GÜNDEM - 26 Ocak 2026 Pazartesi 08:52

Beykoz’da Vefa Günü: Ülkücü Şehit Atilla Kurtuluş’un babası 100 yaşında

A
A
A
Beykoz’da Vefa Günü: Ülkücü Şehit Atilla Kurtuluş’un babası 100 yaşında

İstanbul’un Beykoz ilçesinde, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) teşkilatı görülmemiş bir vefa örneğine imza attı. Ülkücü Şehit Atilla Kurtuluş’un babası Satılmış Kurtuluş, 100. yaş gününü MHP Beykoz İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği coşkulu bir organizasyonla kutladı.


Beykoz sokakları, bu anlamlı günde nostaljik ve duygusal anlara sahne oldu. MHP Beykoz İlçe Başkanı Emre Çömlekçi ve beraberindeki teşkilat üyeleri, şehit babası Satılmış Kurtuluş’un evine Türk gençliğinin simgelerinden olan Tofaş marka araçlarla konvoy yaparak gitti. Araçlardan yükselen Müslüm Gürses’in "Seni Yazdım" şarkısı eşliğinde evin önüne ulaşan kalabalık, ellerinde pankartlar ve doğum günü pastasıyla Satılmış Amca’yı selamladı.



100 yıllık bir çınar


Asırlık yaşına giren Satılmış Kurtuluş, bu sürpriz karşısında duygusal anlar yaşadı. İlçe Başkanı Çömlekçi ve teşkilat üyeleriyle pasta kesen Kurtuluş, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek MHP Beykoz İlçe Teşkilatına teşekkür etti. Pankartlarla süslenen evin önünde çekilen hatıra fotoğrafları, bu vefa dolu günü ölümsüzleştirdi. Yapılan organizasyondan dolayı mutluluğunu anlatan Satılmış Kurtuluş duygularını "Allah’a hamd ediyorum. Cenabı Allah bu zamana kadar sıhhat, güç kuvvet, ömür verdi. Nasıl hamd etmeyelim? Allah razı olsun hepinizden. Yapılacak şey bu kadar. Gece gündüz dua ediyorum. " şeklinde paylaştı.


MHP Beykoz İlçe Başkanı Emre Çömlekçi "Satılmış amca bize ülkücü şehidimiz abimiz Atilla Kurtuluş ağabeyimizin emaneti. Allah onu başımızdan eksik etmesin. Hayır duasını almaktan hiçbir zaman imtina duymadık. Onun duaları ya da bir şeyleri başarıyoruz Allah’a şükürler olsun. Allah onu başımızdan eksik etmesin. Allah bütün şehitlerimize rahmet eylesin. Mekanları cennet olsun. Allah yaşayan bütün şehit babalarımıza sağlık sıhhat afiyet nasip etsin inşallah. Ölenlerimize de rahmet eylesin. Satılmış amca bizim kıymetlimiz" dedi.



Beykoz’da Vefa Günü: Ülkücü Şehit Atilla Kurtuluş’un babası 100 yaşında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Türkiye tohumda ithalatçı değil ihracatçı ülke konumuna yükseldi Tohumculuk sektörünün temsilcileri, Türkiye’nin dünyada hızla güçlenen bir tohum üreticisi ve ihracatçısı haline geldiğini belirterek, İsrail tohumuna bağımlılık iddialarının gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Antalya Ticaret Borsası ile Antalya Tarım Konseyi iş birliğinde hazırlanan Tarım Gündem Programının konukları Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı M. Kayhan Yıldırım ile Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) Başkanı Burak Gönen oldu. ATB Basın Danışmanı Vahide Yanık’ın hazırlayıp sunduğu programda tohum ve tohumculuk sektörü konuşuldu. "İsrail tohumuna bağımlılık algısı bilgi kirliliği" Türkiye Tohumcular Birliği Başkanı M. Kayhan Yıldırım, tohumun tarımın başlangıç noktası olduğunu belirtirken, "Tohum bir ülke için milli güvenlik meselesidir. Tohumu üreten ülkeler tarımda özgürlüğünü ve gıda güvenliğini sağlamıştır" dedi. Ülkedeki tarım ürünlerinde "İsrail tohumuna bağımlı" olunduğuna ilişkin algının tamamen yersiz olduğunu kaydeden Yıldırım, "İsrail’den bizim ne ithalatımız ne de ihracatımız var. 1980-90’lı yıllarda hibrit tohumda İsrail firmalarının sebep olduğu dominant etkideki algı hala devam ediyor. Bu bilgi kirliliğidir. Türkiye bırakın İsrail’e tohumda bağımlılığı, tohum ihracatında önemli bir yere sahiptir" dedi. Sertifikalı tohum 1,3 milyon tona ulaştı Yerli tohumun stratejik önemine dikkat çeken Yıldırım, pandeminin ardından, gıdaya bağımlılığın ön palana çıktığı ve savaşların olduğu bir dünyada tohumun öneminin daha da anlaşıldığını söyledi. Türkiye’de 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohum miktarının, 2024 yılında 1,3 milyon tona ulaştığını bildiren Kayhan Yıldırım, "2018’den beri ülkemiz gerçek bir tohum ihracatçısı pozisyonundadır. 2018’de tohumda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 8 iken, 2024’te bu rakam yüzde 134’e çıkmıştır. Türkiye dünya pazarında önemli bir aktördür. Tohumda 70 milyar dolarlık dünya pazarının içerisinde, Türkiye 750 milyon dolar ile 11’inci sıradadır. Kamunun desteği, özel sektörün Ar-Ge çalışmalarıyla tohumda 1 milyar doları aşma hedefindeyiz. Tohumda dünyada ilk 5’i girmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. 14 bin 500 tescilli tohum Türkiye’nin 14 bin 500 tescilli tohum ürünü bulunduğuna dikkat çeken Kayhan Yıldırım, "Çeşitliliğimizin çok olması büyük avantaj. Sektörün talebi doğrultusunda raf ömrü uzun çeşitten, soğuğa dayanıklı çeşide kadar her türlü ıslah çalışmasını yapıp sektörün hizmetine sunabiliyoruz. Tarım milli meselesi, gıda güvenliğimizi garantiye almamız şart, tarım stratejik bir ürün. O nedenle tarıma öncelik verilmeli. Ekstra finans kaynakları, teşviklerle tarım desteklenmeli. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ‘Köylü milletin efendisidir’ demiş, evet ‘çiftçi bu ülkenin ikinci ordusudur, milli güvenliğidir’. Kırsaldan başlayarak tarımı desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. Antalya, sebze tohumculuğunun başkenti Türkiye Tohum Endüstrisi Derneği Başkanı Burak Gönen, İsrail ile 2023-2024’ten sonra ithalat ve ihracatın tamamen kapandığını vurgularken, "İsrail’den ne ithalat, ne ihracat yapıyoruz" dedi. Tohumculuğun özel sektörün katkısıyla ivme kazandığını, Antalya’nın da bir üs haline geldiğini kaydeden Gönen, "Tarımın merkezi Antalya, tohumculuğun merkezi Antalya vasfını kazandı. Bir çok tohum firması 1984’ten itibaren Antalya’da kurulmaya başladı. Uluslararası tohum firmaları da Antalya’da şirketler, tesisler kurmaya, ortaklıklar oluşturmaya başladı. Sebze tohumculuğu alanında faaliyet gösteren firmaların yaklaşık yüzde 80’i Antalya merkezlidir. Antalya sebze tohumculuğunun başkenti haline geldi" diye konuştu. İklim krizine dayanıklı yeni nesil tohumlar TÜRKTED olarak tohumculuğun gelişmesi için vizyon ortaya koyduklarını söyleyen Burak Gönen, "Tohum firmaları olarak ıslaha çalışmalarımızı hastalık ve zararlılara karşı geliştiriyoruz. İklim krizinin olduğu şu dönemde birim alandan daha yüksek verimi alacağımız çeşitleri üretmemiz lazım. İklim değişikliğiyle birlikte hastalık ve zararlılar artıyor, çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Hedef: Tohumda dünyada ilk 5 2000’li yıllardan sonra çiftçinin sertifikalı tohuma yöneldiğini belirten Gönen, "Sertifikalı tohum demek yüzde 30 oranında verim artışı, hastalıktan ari çeşit kullanılması demek" dedi. 2024’te 1,3 milyon ton olan sertifikalı tohum miktarını 2030 yılında 1,5 tona çıkarma hedefinde olduklarını anlatan Gönen, "Sertifikalı tohum demek kaliteli tohum demek" dedi. Tohumda ihracatın da sertifikalı tohumdan geçtiğini belirten Burak Gönen, bir domatesin renginden, raf ömrüne kadar, bir salkımda kaç domatesten olacağına hangi hastalıklara dayanıklı olacağına kadar ıslah çalışmalarıyla belirlendiğine dikkat çekti. Gönen, Türkiye’nin tohum ticaretinde 11’inci sırada olan yerini 5’inci sıraya yükseltme hedefinde olduklarını söylerken, "Tarımda mevcut politikalar güçlendirilmeli. Güçlü adımlar atılmalı" diye konuştu. 2026 asya pasifik tohumculuk kongresi Antalya’da Asya Pasifik Tohumculuk Kongresi’nin 1-5 Aralık tarihlerinde Antalya’da yapılacağını belirten Gönen, Çin’de yapılan kongreye 1400 delege, Hindistan’da yapılan kongreye 600 civarında delege katıldığını, Antalya’daki kongreye 2 binin üzerinde katılımcı beklediklerini kaydetti. Gönen, "APSA 2026’ya rekor katılım bekliyoruz" dedi. Gönen, Tohumculuk Kongre’sinin ticarete ve teknolojik anlana olumlu yansıyacağını da sözlerine ekledi.
Mersin İş Sanat Anadolu Sergileri’nin yeni yıldaki ilk durağı Mersin oldu Türkiye İş Bankası Pozcu Şubesi’nde izlenen "Narenciye Mevsimi" seçkisi, Akdeniz’de gündelik yaşamın ritmini belirleyen güçlü bir kültürel değere odaklandı. Türkiye İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan yapılan özel seçkileri izleyiciyle buluşturan İş Sanat Anadolu Sergileri’nin yeni yıldaki ilk durağı, 24-25 Ocak tarihlerinde Mersin oldu. İş Bankası Pozcu Şubesi’nde sergilenen "Narenciye Mevsimi" seçkisi, Akdeniz ikliminin özgün atmosferini natürmorttan peyzaja uzanan geniş bir yelpazeyi sanatseverlerin beğenisine sundu. Seçkide Nurettin Ergüven, İbrahim Çallı, Ercümend Kalmık, Numan Pura, Cevdet Bilgişin, Hasan Vecih Bereketoğlu, Ziya Keseroğlu, Ali Karsan, İlhami Demirci, Naciye İzbul ve Ayhan Dürrüoğlu gibi sanatçıların eserleri ilgiyle izlendi. Farklı kuşakların bakış açılarını yansıtan eserleri sanat tarihçisi Doç. Dr. Ayşe Köksal ziyaretçilere anlatırken, çocuklara yönelik sanat atölyesi de düzenlendi. Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin öğrenme programlarının düzenli faaliyetlerinden biri olan Anadolu Sergileri bugüne dek 4 bini aşkın sanatsevere ulaştı. İbrahim Çallı’nın eserlerini Çal ilçesindeki izleyicilerle buluşturan seçkiyle başlayan Anadolu Sergileri, Hocalar ve Öğrenciler (Milas), Mavinin İzinde (Gelibolu), Büyük Zafer (Kocatepe), Aşina Yüzler (Antakya), Çarşı-Pazar (Midyat), Ege Havası (Edremit) ve Mavinin Sırları (İznik) gibi farklı seçkileri sanatseverlere sundu. MarCom, Sardis, Toplumsal Fayda Ödülleri ve İstanbul Marketing Awards platformlarının farklı kategorilerinde ödüllere layık görülen Anadolu Sergileri, önümüzdeki aylarda da ortak kültürel mirasın doğduğu topraklarda bugünün kuşaklarıyla buluşturmayı sürdürecek. Anadolu Sergileri’nin Şubat ayındaki durağı Türkiye İş Bankası Lüleburgaz Şubesi olacak.
Erzincan Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nın 4. kısmı tamamlandı Erzincan Belediyesi’ne ait Düzenli Katı Atık Depolama Sahası’nda yapımı tamamlanan 4. kısım alanı hizmete hazır hale getirildi. Temmuz 2025’te yapımına başlanan ve yaklaşık 48 milyon TL’ye mal olan yeni alan, 32 bin metrekare büyüklüğünde olup kullanım ömrünü dolduran 3. kısım sahanın yerine devreye alınacak. Artan atık miktarı ve çevresel sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda ihtiyaç duyulan yeni depolama alanı, Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde inşa edildi. Yeni depolama sahasında çevre ve yer altı sularının korunması amacıyla taban kısmına kil örtüsü serilirken, bunun üzerine jeomembran ve geotekstil keçe uygulaması yapılarak tam geçirimsizlik sağlandı. Ayrıca çöpten kaynaklanabilecek sızıntı sularının kontrol altına alınması amacıyla saha tabanına drenaj boruları yerleştirildi. Toplanan sızıntı sularının, çöp suyu sızıntı havuzuna güvenli şekilde aktarılması planlanıyor. Yaklaşık 10 yıl süreyle hizmet vermesi öngörülen 4. kısım alanının devreye alınmasıyla birlikte, kullanım ömrünü tamamlayan 3. kısım alanın ise ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda çevreye zarar vermeyecek şekilde kapatılacağı bildirildi. Erzincan Belediyesi, yeni düzenli depolama sahasıyla birlikte çevre koruma standartlarını yükseltmeyi ve kentin uzun vadeli atık yönetimini güvence altına almayı hedefliyor.