ASAYİŞ - 25 Mart 2025 Salı 17:10

Bakırköy’de 1,5 milyon liralık ziynet eşyası çalan 2 hırsız kamerada

A
A
A
00:00
00:00
HD

Bakırköy’de geçen yıl bir iş adamının evinden kasayla birlikte 1,5 milyon liralık ziynet eşyası çalan 2 hırsız, başka bir hırsızlık olayında polis ekiplerince suçüstü yakalandı. Hırsızların, ziynet eşyalarını çalmak için rezidansa girdikleri anlar ise güvenlik kamerasına yansıdı.

Olay, geçen yıl 10 Kasım’da Bakırköy Sakızağacı Kennedy Caddesi’ndeki bir rezidansta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, A.B. isimli iş adamının evine giren hırsızlar, kasayla birlikte 1,5 milyon liralık ziynet eşyası çaldı. İhbar üzerine polis ekipleri tarafından çalışma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda, şüphelilerin binaya girdiği ve çıktığı anların güvenlik kameralarına yansıdığı belirlendi. Görüntülerde, şüphelilerin bir süre zillere basarak kapıyı açtırmayı çalıştırdıkları ardından güvenlik görevlisinin yerinde olmamasını fırsat bilerek elleriyle kapıyı açarak binaya girdikleri tespit edildi. Çalışmaların devamında polis ekipleri, 2 şüphelinin kimliğini belirlendi. Kimlikleri belirlenen 13 aranması, 10 yıl 10 ay kesinleşmiş hapis cezası ve 38 suç kaydı bulunan E.G. (23) ve 25 suç kaydı bulunan N.Ç. (21) 19 Mart’ta yeni bir hırsızlık yaptıkları esnada Bakırköy’de suçüstü gözaltına alındı. Yakalanan şüpheliler emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı.

Sadık Kahraman

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Bandırma Belediyesi 3. Kadın El Emeği Festivali’ne görkemli açılış Bandırma Belediyesi 3. Kadın El Emeği Festivali’nin açılışını Cumhuriyet Meydanı’nda büyük bir coşku ve heyecan içinde gerçekleştirdi. Bandırma Belediyesi kültür sanat etkinlikleri kapsamında bu yıl 3’üncüsünü gerçekleştirdi. Açılışa CHP Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, CHP Bandırma İlçe Başkanı Mehmet Atak, Bandırma Belediye Başkan Yardımcısı Niyazi Yeloğlu ve meclis üyeleri de katıldı. Açılış töreninde yaptığı konuşmada, festivalin kadınların üretim gücünü ve emeğini kutladığını belirten Başkan Mirza, bu tür etkinliklerin toplumsal dayanışmayı ve kültürel değerlerin korunmasını sağladığını ifade etti. Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza, festivalin kadınların emekleriyle şekillenen bir organizasyon olduğunu vurguladı. "Üreten, emek veren, el becerileriyle hayatı güzelleştiren kadınlarımızın çoğunlukta olduğu festivalimizde, emeğiyle katkı sunan erkek stant sahiplerine de teşekkür ediyorum" diyen Başkan Mirza, kadınların toplumsal yaşamdaki yerinin daha da güçlenmesi gerektiğine dikkat çekti. Festivale katılan tüm üreticilerin, el emeğiyle hazırladıkları eserleri sergileyerek hem kendilerini hem de toplumu desteklediğini belirten Mirza, bu tür organizasyonların yalnızca ekonomik değil, kültürel anlamda da büyük öneme sahip olduğunu ifade etti. Festivalde, el emeği göz nuru ürünler sergileniyor. Kadınlar, el işçiliğiyle hazırladıkları takılardan tekstil ürünlerine, geleneksel el sanatlarından modern tasarımlara kadar pek çok farklı alanda eserlerini ziyaretçilerle buluşturuyor. Başkan Mirza, "Kadınların öncülüğünde ama hep birlikte, el emeğinin, üretimin ve dayanışmanın en güzel örneklerini sergiliyoruz. Bu festival, hem kadınlarımızın toplumsal yaşama katkı sağladığı bir platform hem de dayanışma içinde bir araya gelerek birlikte üretmenin ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gösteriyor" dedi. 13 Nisan’a kadar her gün 10:30 - 21:00 saatleri arasında ziyarete açık olan festivalde, Bandırma halkı, hem kadınların hem de erkeklerin el emeğiyle ürettikleri birbirinden değerli ürünleri keşfetme fırsatı bulacak. Bandırma Belediyesi tarafından organize edilen bu etkinlik, sadece bir alışveriş alanı değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel bir buluşma noktası olarak da büyük bir öneme sahip.
Kayseri Sosyal medyada fotoğraf paylaşırken bir kez daha düşünün Avukat Mücahit Küçük, sosyal medyada rızasız paylaşılan fotoğrafların suç unsuru olduğunu belirterek, sosyal medya kullanıcılarına uyarıda bulundu. Avukat Mücahit Küçük, Kişisel Verileri Koruma Kanunu kapsamında sosyal medyada rızasız paylaşılan fotoğraflarla ilgili bilgi verdi. Bir kişinin bu konudan dolayı 1 yıl 8 ay hapis cezası aldığını ve bu cezanın da Yargıtay tarafından onandığını kaydeden Küçük, "Arkadaşıyla beraber çekindiği fotoğrafı sosyal medyada paylaşan vatandaşa 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi. Bu cezada da ilk başta bölge adliye mahkemesinde beraat kararı kaldırılarak ceza verildiği, daha sonra da Yargıtay’a giderek bu cezanın onandığı görülmüştü. Kişisel verilerin korunması anayasamıza 2011 yılında değişiklikler ile eklendi. Anayasaya göre herkes kendi kişisel verileri ile ilgili korunmasını isteme hakkına sahip. Bunun için de gerekli düzenlemelerin kanunla yapılacağı anayasada belirtildi. Bu kanunda kişisel verinin tanımını yapmak önemli. Kişisel veri, kişinin kimliğini belirli veya belirlenebilen bir hale getiren her türlü bilgi ve belgedir. Bu kanunda da kişisel veri iki farklı gruba ayrılmıştır" dedi. "Rızasız paylaşım yapılmamalı" Rızasız paylaşım yapılmaması gerektiğinin altını çizen Avukat Küçük, "Anayasa ve Kişisel Verileri Koruma Kanunu’ndaki tanımlamaya paralel olarak da Ceza Kanunu’nun 136. maddesinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak bir başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi de suç olarak tanımlanmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus şu; bu madde özel hayata ve özel hayatın gizliliğini içeren alanlara karşı suçlar bölümünde düzenlenmiştir. Kanun koyucu bu suçu başlığında her ne kadar kişisel verilerin başkasına verilmesi ve ele geçirilmesi olarak tanımlanmışsa da maddenin içeriğinde kişisel verilerin yayılması da suç olarak tanımlanmıştır. Bu nedenle bu olayda da yapılan paylaşım kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde başkalarına yayıldığında Yargıtay söz konusu cezayı onamıştır. Hukuka herhangi bir aykırılık bulmamıştır. ’Her çekindiğimiz fotoğrafı paylaşamayacak mıyız?’ sorusuna cevap olarak ise eğer kişilerin rızası var ise bu rıza eylemi hukuka aykırı olmaktan çıkarır ve hukuka uygun hale getirildiğinde yapılan her paylaşım suç oluşturmayacaktır" diye konuştu.
Ankara Ankara Kalesi’nin 4 asırlık sırrını anlatan roman kitapseverlerle buluştu Yazar Seçkin Küskü’nün Ankara Kalesi’nin gizem dolu hikayesini anlatan ’Surdaki Sır’ isimli romanı kitapseverlerle buluştu. Romanını Ankara’nın bilinen ilk resmi olan 4 asırlık "Ankara Manzarası" tablosundan ilham alarak yazan Seçkin Küskü, Prof. Dr. Semavi Eyice’nin daha önceleri "Halep Manzarası" olarak bilinen tablonun Ankara manzarası olduğunu ispatladığını ve o günden sonra isminin "Ankara Manzarası" olarak değiştiğini belirterek, "Surdaki Sır alıştığımız roman formatının biraz dışında. Tamamen Ankara Manzarası tablosuna yönelik yazılmış bir kitap" dedi. Dünyada bir tablo hakkında yazılmış dört romandan biri olan ve 17. yüzyıldaki Ankara’yı anlatan "Ankara Manzarası" tablosundan esinlenilerek yazılan "Surdaki Sır" romanı okurlar ile buluştu. Seçkin Küskü tarafından kaleme alınan eserde yer alan 22 karakter de tabloda resmedilen kişileri tasvir ediyor. Dönemin sosyal, kültürel ve ticari hayatına dair akademik makaleler, Ankara’ya gelen seyyahların çizim ve yazılarının incelenmesi ile ortaya çıkan eser, 22 akademisyenin yayınlanması yönünde görüş bildirmesi ile raflardaki yerini aldı. Kitabın yazarı Seçkin Küskü, tabloya dair araştırmalarını anlattı. Küskü, tabloda 1617 yılında Osmanlı ile Hollanda arasında imzalanan ticaret anlaşması ile Hollandalı tüccarların ticaret kervanları ile Ankara’ya gelişinin resmedildiğini dile getirdi. Tablonun ters çevrildiğinde suda yansımasının görüldüğüne dikkati çeken Küskü, Ankara Manzarası tablosunun sahibinin belli olmadığını ancak tablo üstünde dönemin Hollanda folklorik kıyafetleri ile resmedilmiş karakterinin imza olabileceğini düşündüğünü belirtti. "Hollandalılar bu tabloyu Halep Manzarası olarak biliyorlardı" Ankara Manzarası tablosunun ilk olarak "Halep Manzarası" olarak bilindiğini hatırlatan yazar Küskü, "Tablomuzun ismi Ankara Manzarası. Sanat tarihçilerimiz 17. ya da 18. yüzyılda yapıldığına dair görüş bildiriyorlar. Ancak tablomuzun net yapım tarihi bilinmiyor. Ressamımızın imzası ya da ismi de yok tabloda. 1970 yılına kadar bu tablo Hollanda Rijksmuseum’da sergilenmekteydi. Rahmetli Prof. Dr. Semavi Eyice hocamız bu tablonun Ankara manzarası olduğunu ispatlıyor ve o günden beri ’Ankara Manzarası’ olarak ismi değişiyor. Daha önceleri Hollandalılar bu tabloyu Halep Manzarası olarak biliyorlardı. Semavi Eyice hocamızın sayesinde Ankara manzarası olduğu ispatlanmış durumda" ifadelerini kullandı. "Uzun bir araştırma dönemi geçirdim" Kitabı tamamen tabloya odaklanmış şekilde yazdığını belirten Küskü, "Tarihi gerçeklere göre kaleme aldım. Uzun bir araştırma dönemi geçirdim. Tablo, 2018 yılında Hollanda Rijksmuseum, Kültür Bakanlığımız ve Hollanda Kültür Bakanlığı iş birliği ile geçici olarak sergilenmek üzere Koç Müzesi’ne getirildi. O tarihten bu yana da burada sergileniyor" dedi. "4 yılın sonunda ‘Surdaki Sır’ kitabım tarihi gerçeklere uygun olarak kaleme alındı" Tabloya bir Ankaralı olarak sahip çıktığını dile getiren Küskü, "2018 yılında Rahmi Koç Müzesi’nde tablo ile ilgili geldikten sonra bir seminer düzenlendi. Ben de bu seminere katıldım. Tabloyu ilk gördüğümde göz göze saatlerce bakıştık ve ben bu tablonun kitabını yazarım diye düşündüm. Daha sonra yine tarihi araştırmalara başladım. Akademik makaleler, Ankara’yı gezen seyyahların günlükleri ve çizimlerini inceledim. Bu araştırma 4 yıl sürdü ve 4 yılın sonunda ‘Surdaki Sır’ kitabım tarihi gerçeklere uygun olarak kaleme alındı ve bir taslak haline geldi. Sonrasında 22 akademisyen hocamızın gözetiminden ve okumasından geçti kitabım ve yayınlanması konusunda görüş bildirdiler ve ‘Surdaki Sır’ doğmuş oldu" diye konuştu. "Ankara Manzarası tablomuzda Ankara en ince ayrıntısına kadar resmedilmiş" Kitaptaki karakterlerin tabloda resmedilen karakterlere dayandırılarak toplamda 11 hikayeden oluştuğunu belirten Küskü, "Tablo iki parçadan oluşuyor. Arka tarafta 3. sur ve Ankara’nın mimari yapısı resmedilmiş. Ön tarafta ise Cenab-ı Ahmet Paşa Camii ve önündeki pazar alanı resmedilmiş. Kadın, erkek ve çocuk olmak üzere toplamda 357 karakter var. Sof feraceli Ankaralı kadınlarımız görünüyor tabloda. Ankara en ince ayrıntısına kadar resmedilmiş Ankara Manzarası tablomuzda. Ben de buradaki karakterlerin üzerinde çalışarak bunları romanımda işlemeye çalıştım. Toplamda 22 karakter var. Surdaki Sır alıştığımız roman formatının biraz dışında. Toplamda 11 hikayeden oluşan bir bütün hikayeyi kapsıyor. Tamamen Ankara Manzarası tablosuna yönelik yazılmış bir kitap" dedi. Romanda tabloyu çizdiği düşünülen ressama da yer verildi Bir sanatçının yaptığı bir esere imzasının ya da isminin yazılmamasının çok mantıklı olmadığını aktaran Küskü, "Tabloyu saatlerce, günlerce, hatta aylarca düşündüm, inceledim ve 357 karakterin içerisinde bir tane farklı kıyafetle kişinin resmedildiğini gördüm. At üzerinde ve Kirazlı Köprüsü’ne doğru giden at üzerindeki kişinin dönemin Hollanda yöresel kıyafetleri giymiş bir kişi olduğunu keşfettim. Onu kitabımda ressam, o dönemin ismiyle Bedizci Martin olarak kurguladım" ifadelerini kullandı. "Tablomuzu Ankara’dan ve bizi de tablomuzdan ayırmasınlar" Hollanda Büyükelçiliği, Rijksmuseum ve Rahmi Koç Müzesi iş birliğiyle 2018 yılında tablonun Ankara’ya iki yıllık süreyle getirildiğini dile getiren Küskü, ancak Ankaralıların yoğun ilgisi ile yaklaşık beş yıldır tablonun başkentte sergilendiğini belirterek, "Hollanda Kralı William Alexander’a da seslenmek istiyorum. Mümkünse tablomuzu Ankara’dan ve bizi de tablomuzdan ayırmasınlar" dedi.