GÜNDEM - 17 Mayıs 2026 Pazar 12:53

Bahçelievler’de milli mücadele ruhu "19 Mayıs Gençlik Koşusu" ile hatırlandı

A
A
A
Bahçelievler’de milli mücadele ruhu "19 Mayıs Gençlik Koşusu" ile hatırlandı

Bahçelievler’de 19 Mayıs ruhu "19 Mayıs Gençlik Koşusu" ile yaşatıldı. Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 107’inci yıl dönümü için düzenlenen koşuya profesyonel ve amatör olmak üzere binin üzerinde sporcu katılırken, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’da etkinlik kapsamında büyük bir şölenle kutlandı. Bitiş çizgisinde sporcularla buluşan Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır ise, "Asıl hatırlatmak istediğimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak emperyalizmle mücadelesi" dedi.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlatmasının 107’inci yılı Bahçelievler’de unutulmadı. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na günler kala düzenlenen "19 Mayıs Gençlik Koşusu" ile milli mücadele ruhu tekrardan hatırlatılmak istenirken, profesyonel ve amatör binin üzerinde sporcu 1919 metrelik parkuru koştu. 7’den 70’e yüzlerce sporcunun kıyasıya mücadele ettiği yarışta ise bitiş çizgisinde Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır atletleri karşıladı. Milli mücadele ve emperyalizmle mücadele ruhunun ana temaları olduğunu belirten Bahadır ise tüm vatandaşları Bahçelievler’de spor yapmaya davet etti.


Bitiş çizginde sporcuları bekleyen Bahadır, "Çok mutluyum, gençlerle, komşularımla, hatta İstanbul’un çeşitli noktasından gelen sporcularla yarışımıza başladık. Yaklaşık bin kadar arkadaşımız yarışlara katıldı. Çocuklarımız, gençlerimiz, orta yaştaki vatandaşlarımız, herkes koştu bugün. Sembolik bir koşuydu aslında koşumuz. Asıl hatırlatmak istediğimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs’ta emperyalist güçlere İstanbul’dan Samsun’a, ülkemizi kurtarmak için çıkmasıydı. Bizde o günü hatırlamak için 1919 metre koştuk. Güzel bir koşu oldu, bundan sonra da devam edecek. Sağlıklı yaşam için tüm vatandaşlarımızı spora, özellikle de Bahçelievler’de spor yapmaya davet ediyorum" dedi.



"Özgür bir ülkede, özgür bir kadın olarak, özgürce koşabilmenin gururunu yaşadık"


1919 metrelik parkurda tarihi hatırladığını belirten Umut Öztürk, "Uzun zamandır koşmuyordum. Benim içinde farklılık oldu. Gayet güzel bir programdı, emeği geçenlere, başkan Hakan Bahadır’a teşekkür ederim. Gelecekte daha fazla koşu olur diye düşünüyorum, umarım onlara da katılırım. 19 Mayıs için koştuk, eski günleri, tarihimizi andık. Vesile olanlara teşekkür ederim" diye konuştu.


Eğlenmek için yarışa katıldığını belirten Nur Başar, "Biraz yoruldum ama geçmişte daha uzun parkurları da koşmuştum. Bence gayet keyifli bir yarıştı, 4’üncü ya da 5’inci olmuş olabilirim. Ben zaten atletizm ile uğraşıyorum, bu yarışa da eğlenmek için katıldım" ifadelerini kullandı.


Özgür bir kadın olarak koşmanın gururunu yaşadığını belirten Nur Aşkın," Biz bugün Avcılar’dan Bahçelievler’deki koşuya destek olmak için geldik. Özgür bir ülkede, özgür bir kadın olarak, özgürce koşabilmenin gururunu yaşadık. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı var önümüzde. Tüm gençlerimizin de bu ruhla, spor ahlakıyla yetişmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.



Bahçelievler’de milli mücadele ruhu "19 Mayıs Gençlik Koşusu" ile hatırlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Osmaniye Lezzet Festivali’ne hanım eli değdi Osmaniye’de bu yıl ikincisi düzenlenen Osmaniye Lezzet Festivali’ne kadın girişimciler damga vurdu. Festival kapsamında açılan stantlarda kadınlar, el emeği göz nuru ürünlerini sergileyerek hem yöresel lezzetleri tanıttı hem de aile ekonomisine katkı sağladı. Osmaniye Belediyesi tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin farklı illerinden ünlü şeflerin katılımıyla başlayan festival, Atatürk Caddesi’nde kurulan stantlarla renkli görüntülere sahne oldu. Festival alanında yer alan kadın girişimciler, Osmaniye’nin simgelerinden biri olan yer fıstığından hazırlanan farklı lezzetleri vatandaşların beğenisine sundu. Yer fıstığından hazırlanan yöresel ürünlerin yanı sıra takı, kozmetik ve el işi ürünlerini de sergileyen kadınlar, stantlara gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Festival boyunca vatandaşlar yöresel lezzetleri tatma imkânı bulurken, kadınların hazırladığı ürünler etkinliğe ayrı bir renk kattı. Osmaniye yer fıstığını dünya geneline tanıtmak için üretime katıldığını söyleyen Gülşen Kurt, "Yer fıstıklı milkshake’imizle festivale katıldık. Türkiye’de ilk defa bizim yaptığımızı söyleyebiliriz. Çünkü bildiğimiz kadarıyla hiçbir yerde yer fıstıklı milkshake yapılmıyor. Bunun yanında Osmaniye’nin adını daha geniş kitlelere duyurmak amacıyla yer fıstığı kolonyamızı ürettik. Ayrıca tanıtıma özel olarak yer fıstığı yağından sabunlarımızı da hazırladık. Bu tür festivallerle bizlere destek veren Belediye Başkanımıza da teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdi. "Festival, ürettiğim ürünleri tanıtmak için bana çok büyük bir imkan sağladı" diyen Derya Kelkoca ise, "Ürünlerimi kendim üretiyorum. Daha önce ev hanımıydım, sonrasında mesleği öğrendim. Üretim yaptığım ve evime katkı sağladığım için çok mutluyum. Çanta, kemer, cüzdan başta olmak üzere deriyle ilgili aklınıza gelebilecek birçok ürünü yapıyorum. Hoşuma giden ve beğendiğim tasarımları üretmeye çalışıyorum. Bu festival benim için kendimi tanıtma açısından çok güzel bir fırsat oldu. İnşallah daha güzel günler görürüz. Çünkü burada böyle bir üretimin olduğunu daha önce pek kimse bilmiyordu. Osmaniye için de bunun önemli ve güzel bir değer olduğunu düşünüyorum. Üretiyor ve insanlara tanıtıyorum" şeklinde konuştu. "Aile yaşam merkezi, sosyal yaşamı desteklemek amacıyla faaliyet gösteriyor" Aile yaşam merkezlerinin kadınları üretime kazandırarak ailenin sosyal hayatını olumlu etkilemek için kurulduğunu belirten Ezgi Avşar ise, "Belediye Aile Yaşam Merkezi olarak festivalde standımızla yer alıyoruz. Standımızda kursiyerlerimiz ve eğitmenlerimizin el emeğiyle hazırladığı ürünler bulunuyor. Hem kursiyerlerimize destek olmak hem de Lezzet Festivali kapsamında ürünlerimizi tanıtmak amacıyla burada yer alıyoruz. Aile yaşam merkezi, sosyal yaşamı desteklemek amacıyla faaliyet gösteriyor. Öğrencilerimiz merkezimize gelerek birlikte üretim yapıyor ve hazırladıkları el emeği ürünleri burada satışa sunabiliyor. Bu durum hem aileleri hem de kursiyerlerimizi mutlu ediyor. Festival kapsamında böyle bir alanın oluşturulması da bizleri ayrıca sevindiriyor" dedi.
Yalova Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.