EKONOMİ - 26 Mart 2026 Perşembe 13:23

Bakan Kacır: ’’Otomotiv ihracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’

A
A
A
Bakan Kacır: ’’Otomotiv ihracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’

Sanayi ve teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Geçtiğimiz yıl otomotiv üretimimiz 1 milyon 446 bine ulaştı. İhracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi. 2026’nın ilk iki ayında otomotiv ihracatında olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ticari Araç ve otobüs üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. Türkiye’mizi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline getirdik. İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık" dedi.



Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Sanayi Odası’nda Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) 51’inci Olağan Genel Kurul Toplantısı’na katıldı. Toplantıya Bakan Kacır’ın yanı sıra Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar, OSD Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Eroğlu ve sektör temsilcileri katıldı. Bakan Kacır, "Otomotiv üretiminde ilk beş oyuncu arasındayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sanayimizin yüz akı sektörün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini destekleyecek adımları atıyoruz" dedi.


"İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık"


İmalat sanayisinin öncülüğünde ihracatı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdıklarını belirten Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; ülkemizle dünyanın geri kalanı arasında kurduğumuz ticaret köprüleriyle; Planlı sanayileşmeden enerjiye, ulaşımdan lojistiğe pek çok alanda hayata geçirdiğimiz yatırımlarla; iş ortamını iyileştiren yapısal reformlarla Türkiye’mizi küresel bir üretim ve teknoloji üssü haline getirdik. İmalat sanayimizin öncülüğünde ihracatımızı 23 yılda 36 milyar dolardan 273 milyar dolara ulaştırdık. Avrupa Birliği’nin küresel imalat sanayi katma değerindeki payı 2004’de yüzde 25 idi. Şimdilerde bu oran ancak yüzde 15’inci Türkiye ise aynı dönemde payını yüzde 0,7’den yüzde 1,3’e yükseltti" şeklinde konuştu.


’’İhracatımız 41,5 milyar dolarla rekor tazeledi’’


Bakan Kacır, "Geçtiğimiz yıl otomotiv üretimimiz 1 milyon 446 bine ulaştı. İhracatımız 41,5 milyar dolarla 2024 rekorunu tazeledi. 2026’nın ilk iki ayında otomotiv ihracatında olumlu bir tabloyla karşı karşıyayız. Ticari Araç ve otobüs üretiminde Avrupa’nın lideriyiz. Otomotiv üretiminde ise ilk beş oyuncu arasındayız. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak; sanayimizin yüz akı sektörün üretim gücünü, teknoloji geliştirme kapasitesini ve uluslararası rekabetçiliğini destekleyecek adımları atıyoruz. Son 23 yılda; 169 Ar-Ge merkezinin, 36 tasarım merkezinin ve teknoparklarımızda faaliyet gösteren 132 firmanın otomotiv sektörümüzün inovasyon kapasitesini besleyen projelerini destekledik. TÜBİTAK eliyle, otomotiv teknolojilerinde yürütülen 3 bin 205 projeye ve bu alanda araştırma yürüten 3 bin 220 bilim insanı ve gencimize toplam 32,9 milyar lira kaynak sağladık. Yatırım teşviklerimizle, otomotiv ana ve yan sanayi firmalarının toplam 1,2 trilyon lira yatırım büyüklüğüne sahip 3 bin 760 projesinin önünü açtık. Bildiğiniz üzere, geçtiğimiz yıl yatırım teşviklerimizi mevcut küresel tablo ve ülkemizin stratejik öncelikleri doğrultusunda güncelledik" dedi.


"Otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz"


Elektrikli araçlara dikkat çeken Bakan Kacır, "Dünya genelinde elektrikli araç satışı son 5 yılda 6,7 milyondan 21 milyona, elektrikli araçların küresel otomotiv pazarındaki payı yüzde 8’den yüzde 20’nin üzerine çıktı. Aynı dönemde Türkiye otomobil pazarında; elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçların payı, yüzde 0,5’ten yüzde 22,1’e yükseldi. Bu oranın 2030’da yüzde 35’i aşmasını öngörüyoruz. Milli Teknoloji Hamlesini gerçekleştirmeyi, ihracatını daha yüksek katma değerli ürünlerle artırmayı hedefleyen; genç, dinamik, aynı zamanda nitelikli insan kaynağına sahip bir ülke olarak, otomotiv sektörünün mobilite ekosistemine dönüşümüne liderlik etme vizyonuyla hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı.


’’Kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz’’


Türkiye’nin şarj ağına dikkat çeken Bakan Kacır, "Cumhurbaşkanımız; her fırsatta yerli otomobil markamız olması gerektiğini dile getirmişti. Aslında bu çağrı, milletimizin 60 yıllık hayalini gerçekleştirerek Türkiye’yi otomotiv teknolojilerinde bir üst lige taşıma kararlılığının ifadesiydi. Cumhurbaşkanımızın iddiası ve güçlü liderliği sayesinde elektrikli ve akıllı otomobilimiz Togg’u milletimizle buluşturduk. Bugüne kadar 93 binden fazla Togg yollara çıktı. Almanya’ya ihracat gerçekleştiren markamız, Türk mühendisliğinin kalitesini Avrupa pazarına taşıdı. Togg, bizler için yalnızca yerli ve milli elektrikli otomobil projesi değildir. Togg, iş birliği yaptığı Türk teknoloji girişimlerini geleceğe taşıyan bir lokomotiftir. Hayata geçirdiğimiz Hızlı Şarj Altyapısı Destek Programının katkısıyla, yurt genelinde hızlı şarj bağlantı noktası sayısını üç yılda 8 katına çıkardık. Bugün, 17 bin 800’ü hızlı şarj olmak üzere, 41 bin 500 şarj bağlantı noktasıyla; ülke sathında kesintisiz ve güvenli bir şarj ağına sahibiz" şeklinde konuştu.


"Türk sanayiinin istikrar ve güven içinde büyümesi için her türlü önlemi almaya devam edeceğiz"


Mobilitede yapılan yatırımlara dikkat çeken Bakan Kacır, "Türkiye’yi uluslararası yeni nesil mobilite yatırımlarının cazibe merkezi haline getirmek üzere HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı’nın ilk 6 çağrısından 2’sini doğrudan otomotiv sanayimize yönelik kurguladık. Elektrikli Araçlar Çağrısıyla; yıllık en az 150 bin elektrikli araç kapasitesi sağlayacak ve Ar-Ge merkezi kurulumunu da içeren yeni yatırımlar için kapsamlı bir teşvik paketi sunuyoruz. Batarya Üretimi Çağrısıyla; hücre üretimini de içeren, yıllık asgari 5 GWh kapasiteli batarya ve aktif malzeme üretim tesisi yatırımlarını destekliyoruz. Bizler imkanlarımızı; üreten, istihdam sağlayan, ülkesine ekonomik değer katan sanayicilerimiz için seferber etmeye devam edeceğiz. Bazen masanın iki farklı tarafında oturuyor gibi görünsek de esasen her zaman sizlerle ülkemizin kalkınması noktasında aynı taraftayız. Made in EU düzenlemesinin sanayimiz ve özellikle otomotiv sektörümüz için herhangi bir olumsuz etkiye neden olmaması için yoğun bir çalışma içindeyiz. Düzenlemenin, AB menşei şartının Gümrük Birliği çerçevesinde ilke olarak Türkiye’yi de kapsamasını sağlayan mevcut taslağı önemli bir mesafe kat ettiğimizi teyit ediyor. Ancak yasalaşma süreci boyunca, tüm teknik detayları da takip etmemiz gerektiğinin farkındayız. Bu nedenle, düzenlemenin doğurabileceği etkileri yakından takip ederek adımlarımızı atmak, olası riskleri bertaraf etmek, ülkemizin ve sanayicilerimizin menfaatlerini en yüksek düzeyde korumak için; Dışişleri ve Ticaret Bakanlıklarımız, diğer ilgili kamu kurumlarımız, iş dünyası ile yakın istişare halindeyiz. Otomotiv sektörümüz açısından önemli gördüğümüz; tüm çekincelerimizin giderilmesi için Avrupa Komisyonu ve AB üyesi ülkeler nezdinde yoğun bir diplomasi yürütüyoruz. Muhataplarımıza, Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki kritik rolünü hatırlatıyoruz. İnanıyorum ki; Gümrük Birliği ruhuna uygun şekilde, Avrupalı dostlarımızla iş birliğimizi daha ileri bir noktaya taşıyacağız" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kıyaslama boşanmayı bulaştırıyor Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, insanların sosyal çevrelerinin referanslarını alarak olumlu ya da olumsuz hareket edebildiğini söyleyerek, "Arkadaş gruplarında boşanma olduğunda kıyaslama başlıyor" dedi. Sosyal çevredeki ikili ilişkilerdeki davranışların sosyal bir izin gibi görüldüğünü söyleyen Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, "Daha çok beklenti farklılıkları, kültürel uyumsuzluklar, iletişim kopuklukları, saygı ve sevgi eksiklikleri, beklentilerin farklı olması gibi birçok sebepten boşanmaları bugün gündemimizde konuşuyor oluyoruz. Burada çevresel faktörleri aile ve arkadaş olarak ayırabiliriz. Şimdi ailevi çok fazla müdahale olduğunda biz boşanmayı çok daha hızlı bir şekilde gündeme getirebiliyoruz. Burada ailelerin beklentileri, ailelerin kurduğu hayatlar farklı olduğunda, dinamikler değiştiği zaman boşanmalar daha gündeme gelen bir konu haline geliyor. Bu yüzden ailelerin de aslında hoşgörülü bir ortamda çok da fazla müdahale etmeden gençlere, yeni evlenen çiftlere aslında çok da fazla müdahaleden ziyade destek oldukları bir noktadan yaklaşmalarını öneriyoruz. Arkadaşsal bazda ise daha fazla sosyal çevremizin artık arkadaşlarımızın bize referans olma noktasında ilerlediklerini görüyoruz. Yani yakın çevremiz bizi bir karar alırken, evlenirken de boşanırken de referans olma noktasında çok ciddi bir şekilde etkileyebiliyorlar. Bu yüzden nasıl ki yakın arkadaşlarımız evlenirken bizim de evlilik kararı almamızın süreci hızlanıyorsa, onlar çocuk yaparken bizim de çocuk düşüncemiz hızlanıyorsa aynı şekilde yakın arkadaşlarımız, çevremiz boşanma gündemini getirdiğinde bu bizim ilişkilerimizde de yansıyan konuştuğumuz bir nokta haline geliyor oluyor. Çünkü benim yakın arkadaşım boşanmayı gündeme getirdiğinde benim için zihnimde şu oluşmaya başlıyor. ‘Evet zor ama sürdürülebilir bir ilişkiydi bu’. O zaman bitebilir de aslında diye baktığımız bir norm değişikliği görüyoruz. Yine aynı şekilde burada bulaşan şey boşanmadan ziyade ilişkiye bakış açısı bulaşıyor. Yani ben ilişkimde zaten mutsuzsam, ilişkimde aslında iyi de olmadığım, tatmin de olmadığım bir ilişki yaşıyorsam yakın arkadaşlarımdan herhangi birinin boşanmış olması ya da boşanmaya karar veriyor olması aslında benim için sosyal bir izin almış gibi oluyor ve cesaretin bulaştığını görüyoruz burada ve zaten içimizde var olan duygunun aslında dışarıya karşı bir karar mekanizmasıyla hızlandığını görebiliyoruz" dedi. "Boşanmalardaki kıyaslamalar kişileri düşündürüyor" Hamurcu, kıyaslamaların ve karşılaştırmaların çiftleri boşanma noktasında düşündürdüğünü söyleyerek, "Yine kıyaslamalar, karşılaştırmalar başlıyor ve bu noktada da çiftler arasında bir taraf boşanırken yani bir arkadaş grubu boşanırken kişiler şunu düşünmeye başlıyor. Ben neden bu evlilikteyim, ben neden hala bu ilişkiyi sürdürüyorum diye kendi ilişkisini daha eleştirel bir yerden sorgulamaya başladıklarını da görüyoruz. İşte bu yüzden aslında boşanmadan ziyade ilişkiye duyulan bakış açısını, yani kişilerin kendi gerçekliklerini daha görünür hale getirme potansiyelini, yani aslında biraz daha yüzleşme cesaretini arkadaşların teşvikiyle olduğunu, yakın çevredekilerin teşvikiyle olduğunu burada gözlemlemekteyiz. Burada çünkü neyi kıyasladığımız önemli. Yani boşanmaya olan bakış açımızdan ziyade benim ilişkime olan bakış açımı kıyaslamaya başladığımda evet bu durum zaten halihazırda mutsuz evlilikler için daha hızlı bir boşanma süreci olabilir. Şimdi burada ayırmamız gereken bir nokta var. Evet bazı ilişkiler için bu iyi bir nokta olabilir çünkü kişi farkında olmayabilir, sağlıklı bir yerde olduğunu düşünüyor olabilir ve kıyaslama yaparak kendi arkadaş çevresindeki sorunları görerek kendi ilişkisini sorgulayıp mutsuz ve halihazırda nasıl devam ettireceğini düşündüğü bir noktada çıkış kapısı olabilir. Ama bazı durumlarda da kişiler için geçici bir dönem olabilir ve bu geçici dönem sonucunda sadece dış etkiyle alınmış bir karar olur ve bu da ne yazık ki olumsuz ve istemediğimiz bir tablo olur. Bu yüzden burada çok önemli bir soru var. ‘Benim ilişkim gerçekten ne durumda?’ sorusunu kişilerin kendi ilişkisine sormalarını ve cevaplarını dışarıda değil içeride aramalarını beklemekteyiz. Çünkü bu kendi ilişkileri için en sağlıklı nokta olacaktır" ifadelerini kullandı.
Muğla Bodrum’da bayram bereketi: 9 günlük tatil rezervasyonları patlattı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasının ardından Türkiye’nin gözde turizm merkezi Bodrum’da adeta rezervasyon patlaması yaşandı. Tatil kararının açıklanmasıyla birlikte telefonlar susmazken, internet üzerinden yapılan başvurularda da büyük artış görüldü. Tesislerdeki doluluk oranı yüzde 80’e ulaşırken, bayram sürecinde Bodrum’a 750 bin ila 1 milyon arasında yerli turistin gelmesi bekleniyor. Resmi açıklama öncesinde rezervasyonların beklenen seviyede ilerlemediğini belirten sektör temsilcileri, son bir haftada yoğun bir talep dalgası oluştuğunu ifade etti. Uzun tatili fırsata çevirmek isteyen seyahatseverler Bodrum’daki tesislere akın ederken, turizm işletmeleri de hazırlıklarına hız verdi. İlçe genelindeki sahillerde temizlik çalışmaları sürerken, konaklama tesislerinde bakım, yenileme ve son eksiklerin tamamlanması için yoğun mesai harcanıyor. Bayram yoğunluğunu sorunsuz atlatmak isteyen işletmelerin hummalı çalışmaları dikkat çekiyor. Kurban Bayramı süresince plajlar, oteller, restoranlar ve eğlence mekanlarında büyük bir hareketlilik yaşanması beklenirken, trafik ve ulaşımda da ciddi bir yoğunluk öngörülüyor. Sektör temsilcileri, 9 günlük tatilin sezon başında Bodrum ekonomisine can suyu olacağını belirtiyor. Rezervasyon taleplerinde ciddi artış var The Oba Otel Müdürü Özgür Adıgüzel, tatil kararının ardından rezervasyonlarda büyük artış yaşandığını belirterek, "Cumhurbaşkanımızın açıklamasından önce yavaş ilerleyen süreç, tatilin 9 güne çıkarılmasıyla birlikte ciddi şekilde hızlandı. Misafirlerimiz kışın yorgunluğunu atmak ve yaşanan olumsuzluklardan uzaklaşmak için bölgemizi tercih ediyor. Sadece otelciler değil, transfer şirketleri, restoranlar, esnaflar ve bölge halkının da gelirlerinde artış olacağını düşünüyoruz" dedi. Bayramda oteller dolacak AZKA Grup Yönetim Kurulu Başkanı turizmci Bülent Kaya ise bayram sürecinde yüksek doluluk beklediklerini ifade ederek, "Tatil kararı daha önce açıklansaydı artış çok daha fazla olabilirdi. Ancak buna rağmen bayramda tam doluluğa ulaştık. 9 günlük tatilin etkisi rezervasyonlara yansıdı. Bodrum genelinde otellerin yüzde 70 ila yüzde 80 doluluk oranıyla bayramı geçireceğini düşünüyorum" diye konuştu. İç pazarda ciddi hareketlilik var TÜRSAB Bodrum Bölge Temsil Kurulu Başkanı Enver Kantarmış da özellikle yerli turist hareketliliğinin dikkat çektiğini belirterek, "Rezervasyonlara baktığımızda özellikle iç pazarda ciddi artış gözüküyor. Açık olan otellerde doluluk oranları yüzde 80 seviyelerine ulaştı" ifadelerini kullandı.