POLİTİKA - 25 Nisan 2026 Cumartesi 14:47

Çevre Şehircilik ve İklim Değişliği Bakanı Kurum: "Bu projeyi çok önemsiyoruz, 100 yılın konut projesi diyoruz"

A
A
A
Çevre Şehircilik ve İklim Değişliği Bakanı Kurum: "Bu projeyi çok önemsiyoruz, 100 yılın konut projesi diyoruz"

100 Bin Konut Kura Çekim Töreni’nde konuşan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Bu projeyi çok önemsiyoruz. 100 yılın konut projesi diyoruz" dedi.


İstanbul’da 100 Bin Konut Kura Çekim töreni, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve vatandaşların katılımıyla gerçekleştirildi. Törene katılan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da düzenlenen programda bir konuşma gerçekleştirdi. Bakan Kurum, törende gerçekleştirdiği konuşmasında, "100 bin sosyal konutun kurasının çekileceğini ve herkese hayırlar dilediğini kaydederek, "Bugün bu alandaki heyecan milletimizin devletine Türkiye liderine duyduğu inancın güvenin aynasıdır. Buradaki umut dolu bekleyiş ‘Hizmet eden izzet bulur diyerek çalışan’ bizlere en büyük şeref madalyasıdır. Hatay’da yeni evini bitirdiğimiz vatandaşımız ilk iftarında annemizin sofrasında da Tozkoparan’da kentsel dönüşüm yuvasına da dedemizin bayram sabahında da aynı ses yükseliyor. Milletimiz her yerde Allah yuvamızı yapan bu güçlü devletimize zeval vermesin Allah liderimizden razı olsun diyor" dedi.


Kurum konuşmasının devamında Kahramanmaraş Depremi sonrasında 2 yıl içerisinde Avrupa Birliği büyüklüğünde alanda yeniden imar edildiğini ifade ederek, "Azmimiz 11 ilimizde 455 bin yuvaya tecrübemiz 81 vilayetimizin geleceği için 500 bin sosyal konut projesine dönüştü. Bu projeyi çok önemsiyoruz. 100 yılın konut projesi diyoruz. Çünkü gelişmiş ülkelerin dahi sokaklarında evsizler taşarken o güçlü devletler sosyal devlet anlayışında havlu atarken 500 bin sosyal konut sadece 2 milyon inşamızın yaşayacağı çatı değil bu çağın bu karanlığın vicdanına da meydan okumadır. Türkiye bugün dünyanın en hızlı ve en kaliteli konutlarını yapan ülkeler arasında 1 numaradır. Dünyada coğrafyamızda dört bir yanımız ateş çemberine dönüşmüşken yıkan değil yapan inşa eden eşsiz bir ülkedir. En zor şartlarda bile pes etmeyen geleceğini inşa eden iradedir" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
İstanbul KÜME Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar: "Medeniyet mücadelemizi sanatın aydınlığıyla yeni bir menzile ulaştırıyoruz" KÜME Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, "Karaköy Palas, İstanbul’un kalbinde, tarihi yarım adanın karşı kıyısında, sanat ve kültür merkezi olarak hizmet verecek. Medeniyet mücadelemizi sanatın aydınlığıyla, bu çatı altında hep birlikte yeni bir menzile ulaştırıyoruz. İnsanlığın hasret kaldığı şafağa kavuşmasını, medeniyetimizin güneş yüzlü çocukları sağlayacak" dedi. Kültür ve Medeniyet Vakfı (KÜME) tarafından yürütülen çalışmalar doğrultusunda Karaköy Palas’ta ArtıKÜME 2025 seçkisi ve ODAK projesinin tanıtım sergisi sanat severler ile buluştu. Açılışa, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul Valisi Davut Gül, Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, (KADEM) Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, KÜME Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ve Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Eren katıldı. KÜME Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, "ArtıKÜME Sanat Destekleri Programı’nın ilk çıktısı olan ArtıKÜME 2025 seçkisi, farklı disiplinlerden 25 sanatçı ve öğrencinin üretimlerini bir araya getirdi. Mart 2025’te başlatılan program, çağdaş ve geleneksel sanat pratiklerini buluşturarak kültürel mirasın güncel üretimlerle yeniden yorumlanmasını amaçlıyor. KÜME Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, "İstanbul’un her sokağı ayrı bir hikaye, her binası ayrı bir miras. Bazı mekanlar vardır ki, sadece taştan, demirden ibaret değildir. Şehrin hafızasını, medeniyetimizin izlerini taşır. Bugün, Karaköy Palas’ı kültür ve sanat hayatımıza kazandırmanın, geleceğe taşımanın heyecanını yaşıyoruz. Bir mühendis olarak beni İHA’larla, uçaklarla, yazılımlarla, yüksek teknolojiyle bir arada görüyorsunuz. Ancak tüm bu sistemleri geliştirirken gördüğüm çok daha derin bir mesele var. Öyle bir çağdayız ki, insan ile makine arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor. Makinelerin insanı taklit ettiği, insanların da hızla makineleştiği karanlık bir çağa yol alıyoruz. Ruhsuz bir rasyonalizmin, kendinden başka kimseye hayat ve hürriyet hakkı tanımayan materyalizmin ve makineleşmiş insanların istilasıyla karşı karşıyayız. Bu istilaya karşı, bizi insan kılan en güçlü sığınaklarımızdan biri de sanat. Ancak duygu, his ve mana yoksa sanatın da bir anlam ve değeri yoktur. Makineler ve makine insanlar için sanat yoktur. İnanç, sevgi, merhamet, hürriyet ve hatta tutku dolu bir özlem de olmadığı gibi, makineler için acı, hasret, keder de yoktur. Makineler ve makine insanlar için, sonsuz döngüler, programlı kısır görevler, manayı yitirmiş karanlık, en nihayetindeyse kaçınılmaz yok oluş ve mutlak yıkım vardır. Makine acı çekmez, makine özlem duymaz, makine "neden" diye sormaz. Bizler, inancımızın tarifiyle, yaratılmışların en şereflisi olan insanı, "Eşref-i Mahlûkat" kılan o ilahi ruhu ve derin hissiyatı korumak zorundayız. Kütür ve Medeniyet Vakfımızı, tam da bu ’neden?’ sorusuna bir cevap aramak, insanı makineleşmekten koruyacak o ruh ve estetik dünyasını yaşatmak için kurduk" diye konuştu. "Karaköy Palas tarihi yarım adanın karşı kıyısında, sanat ve kültür merkezi olarak hizmet verecek" "Karaköy Palas’ın sanat ve kültür merkezi olarak hizmet vereceğini belirten Bayrarktar, "Karaköy Palas, İstanbul’un kalbinde, tarihi yarım adanın karşı kıyısında, sanat ve kültür merkezi olarak hizmet verecek. Bu mekana dair temel niyetimizi aslında Yunus Emre asırlar öncesinden ne güzel özetlemiş. ’Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.’ Bu duygunun ilhamıyla, bu çatı altında sanatını icra eden her bir zihni ve gönlü ihya etmeyi hedefliyoruz. Bu noktada, sanat ve mimarinin büyük üstadı Mimar Sinan’ı anmadan geçemeyeceğim. Sinan için sanat, taşın zarafetinde ve tasarımın her zerresinde vücut bulan matematiğin, fiziğin ve nizamın bir yansımasıdır. O, mühendislik ile sanatı asla birbirinden ayırmadı. Bugün bir mühendis olarak hayata ve evrene baktığımda, aynı hakikati bizzat görüyorum" ifadelerini kullandı. "İnsanlığın hasret kaldığı şafağa kavuşmasını, medeniyetimizin güneş yüzlü çocukları sağlayacak" diyen Bayraktar konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizleri estetiğiyle kendine hayran bırakan bir gülün, biyolojisindeki eşsiz mimari, moleküler kimyasındaki kusursuz kanunlar ve atomik yapısındaki fiziksel kurallar, her yönüyle sanatla kuşatılmış bir yüceliği ve mükemmelliği adeta tüm hücrelerimizde hissettiriyor. İşte sanat, bu kusursuz nizamın en zarif görüntüsü, madde ile Yaradan arasına çekilmiş o gizemli, narin tüldür. Kainattaki bu muazzam nizamı, bu gizemli narin tülü idrak edebilen tek varlık ise insandır. Bizler ruhumuzla bu tülü, bizlere armağan olarak verilmiş sanatı araladığımızda, maddenin ötesindeki mutlak hakikatle, Yaradan’ın yüceliği ile karşılaşırız. İnsan, doğası gereği mükemmelliğe meftundur. Sanat ise insanın bu yüceliğe duyduğu sonsuz özlemin, ilahi arayışın, en saf ve en samimi ifadesidir. Medeniyet mücadelemizi sanatın aydınlığıyla, bu çatı altında hep birlikte yeni bir menzile ulaştırıyoruz. Karaköy Palas, kültür ve sanat camiamıza hayırlı, uğurlu olsun. Karaköy Palas’ın bu ruha kavuşması için çaba gösteren, ODAK ve artıKÜME projelerimize emek veren tüm ekip arkadaşlarıma ve sanatçılarımıza şükranlarımı sunuyorum. Dünya yeni bir şafağın eşiğinde karanlığın içinde tüm değer ve müesseseleriyle yıkılmış dünyanın yeniden inşası; inanç, sevgi, adalet, merhamet, bilim, teknik ve sanatla olacak. İnsanlığın hasret kaldığı şafağa kavuşmasını, medeniyetimizin güneş yüzlü çocukları sağlayacak. Buna tüm kalbimle inanıyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum" dedi.