EKONOMİ - 26 Mart 2026 Perşembe 13:23

Bakan Kacır: ’’Otomotiv ihracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’

A
A
A
Bakan Kacır: ’’Otomotiv ihracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’

Sanayi ve teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Geçtiğimiz yıl otomotiv üretimimiz 1 milyon 446 bine ulaştı. İhracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi. 2026’nın ilk iki ayında otomotiv ihracatında olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ticari Araç ve otobüs üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. Türkiye’mizi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline getirdik. İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık" dedi.



Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Sanayi Odası’nda Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) 51’inci Olağan Genel Kurul Toplantısı’na katıldı. Toplantıya Bakan Kacır’ın yanı sıra Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroğlu ve sektör temsilcileri katıldı. Bakan Kacır, "Otomotiv üretiminde ilk beş oyuncu arasındayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sanayimizin yüz akı sektörün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini destekleyecek adımları atıyoruz" dedi.


"İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık"


İmalat sanayisinin öncülüğünde ihracatı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdıklarını belirten Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; ülkemizle dünyanın geri kalanı arasında kurduğumuz ticaret köprüleriyle; Planlı sanayileşmeden enerjiye, ulaşımdan lojistiğe pek çok alanda hayata geçirdiğimiz yatırımlarla; iş ortamını iyileştiren yapısal reformlarla Türkiye’mizi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline getirdik. İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık. Avrupa Birliği’nin küresel imalat sanayi katma değerindeki payı 2004’de yüzde 25 idi. Şimdilerde bu oran ancak yüzde 15’inci Türkiye ise aynı dönemde payını yüzde 0,7’den yüzde 1,3’e yükseltti" şeklinde konuştu.


’’İhracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’


Bakan Kacır, "Geçtiğimiz yıl otomotiv üretimimiz 1 milyon 446 bine ulaştı. İhracatımız 41,5 milyar dolarla 2024 rekorunu tazeledi. 2026’nın ilk iki ayında otomotiv ihracatında olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ticari Araç ve otobüs üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. Otomotiv üretiminde ise ilk beş oyuncu arasındayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sanayimizin yüz akı sektörün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini destekleyecek adımları atıyoruz. Son 23 yılda; 169 Ar-Ge merkezinin, 36 tasarım merkezinin ve teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın otomotiv sektörümüzün inovasyon kapasitesini besleyen projelerini destekledik. TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 220 bilim insanı ve gencimize toplam 32,9 milyar lira kaynak sağladık. Yatırım teşviklerimizle, otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,2 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 760 projesinin önünü açtık. Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz yıl yatırım teşviklerimizi mevcut küresel tablo ve ülkemizin stratejik öncelikleri doğrultusunda güncelledik" dedi.


"Otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz"


Elektrikli araçlara dikkat çeken Bakan Kacır, "Dünya genelinde elektrikli araç satışı son 5 yılda 6,7 milyondan 21 milyona, elektrikli araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 8’den yüzde 20’nin üzerine çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında; elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların payı, yüzde 0,5’ten yüzde 22,1’e yükseldi. Bu oranın 2030’da yüzde 35’i aşmasını öngörüyoruz. Milli Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmeyi, ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; genç, dinamik, aynı zamanda nitelikli insan kaynağına sahip bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı.


’’Kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz’’


Türkiye’nin şarj ağına dikkat çeken Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımız; her fırsatta yerli otomobil markamız olması gerektiğini dile getirmişti. Aslında bu çağrı, milletimizin 60 yıllık hayalini gerçekleştirerek Türkiye’yi otomotiv teknolojilerinde bir üst lige taşıma kararlılığının ifadesiydi. Cumhurbaşkanımızın iddiası ve güçlü liderliği sayesinde elektrikli ve akıllı otomobilimiz Togg’u milletimizle buluşturduk. Bugüne kadar 93 binden fazla Togg yollara çıktı. Almanya’ya ihracat gerçekleştiren markamız, Türk mühendisliğinin kalitesini Avrupa pazarına taşıdı. Togg, bizler için yalnızca yerli ve milli elektrikli otomobil projesi değildir. Togg, iş birliği yaptığı Türk teknoloji girişimlerini geleceğe taşıyan bir lokomotiftir. Hayata geçirdiğimiz Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programının katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık. Bugün, 17 bin 800’ü hızlı şarj olmak üzere, 41 bin 500 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz" şeklinde konuştu.


"Türk sanayiinin istikrar ve güven içinde büyümesi için her türlü önlemi almaya devam edeceğiz"


Mobilitede yapılan yatırımlara dikkat çeken Bakan Kacır, "Türkiye’yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının cazibe merkezi haline getirmek üzere HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nın ilk 6 çağrısından 2’sini doğrudan otomotiv sanayimize yönelik kurguladık. Elektrikli Araçlar Çağrısıyla; yıllık en az 150 bin elektrikli araç kapasitesi sağlayacak ve Ar-Ge merkezi kurulumunu da içeren yeni yatırımlar için kapsamlı bir teşvik paketi sunuyoruz. Batarya Üretimi Çağrısıyla; hücre üretimini de içeren, yıllık asgari 5 GWh kapasiteli batarya ve aktif malzeme üretim tesisi yatırımlarını destekliyoruz. Bizler imkanlarımızı; üreten, istihdam sağlayan, ülkesine ekonomik değer katan sanayicilerimiz için seferber etmeye devam edeceğiz. Bazen masanın iki farklı tarafında oturuyor gibi görünsek de esasen her zaman sizlerle ülkemizin kalkınması noktasında aynı taraftayız. Made in EU düzenlemesinin sanayimiz ve özellikle otomotiv sektörümüz için herhangi bir olumsuz etkiye neden olmaması için yoğun bir çalışma içindeyiz. Düzenlemenin, AB menşei şartının Gümrük Birliği çerçevesinde ilke olarak Türkiye’yi de kapsamasını sağlayan mevcut taslağı önemli bir mesafe kat ettiğimizi teyit ediyor. Ancak yasalaşma süreci boyunca, tüm teknik detayları da takip etmemiz gerektiğinin farkındayız. Bu nedenle, düzenlemenin doğurabileceği etkileri yakından takip ederek adımlarımızı atmak, olası riskleri bertaraf etmek, ülkemizin ve sanayicilerimizin menfaatlerini en yüksek düzeyde korumak için; Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarımız, diğer ilgili kamu kurumlarımız, iş dünyası ile yakın istişare halindeyiz. Otomotiv sektörümüz açısından önemli gördüğümüz; tüm çekincelerimizin giderilmesi için Avrupa Komisyonu ve AB üyesi ülkeler nezdinde yoğun bir diplomasi yürütüyoruz. Muhataplarımıza, Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki kritik rolünü hatırlatıyoruz. İnanıyorum ki; Gümrük Birliği ruhuna uygun şekilde, Avrupalı dostlarımızla iş birliğimizi daha ileri bir noktaya taşıyacağız" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.