ÇEVRE - 05 Mayıs 2026 Salı 13:49

Bakan Yumaklı: "Suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem veriyoruz"

A
A
A
Bakan Yumaklı: "Suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem veriyoruz"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Su stresi altında bir ülke olarak; suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem veriyoruz. ’Suda sıfır kayıp’ ilkesiyle, kentsel, endüstriyel ve tarımsal su kullanımında yürütülen bu seferberlik, yalnızca bir kampanya değil; bir zihniyet dönüşümüdür. Amacımız; ’her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci’ oluşturmaktır" dedi.


Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda düzenlenen 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda başladı. "İnovasyondan Eyleme: Su Dirençliliğini Güçlendirmek" ana temasıyla gerçekleştirilen programın açılış töreninde konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bu forumun temasını ’Su Direncini Güçlendirmek: İnovasyon Eylemi’ olarak belirledik. Peki neden bu tema? Çünkü artık teorik tartışmaların, iyi niyet beyanlarının ötesine geçme vaktimiz geldi. Yapay zekadan uzaktan algılamaya, dijital teknolojilerden yeni finansman modellerine kadar elimizdeki tüm yenilikçi araçları, sahada uygulanabilir politikalara dönüştürmek zorundayız. Forum ile, su dirençliliği ve verimliliğine ulaşmak için deneyimlerin, iyi uygulamaların ve yenilikçi yaklaşımların paylaşılacağı yüksek düzeyli bir platform oluşturmayı hedefledik. Forum süresince ele alacağımız konular; finansmandan ’Tek Su -Tek Sağlık’ yaklaşımına, su diplomasisinden enerji-gıda-ekosistem ilişkisine kadar, suyun tüm disiplinlerle olan kopmaz bağını yansıtıyor" dedi.



"Su verimliliğindeki asıl başarının, tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu biliyoruz"


Bakan Yumaklı, su verimliliğindeki asıl başarının, tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu söyleyerek, "Su stresi altında bir ülke olarak; suyun verimli, akılcı ve sürdürülebilir kullanımına önem veriyoruz. Bu bilinçle, Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde ’Su Verimliliği Seferberliğini’ başlattık. ’Suda sıfır kayıp’ ilkesiyle, kentsel, endüstriyel ve tarımsal su kullanımında yürütülen bu seferberlik, yalnızca bir kampanya değil; bir zihniyet dönüşümüdür. Amacımız; ’her damlanın hesabını yapan bir toplum bilinci’ oluşturmaktır. Su verimliliğindeki asıl başarının, tarımsal üretimdeki dönüşümle mümkün olduğunu biliyoruz" diye konuştu.



"Her bölgenin su kapasitesine uygun ürünleri çiftçilerimizle birlikte belirliyoruz"


Her bölgenin su kapasitesine uygun ürünleri çiftçilerle birlikte belirlediklerini, aşırı su tüketen ürünlerin kurak havzalarda ekilmesi yerine, su dostu ürünleri teşvik ettiklerine değinen Bakan Yumaklı, "Bu kapsamda, suya göre ürün planlaması, kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin yaygınlaştırılması, erken uyarı sistemleri ve uydu tabanlı izleme, veri temelli sulama planları gibi yenilikçi uygulamaları hayata geçiriyoruz. Her bölgenin su kapasitesine uygun ürünleri, çiftçilerimizle birlikte belirliyor, aşırı su tüketen ürünlerin kurak havzalarda ekilmesi yerine, su dostu ürünleri teşvik ediyoruz. Dijital teknolojiler, sensör sistemleri, uzaktan algılama ve büyük veri analitiği sayesinde, suyun kaynaktan kullanıcıya kadar tüm döngüsünü anlık olarak izleyebiliyoruz. Bu imkanlar; kayıp-kaçakların azaltılmasını, su kalitesinin sürekli izlenmesini ve kuraklık ile taşkın risklerinin erken tahminini mümkün kılıyor. Tarımda uydu verileri ve yapay zeka destekli karar sistemleri, sulama verimliliğini önemli ölçüde artırırken, sanayi ve şehirlerde dijital izleme altyapıları, kaynak kullanımını daha verimli hale getiriyor. Bu dönüşümün yaygınlaştırılması için sonuç odaklı finansman modelleri, güçlü kamu-özel sektör iş birlikleri, veri standartlarının oluşturulması ve teknik kapasitenin geliştirilmesi kritik önemdedir. Bu süreç yalnızca teknolojiyle değil; kurumsal kapasite, doğru finansman ve güçlü iş birliği ile başarıya ulaşabilir. Bu kapsamda, forumdaki oturumlarda, su yönetiminde dijital dönüşümün tüm boyutlarını birlikte ele alarak, uygulanabilir politika ve çözüm önerileri geliştirmeyi hedefliyoruz. Burada gerçekleştireceğimiz fikir alışverişlerinin, "her damladan azami fayda" anlayışının benimsenmesi ve su verimliliğinin yalnızca bir politika değil, toplumsal bir kültür haline gelmesine vesile olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu.



"İklim değişikliği; özellikle Akdeniz ve Orta Doğu’da, su kaynaklarının kalitesi ve miktarına etki ediyor"


İklim değişikliğinin özellikle Akdeniz ve Orta Doğu’da, su kaynaklarının kalitesi ve miktarına etki ettiğini, atık su altyapısı üzerinde de ek baskı oluşturduğunu belirten Bakan Yumaklı, "Şüphesiz ki su, sınırları aşmaktadır. Türkiye olarak biz, suyun, ülkeleri ve insanları ayırdığına değil, birleştirdiğine yürekten inanıyoruz. İklim değişikliği; özellikle Akdeniz ve Orta Doğu’da, su kaynaklarının kalitesi ve miktarına etki ediyor, atık su altyapısı üzerinde de ek baskı oluşturuyor. Bu nedenle, bölgemizde istikrarın sağlanmasına, ekonomik kalkınmaya ve refahın artırılmasına büyük önem veriyoruz. Bu anlamda, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ’Daha adil bir dünya mümkün’ ilkesine uygun olarak politikalarımızı şekillendiriyoruz. Komşularımızla suyun hakça, makul ve etkin kullanılması esasıyla, diyaloğumuzu ve işbirliğimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Sınıraşan havzalarımızda, su kaynaklarının korunması ve kullanılması için, karşılıklı fayda esasıyla, bilgi, deneyim ve teknoloji transferi gerçekleştiriyor ve ortak teknik projeler geliştiriyoruz. 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına ulaşılması için, Afrika’daki ve dünyanın farklı bölgelerindeki çok sayıda ülkeye, su sektöründe mali ve teknik destek sağlıyoruz. Bu vesileyle, su sorunları ve krizler karşısında, ortak bir sorumluluğu paylaştığımızı ve beraber harekete geçmemiz gerektiğini bir kez daha vurgulamak isterim" ifadelerini kullandı.


Programa İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, dünyanın dört bir yanından 9 bakan, 8 bakan yardımcısı başta olmak üzere su uzmanları, akademisyenler, kamu ile özel sektör temsilcileri katıldı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas "Astım kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sefa Levent Özşahin, 5 Mayıs Dünya Astım Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin astıma zemin hazırladığını ifade eden Özşahin, "Çevresel faktörler olarak alerjenler, sigara dumanı, hava kirliliği ve beslenme alışkanlıkları astımın gelişmesinde etkili olmaktadır. Ev tozu akarları, polenler, hayvan tüyleri, küf mantarları ve hamamböceği gibi alerjenlere karşı duyarlılık astımlı hastalarda çok sık görülmektedir. Yaşadığımız ortamlarda rutubet ve küf olması, sigara dumanına maruz kalınması astım gelişimi için önemli bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda havayolları aşırı duyarlı olup uyaranlara karşı aşırı yanıt vermektedir. Tetikleyici olarak kabul ettiğimiz alerjenler, enfeksiyonlar, egzersiz, sigara dumanı ve hava kirliliği astım semptomlarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır" dedi. Astım hastalığının bulgularını öksürük, nefes darlığı, göğüste sertlik ve hışıltı olarak açıklayan Özşahin, "Bu şikayetlerin uzun sürmesi veya tekrarlaması halinde hastada astım düşünülmelidir. Astımda görülen öksürük, inatçı, tekrarlayan, gece ve sabaha karşı daha fazladır ve uykudan uyandırabilir. Astım hastalığı kronik olup hasta ve hekim iş birliği ile hastalığın kontrolünün sağlanması mümkündür. Tedavinin hedefi astım belirtilerinin azaltılması ve bireyin normal günlük aktivitelerini yapılabilmesidir. Astım krizlerinin olmaması, acil başvurularının olmaması, gece ve gündüz belirtilerinin kaybolması ve hastanın günlük aktivitelerini zorlanmadan yapması astım kontrolünün temel göstergeleridir. Alerjisi olan bir hastanın alerjenlerden korunması, sigara dumanına maruz kalınmasının engellenmesi, grip aşısının her yıl yapılması, aşırı kilolardan kaçınılması ve ilaçların düzenli ve doğru kullanımı önemlidir. Astım tedavisinde kullanılan ilaçların büyük bölümü solunum yolu ile alınmaktadır. Bu ilaçların doğru teknikle kullanımı hastalığın kontrolü için çok önemlidir. Unutulmaması gereken en önemli konu ise tedaviye uyumun bozulması yani ilaçların yanlış teknikle ve düzensiz kullanılması hastalığın kontrolündeki başarısızlığın en önemli nedenidir. Astım kronik bir hastalık olduğu için bu sorunların aşılması ancak iyi bir hekim ve hasta iş birliği ile sağlanabilir. Hastanın eğitimi ve hekim ile iyi iş birliğinin kurulması astım kontrolünün sağlanmasının en önemli basamağıdır. Bu sayede astım daha kolay bir şekilde kontrol altına alınabilir" ifadelerine yer verdi.
İstanbul Mehmet Ali Aydınlar: "Olağanüstü Seçimli Genel Kurulda aday olmayacağım" Mehmet Ali Aydınlar, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün başkanlık seçimi için, "İsmim üzerinden yürüyen tartışmaların Fenerbahçe’nin birlik duygusuna katkı sağlamaktan uzaklaştığı bir ortam oluşmuştur. Fenerbahçe’nin yarınlarının, şahsım üzerinden oluşacak tartışmalarla gölgelenmesine izin vermemek adına yapılacak Olağanüstü Seçimli Genel Kurulda aday olmayacağım" dedi. İş insanı Mehmet Ali Aydınlar, 6-7 Haziran’da gerçekleştirilecek Fenerbahçe Olağanüstü Seçimli Genel Kurul ve adaylığına dair yazılı bir açıklama yayımladı. Aydınlar’ın Fenerbahçe camiası ve kamuoyuna yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Hayatımın en büyük gururlarından biri olan Fenerbahçeliliğimin son günlerde farklı şekillerde tartışılmasını üzüntüyle takip ediyorum. Kulübümüzün içinden geçtiği bu dönemde elimi taşın altına koyarak Fenerbahçemizin geleceğine katkı sunmak ve bu camiaya yakışır bir yönetim anlayışını hayata geçirmek için bu yola girdim. Bugün görüyorum ki; adımın başkan adaylığı ile anıldığı ilk andan itibaren yaşananlar, söylenenler ve ortaya çıkan tartışma ortamı hayatım boyunca savunduğum ilke ve değerlerle örtüşmemektedir. Fenerbahçe’nin bir dünya markası olması hayali, benim için bugüne ait bir hedef değil; yıllardır inandığım, her dönemde destek vermeye çalıştığım kalıcı bir idealdir. Benim kulübüme olan bağlılığım bir unvana, bir makama ya da bir sıfata bağlı değildir. Bu bağlılık, hayatımın her anında taşıdığım bir sorumluluktur. Ancak gelinen noktada görüyorum ki; ismim üzerinden yürüyen tartışmaların Fenerbahçe’nin birlik duygusuna katkı sağlamaktan uzaklaştığı bir ortam oluşmuştur. Herkesin kendini bir diğerinden daha fazla Fenerbahçeli gördüğü, herkesin kendi doğrusu üzerinden bir yol tarif ettiği bir zeminde, ortak bir gelecek inşa etmenin ne kadar zor olduğu ortadadır. Bugüne kadar kulübümüz için yaptıklarım ve taşıdığım her sorumluluk vicdanımla ve Fenerbahçe sevgimle örtüşmektedir. Bunun hesabını her zeminde herkese verebilirim. Yalnız, camiamızı ayrıştıran her gündemin önünde kişisel hedefler ikinci planda kalır. Bu nedenle; Fenerbahçe’nin yarınlarının, şahsım üzerinden oluşacak tartışmalarla gölgelenmesine izin vermemek adına yapılacak Olağanüstü Seçimli Genel Kurulda aday olmayacağım. Bu süreçte gösterilen teveccüh ve destek için tüm kongre üyelerimize, camiamızın her ferdine yürekten teşekkür ediyorum. Bugüne kadar Fenerbahçemize olan bağlılığım hiçbir zaman kişilere ve koşullara bağlı olmadı. Bundan sonra da olmayacaktır. Ben; dünüyle gurur duyan, bugünüyle sorumluluk hisseden ve yarınlarına inanan bir Fenerbahçeli olarak, ne zaman ve ne gerekiyorsa elimden geleni yapmaya ve her zaman kulübümün yanında olmaya devam edeceğim. Çünkü Fenerbahçe, kişilerin değil, değerlerin kulübüdür."