POLİTİKA - 05 Şubat 2026 Perşembe 14:04

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "ABD-İran meselesine sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İran meselesine sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür. Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur. Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, iş birliklerini artırmayı istiyoruz. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız" dedi.

Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır liderleri ve heyetleriyle fevkalade yararlı görüşmeler yaptıklarını belirterek, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla kapsamlı şekilde ele aldık. Bölgemizin önde gelen ülkeleri olarak ‘bölgesel sahiplenme’ yaklaşımıyla Filistin ve Suriye başta olmak üzere güncel gelişmelere dair istişarelerde bulunduk. Ziyaretimizin ilk durağı olan Suudi Arabistan’da Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman ile verimli bir görüşmemiz oldu. Akabinde heyetler arası toplantımızı yaptık. Dört belgeye imza attık, ortak açıklamayı kabul ettik. Malumunuz Suudi Arabistan bizim için savunma sanayii, ulaştırma, sağlık, yatırımlar ve müteahhitlik hizmetleri gibi alanlarda özel konuma sahip bir kardeş ülke. Ticaret hacmimiz istikrarlı bir şekilde artarak 2025 yılında 8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Müteahhitlerimiz Suudi Arabistan’da toplam değeri 30 milyar doları bulan, 400’den fazla proje üstlenmiş durumda. EXPO-2030 ve FİFA 2034 Dünya Kupası gibi dev organizasyonlara hazırlanan ülkede, değerlendireceğimiz çok sayıda fırsatlar bulunuyor. Ayrıca Suudi Arabistan vatandaşlarının ülkemize yoğun bir teveccüh gösterdiklerine şahit oluyoruz" dedi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin davetine icabetle Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi İkinci Toplantısı’nı yaptıklarını belirten Erdoğan, "Konseyimizin ilk toplantısını Eylül 2024’te Ankara’da yapmıştık. Görüşmelerimizde ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimiz önemli yer tuttu. Ortak bildiri dahil toplam 8 metin imzaladık. Hem Riyad’da hem de Kahire’de iki ülke iş çevrelerinin katılımlarıyla iş forumları düzenlendi. Sisi ile ayrıca Gazze barış süreci başta olmak üzere bölgemizi ilgilendiren konuları istişare ettik. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının durdurulmasında Mısır ve Suudi Arabistan ile beraber çalıştık. Ateşkes mutabakatına giden süreçte iş birliği içinde olduk. Bugün de Gazze’nin yeniden imarının önünün açılması için yakın diyalog halindeyiz. Türkiye’den Gazze’ye ulaştırılmakta olan insani yardımların eşgüdümünde Mısır’ın desteği çok önemli. İsrail hükümeti maalesef sivilleri hedef almayı sürdürüyor. 11 Ekim’den bu yana 500’ü aşkın Gazzeli İsrail tarafından şehit edildi. İnsani yardım tırlarının Gazze’ye girişlerinde halen ciddi kısıtlamalar, sorunlar yaşanıyor. Ancak İsrail’in tüm kışkırtmalarına ve ihlallerine rağmen, Gazze barış planının birinci aşaması tamamlanmıştır. Kimin barış, kimin savaş yanlısı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır olarak tüm süreçlerin içinde olmayı, böylece Filistinli kardeşlerimizin hukukunu korumayı hedefliyoruz. Ziyaretlerimiz sırasında şahsıma ve heyetime gösterilen misafirperverlik için, iki ülke makamlarına teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Ziyaretimizin ülkelerimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.

Erdoğan, bir gazetecinin, 'Suudi Arabistan’la son dönemde olumlu yönde ivmelenen ikili ilişkilerimiz var. Bu ikili ilişki alanlarından biri de savunma sanayii. Şu ana kadar takip ettiğimiz, bildiğimiz, başta insansız hava araçları olmak üzere savunma sanayii alanında birçok iş birliği projeleri, anlaşmalar imzalandı. Şimdi de milli muharip uçağımız KAAN'a yönelik Suudi Arabistan'ın bir ilgisi olduğu iddiaları, haberleri gündeme geliyor. Böyle bir niyet var mı? Bu çerçevede milli savaş uçağımız KAAN ile ilgili olarak Suudi Arabistan'la bir iş birliği projesi söz konusu olabilir mi?' sorusuna, "Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihi boyutları bulunan köklü ilişkilere sahibiz. Bunu geliştirmek için bu ziyaretimizde de önemli anlaşmalara imzayı attık. Ülkemizin savunma sanayii alanında aldığı mesafe bütün dünya gibi Suudi Arabistan tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Biz, savunma sanayiinde, öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya odaklanmış bulunuyoruz. Bunun yanında dost ve kardeşlerimizin ihtiyaçlarının temini için de gayret gösteriyoruz. Suudi Arabistan ile savunma sanayii konusunda önemli iş birliklerine imza atıyoruz ve bunu geliştirmekte de kararlıyız. KAAN sadece bir savaş uçağı değil, KAAN Türkiye'nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça, bu tür iş birliklerimiz de kesinlikle artacaktır. Kaldı ki Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz" cevabını verdi.

Erdoğan, 'Suudi Arabistan ile enerji alanında çok da önemli anlaşmalara imza attığınız yansıdı bizlere. Rakamlar da yansıdı ama tam kapsamını merak ederiz efendim ve ne anlama gelir? Onu da sizden dinlemek isteriz' sorusuna, "Ziyaretimiz esnasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı arasında yenilenebilir enerji alanında önemli bir anlaşma imzalandı. Suudi Arabistan şirketleri Türkiye'de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman'da 1000’er megavatlık güneş enerjisi santralleri yapılacak. Yatırımlar, dış finansman ve uluslararası krediler yoluyla hayata geçirilecek. Bu santrallerden Türkiye'de bugüne kadar görülen en düşük fiyatlardan elektrik alımı yapacağız. İki güneş enerjisi santrali projesiyle 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak. 2027 yılında temelleri atılacak santraller yüzde 50 yerlilik oranına sahip olacak. Projeler elektrik ekipman ve hizmet sektörlerimize önemli katkı sağlayacak" dedi.

'İran-ABD gerginliğinin başlamasından sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeleriniz oldu ve bir süreç başladı. Bu sürecin evrildiği nokta an itibariyle nedir?' sorusu üzerine Erdoğan, "Öncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onun için de biliyorsunuz ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul'da Dışişleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık. İşi sıcak tutuyoruz. İran'a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum. Bu olumlu bir gelişme olarak önümüzde duruyor. Sorunların çözüm yolu çatışmalar değil, uzlaşma zemininde buluşmak ve müzakere etmektir. Süreç canlıdır ve kopmuş değildir. Zemin diyaloga ve diplomasiye hala açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir. Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla, müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız. Bu zemin ne kadar genişler, başka ülkeler de devreye girer mi göreceğiz" dedi.

'Suudi Arabistan başta olmak üzere ki bugün ziyaretinizden dolayı önde geliyor, Körfez ülkelerinin toplamda İran'a karşı yaklaşımları biraz daha Amerikan yanlısı gibiydi daha önceki yıllarda. Şimdi biraz daha sizin, Türkiye'nin politikalarına yakın gibi duruyorlar. Bugünkü politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz? İran-Amerikan krizinde biraz İran'a karşı değillermiş gibi görünüyor' sorusuna Erdoğan, "Her şeyden önce biz bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz. Bunu en net şekilde her zaman dile getirdim, dile getiriyorum. Suudi Arabistan da tabii ki bu bölgedeki çatışmalardan etkileniyor. Onlar da bölgemizde huzurun, barışın ve sağduyunun hakim olmasını istiyor. Hassasiyetlerimiz genel manada örtüşüyor. Herkes biliyor ki; bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır. Çatışmaların, kanın, gözyaşının hakim olduğu bir coğrafyada ise kesinlikle herkes kaybeder. Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması, en akılcı seçenektir. Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşanan çatışmalı süreçlerden, bunu net bir şekilde gördüğünü ve bizim duruşumuzu desteklediklerini de düşünüyorum. Artık, etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin, vakti çoktan gelmiştir. Sağduyu burada ortak paydadır. Bu meseleye sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür. Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur. Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, iş birliklerini artırmayı istiyoruz. Sorunlar her zaman olur; anlaşmazlıklar uluslararası ilişkilerin bir parçasıdır. Ancak diplomasi de bunun için vardır. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız. Bu, hem ülkemizin hem bölgemizin çıkarları için hayati önemdedir" cevabını verdi.
Erdoğan, 'Türkiye, Gazze barış planının uygulanmasında nasıl bir rol üstlenecek? Başlangıca nispetle nerede? Türkiye'nin muradı nedir bu mevzuda? Siz de ifade ettiniz Şarm el-Şeyh’teki 20 maddeli barış planından bu yana, Ekim ayından bu yana İsrail, saldırılarını sürdürüyor, gidecek yardımlara mani oluyor, sabote ediyor. Bu süreçte İsrail konusunda hem Türkiye'nin hem de müdahil olan barış planındaki diğer ülkelerin değerlendirmesi nedir?' sorusunu "Türkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze'de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Biz, Gazze'de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz. Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız. Gazze'de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için, Müslüman olmak gerekmez. Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır. Tabii ki bu tutumumuzda Filistinli kardeşlerimizle tarihi ve kültürel bağlarımız da etkilidir. Ancak bunu körü körüne bir karşıtlık olarak göstermeye çalışmak, meselenin özünü saptırmak olur. Gazze'deki zulmün bir benzerini bir başka coğrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk. Biz yıllardır ‘Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız’ demiyor muyuz? İşte bu, bizim klas duruşumuzdur. Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor" diye cevapladı.
'Gazze meselesinde çözüm için arayışlarda Mısır’ın yaklaşımları Türkiye’nin görüşleriyle örtüşüyor mu? Çünkü İsrail’in baskılanabilmesi için garantör ülkelerin arasındaki fikir birliği önemli. Mesela Gazze’de yönetimin devredilmesi noktasında Mısır ne öngörüyor?' sorusuna Erdoğan şu cevabı verdi: "Mısır, Gazze’deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri. Mısır’ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleşmesini istemediğini gördük ve bunu biliyoruz. Bölgenin yeni bir yangını kaldıracak hali yok. Bunu Mısır yönetimi de çok iyi görüyor. İsrail’in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlık, Mısır’ı da süreç içerisinde yıprattı. Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin’in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor. Özellikle açlığın silah olarak kullanılmasına ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yüksek sesle karşı çıktılar ve bunu sürdürüyorlar. Mısır’ın bulunduğu yer kritik. Hem coğrafi konumu, hem tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze’nin geleceğinde önemli bir aktör. Bu nedenlerle Gazze’de ve bütün Filistin’de istikrarın sağlanması, Mısır’ın da çıkarınadır. Gazze’ye Refah’tan insani yardımların girişi ve yardımların organizasyonu için ortaya koydukları gayret takdire şayandır. Hep birlikte Gazze’de huzurun yeniden hakim olmasını ve Gazze’nin yeniden inşa edilmesini sağlayacağımıza inanıyorum. İsrail’in bitmek bilmeyen saldırıları ve ateşkes ihlalleri kesinlikle kabul edilemez. Uluslararası toplumu İsrail’e ateşkese tam uyum için baskı yapmaya çağırıyoruz. Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri mutlu günlere kavuşması için gece gündüz çalışmaya, mazlumların sesi olmaya devam ediyoruz".
'Suriye'de gelinen son noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu son gelişmeler, Türkiye'deki 'Terörsüz Türkiye' projesinde yeni bir ivmelenmeyi beraberinde getirebilir mi? Bu anlamda Meclis'e bir çağrınız olur mu?' sorusu üzerine Erdoğan, "Ben teşekkür ediyorum. Suriye'nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi, bizi doğrudan ilgilendiriyor. Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi bizim en büyük arzumuzdur. "SDG" denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması, Suriye'deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır. Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam'dan hem de Ankara'dan dönmüştür. Kuşkusuz yine dönecektir. Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye'den yanayız. Suriye'nin yanındayız. Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir. Bizim sorunumuz terörledir. Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle "Terörsüz Türkiye" sürecinin yükü de hafiflemiş oldu. Meclis'teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere. Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır. "Terörsüz Türkiye" hedefimiz, attığımız adımlarla terörsüz bölgeye doğru gidiyor ve inşallah her iki hedefe de suhuletle ulaşacağız" dedi.
'İki gün sonra malum asrın felaketinin üçüncü yıl dönümü. Felaketin olduğu günden bu yana muhalefet olumsuz bir tablo sergiliyor. Son birkaç gündür deprem bölgesinde olan Özgür Özel yine aynı tutumu ortaya koydu. Üç yıl dolmadan 455 bin konut teslim ettiniz. Cuma günü de sanıyorum Osmaniye'de olacaksınız. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir?' sorusuna Erdoğan, "Anlaşılan asrın felaketinin yıl dönümü yaklaşıyor diye, deprem turistleri yine hareketlenmiş vaziyette. Gittikleri, gezdikleri yerlerde yapılanları görmezden gelmekse, en büyük maharetleri. Alemi kör, milleti sersem sanan bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. Onlara kalsa, milletimiz hala açıktaydı. Onlara kalsa, deprem bölgesindeki insanlarımız yuvalarına kavuşmamıştı. Onlara kalsa, deprem bölgesinde derin bir insanlık dramı yaşanıyor olacaktı. Neyse ki milletimiz, yaklaşan siyasi tehlikeyi gördü ve onları kenarda tuttu. Muhalefet ilk günden itibaren "yapamazlar, bitiremezler, enkazın altında kalırlar" diyerek yaşanan felaketten rant devşirmeye kalkıştı. Yönettikleri bazı büyükşehirlerde deprem gibi büyük bir felaket yaşanmamışken, milleti bir yudum suya, temel belediyecilik hizmetlerine muhtaç edenler, yolsuzluklara, türlü çeşit hırsızlıklara kol kanat gerenler 11 ili dört başı mamur bir şekilde yeniden inşa eden bir iktidara laf söyleyebiliyor. 455 bin konut demek, sıradan bir şey değil, küçük bir ülke kurmak demektir. Bunu dünyada bizim dışımızda bu kadar kısa sürede başarabilecek ikinci bir devlet yok. Bizim yaptıklarımız gün gibi ortadadır. Bunca yıl, eser ve hizmet ürettik ve onlarla konuştuk. Muhalefetten farkımız budur. Yıllardır milletimize, ülkemizdeki muhalefet sorununu anlatamıyoruz. Alışkınız bunlara. Çünkü gerçeği göremez, hakikati söyleyemez, doğruyu duyamazlar. İnşallah Osmaniye'de bir kez daha milletimizle kucaklaşacak, onlara verdiğimiz sözleri tutmuş olmanın rahatlığıyla hasbihal edeceğiz" cevabını verdi.

'Bir Ankaralı olarak su konusundaki endişelerimizi dile getirmek isterim. Sadece ben dile getirmiyorum, Türkiye'nin de su stresi altında bir ülke olduğu vurgulanıyor. Birleşmiş Milletler'in son raporunda da dünyada su konusunda iflasa sürüklendiği, artık yağmur ve kar sularının dünya tüketimine yeterli bulunmadığı yönünde tespitler yer aldı. Sizin de bu konuda sık sık yaptığınız uyarı ve verdiğiniz mesajlar var. Acaba su yönetimiyle ilgili yeni düzenlemelere ihtiyaç var mıdır? Bu yönde adımlar atılacak mıdır? En önemlisi şehirlerde evlere yönelik suyun yönetimi yerel yönetimlerden alınabilir mi?' sorusna Erdoğan şu cevabı verdi:

"Öncelikle su medeniyetin, üretimin, enerjinin, kısaca yaşamın kaynağıdır. Su yönetimi konusu da tecrübe ve vizyon ister. Biz, su kaynaklarının korunması, insanımıza temiz, sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduk. Yıllar yılı "Su akar Türk bakar" dediler. E ne oldu? Biz tam aksini yaptık. Ben, belediye başkanlığından geliyorum. Istranca Dağları’ndan biz suyu İstanbul'a getirdik. Belediyeyi kimden devralmıştık? O zaman malum CHP zihniyetinden devralmıştık. Istranca dağlarından 180 kilometre öteden suyu, biz İstanbul'a getirdiğimiz zaman, hepsi şok olmuştu. Biz, onunla da kalmadık. Aynı şekilde yine hattı Boğaz'dan, Boğaz'ın altından Anadolu yakasına geçirmek suretiyle Sakarya nehrinin suyunu da bir taraftan İstanbul'a getirdik. Devamlı takviyeler yaptık. Hep su kaynaklarının korunması ve insanımıza temiz sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduk. Şimdi CHP'li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaştıramıyor. Geceleri bakıyorsun benim vatandaşım elinde bidonlarla gidiyor, tankerlerin kuyruğunda su bekliyor. Aramızdaki fark bu. Biz su zengini bir ülke değiliz. Bu nedenle sizin de söylediğiniz gibi su stresi, hatta sıkıntısı yaşayan bir ülkeyiz. Öncelikle tasarrufu önemsiyoruz ve milletimizi su tasarrufuna teşvik için sürekli projeler geliştiriyoruz. Peki ne yapmamız lazım? Belediyelerimizin su temini ile ilgili yaptığı çalışma dışında bizim bir diğer kaynağımız Devlet Su İşleri'dir. Devlet Su İşleri de bu noktada harıl harıl çalışıyor. Çünkü biz, belediyelerin su temininin dışında ayrıca Devlet Su İşleri'nin de su teminiyle inşallah bu işi yoluna koyacağız".

'2026 için kapsamlı bir reform yılı tanımlaması yaptınız. Belediyelerin mali yapılarından, harcama ve borçlanmadaki denetime, merkezi idare belediye ilişkilerini yeniden çerçevelemeye varıncaya kadar da başlıklardan söz ettiniz. Sorum şu: İçeriği itibarıyla bu reformlardan bize biraz örnek, biraz başlık verebilir misiniz? Özellikle son dönemde CHP'li belediyelerle ilgili yolsuzluk iddiaları bu yaraya neşter vurmak konusunda daha teşvik edici oldu mu?' sorusu üzerine Erdoğan, "CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çarkına yargımız özellikle çomak sokmuştu. Yargı şu anda bunların üzerine kararlı bir şekilde gidiyor. O süreci, bizler de milletimizle birlikte yakından takip ediyoruz. Ortaya çıkanlara baktığımızda, belediyelerin millet adına kullandıkları kaynakların denetiminde problemler yaşandığını görüyoruz. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki o hantal, yetki çatışmalarına neden olan yapıyı bir defa modernize etmeliyiz. Düzgün işleyen, şeffaf bir sisteme kavuşmak çok önemli. Mali disiplinin artırılması, daha etkin ve verimli hizmet üretilmesi konusu, bir gereklilik halini almıştır. Şehirlerimiz bakıyorsunuz bir partinin ya da belediye başkanının yönetiminde 50 yıl ileri giderken bir başka yönetim geldiğinde aynı kaynaklarla yönetilen belediye, çağın gerisinde kalıyor. Milletin vergileriyle oluşan bütçeler, yine milletin yoluna, suyuna, parkına harcanmalı. Milletin desteğiyle gelen belediye yönetiminin, millete hizmet etmesi şarttır. Yani, sistem öyle olmalı ki; belediye başkanı ve yönetimi mutlaka çalışmak zorunda kalsın. Hizmet odaklı verimli belediyeciliği, sistem zorunlu kılsın. Bunu yapmayanlar için de müeyyideler uygulansın, tanımlansın. Bunu sağlayacak sistemi planlamalı ve hayata geçirmeliyiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Akdeniz Belediyesinden sel sonrası yoğun çalışma Mersin’de geçtiğimiz günlerde etkili olan aşırı yağışların ardından derelerin taşmasıyla meydana gelen sel felaketinin izleri, Akdeniz Belediyesi ekiplerinin yoğun çalışmalarıyla siliniyor. Selin ilk gününden itibaren sahada aktif görev alan belediye ekipleri, Mersin Millet Bahçesi sahilinde kapsamlı temizlik çalışması başlattı. Sel sularıyla birlikte sahil şeridine sürüklenen odun parçaları, balçık ve çeşitli atıklar; Akdeniz Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ile Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından temizleniyor. Çalışmalara 12 kamyon, 3 traktör, 1 kepçe ve 1 kazıcı-yükleyici destek veriyor. Sabahın erken saatlerinde sahil bölgesine intikal eden ekipler, iş makineleri yardımıyla biriken atıkları toplayarak belirlenen alanlarda bir araya getiriyor. Toplanan atıklar daha sonra kamyonlarla bertaraf merkezine taşınıyor. "Temiz bir çevre, sağlıklı bir kent demektir" Akdeniz Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada, sel felaketinin ardından tüm birimlerin teyakkuz halinde sahada görev yaptığını belirtti. Şener, çevre duyarlılığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Yaşanan aşırı yağışların ardından meydana gelen sel felaketi, özellikle sahil bölgemizde ciddi bir kirliliğe yol açtı. Akdeniz Belediyesi olarak ilk günden bu yana tüm ekiplerimizle sahadayız. Bugün de Millet Bahçesi sahilinde biriken odun parçaları, balçık ve atıkları temizleyerek bölgemizi yeniden halkımızın kullanımına uygun hale getiriyoruz. Burada yürüttüğümüz çalışmalar, denizlerimize taşınabilecek atıkların önüne geçmek açısından büyük önem taşıyor. Temiz bir çevre, sağlıklı bir kent demektir." Yürütülen çalışmalarla hem çevre kirliliğinin önüne geçilmesi hem de vatandaşların sahili güvenli ve sağlıklı bir şekilde kullanabilmesi amaçlanıyor. Sahil boyunca hummalı bir çalışma yürüten ekiplerin, temizlik faaliyetlerini önümüzdeki günlerde de sürdürmesi planlanıyor.
Erzurum Erzurum’dan Mısır’a ticaret köprüsü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır ziyaretine eşlik eden TOBB heyetinde yer alan Erzurum Ticaret Borsası Başkanı Yıldırım Hakan Oral, iki ülke arasındaki 15 milyar dolarlık ticaret hedefi kapsamında North Sinai (Kuzey Sina) Ticaret Odası ile kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı. Türkiye ile Mısır arasındaki diplomatik ilişkilerin en üst seviyeye taşınması ve ticari ortaklıkların güçlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen Mısır programında Erzurum rüzgarı esti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi’nin katılımıyla gerçekleşen tarihi İş Forumu öncesinde önemli temaslarda bulunan Erzurum Ticaret Borsası (ETB), şehri kalkındıracak stratejik bir anlaşmaya imza attı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güçlü liderliği ve diplomatik vizyonuyla şekillenen yeni dönemde, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 9 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkarılması hedefi belirlendi. Bu vizyon doğrultusunda, Türk iş dünyasının çatı kuruluşu TOBB’un Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun liderliğindeki heyette, Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Hakan Oral da yerini aldı. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu öncülüğündeki heyet, Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu Başkanı Ahmet Al Wakil ve Genel Sekreter Dr. Alaa Ezz’in ev sahipliğinde düzenlenen "Türkiye-Mısır Üçüncü Ülkelerde İş Birliği" toplantısına katıldı. Afrika kıtası başta olmak üzere üçüncü ülkelerdeki yatırım fırsatlarının değerlendirildiği toplantıda, Erzurum’un üretim potansiyelinin bu yeni pazarlara entegrasyonu ele alındı. Erzurum ile Kuzey Sina Arasında "İş Birliği Protokolü" Ziyaretin Erzurum ekonomisi adına en somut çıktısı ise Başkan Yıldırım Hakan Oral’ın gerçekleştirdiği ikili görüşmeler neticesinde alındı. Başkan Oral, North Sinai (Kuzey Sina) Ticaret Odası ile Erzurum Ticaret Borsası arasında kritik bir protokole imza attı. İmzalanan protokolün imalat sanayi, dış ticaret, tarım ve tarıma dayalı imalat sektörlerini kapsadığını belirten Başkan Oral, anlaşmanın Erzurum’dan Mısır’a, oradan da Afrika içlerine uzanacak yeni bir ticaret köprüsünün temeli olduğunu vurguladı. "Türkiye-Mısır Üçüncü Ülkelerde İş Birliği" toplantısının ardından TOBB heyeti, Kahire’deki büyük forum öncesinde İskenderiye’de temaslarda bulundu. Heyet, İskenderiye Valisi Ahmed Khaled Hassan Saeed ile bir araya gelerek bölgesel ticaretin dinamikleri, lojistik avantajlar ve liman iş birlikleri üzerine verimli bir istişare toplantısı gerçekleştirdi. Zirve Forumla Taçlandı: "Hedefe Erzurum’dan Katkı Sunacağız" Programın finalinde ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi’nin katılımı ile düzenlenen Türkiye-Mısır İş Forumu gerçekleştirildi. Forum sonrası değerlendirmelerde bulunan Başkan Yıldırım Hakan Oral, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açtığı yolda, TOBB Başkanımız Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun vizyonuyla hareket ederek şehrimiz adına tarihi adımlar atıyoruz. İskenderiye’de başlayan ve Kahire’de Sayın Cumhurbaşkanlarımızın hitaplarıyla taçlanan bu süreçte, 15 milyar dolarlık ticaret hedefine Erzurum olarak imzaladığımız bu protokolle somut katkı sunacağız. North Sinai Ticaret Odası ile kurduğumuz bu ortaklık; üreticimize, tüccarımıza ve şehrimiz ekonomisine hayırlı olsun" şeklinde konuştu.
Iğdır İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Sağlam Iğdır’da Güvenlik Verilerini Açıkladı İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Sağlam, Iğdır’a gelerek çeşitli temaslarda bulundu. Iğdır Valisi Mustafa Fırat Taşolar tarafından karşılanan Sağlam, daha sonra basın mensuplarıyla bir araya gelerek Kolluk Gözetim Komisyonu’nun çalışmaları ile Iğdır’daki güvenlik verilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Sağlam, Iğdır’da ’Kolluk Gözetim Komisyonu’na ait basına açıklama yaptı. Sağlam açıklamasında; Kolluk kuvvetleriyle (polis, jandarma, sahil güvenlik) ilgili yapılan işlem ve eylemler hakkında herhangi bir şikayet, ihbar ya da memnuniyet bildirimi varsa, vatandaşların bunu rahatlıkla açıklamasını sağlamak istediklerini birinci hedeflerin bu olduğunu belirterek; "Bu kapsamda Türkiye genelinde çalışmalar yürütüyoruz. Bürolarımızı kurduk, personellerimiz görev yapıyor. Onlarla ilgili ayrıntılı bilgileri ayrıca paylaşacağım. Vatandaş, bir polis, bir jandarma ya da sahil güvenlik personeli hakkında şikâyetçi ise bunu güvenli ve rahat bir şekilde ifade etmektedir. İkinci husus ise yapılan bu şikâyet ya da ihbarın soruşturmaya dönüşüp dönüşmediği ve eğer dönüşmüşse sonucunun ne olduğu konusunda şeffaf bir yönetim anlayışı sergilemektir. Bu amaçla bir Merkezi Kayıt Sistemi oluşturduk. Sistemi merkezden, karargahtan ve bakanlıktan takip ediyoruz. Merkezi Kayıt Sistemi’nden elde ettiğimiz bazı istatistikleri de sizlerle paylaşmak istiyorum. 2025 yılında Türkiye genelinde toplam kayıt sayısı 67.226’dır. Yani Merkezi Kayıt Sistemi’ne gelen ihbar, şikâyet ve memnuniyet bildirimlerinin toplamı 67.226’dır. Bunların 45.577’si (%67,8) sonuçlanmış, 21.649’u (%32,2) ise işlemleri devam etmektedir. Bu, Türkiye genelindeki durumdur. Iğdır iline geldiğimizde ise 2025 yılında toplam kayıt sayısı 242’dir. Bunun dağılımına baktığımızda, emniyet birimlerinde 141, jandarma birimlerinde 101 kayıt bulunmaktadır. Bu kayıtların 177’si (%73,1) sonuçlanmış, 65’i (%26,9) ise işlemleri devam etmektedir. Genel olarak 242 kaydımızın %73’ü sonuçlanmış, %26’sı devam etmektedir. Bu süreçte 110 kolluk personeline farklı türlerde disiplin cezaları uygulanmıştır. Bunların 51’i emniyet, 59’u jandarma personelidir." dedi. İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Sağlam, yaka kamerası sayılarının artırıldığını söyleyerek; " Yaka kameralarını önemsiyoruz. Çünkü şu an itibarıyla Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde 65.104, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde 50.000, Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesinde ise 1.237 yaka kamerası aktif olarak kullanılmaktadır. Iğdır özelinde baktığımızda, emniyet birimlerimizde 65, jandarma birimlerimizde ise 138 yaka kamerası fiilen kullanımda bulunmaktadır. Spor Güvenliği Toplantılarında alınan karar gereği, Türkiye’deki tüm stadyumlara yaka kamerası gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Iğdır’da şu anda spor sahalarında 4 yaka kamerası aktif olarak kullanılmaktadır. Spor güvenliği kapsamında uygulamaya geçen bir diğer yenilik ise stadyumların artık Ankara’dan, Spor Şube üzerinden izlenebilmesidir. Ayrıca 34 bin trafik polisinde kamera bulunmaktadır. Vatandaşla temas hâlinde olan tüm kolluk personeli kameralı hâle gelecektir. Bu noktada ASELSAN’a da teşekkür etmek gerekir. ASELSAN, kameraları yalnızca İçişleri Bakanlığımız için üretmektedir" şeklinde konuştu. Iğdır’da güvenlik olayları ile ilgili bilgiler de veren Sağlam; " Kişilere karşı işlenen on önemli suçu incelediğimizde, toplamda %21,6 oranında olumlu bir azalma olduğunu görüyoruz. Hakaret ve tehdit suçlarında ise bu oranın %16 olduğunu görüyoruz. Mal varlığına karşı işlenen suçlarda ise çok ciddi bir başarı söz konusudur. Bu nedenle Sayın Valimizin şahsında emniyet ve jandarma teşkilatımızı tebrik ediyorum. Evden hırsızlıkta %82,8, İş yeri ve kurumdan hırsızlıkta %81,2, Kapkaçta %100 başarı sağlanmıştır. Kapkaç olayı 2022 yılında Iğdır’da bir kez yaşanmıştır. 2023, 2024 ve 2025 yıllarında ise hiç olay yaşanmamıştır. Motosiklet hırsızlığında %77,8, Oto hırsızlığında %77, Otodan hırsızlıkta %47, Yankesicilikte %100 başarı sağlanmıştır. 2024 ve 2025 yıllarında yankesicilik olayı yaşanmamıştır. Genel olarak mal varlığına karşı işlenen suçlarda %79,3 oranında azalma bulunmaktadır. Artışın yaşandığı bir suç türü var mıdır? Evet, vardır. Dolandırıcılık. Iğdır ilinde dolandırıcılık suçları %4,5 oranında artmıştır. 2025 yılında Iğdır’da 215 ruhsatsız silah yakalanmış, 273 kişi hakkında işlem yapılmıştır. 1 Ocak – 31 Aralık 2025 tarihleri arasında hapis cezası ile aranan 534 kişi yakalanmıştır. Bunların dağılımı şöyledir: Hırsızlık: 98, Yağma (gasp): 6, Dolandırıcılık: 46, Kasten öldürme: 14,Cinsel suçlar: 14, Terör: 13, Narkotik: 46, KOM: 65, Siber suçlar: 20, Diğer: 212 şeklindedir. Toplamda 534 kişi yakalanmıştır. Hâlen yakalaması devam eden kişiler incelendiğinde; Hırsızlıktan 7, Yağmadan 2, Dolandırıcılıktan 9, Cinsel suçlardan 3, TEM’den 3, Narkotik suçlardan 18, KOM’dan 10, Siber suçlardan 6, Diğer suçlardan toplam 89 kişi bulunmaktadır. Bunların 33’ü Türk vatandaşı, 62’si yabancı uyrukludur. Genel anlamda büyük bir başarı söz konusudur. Sıfırlanabilir mi? Evet, sıfırlanabilir. 2025 yılında 4 organize suç örgütü çökertilmiştir. 22 kişi hakkında işlem yapılmış, bunların 13’ü tutuklanmış, 8’i adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Motosikletle intikal edilerek ateşli silah kullanılması olaylarında; 2024 yılında 1 olay, 2025 yılında ise 1 olay yaşanmış, her iki olayın faili de yakalanmıştır. 2025 yılında kaçakçılıkla mücadele kapsamında 185 operasyon yapılmış, 284 şüpheli hakkında işlem gerçekleştirilmiştir. Tefecilikle ilgili 1 operasyon yapılmış, 1 şüpheli yakalanmıştır. Tefecilik suçunun ispatının zor olması ve mağdurların çoğu zaman şikâyetçi olmaması nedeniyle tutuklama olmamıştır. Ancak yapılan operasyonlar dahi caydırıcı ve önleyici etki oluşturmaktadır. Uyuşturucuyla mücadele kapsamında; 188. madde kapsamında 94 operasyon, 138 kişi hakkında işlem, 95 tutuklama, 23 adli kontrol uygulanmıştır. Kullanıcılara yönelik 483 operasyon yapılmıştır. Terör örgütlerine yönelik 2025 yılında 27 operasyon gerçekleştirilmiş, 40 şüpheli hakkında işlem yapılmış, 5’i tutuklanmış, 17’si adli kontrolle serbest bırakılmıştır. Bu operasyonların dağılımı; FETÖ’ye yönelik 2, DEAŞ’a yönelik 7, sol örgütlere yönelik 1 operasyon şeklindedir. Siber suçlarla mücadele artık ulusal güvenliği tehdit edecek boyuta ulaşmıştır. Bu nedenle Bakanlık olarak siber suçlarla mücadeleyi önemsiyoruz. Polis Akademisi ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademilerinde siber sınıflar oluşturulmuştur. 2025 yılında suç unsuru tespit edilen hesaplara yönelik 608 operasyon yapılmıştır. Bunlardan bilişim, ödeme ve yasa dışı bahisle ilgili 9 operasyonda 19 tutuklama, 6 adli kontrol uygulanmıştır. Çevrim içi çocuk istismarına yönelik 23 operasyon yapılmış, 25 kişi hakkında işlem yapılmış, 3 tutuklama, 1 adli kontrol uygulanmıştır. Ayrıca 154 hesabın terörle iltisaklı olduğu tespit edilmiştir. Trafik denetimlerinde ciddi bir artış gözlemlenmektedir. 2025 yılında 393.444 araç denetlenmiş, 52.000 araca işlem yapılmıştır. Türkiye genelinde trafik kazalarında günlük ölüm sayısı 17,4’tür. Bu nedenle trafik yasasında değişiklik yapılmış, kanun teklifi Adalet Komisyonu’ndan geçerek Meclis’te görüşülmektedir. Kanunla birlikte caydırıcı ve yüksek cezalar uygulanacaktır. 2025 yılında Iğdır’da 9 ölümlü trafik kazasında 24 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Motosiklet kazalarında ise 13 ölüm meydana gelmiştir. Yaralamalı kaza sayısı 511, yaralı sayısı 723’tür. Göçle mücadelede Iğdır’da ciddi başarı sağlanmış, çakarla mücadele kapsamında ise 2025 yılında 4 araca işlem yapılmıştır." dedi.