EĞİTİM - 17 Ekim 2025 Cuma 19:56

Bakan Tekin: "İmam hatip okullarında kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz"

A
A
A
Bakan Tekin: "İmam hatip okullarında kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz"

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Diğer okullarımızın da olduğu gibi imam hatip okullarımızın da kalitesini artıracak bazı adımları Din Öğretimi Genel Müdürlüğümüzle beraber yürütmeye çalışıyoruz" dedi.


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İmam Hatip Okulları Başarılı Örnekleri Sergisi ve Ödül Töreni Programı’nda konuştu. "Diğer okullarımızın da olduğu gibi imam hatip okullarımızın da kalitesini artıracak bazı adımları Din Öğretimi Genel Müdürlüğümüzle beraber yürütmeye çalışıyoruz" ifadelerinin kullanan Tekin, "İmam hatip okullarında bilhassa meslek dersleri veren öğretmen arkadaşlarımızın genelde de bütün okullarımızda din, kültür ve ahlak derslerini veren arkadaşlarımızın mesleki gelişimlerini ve niteliklerini arttıracak adımlar atmamız lazım. Parantezi böyle açtığımızda bu kategorideki öğretmen arkadaşlarımızın ana referans değerlerinden bir tanesi olan iş bölümü ve uzmanlaşma kavramı etrafında düşündüğümüzde bu arkadaşlarımızın uzmanlaşmalarını da sağlamamız gerekiyor. Bizim şu anda üzerinde çalıştığımız şey din öğretim genel müdürümüzle beraber imam hatip liselerinde meslek derslerini veren diğer okullara da din kültürü ve ahlak derslerini veren arkadaşlar daha spesifik alanlarda uzmanlaşmasını sağlayan kadro ve atamama alanları YÖK’le beraber koordineli bir biçimde revize edelim" dedi.



Bakan Tekin, "Bizi şu anda öğretmenlik ya da din kültürü ahlak ilişki dersi öğretmenliğine kaynak teşkil eden fakültemiz ilahiyat fakültelerimiz, ilahiyat fakültesinden mezun olan bir öğretmen arkadaşımız, bir gencimiz biraz önce saydığım derslere de giriyor. Ortaokullarda bir dersine de giriyor. Burada din eğitiminin daha nitelikli olması daha efektif olması açısından, ben diyorum ki, yaş gruplarına göre farklılaşan yani ilkokul ve ortaokullarda din kültürü ahlak bilgisi dersini veren, pedagojik anlamda bunun eğitimini alan farklı öğretmen atama grubu daha olsun. Dolayısıyla bu alanı da bu şekilde düzenlemiş olalım derim. Bunun üzerinde çalışıyoruz" diye konuştu.



"Örnek teşkil edecek okullar açacağız"


Bakan Tekin, "Bizleri dinlemeye tahammülü olmayan kişiler, anlamakta da zorlanan bazı kişiler bu cümleleri de anlamadılar. Yani hem İslami anlamda dini eğitimlere hem de beraberinde pozitif bilimlerde eğitim veren bir model yok. Bu bizim bir marka değerimiz. Ben şimdi diyorum ki bunu uluslararası bir marka haline dönüştürelim. Yani dünyanın her tarafında bu modelle okullar açabileceğimiz hale getirelim diyorum. Bunu da yanlış anlıyorlar. Şimdi üzerine çalıştığımız konulardan bir tanesi de bu. İnşallah yakın bir zamanda bu konuda da çok farklı ülkelerde bu anlamda örnek teşkil edilecek okullar açmış olacağız" ifadelerini kullandı.


Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş ise, "İmam hatip okullarının ülkemiz ve milletimiz için ifade ettiği anlam ve değer izahtan varestedir. 74 yıl önce büyük zorluklar ve fedakarlıklarla hayat bulan bu okullar, bugün ortaya koyduğu başarılarla bir iftihar tablosu haline gelmiştir. Kurulduğu günden beri milletimizin yoğun teveccühüne mazhar olan bu güzide okullar, İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak esaslarının nesillere en doğru şekilde aktarılmasında, fert ve toplum hayatında dinî bilginin ve güzel ahlakın yaygınlaştırılması noktasında büyük bir fonksiyon icra etmiş ve hala da etmektedir. İmam hatip okulları, nesillerin hem dini hem de beşeri ilimlerde kendilerini geliştirmelerinin en sağlam zemini olmuştur. Medeniyet değerlerine bağlı, vatanını ve milletini seven, bilgili, erdemli ve ahlaklı bir neslin yetiştirilmesine bu okullar ve fedakar mümessilleri öncülük etmiştir. Zira İmam Hatip Okulları, Peygamber Efendimizin çağlar üstü örnekliğiyle her türlü aşırılıktan uzak, donanımlı bir nesil yetiştirme özleminin tezahürüdür. İmam Hatip Okulları ve bu okullardan yetişen nesiller İslam’ın rehberliğinde merhamet medeniyetini yeniden inşa etmek gibi yüce bir idealin vücut bulmuş halidir. İmam hatip nesli, bu kutlu nesil, Müslümanların birlik ve beraberliğini, bütün insanlığın huzur ve selametini amaçlayan büyük bir mefkûreyi temsil etmektedir" diye konuştu.



Bakan Tekin: "İmam hatip okullarında kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."