber bu eserlerimizi bizim çok diri, geleceğe taşımak için de her türlü yatırımı yapmamız gerekir diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.

"Eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’nı düzenledik ve bitirmek üzereyiz, hediye edilen eserleri orada sergileyeceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine hediye edilen ya da kendisinin edindiği eserlerin bir çatı altında sergilenip sergilenmeyeceğine yönelik bir soru üzerine, "Bize hediye edilen tüm eserleri Kasımpaşa’da fakirin adına kurduğumuz bir müzemiz var. Bu müzemizi yıl sonuna kadar bu yılı bitirdik, önümüzdeki yıl sonunu bulmayız inşallah. Orda eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı vardı. Bu eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığını bizler ele aldık. Oranın tamamen restorasyonunu bitiriyoruz. Orası da adeta harabeydi ve o harabe eseri, şimdi muhteşem bir eser olarak ele aldık. Orayı düzenledik ve bitirmek üzereyiz. Orada bütün bu eserleri, fakire ne hediye ettiyseler; ister hat, ister kitaplar, ister diğer türlü eserler olsun, bunların hepsini orada sergileyeceğiz. Ve orayı da halka açarak herkesin istifade etmesini sağlayacağız. Ben özellikle hat eserlerine düşkün, bununla ilgili de çalışmalarımız oldu, oluyor. En önemlisi de şu anda Mehmet Özçay’dan hep bir şeyleri istirham ettim. Özellikle, Cumhurbaşkanlığım dönemimde Kur’an-ı Kerim yazılması arzum vardı. Sağ olsun bu eseri de yazdılar ve bizi mutlu ettiler. Bu da bizim dönemimizin, Cumhurbaşkanlığı olarak bir eseri olacak. Bununla birlikte de ayrıca bir farklı eserin de yine bitişini gördük. Bunlar da Cumhurbaşkanlığı dönemimizin bir eseri olarak ülkemize ve dünyamıza kazandırmış olduğumuz iki tane önemli eser olacak" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

Program sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Her şeyden önce, annelere ve babalara de Allah’ın emri, sevgili Habibinin sünnetine uygun bir hayatı yaşamalarını tavsiye ediyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa’daki köpek saldırısı davasında tarihi karar Manisa’nın Yunusemre ilçesinde sahipsiz köpeğin saldırısından kaçarken otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan çocuk için açılan davada mahkeme kararını verdi. Mahkeme, Manisa Büyükşehir Belediyesi, Yunusemre Belediyesi ve Doğa Koruma Müdürlüğü’nün toplam 10 milyon 252 bin 74 TL tazminat ödemesine hükmetti. Karar sonrası açıklama yapan baba Yücel Kılınç, "O hayvanın sokakta yaşamaya hakkı varsa benim çocuğumun da o kadar yaşamaya hakkı vardır" dedi. Olay, 24 Ekim 2022’de Yunusemre ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ilkokul öğrencisi E.K., ekmek almak için çıktığı evinin önünde sahipsiz bir köpeğin saldırısına uğradı. Köpekten kaçmaya çalışan küçük çocuk, bu sırada yoldan geçen kamyonetin çarpması sonucu ağır yaralandı. Çevredeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına yansıyan olayın ardından ağır yaralanan E.K., hastaneye kaldırılarak yoğun bakımda tedavi altına alındı. Uzun süre yaşam mücadelesi veren küçük çocuğun hayati tehlikeyi atlattığı ancak yürüme, konuşma ve uzuvlarını kullanmasında kalıcı hasar oluştuğu belirlendi. Olayın ardından aile tarafından açılan davayı karara bağlayan Manisa 2. İdare Mahkemesi, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Yunusemre Belediyesi’nin sahipsiz hayvanların kontrolü ve gözetimi konusunda gerekli önlemleri almadığına hükmetti. Kararda, idarenin yürüttüğü hizmeti sürekli denetlemek ve gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilerek, oluşan zarardan idarenin sorumlu olduğu ifade edildi. Mahkeme, E.K. lehine 250 bin TL’si manevi, 6 milyon 808 bin 663 TL’si maddi tazminat kararı verirken, ceza miktarının faizlerle birlikte toplam 10 milyon 252 bin 74 TL olarak ödenmesine hükmetti. "58 gün yaşam mücadelesi verdi" Pazarcılık yaparak ailesinin geçimini sağlayan baba Yücel Kılınç, yaşanan olayın ardından oğlunun ağır bir travma geçirdiğini belirterek, "O zaman Eren oğluma köpeğin kovalama sonucu bir araba çarpması meydana geldi. Oğlum o zaman ağır bir travma geçirdi. 58 gün yaşam mücadelesi verdi. Oğlumda şu an bedensel sıkıntılar var. Tedavisi uzun sürebilir diyor doktorlar. Şu an tedavi görmekte. Biz de elimizden geleni yapmaktayız. Ama bu mahkemenin 4 yıl sürmesi çok uzun bir süre oldu. Tabii ki biz maddi nedenlerle yetersiz kaldığımız için çocuğumuza yapabileceğimiz tedaviyi tam anlamıyla yapamadık" dedi. "Çocuğum hala tedavi görüyor" "Allah kimsenin başına vermesin ama gerçekten de bu sokak hayvanları büyük tehlike oluşturuyor" diyen baba Kılınç, "Geçen haberlerde izledim. Ufacık çocuğu parçalamışlar. Buna bir an önce kesinlikle önlem alınması gerekiyor. Siz siz olun çocuklarınıza sahip çıkın. Biz yaşadık böyle bir durum. Çünkü sonuçta bu hayvan canlı. Ağzı, dili yok ki. Bizim başımıza da talihsiz bir olay geldi. O hayvanın ne kadar sokakta yaşamaya hakkı varsa benim çocuğumun da o kadar yaşamaya hakkı vardır diye düşünüyorum. Ama tabii ki hayvanseverler bu duruma çok tepki gösteriyor. Başlarına gelmediği için rahat bir şekilde konuşabiliyorlar, ifade edebiliyorlar. Biz demiyoruz hayvanlar katledilsin. Sonuçta onlar da Allah’ın vermiş olduğu bir canlıdır. Benim çocuğum şu an 11’ine girecek. Benim çocuğum hala tedavi görüyor. Benim çocuğumun bunda bir suçu var mıydı?" ifadelerini kullandı. Kılınç, davayı 4 yıl sonra kazandıklarını avukatı aracılığıyla öğrendiğini sözlerine ekledi.