SPOR - 09 Nisan 2026 Perşembe 18:02

21. İstanbul Yarı Maratonu 19 Nisan’da koşulacak

A
A
A
21. İstanbul Yarı Maratonu 19 Nisan’da koşulacak

21. İstanbul Yarı Maratonu, "En Hızlı Yarı, En Hızlı Sen" sloganıyla 19 Nisan Pazar günü koşulacak. Dünya Atletizm Birliği’nin Gold Label kategorisinde bulunan Avrupa’nın üç, dünyanın da 10 maratonundan biri olan Türkiye İş Bankası 21. İstanbul Yarı Maratonu, 19 Nisan Pazar günü yapılacak. 20 bin kişiye koşan maratonda kayıtlar daha sürerken rekor kırıldı. "En Hızlı Yarı, En Hızlı Sen" sloganıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile Spor İstanbul tarafından düzenlenecek Türkiye’nin en büyük yarı maratonunun tanıtım toplantısı İBB Dijital Deneyim Merkezi’nde yapıldı.


Toplantıya İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) Başkanı Dr. Ahmet Karadağ, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Zeynep Neyza Akçabay, İBB Spor İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Bilge Donuk ve İBB Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Dr. Barış Yıldız ile çok sayıda davetli ve medya mensubu katıldı.



Demir: "Kayıt rekoru kırıldı, sıra katılımda"


Toplantının açılış konuşmasını yapan İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir, Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu’nu bu yıl, "En Hızlı Yarı, En Hızlı Sen" sloganıyla, 19 Nisan Pazar günü 21. kez düzenleneceğini belirterek, "Dünya Atletizm Birliği’nin ‘Gold Label’ statüsünde yer alan maratonumuz, özellikle son 7 yılda değişen vizyonuyla ülkemizin en büyük, Avrupa’nın ilk 3 ve dünyanın da ilk 10 yarı maratonu arasına girmeyi başardı" dedi. Sportif olarak da her yıl katılımcı ve bitiren rekoru kırıldığını vurgulayan Prof. Dr. Demir, "Bugün itibarıyla iki farklı kategoride toplam 17.300 kayıt aldık. 106 farklı ülkeden 2.000 kişiyle yabancı katılımcı sayısında da yüzde 25’lik artışla, rekor kırmış durumdayız. Rekor katılımcı ve bitiren sayısıyla süreci tamamlayacağız" dedi.



"55 elit koşacak, son şampiyon geliyor"


İstanbul Yarı Maratonu’na bu yıl toplam 55 elit atletin yarışacağını kaydeden Demir, "Erkeklerde İstanbul’un son şampiyonu Alex Matata, ünvanını korumak için koşacak. Kadınlardaysa bu ay Paris’te, yılın en iyi 5. derecesini yapan Etiyopyalı Ftaw Zeray ve vatandaşı Asmarech Anley birincilik için yarışacak. 21. İstanbul Yarı Maratonu, Türkiye Atletizm Federasyonu’nun düzenlediği Türkiye Yarı Maraton Şampiyonası şampiyonlarını da belirleyecek. İstanbul’un; sporun özünde yer alan dostluk, barış ve kardeşliği en derin şekilde yaşatan bir spor kenti haline gelmesi bizim en büyük hedeflerimizden biri. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak İstanbul’un; sporun özünde yer alan dostluk, barış ve kardeşliği en derin şekilde yaşatan bir spor kenti haline gelmesi bizim en büyük hedeflerimizden biri. Tüm vatandaşlarımızı da 19 Nisan’da İstanbul Yarı Maratonu’na bekliyoruz" diye konuştu.



Karadağ: "106 ülkeden insanı buluşturmak sporun birleştiriciliğine örnektir"


Yarı maratonun aynı zamanda Türkiye şampiyonunu da çıkartacağını kaydeden, Türkiye Atletizm Federasyonu (TAF) Dr. Ahmet Karadağ, "Yol koşularının sayılarının artması, yerli ve yabancı çok sayıda koşucunun bu yarışmalara iştirak edip mücadele etmeleri, atletizm sporunun topluma yayılmasına çok büyük destek vermektedir. Bu hedefte İstanbul Maratonu ve İstanbul Yarı Maratonu gibi yüksek katılımlı organizasyonlara verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ederiz. Avrupa’da yalnızca üç yarı maratonun sahip olduğu Gold Label ünvanı, İstanbul Yarı Maratonu’nun uluslararası arenadaki saygınlığını açıkça ortaya koyuyor. Aynı zamanda bu yarışta milli sporcularımızın yer aldığı Türkiye Yarı Maraton Şampiyonası’nı da eşzamanlı olarak gerçekleştireceğiz. Bu yönüyle İstanbul Yarı Maratonu, hem uluslararası rekabetin hem de milli sporcularımızın performansının aynı anda sahneye çıktığı özel bir platform niteliği taşımaktadır. Dünyada 3 ülkenin bir araya gelip herhangi bir konuda anlaşması çok zor bir olay iken 106 ülkeden atletlerin bu organizasyonda buluşuyor olması, sporun birleştiriciliğine çok iyi bir örnektir" açıklamasında bulundu.



Lüle: "Yeni rekorlara sahne olan bir koşu olacağına inanıyorum"


İstanbul Yarı Maratonu’nun isim sponsorluğunu üstlenen İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, sporun bireylerin hayatına kattığı değer, birleştirici gücü ve toplum üzerindeki dönüştürücü etkisinin spora verdikleri desteğin temelini oluşturduğunu vurguladı. Cumhuriyetin 100. yılının kutlandığı 2023 yılından bu yana İstanbul Maratonu ve İstanbul Yarı Maratonu’nun isim sponsorluğunu üstlendiklerini hatırlatan Lüle, "İstanbul Yarı Maratonu elit atletlerin yanı sıra binlerce amatör sporcuyu da aynı heyecan etrafında buluşturuyor. Her katılımcı, kendi sınırlarını zorladığı, kendi hikâyesini yazdığı bir deneyimin parçası oluyor. Bu heyecana 19 Nisan’da hep birlikte tanık olacağız. Bu yıl da Tarihi Yarımada’nın benzersiz atmosferinde, unutulmaz anların yaşandığı, yeni rekorlara sahne olan bir koşu olacağına inanıyor ve katılacak tüm sporculara başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı.



Aslan: "Hedef dünya spor başkenti İstanbul"


İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, İstanbul’u dünyanın spor başkenti yapma hedefiyle çalıştıklarını söyledi. Aslan, "Olimpiyatlara ev sahipliği hedefimizle çok çalışmaya devam ediyoruz. Spor tesislerimizin sayısını 40’tan 70’in üzerine çıkardık. Her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye 13 milyon kez kullanım hizmeti sunuyoruz. 2019’da yüzde 13 olan İstanbul’un fiziksel aktivite oranı, bugün yüzde 37’nin üzerine çıktı" dedi.



"İstanbul’un iki prestijli dünya maratonu var"


Yakın geçmişte İstanbul’un iki defa UEFA Şampiyonlar Ligi finali, birer kez UEFA Kupası ve UEFA Süper Kupa finali, birer kez Dünya ve Avrupa Basketbol Şampiyonası, iki kez Euroleague finali, bir kez Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası ve 9 kez Formula 1 yarışı gibi çok sayıda uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptığını hatırlatan Aslan, "İstanbul ayrıca uluslararası prestiji yüksek iki organizasyona daha sahip: Türkiye İş Bankası İstanbul Maratonu ve Türkiye İş Bankası İstanbul Yarı Maratonu. Bir yanda İstanbul Boğazı, bir yanda Haliç Süleymaniye’nin gölgesi, diğer yanda Ayasofya ve Sultanahmet İstanbul Yarı Maratonu’nda sadece bir parkuru değil, binlerce yıllık bir tarihi koşuyorsunuz" sözlerini sarf etti.



"2027 Avrupa Oyunları’yla olimpiyat provası"


İstanbul’un gelecek yıl 2027 Avrupa Oyunları’na ev sahipliği yapacağını vurgulayan Aslan, "Bu organizasyon ile 5 bini aşkın sporcu, onlarca branşta yarışacak; bir "yarı olimpiyat" deneyimi yaşayacağız. Avrupa Oyunları, aday olduğumuz 2036 Yaz Olimpiyatları için de büyük bir prova niteliğinde olacak ve geride değerli bir miras bırakacak. İBB, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi başta olmak üzere, birçok paydaşla hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" dedi.


İBB Başkanvekili Nuri Aslan, tüm İstanbulluları 19 Nisan’da yapılacak İstanbul Yarı Maratonu’na davet ederek, sözlerini noktaladı.



Yarı maraton kayıt rekoru kırıldı


Türkiye İş Bankası 21. İstanbul Yarı Maratonu, 21 kilometre ve 10 kilometre olmak üzere iki kategoride koşulacak. 21K’ya 7 bin, 10K’ya da 11 bin kişi kayıt yaptırdı. 13 Nisan’a kadar sürecek kayıtlar sonunda katılımın 20 bini bulması bekleniyor.



8 bin yıllık tarih içinde koşacaklar


İstanbul Yarı Maratonu’nda bu yıl kişisel en iyi derecesi 67 dakikanın altında bulunan 5 kadın ve 61 dakikanın altında bulunan 11 erkek atletin de içinde bulunduğu toplam 55 elit atlet yarışacak. Sepetçiler Kasrı’ndan Tarihî Sirkeci Garı’na, Mısır Çarşısı’ndan Gülhane Parkı’na, Yeni Camii’den Sveti Stefan Kilisesi’ne kadar birçok eşsiz yapıyla 8 bin yıllık kültürel mirasa sahip Tarihi Yarımada’da koşulacak olan İstanbul Yarı Maratonu, Yenikapı’dan saat 09.15’te başlayacak ve tekrar bu noktada son bulacak.


İşte yarış parkuru: Yenikapı miting alanında start alacak yarışta koşucular, sahil yolu Kennedy Caddesi boyunca Kumkapı, Cankurtaran, Çatladıkapı, Sarayburnu, Sirkeci Işıklar, Eminönü’nden Karaköy istikametine saparak Galata Köprüsü’nü geçecek. Köprü bitimindeki ışıklardan "U" dönüşü yapacak yarış, Eminönü, Unkapanı, Cibali, Abdülezelpaşa Caddesi, Ayvansaray’dan sonra Haliç Köprüsü’ne varmadan Fatih ilçe sınırında yine bir "U" dönüşü yaparak ters istikamette aynı sahil yolunu izleyecek ve Yenikapı’da başladığı noktada son bulacak.


Maratona 16 yaş ve üzeri koşucular katılabilecek. Yaş sınırı 18’den 16’ya Türkiye’de ilk kez İstanbul Yarı Maratonu’nda düşürülmüştü.


10K katılımcıları ise Yenikapı’dan start alıp Sirkeci’den dönüş alarak başladıkları noktaya dönüp yarışı bitirecekler.



Yarış programı


04.30 - Tüm Parkurun Araç Trafiğine Kesilmesi


06.30 - 10K Alana Giriş


07.15 - 21K Alana Giriş


08.00 - 10K Yarış Başlangıcı


08.30 - 10K Şampiyonunun Tahmini Finiş Zamanı


09.15 - Elit Atlet ve 21K Yarış Başlangıcı


09.30 - 10K Yarışının Sona Ermesi


10.15 - 21K Şampiyonunun Tahmini Finiş Zamanı


11.00 - Ödül Töreni


11.05 - Balat’ın Trafiğe Açılması


11.45 - Sirkeci’nin Trafiğe Açılması


12.40 - 21K Yarışının Sona Ermesi


12.50 - Master Atletler Ödül Töreni


13.30 - Yenikapı’nın Trafiğe Açılması



Şampiyonlar 15’er bin dolar kazanacak


Türkiye İş Bankası 21. İstanbul Yarı Maratonu’nda şampiyon olacak erkek ve kadın atletlere 15’er bin dolar ödül verilecek. İlk sekize giren erkek ve kadın atletlere toplamda 106 bin dolar ödül dağıtılacak.


Yarı maratonda dereceye giren atletlere verilecek para ödülleri ise şu şekilde dağılıyor:


1. 15 bin dolar


2. 10 bin dolar


3. 8 bin dolar


4. 6 bin dolar


5. 5 bin dolar


6. 4 bin dolar


7. 3 bin dolar


8. 2 bin dolar


Parkur ve dünya rekorları için de ilave para ödülleri olacak. Buna göre erkeklerde 59:15’i, kadınlarda da 01:04:02’yi geçecek atlet olması halinde 3 bin dolarlık ilave ödül verilecek. Dünya rekoru kırılması halinde atlet, 10 bin dolarlık bonusun da sahibi olacak.



Türk atletlere toplam 360 bin TL


Türkiye İş Bankası 21. İstanbul Yarı Maratonu 21K kategorisindeki Türk atletler arasında ilk 5’e girecek kadın ve erkek sporcular toplam 360 bin lira tutarında para ödülüne hak kazanacak. Türkiye İş Bankası tarafından verilecek ödüllerin dağılımı şu şekilde olacak:


1. 50 bin lira


2. 40 bin lira


3. 35 bin lira


4. 30 bin lira


5. 25 bin lira


Bunların dışında 11 ayrı yaş kategorisinde kadınlarda ve erkeklerde ilk 5’e giren katılımcılara da toplam 1 milyon 144 bin lira ödül dağıtılacak.



21. İstanbul Yarı Maratonu 19 Nisan’da koşulacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Rize Trendyol Süper Lig: Çaykur Rizespor: 3 - Samsunspor: 0 (İlk yarı) Trendyol Süper Lig’in 27. hafta erteleme maçında Çaykur Rizespor, Samsunspor’u ağırlıyor. Karşılaşmanın ilk yarısı ev sahibi ekibin 3-0 üstünlüğü tamamlandı. Maçtan dakikalar (İlk yarı) 38. dakikada ceza sahsının dışında ortada topla buluşan Ali Sowe’un sağ kanada çıkardığı pasında topla buluşan Augusto’nun şutunda meşin yuvarlak filelerle buluştu. 1-0 44. dakikada sağ kanattan Hojer’in kullandığı köşe atışında ceza sahası içinde Laçi’nin çevirdiği topu Mocsi ağlara yolladı. 2-0 45+2. dakikada sol kanatta topla buluşan Hojer’in ortasında ceza sahası içinde Laçi’nin şutunda meşin yuvarlak filelere gitti. 3-0 Hakemler: Atilla Karaoğlan, Erkan Akbulut, Suat Güz Çaykur Rizespor: Fofana, Mocsi, Hojer, Mihaila, Ali Sowe, Olawoyin, Taylan Antalyaslı, Laçi, Sagnan, Augusto, Mithat Pala Yedekler: Erdem Canpolat, Papanikolaou, Halil Dervişoğlu, Buljubasic, Pierrot, Efe Doğan, Taha Şahin, Emir Ortakaya, Furkan Orak, Emrecan Bulut Teknik Direktör: Recep Uçar Samsunspor: Okan Kocuk, Mendes, Van Drongelen, Elayis Tavşan, Ntcham, Tomasson, Ndiaye, Holse, Brevkovic, Makoumbou, Coulibaly Yedekler: Mouandilmadji, Diabate, Zeki Yavru, Yalçın Kayan, Enes Albak, Soner Gönül, Efe Yiğit Üstün, Efe Berat Töruz, Yunus Emre Çift, Sousa Teknik Direktör: Thorsten Fink Goller: Augusto (dk. 38), Mocsi (dk. 44), Laçi (dk. 45+2) (Çaykur Rizespor) Kırmızı kart: Thorsten Fink (Samsunspor) Sarı kart: Tomasson (Samsunspor)
Sakarya Enes Zengin: "Biz bir enkaz aldık" Sakaryaspor Kulüp Başkanı Enes Zengin, Rüstemler Tesisleri’nde düzenlediği basın toplantısında kulübün mevcut mali durumu, ödenen borçlar ve sportif geleceğe dair önemli açıklamalarda bulundu. Göreve geldiklerinde kulübün büyük bir kaos içerisinde olduğunu belirten Zengin, sistem anlamında devraldıkları tabloyu "enkaz" olarak nitelendirdi. "324 milyon lira borçla devraldık" Kulübün mali yapısına dair detaylı rakamlar paylaşan Başkan Enes Zengin, "Biz geldiğimizde mevcut futbolculara 223 milyon borç vardı. 101 milyonda acil olarak ödenmesi gereken FIFA, federasyon, personel ödemesi gibi bir borç vardı. Yani toplam 324 milyon borç vardı. Acil ödenmesi gereken FIFA dosyalarını ödemeseydik 3 dönem kalıcı transfer yasağı gelecekti. Aslında biz durumu kurtardık. O gün acil olan 60 milyon civarı parayı toparlayıp ödedik. Öncelikle şunu söyleyeyim, geldiğimiz dönemden bugüne 132 milyon civarı bir para ödendi. 1 Ocak’tan bu güne kadar. 132 milyon olan bu paranın 86 milyon 380 bin lirasını biz kendimiz yönetim olarak toparlayıp ödedik. Bunun geri kalanını Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Yusuf Alemdar’ın gösterdiği sponsorlar ve desteklerden ödedik" dedi. "Biz bu işe gönül verdik" Sportif başarısızlık nedeniyle taraftar kadar üzgün olduklarını ifade eden Zengin, "Olduğumuz durum üzücü bir durum. Biz de en az Sakaryaspor taraftarı kadar üzgünüz. Biz gerçekten gönül esaslı yapıyoruz bu işi. Biz bir şeylerin peşinde olduğumuz için yapmadık bu işleri, gerçekten gönül esaslı yaptık. Yenildiğimizde biz de üzüldük, hatta Vanspor maçında attığımız ikinci golde birbirimize sarılıp ağladık biz. Arkadaşlar biz bir enkaz aldık. Sakaryaspor tabii ki hiçbir zaman enkaz olamaz ancak sistem anlamında biz ilk devir aldığımızda 8 futbolcu birkaç gün sonra boşa çıkıyordu. Boşa çıkan futbolcular var, bundan 5 gün sonra maçımız vardı" diye konuştu. "Sorumluluğu ben ve yönetimim üstümüze alıyoruz" Kulübün geleceği ve muhtemel senaryolar hakkında net mesajlar veren Zengin, "Bizim işimiz bu saatten sonra Sakaryaspor’dur. Önceliğimiz de Sakaryaspor’dur, ailemiz de Sakaryaspor’dur. Hedefimiz, eğer matematiksel olarak düşmedik evet. Eğer böyle bir şey olursa bu sorumluluğu ben ve yönetimim üstümüze alıyoruz. Bu takımı biz düştüğü yerden Allah’ın izniyle birlik olarak, gerçekten Sakaryaspor’u sevenlerle, biz birlik olursak, gerekirse dışarıda oynarız stadımız olmaz. Gerekirse kaldırımda maç izleriz. Ama Sakaryaspor hiçbir zaman sahipsiz kalmaz" şeklinde konuştu.
İstanbul Türk Hava Yolları, üst düzey yönetim kurulunda yeni atamalarda bulundu Türk Hava Yolları (THY), üst düzey yönetim kurulunda yeni isimlerin göreve başladığını duyurdu. Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamayla ayrılan isimlerin yerine yönetim kurulunda münhal bulunan 3 kişinin getirildiği açıklandı. THY, üst düzey yönetim kurulunda yeni isimlerin göreve başladığını duyurdu. THY’de Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat ile Genel Müdür Bilal Ekşi, bugün yapılan Yönetim Kurulu Toplantısı sonrası emekli olarak şirket yönetimindeki görevlerinden ayrıldı. Toplantıda alınan bir diğer karar ile Prof. Dr. Mecit Eş’in de Yönetim Kurulu Üyeliği sona erdi. İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat emekliye ayrılarak yerini Prof. Dr. Murat Şeker’e bıraktı. İcra Komitesi Üyesi Ramazan Sarı istifa ederek ayrıldığı ifade edilirken Genel Müdür Bilal Ekşi’nin ise emekliye ayrıldığı ve yerine Ahmet Olmuştur’un atandığı kaydedildi. Halihazırda Muhasebe ve Mali Kontrol Başkanı olarak görev yapan Metin Gülşen, Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. 1. Bölge Satış Başkanı olarak görev yapan Harun Baştürk’ün ise Ticari İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandığı kaydedildi. Üst düzey yönetim değişikliği için KAP’a yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Ortaklığımız İcra Komitesi Başkanı ve İcra Komitesi Üyesi Sayın Prof. Dr. Ahmet Bolat emekli olmak, İcra Komitesi Üyesi Ramazan Sarı istifa etmek suretiyle görevlerinden ayrılmışlardır. Ortaklığımız Yönetim Kurulu’nca münhal bulunan İcra Komitesi Başkanlığı’na Sayın Prof. Dr. Murat Şeker’in, münhal bulunan İcra komitesi Üyeliklerine Sayın Ahmet Olmuştur ve Sayın Metin Gülşen’in atanmalarına karar verilmiştir." Genel Müdür Bilal Ekşi’nin yerine Ahmet Olmuştur’un getirilmesiyle ilgili yapılan açıklamada ise, "Ortaklığımızda Genel Müdür olarak görev yapan Sayın Bilal Ekşi’nin emekli olarak ayrılması sebebiyle Ortaklığımız Yönetim Kurulu’nca, Genel Müdür (Ticari) Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Ahmet Olmuştur’un Genel Müdür olarak atanmasına; Muhasebe ve Mali Kontrol Başkanı olarak görev yapan Sayın Metin Gülşen’in Genel Müdür (Mali) Yardımcısı olarak atanmasına; Satış Başkanı (1.Bölge) olarak görev yapan Sayın Harun Baştürk’ün Genel Müdür (Ticari) Yardımcısı olarak atanmasına karar verilmiştir. Türk Hava Yolları olarak aramızdan ayrılan Sayın Bilal Ekşi’ye Ortaklığımıza yaptıkları değerli katkılar için teşekkür ediyor, bundan sonraki iş yaşamında başarılarının devamını diliyoruz. Sayın Ahmet Olmuştur’a, Sayın Metin Gülşen’e ve Sayın Harun Baştürk’e yeni görevlerinde başarılar diliyoruz" ifadelerine yer verildi.
Ankara Bakan Fidan: "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmeler" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’da bir araya geldi. Gerçekleşen görüşmenin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, ABD ve İran arasında gerçekleşen ateşkes ve İsrail’in Lübnan’ın saldırıları hakkında konuştu. "Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz" Görüşmede bölgedeki sıcak gelişmeleri tekrar etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını söyleyen Fidan, "Malumunuz, bölgemiz gerçekten çok sıcak günlerden geçiyor. Her türlü istişareye, dayanışmaya, görüş alışverişine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu Türkiye olarak bizi bölgemizle daha fazla eş güdüm içerisinde olmaya bir bakımdan mecbur kılıyor. Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın eş güdüm hâlinde yoğun gayretlerimizi kararlılıkla ilerletiyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir" Bölgenin, 28 Şubat’ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Fidan, "Küresel ölçekte ciddi etkiler oluşturan bu savaş karşısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde komşularımızla ve ortaklarımızla yakın bir iş birliği ve temas trafiği içerisinde bulunduk. Bu temaslarımızda savaşa nihai bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tuttuk ve bunun için çalıştık. Bu çerçevede, kardeş Pakistan’ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan iki haftalık ateşkesi büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin sahada Lübnan’ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz. Bu çerçevede, Pakistan’da başlayacak görüşmelerde tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalıdır. İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir. Özellikle dünya kamuoyunun da İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda bulunması gerekmektedir. Ayrıca İran ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayandırılarak normalleşmesi de dahil olmak üzere bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ediyoruz. Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" diye konuştu. "Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacaktır" Bölgede kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından birinin de Suriye’nin istikrarı olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Suriye halkı 14 yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele etmiş ve 8 Aralık 2024’te tarihi bir devrime imza atmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz, devrimden bugüne kadar geçen kısa süre içerisinde ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden imarı yolunda sabırla ve azimle ilerlemiş, istisnai bir başarı kaydetmiştir. Gelinen noktada, Suriye’nin bölgemizdeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliği açıktır. Son dönemde Suriye ile yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amaç yatmaktadır. Suriye’nin sürdürülebilir istikrara kavuşması sürecinde kaydedilen ilerlemenin olumsuz etkilenmemesi önceliğimizdir. Türkiye, bu yönde yürüttüğü çabalarda Suriye’nin her zaman yanında olacaktır. Suriye ile derdimiz ve tasamız birdir; mutluluğumuz ortaktır. Güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu sürecin kesintiye uğramadan, Suriye’nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacaktır. Bölgemizde süregelen krizler karşısında Suriyeli kardeşlerimizin kapsayıcı bir anlayış etrafında birleşip ülkeyi ileriye taşımaya odaklanması aklıselimin gereğidir" dedi. "İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır" Bölgedeki barışın önünde en büyük engelin İsrail olduğuna vurgu yapan Bakan Fidan, "Uluslararası toplumun artık net bir şekilde idrak etmesi gereken hakikat şudur; İsrail yayılmacılığı sona ermedikçe Orta Doğu’da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin inşası mümkün olmayacaktır. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık bir dur denmelidir. Netanyahu hükümeti bugün hala savaş bahanesiyle Gazzelileri kıtlık koşullarına mahkum etmekte, Batı Şeria’daki iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz adımlarına her gün bir yenisini eklemekte, Doğu Kudüs’te ibadet özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtlamaktadır. İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır. Bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan Lübnan’da çocuk veya sivil gözetmeksizin sürdürülen İsrail saldırıları yüzlerce cana mal olmakta, bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklemektedir. İsrail’in Lübnan’daki işgalini sonlandırılması ve sivil halkın korunması ertelenemez bir öncelik haline gelmiştir. Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum; Netanyahu hükümetinin bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmemelidir" ifadelerini kullandı. Antalya Diplomasi Forumu’na Cumhurbaşkanı Şara’nın da katılacağını duyuran Dışişleri Bakanı Fidan memnuniyet duyduklarını da ifadelerine ekledi. "Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizmadır" ABD ve İran arasındaki ateşkese ve savaşın bitmesi için gerçekleştirilmesi planlanan görüşmelere dair de konuşan Bakan Fidan, "Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizmadır. Bir ateşkes eşliğinde bu görüşmelerin yapılıyor olması, aslında çok uzun tartışmalardan sonra, savaş devam ederken tarafların mutabık kalabildiği bir husus olmuştur. Biliyorsunuz, iki görüş vardı: ‘İlk önce tam kapsamlı bir anlaşmaya varalım, sonra ateşkes olsun’ ve ‘Önce ateşkes olsun, sonra anlaşmaya varalım’ görüşleri. Sonra ortada birleşildi. Denildi ki, ‘Ön çerçevede mutabık kalalım ve tartışacağımız konuları, ateşkesle beraber hayata geçirelim’ şeklinde bir orta yol bulundu. Bunun için de cumartesi günü görüşmeler başlayacak. Burada Pakistanlı kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten her türlü çabayı ortaya koydular. Taraflar tıkandığı zaman gerek biz gerek onlar sürekli sahnedeydi. ‘Nasıl açarız, nasıl daha iyi çözümler getiririz, her iki tarafı da dengeli tutabilecek, sürecin içinde tutabilecek ne yapabiliriz?’ hep bunun arayışı içerisinde olduk. Gerçekten son üç dört hafta, sürekli yoğun diplomasi ve bir akıl oyununun oynandığı bir süreç oldu. Ama daha olayların çok başındayız" ifadelerine yer verdi. "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı" Ateşkes ve gerçekleşecek barış görüşmelerinin sabote edilememesi gerektiğini söyleyen Fidan şöyle devam etti: "Biliyorsunuz, dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmeler. Şunu hatırlatmak isterim, tartışılacak olan konular çok zor başlıklar. Bunların bir kısmı daha önce Amerika ile İran arasında yapılan görüşmelerde çok sık tartışılmış konulardı. Burada bir yere varılmıştı, bir anlayış birliği oluşmuştu. Özellikle nükleer konularda. Ama şu anda orada bile birtakım git-gellerin olduğunu görebiliyoruz. Özellikle zenginleştirme konusunda. Ben burada şu anda bir pozisyon belirtmek istemiyorum ki taraflar bu konuda daha rahat ve esnek hareket edebilsinler. Ama nükleer konu, en fazla tartıştıkları konuydu. O konuda bile görüş farklılıkları olabilir. Onun dışında, daha önce tartışmadıkları ama bu savaş vesilesiyle devreye giren yeni hususlar var. Bunlardan birisi Hürmüz Boğazı’nın bundan sonraki durumu ve seyrüsefer emniyetinin geleceğidir. Çünkü Hürmüz Boğazı sadece Körfez ülkelerini değil, bütün küresel ekonomiyi çok yakından ilgilendiren bir geçiş noktasıdır. Bunu bütün dünya, son bir aylık savaş sürecinde çok net bir şekilde hissetti ve gördü." "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz" Bölgesel güvenliğin sağlanmasının da önemli olduğunu belirken Bakan Fidan, "Bölge ülkeleri ile İran’ın da bu vesileyle bir uzlaşma zeminine gitmesi ve aralarında bulunan örtülü veya açık ne kadar problemli alan varsa çok açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konması ve bunun da bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Türkiye olarak biz, son 1,5-2 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz. Bunu taraflara ifade etmekteyiz. Taraflar, özellikle bölgedeki Arap ülkeleri, bir kısmı Körfez’de, bir kısmı Körfez dışında olan ülkeler, İran ile olan sorunlarını dışarıdan aktör çağırarak halletme arayışları, buna mukabil İran’ın bölgede vekil unsurlar aracılığıyla yayılma girişimleri, her zaman için bölgede çok ciddi gerilimlere sebep olmuştur. Biz, bölgesel sahiplenme prensibinden hareketle, tarafların bir araya gelerek, bölgenin evlatları olarak, artık bölgede bulunan ulus devletlerin sınırları belli, bayrakları belli, bulundukları yerler belli olduğu bir düzende, herkesin birbirine saygıyı, egemenliğe saygıyı, toprak bütünlüğüne saygıyı deklare edeceği ve bunun etrafında güvenlik ve kalkınma gibi alanlarda iş birliğini ilerletecek bir mekanizmayı esas görüyoruz. Bunu yapabiliriz ve yapmalıyız. Esasında bu savaş çıkmasaydı, Türkiye bu konuda ileri adımlar atma yönünde ilerliyordu. Çünkü bölgedeki müttefiklerimiz de, ortaklarımız da ve dostlarımız da buna ikna olmuşlardı. Artık bölge savaşlardan yoruldu, bölge işgallerden yoruldu, bölge terörden yoruldu, bölge iç savaşlardan yoruldu, bölge kandan yoruldu. Bölgenin, ilk başta Müslümanların, bölgenin evlatlarının bir arada barış ve huzur içinde yaşaması gerekmektedir" dedi. Gerçekleştirilecek görüşmeler için iki haftanın yeterli olamayabileceğinden bahseden Fidan, tarafların mutabık kalmasıyla ateşkesin devam edebileceğini ve böylelikle görüşmelerinde devam edeceğini söyledi. Tüm dünyanın ilgisinin bu görüşmede olacağını dile getiren Fidan, ayrıca bu savaşın bitmesi konusunda tüm dünyanın ortak bir fikre sahip olduğunu belirtti. "Her türlü provokasyon, zorlama ve engelleme vardır; ancak biz ısrarla bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz" Filistin meselesiyle ilgili sorulan bir soruya da cevap veren Fidan, "Gazze’de yürüyen görüşmelerle ilgili bu savaşın başından beri biliyorsunuz, bir konuya dikkat çektik. Bu savaş devam ederken ve buna ilişkin gayretlerimizi yoğunlaştırırken, lütfen dünya kamuoyu Gazze’de olup bitenden de dikkatini almasın. Çünkü bunu yaptığınız anda İsrail’in suistimal etme mekanizması devreye giriyor. Biliyorsunuz, Gazze barış planının uygulanmasında çeşitli aşamalar ortaya konmuştu. Birinci aşamada, belli taraflara düşen yükümlülükler var. Ara bulucular olarak, bunların taraflar tarafından hayata geçirilmesi için çalışmaya başladık. Şimdi bu esnada yeni oluşturulan Gazze heyetinin de işin içinde şu anda aktif rol aldığını görüyoruz. Özellikle Gazze’den sorumlu yüksek temsilci Nikolay Miladinov ve ofisinin de işe başladığını görüyoruz. Biliyorsunuz, Hamas heyeti geçtiğimiz hafta Türkiye’ye geldi. Ondan önce de Türkiye’ye gelmişti. Bizler kendileriyle uzun uzun görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da birinci toplantıdan sonra bir kabulleri oldu. Kendileri de bilgilendirme yaptılar. Şimdi şöyle bir durumdayız: Birinci aşamanın uygulanmasında birtakım problemler var. Hamas, kendine düşeni büyük ölçüde yerine getirdi. Ama İsrail’in bu aşamada, birinci aşamayla ilgili belli sözlere bağlı kalmadığına ilişkin veriler ve bulgular var. Hamas, haklı olarak, ikinci aşamaya geçmeden önce birinci aşamada İsrail tarafından yapılmamış hususların hayata geçirilmesi konusunda ısrarcıdır. Ondan sonra ikinci aşamaya geçelim yaklaşımı söz konusudur. Bunlar nelerdir? Ağırlıklı olarak birçok konu var. Bunların başında insani yardımlara ilişkin miktarların, söz verildiği veya anlaşmada öngörüldüğü gibi olmaması gelmektedir. İkincisi, hasta hareketliliğine ilişkin sınır kapılarının açık tutulması, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açık tutulmasına ilişkin politikanın hala istikrara kavuşmamış olmasıdır. Diğer taraftan, Gazze’lilerden müteşekkil 15 kişilik teknik yönetim heyetinin hala Gazze’ye girip yönetimi devralmamış olması gibi birinci aşamaya ilişkin tamamlanmamış konular vardır. Şu anda heyetlerimiz Kahire’dedir. İkinci görüşme için tekrar bir araya gelmek üzere çalışmaktadırlar. Heyetler hem ara bulucular kendi aralarında bir araya gelmektedir hem de Hamas ile bir görüşme yapılması, mümkünse planlanmaktadır. Bu da ikinci aşamaya doğru nasıl gidileceğini görmek içindir. Biz diplomasiden, diyalogdan umudumuzu kesmiyoruz. Bütün gücümüzle bu alana asılıyoruz. Bütün ortaklarımızla beraber bu işi koordine ediyoruz. Her türlü provokasyon, zorlama ve engelleme vardır; ancak biz ısrarla bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz" "İstikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz" Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de, toplantının çok zor bir süreçte gerçekleştiğini ifade ederek, "Bölgemizde farklı farklı gelişmeler görüyoruz. Özellikle Suriye’nin ileri ve gelişimi sırasında. Tabii bizim ilişkilerimiz özellikle kazan kazana bağlı bir ilişkilerdir ve stratejik ilişkilerimiz gittikçe gelişiyor Türkiye ile. Ankara’da güvenilir ve bağlı bir şekilde bir işbirliği ortak bulduk. Biz de böylelikle istikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda kardeş Türkiye ülkesi ile birlikte enerji, ticaret, altyapı gibi alanlarda büyük bir işbirliği içerisindeyiz. Böylelikle bütün tehditleri de bertaraf etmekteyiz" dedi. "Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya sadık kalacağımızı belirtmek istiyorum" Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin enerji konusu olduğuna değinen Şeybani, Hazar Denizi ve Akdeniz’deki işbirliğinin artacağını vurguladı. Burada gerçekleştirilecek projenin önemine değinen Şeybani, "Buradaki gerçekleştireceğimiz projeler de her iki ülke için çok büyük bir önem arz etmektedir. Ülkenin müesseselerini yeniden inşa etmek, hızlı bir şekilde ilerlemekte. Ve şunu söylemem gerekir ki ilk parlamentoyu Suriyeliler için Haseke’de başlayacaktır. Böylelikle yakında bu parlamentonun ilk oturumu gerçekleştirilmiş olacağız. Biz de Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya tamamen sadık kalacağımızı buradan bir kez daha belirtmek istiyorum. Böylelikle hem sınırlar, petrol kuyularıyla ilgili tüm anlaşmaları yerine getiriyoruz" diye konuştu. "Bütün Suriye oluşumlarını tek çatı altında olmasına önem veriyoruz" Suriye’de tek ülke, tek ordu ve egemenliği inşa edeceklerini vurgulayan Şeybani, "Hem Kürt kardeşlerimize de hem de bütün Suriye oluşumlarının tek çatı altında olmasına önem veriyoruz. Hem güvenlik ve askeri cihazların da birlikte olması bizim için de gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Tabii bizim ulusal çabalarımız da uluslararası çabalarımızla bağlıdır. ABD ve İran arasındaki bu barış gerçekten çok önemlidir. Böylelikle bölgedeki istikrarı destekleyecektir. Sayın basın mensupları, Suriye 14 yıl boyunca çok büyük bir kayıp vermiştir. Ne yazık ki milyonlarca şehitler ve milyonlarca göç verdik. Bundan dolayı büyük bir etki altında kalmıştık. Ancak biz tekrar yeniden ayağa kalkmalıyız. Bu tür durumların bir daha ileride engellenmesi için çabalarımızı sarf etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bölgedeki ülkelerin birbirlerinin egemenliğini koruması gerekiyor" şeklinde konuştu. İsrail’in bölgede hale genişlediğine dikkati çeken Şeybani, "İsrail bazı bölgeleri halen genişlemekte. Hem havadan hem de karadan saldırılarına ve ihlallerine devam etmektedir. Tabii biz de ABD’nin arabuluculuğuyla güvenlik bir anlaşmayı sağladık. Ancak İsrail’in ne yazık ki gelişimci politikalarıyla bu da baltalanmış oldu. Biz de tekrar ABD’yi ve uluslararası toplumu 1974 anlaşmasına sadık kalmalarını davet ediyoruz. Ve nitekim böylelikle Suriye daha iyi bir şekilde önümüzdeki dönemde ilerleyecektir. Son olarak da Türkiye hükümetine bizleri stratejik bir şekilde destekledikleri için teşekkür ediyoruz. Yeni Suriye her zaman gelişmeye hazır olacaktır, yatırımlara hazır olacaktır" dedi.
Samsun "Orta Karadeniz Kariyer Fuarı" 25 bin ziyaretçiyi ağırladı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü (İŞKUR) koordinasyonunda, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde ve bölge üniversitelerinin paydaşlığında "Gençliğin Üretim Çağı" mottosuyla düzenlenen "Orta Karadeniz Kariyer Fuarı" 25 bin ziyaretçiyi ağırladı. Kampüs tarihinin en hareketli günlerinden birine sahne olan OMÜ’de, bu yıl beşincisi gerçekleştirilen fuara ilgi yoğun olurken, etkinliğin iki gününde toplam 25 bin ziyaretçi fuarı gezdi. Fuar kapsamında; söyleşi, sunum, panel, atölye, simülasyon ve yarışma olmak üzere toplam 38 etkinlik gerçekleştirildi. 100’den fazla kurum ve kuruluşun öğrenciler ve mezunlarla bir araya geldiği organizasyonda, 60 konuşmacı tarafından gerçekleştirilen etkinlikler gençlerin kariyer planlamalarına katkı sağladı. Yarışmalarda dereceye girenlere ödülleri verildi Fuar, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde (AKM) düzenlenen hackathon ve sürdürülebilirlik yarışmalarında ödül alan ve finale kalan yarışmacılara hediyelerinin verilmesi amacıyla gerçekleştirilen kapanış programıyla sona erdi. Kapanış programına; OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Samsun Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Gökhan Dürümlü, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Alper Kesten, Prof. Dr. Çetin Kurnaz ve Prof. Dr. Ayşe Pınar Sumer, Genel Sekreter Prof. Dr. Erhan Burak Pancar ile çok sayıda kurum, kuruluş ve firma temsilcisi, sivil toplum kuruluşu yetkilisi, vatandaş ve öğrenci katıldı. Programda ayrıca organizasyona destek veren 31 sponsor firmaya plaketleri takdim edildi. Katılımcılara, OKAF’26 sürecini yansıtan video gösterimi sunuldu. Plaket ve teşekkür belgeleri, Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın ve Samsun Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Gökhan Dürümlü tarafından takdim edildi. Program, protokol üyelerinin sponsorlar ve ödül alan yarışmacılarla gerçekleştirdiği toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.