SAĞLIK - 05 Şubat 2026 Perşembe 13:53

Ani işitme kaybında zamanla yarış şart

A
A
A
Ani işitme kaybında zamanla yarış şart

Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde "Ani İşitme Kaybı" başlıklı konferansta konuşan Asist. Dr. Cemal Bartu Bektaş, ani gelişen işitme kaybının zamanla yarışılan bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek, erken tanı ve hızlı müdahalenin kalıcı işitme kaybı oluşmaması için hayati önem taşıdığını vurguladı.


Günün sıradan bir anında çevrenizdeki seslerin aniden silikleştiğini fark etmek çoğu kişi için beklenmedik ve endişe verici bir durumdur. "Ani işitme kaybı" olarak tanımlanan bu tablo, zamanla yarışılan bir sağlık sorunu olması nedeniyle erken tanı ve doğru yaklaşımı zorunlu kılıyor. Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Sürekli Tıp Eğitimi Etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen "Ani İşitme Kaybı" başlıklı konferans konuyu bilimsel bir çerçevede ele alarak, sağlık profesyonellerini bir araya getirdi.


Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine devam eden Asist. Dr. Cemal Bartu Bektaş tarafından verilen konferansın moderatörlüğünü Yakın Doğu Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gamze Mocan ile Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Koordinatörü Prof. Dr. Emrah Ruh üstlendi. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleşen konferans sağlık alanında çalışan akademisyenler ve hekimler tarafından ilgiyle takip edildi. Ani işitme kaybının klinik özellikleri, hastalığın ortaya çıkışında etkili olabilecek faktörler, tanı sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar ve güncel tedavi yaklaşımlarının ele alındığı konferansta erken tanı ve zamanında müdahalenin tedavi başarısı üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekildi.



Erken tanı ve zamanında müdahale son derece önemli


Ani işitme kaybının ortaya çıkışında birden fazla etkenin rol oynayabileceğini belirten Asist. Dr. Cemal Bartu Bektaş, işitmenin sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi için iç kulağa giden kan dolaşımının düzenli ve yeterli olması gerektiğini vurgulayarak, dolaşımın bozulmasının işitme hücrelerini doğrudan etkileyebildiğini söyledi. Asist. Dr. Bektaş, özellikle viral enfeksiyonlar, iç kulağı besleyen damarların tıkanması ya da dolaşımın yavaşlaması gibi durumların ani işitme kaybına yol açabildiğini aktardı. Yüksek tansiyon ve kontrolsüz diyabet gibi kronik hastalıkların da iç kulağın kan akışını olumsuz etkileyerek işitme kaybı riskini artırdığına dikkat çeken Asist. Dr. Bektaş, bu hastalıklara sahip bireylerde ani işitme kaybının daha yakından izlenmesi ve düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti. Hastaların başvuru nedenlerine de değinen Asist. Dr. Bektaş, ani işitme kaybının çoğu zaman kulakta ani bir dolgunluk hissi, işitmede belirgin azalma ve çınlama ile ortaya çıktığını, buna karşın ağrı ya da kulaktan akıntı gibi belirtilerin genellikle görülmediğini ifade etti. Bu durumun hastalar tarafından önemsenmemesine yol açabildiğini belirten Asist. Dr. Bektaş, geciken başvuruların tedavi başarısını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti.



Çocuklarda belirtiler daha geç fark edilebiliyor


Ani işitme kaybının nadir de olsa çocuklarda da görülebildiğine dikkat çeken Asist. Dr. Cemal Bartu Bektaş, "Bu durum çoğunlukla 15 yaş sonrası bireylerde karşımıza çıkıyor ancak çocukluk çağında da görülebiliyor. Çocuklarda işitme kaybını fark etmek her zaman kolay olmayabiliyor. Ailelerin, çocuğun seslere verdiği tepkilerde azalma, televizyon ya da telefon sesini yükseltme, söylenenleri tekrar ettirme veya konuşmalara geç yanıt verme gibi değişiklikleri dikkatle gözlemlemesi erken tanı açısından son derece önemli" ifadelerini kullandı.


Tedavi sürecine ilişkin bilgiler de paylaşan Asist. Dr. Bektaş, ani işitme kaybının acil değerlendirilmesi gereken bir durum olduğunu vurgulayarak, erken dönemde başlanan tedavinin iyileşme şansını önemli ölçüde artırdığını ifade etti. Tedavinin hastanın başvuru zamanı, işitme kaybının derecesi ve eşlik eden hastalıklara göre planlandığını belirten Asist. Dr. Bektaş, uygun tedavi ve düzenli takip ile birçok hastada işitmenin kısmen ya da tamamen geri kazanılabildiğini aktardı.



Ani işitme kaybında zamanla yarış şart

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Deprem sonrası Osmaniye’de 10 sağlık tesisi hizmete girdi Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Osmaniye’de sağlık altyapısı güçlendirildi. Bu kapsamda kent genelinde 10 sağlık tesisi hizmete alındı. Osmaniye’de deprem sonrası yapılan yatırımlar doğrultusunda 900 yataklı Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Düziçi’nde 150 yataklı, Bahçe’de 55 yataklı devlet hastaneleri vatandaşların hizmetine sunuldu. Toprakkale ve Sumbas ilçelerinde yapımı tamamlanan devlet hastanelerinin ve birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek amacıyla yapımı tamamlanan 5 Aile Sağlığı Merkezinin de yarın düzenlenecek törenle hizmete girecek. Deprem sonrası süreçte sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi ve vatandaşların daha nitelikli sağlık hizmetine erişiminin sağlanması amacıyla Osmaniye ve ilçelerinde çok sayıda aile sağlığı merkezimiz hizmete açıldı veya açılma aşamasında olup yatırımların kararlılıkla devam edeceğini belirtildi. Deprem sonrası süreçte sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve etkin şekilde sürdürülebilmesi amacıyla yapılan planlamalar kapsamında 10 yeni sağlık tesisinin hizmete açıldığını söyleyen Osmaniye İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Emrah Ceviz, "6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen ve ’asrın felaketi’ olarak nitelendirilen depremde Osmaniye ilimizde bin 10 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, vefat eden vatandaşlarımızdan 9’u sağlık çalışanımız olmuştur. Deprem sonucunda il genelinde 273 bina yıkılmış, 8 bin 809 bina ise ağır hasar almıştır. Sağlık altyapımız da afetten ciddi şekilde etkilenmiş; 7 sağlık tesisimiz ağır hasar görmüş ve yapılan teknik değerlendirmeler sonrasında yıkımları gerçekleştirilmiştir. Depremin hemen ardından yürütülen yoğun çalışmalar neticesinde, 27 Şubat 2023 tarihinde Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanemiz hizmete açılmıştır. Hastanemiz, yalnızca ilimize değil, depremden etkilenen çevre illerden gelen vatandaşlarımıza da sağlık hizmeti sunarak bölge hastanesi rolünü üstlenmiş; afet sonrası sağlık hizmetlerinin koordinasyonunda ve sunumunda kritik bir görev üstlenmiştir. Deprem sonrası süreçte sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve etkin şekilde sürdürülebilmesi amacıyla yapılan planlamalar kapsamında 10 sağlık tesisimiz tamamlanarak hizmete açılmıştır" diye konuştu. Osmaniye’de sağlık yatırımları sürüyor Sağlık konusunda yatırımların devam ettiğini söyleyen Ceviz, "Sadece ikinci ve üçüncü basamak değil, birinci basamakta da 6 ilçemiz ve merkezimizde birçok aile sağlığı merkezimizde hizmete açılmakta veya hizmete açılmış durumda devam etmektedir. Bunların dışında bu yıl içerisinde hizmete alınacak olan Kadir ilçemizde 100 yataklı devlet hastanesi ek binamız ve hemen yanında 20 ünitli Kadirli Ağız Diş Sağlığı Merkezimiz hizmete açılacaktır. Diğer bir ilçemiz Hasanbeyli’de de 10 yataklı devlet hastanemiz yine kısa bir süre içerisinde hizmete alınacaktır. Yarın itibariyle resmi açılışı yapılacak 5 aile sağlığı merkezimizin dışında bu yıl içerisinde 8 aile sağlığı merkezimizin daha ihale süreçleri ve yapım süreçleri devam etmektedir. Asrın feraketi sonrasında ilimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye, insan kaynağını artırmaya yönelik çabalarımız devam etmektedir" dedi.
Ankara Adalet Bakanı Tunç, İşyurtları’nın Kızılay satış mağazasında vatandaşlarla alışveriş yaptı Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu’nun Kızılay’daki satış mağazasını ziyaret etti. Mağazada vatandaşlarla birlikte alışveriş yapan Bakan Tunç, çalışanlara kolaylıklar diledi. Vatandaşlarla sohbet eden Bakan Tunç, ürünler hakkında da vatandaşlardan geri bildirim aldı. Alışveriş yaparken Bakan Yılmaz Tunç ile sohbet eden vatandaşlar ürünlerin kaliteli olduğunu, İşyurtları mağazalarından alışveriş yapmaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. İşyurtları eğitim ve üretim faaliyetleri hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Tunç, İşyurtları müdürlüklerinde hükümlü ve tutuklarının topluma kazandırılmaları için bir taraftan mesleki eğitimler verilirken bir taraftan da üretim yapıldığını kaydetti. Yılmaz Tunç, Ceza İnfaz Kurumlarındaki atölye ve tesislerde üretilen ürünlerin satış mağazalarında ve Türkiye’nin farklı illerinde düzenlenen fuarlarda vatandaşların beğenisine sunulduğunu belirtti. Hükümlü ve tutukların İşyurtları atölyelerinde öğrendikleri meslekleri tahliye olduktan sonra da kendi işlerini kurarak icra edebildiklerini aktaran Bakan Tunç, "Bugün Kızılay’daki İşyurtları Satış Mağazamızı ziyaret ettik. Tüm mağazalarımızda olduğu gibi burada da gıdadan giyime, ayakkabıdan hediyelik eşyaya varıncaya kadar birçok ürün kaliteli ve uygun fiyatlarla vatandaşlarımıza sunuyoruz. Amacımız ceza adaleti sisteminde bir yaptırımla karşı karşıya kalan hükümlü ve tutuklunun ıslahını gerçekleştirmek. Onları topluma kazandırmak. İşyurtları Kurumumuz vasıtasıyla oluşturduğumuz tesis ve atölyelerdeki üretim süreçlerinde onları kendi istekleriyle çalıştırıyoruz. Hem kendi ekonomilerine, hem de üreterek ülkemiz ekonomisine destek sağlıyorlar. Bu çalışmalarla bir meslek kazanmış ve o mesleği cezaları bittikten sonra dışarıda uygulayarak topluma kazanmış oluyorlar" dedi. 3 binden fazla atölye ve fabrikada 200’den fazla iş kolunda üretim yapıldığını vurgulayan Bakan Tunç, "Birinci amacımız ceza adaletine katkı sağlamak, toplumu suçtan korumak, toplumsal huzuru daha da kuvvetlendirmek, suç işleyen kişileri cezaevinden tahliye olduğunda artık suç işlemeyecek şekle getirmek. Bu süreçte üretim aşamasında ortaya çıkan ürünler uygun fiyatlarla ve kaliteli bir şekilde vatandaşlarımıza sunuyoruz. Gıdadan, hayvancılığa, süt ürünlerine, tekstile, mobilyaya, metal eşyaya varıncaya kadar aklınıza gelen insanın ihtiyacı olan her çeşit ürün İşyurtlarımızda üretiliyor. Bugün vatandaşlarımızın memnuniyeti de sohbetlerimizde gördük ve mutlu olduk" diye konuştu. Ceza ve İnfaz Kurumlarında hükümlülerin, infaz sonrası yaşamlarında topluma kazandırılmaları ve meslek edinmeleri amacıyla yürütülen 378 İşyurdu Müdürlüğü bulunuyor. Fabrika gibi çalışan 3 binden fazla atölye ve tesiste her yıl ortalama 70 bin hükümlü ve tutuklu çalışıyor. Mobilyadan tekstil ve konfeksiyona, metal işlerinden el emeği ürünlere, temizlikten kozmetiğe, inşaat ve onarım malzemelerinden gıda, tarım ve hayvancılığa kadar 200’den fazla iş kolunda üretilen ürünler Türkiye genelinde 97 satış mağazasında satışa sunuluyor.