ASAYİŞ - 23 Şubat 2026 Pazartesi 16:17

Çinli iş adamı Arnavutköy’de toprağa gömülü halde bulundu

A
A
A
Çinli iş adamı Arnavutköy’de toprağa gömülü halde bulundu

İstanbul’da kayıp olarak aranan Çin uyruklu iş adamı , Arnavutköy’de bir tarlada toprağa gömülü halde ölü bulundu. Ağzı, eli ve bacakları bağlı şekilde Arnavutköy’de bir tarlaya gömülü şekilde bulunan iş adamının cinayet dosyasında olayın faili olan 10 şüpheli İnterpol tarafından çıkartılan arama kararıyla Çin’de yakalandı.


Edinilen bilgilere göre, 24 Ocak 2026 tarihinde 38 yaşındaki Çin vatandaşı Yong Wang’ın avukatı tarafından Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusunda bulunuldu. Yapılan çalışmalar kapsamında Wang’ın kullandığı aracın GPS sinyalleri incelendi. Aracın en son İstanbul’un Arnavutköy ilçesi Baklalı Mahallesi’nde bulunan bir tarlada görüldüğü tespit edildi. Bunun üzerine harekete geçen ekipler bölgede arama çalışması başlattı. Polis ekipleri, tarlada yapılan detaylı incelemede Yong Wang’ın cesedini, el, ayak ve ağzı koli bandıyla bağlı şekilde toprağa gömülü halde buldu.


Gasp amacıyla öldürüldüğü değerlendirildi


Yürütülen soruşturmada iş adamıın parasını gasp etmek amacıyla öldürüldüğü değerlendirildi. Olayla ilgili Gaziosmanpaşa Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı talimatıyla geniş çaplı tahkikat başlatıldı. Soruşturma kapsamında şüpheli olarak belirlenen 1’i kadın 9’u erkek toplam 10 kişi hakkında Interpol üzerinden yakalama kararı çıkarıldığı, şüphelilerin Çin’de yakalandığı öğrenildi.


Olay yeri havadan görüntülendi


Öte yandan, iş adamının bulunduğu arazi drone ile havadan görüntülendi. Görüntülerde tarla ortasındaki kazı izleri ve olay yeri inceleme ekiplerinin bölgede yaptığı çalışmalar yer aldı. İnterpolun ilgilendiği dosya kapsamında olayın faili olduğu tespit edilen 9’u erkek 1’i kadın olmak üzere toplamda 10 kişi Çin Hükümeti tarafından yakalandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara 19 ülke ve Arap Ligi ile İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ortak açıklama 19 ülkenin dışişleri bakanları ile Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri tarafından yapılan ortak açıklamada, "İsrail’in Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü kapsamlı biçimde genişleten bir dizi kararı en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi. Türkiye Cumhuriyeti, Brezilya Federatif Cumhuriyeti, Danimarka Krallığı, Endonezya Cumhuriyeti, Fransa Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Finlandiya Cumhuriyeti, İspanya Krallığı, İsveç Krallığı, İrlanda, İzlanda Cumhuriyeti, Katar, Lüksemburg Büyük Dukalığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Norveç Krallığı, Portekiz Cumhuriyeti, Slovenya Cumhuriyeti, Suudi Arabistan Krallığı ve Ürdün Haşimi Krallığı’nın dışişleri bakanları ile Arap Ligi ve İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterleri tarafından İsrail’in Batı Şeria’daki tutumu hakkında ortak basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, "İsrail’in ahiren aldığı, Batı Şeria üzerindeki hukuka aykırı kontrolünü kapsamlı biçimde genişleten bir dizi kararı en güçlü şekilde kınıyoruz" denildi. İsrail’in işgalci tutumunun kınandığı belirtilen açıklamada, "Bu değişiklikler geniş kapsamlı olup, Filistin topraklarını İsrail’in sözde ‘devlet arazisi’ olarak yeniden sınıflandırmakta, yasa dışı yerleşim faaliyetlerini hızlandırmakta ve İsrail idaresini daha da derinleştirmektedir. İsrail’in yasa dışı yerleşimleri ve bunları ilerletmeyi amaçlayan kararlarının Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin önceki kararları ve Uluslararası Adalet Divanı’nın 2024 tarihli istişari görüşü de dahil olmak üzere uluslararası hukukun bariz bir ihlali olduğu konusunda net bir görüşe sahibiz. Bu son kararlar, sahadaki gerçekliği değiştirmeyi ve kabul edilemez fiili ilhakı ilerletmeyi amaçlayan açık bir gidişatın parçasıdır. Ayrıca Gazze için 20 maddelik plan da dahil olmak üzere bölgede barış ve istikrara yönelik devam eden çabaları zayıflatmakta ve anlamlı bir bölgesel entegrasyon umudunu tehdit etmektedir. İsrail hükümet’ne bu kararları derhal geri alması, uluslararası yükümlülüklerine riayet etmesi ve işgal altındaki Filistin topraklarının hukuki ve idari statüsünde kalıcı değişikliklere yol açacak adımlardan kaçınması çağrısında bulunuyoruz. Söz konusu kararlar, E1 projesinin onaylanması ve ihalesinin yayımlanmasıyla İsrail’in yerleşim politikasında benzeri görülmemiş hızlanmanın ardından alınmıştır. Bu tür eylemler, Filistin Devleti’nin yaşayabilirliğine ve iki devletli çözümün hayata geçirilmesine yönelik kasıtlı ve doğrudan bir saldırıdır. Bu bağlamda 1967’den bu yana işgal altında bulunan Filistin topraklarının Doğu Kudüs de dahil olmak üzere demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeye yönelik tüm tedbirleri reddettiğimizi yineliyoruz. Her türlü ilhaka karşıyız. Batı Şeria’daki endişe verici tırmanış karşısında İsrail’e, Filistinlilere yönelik yerleşimci şiddetine son vermesi ve sorumluları hesap verebilir kılması çağrısında bulunuyoruz. Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşimlerin genişlemesine, zorla yerinden etme politikalarına ve ilhak tehditlerine karşı uluslararası hukuka uygun olarak somut adımlar atma konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ediyoruz. Tarihe dayanan Haşimi himayesinin özel rolünü tanıyor; mübarek Ramazan ayında Kudüs ve Kudüs’teki kutsal mekânlardaki tarihi ve hukuki statükonun korunmasının önemini vurguluyoruz. Bölgesel istikrar için bir tehdit oluşturan Kudüs’te statükoya yönelik tekrarlanan ihlalleri kınıyoruz. Bakanlar, İsrail’in Filistin Yönetimi’ne ait alıkonulan vergi gelirlerini derhal serbest bırakması çağrısında bulunmaktadırlar. Paris Protokolü uyarınca Filistin Yönetimi’ne aktarılması gereken bu gelirler, Gazze ve Batı Şeria’daki Filistin halkına temel hizmetlerin sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. 4 Haziran 1967 sınırları temelinde Arap Barış Girişimi ve ilgili BM kararları doğrultusunda Ortadoğu’da iki devletli çözüme dayalı adil, kapsamlı ve kalıcı bir barışa ulaşma konusundaki sarsılmaz bağlılığımızı yineliyoruz. New York Bildirisi’nde de ifade edildiği üzere İsrail-Filistin ihtilafının sona erdirilmesi bölgesel barış, istikrar ve entegrasyon için şarttır. Bölge halkları ve devletleri arasında bir arada yaşama ancak ve ancak bağımsız, egemen ve demokratik bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesiyle mümkün olacaktır" ifadelerine yer verildi.