KÜLTÜR SANAT - 25 Nisan 2026 Cumartesi 16:18

106 yıllık Karaköy Palas yeniden kapılarını açtı

A
A
A
106 yıllık Karaköy Palas yeniden kapılarını açtı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bakanlık olarak, kültür varlıklarımızın restorasyonuna gösterdiğimiz hassasiyet sadece onarmakla sınırlı kalmayıp işlevsellik kazandırmak suretiyle daima hayata dahil etme, şehre ve insana hizmet sunma önceliğinde şekillenmektedir" dedi.


İstanbul’un kültür sanat hayatına yeni bir soluk kazandıran Karaköy Palas, uzun yıllar farklı işlevlerle kullanılan bir yapıdan çağdaş üretim ve etkileşim alanına dönüştürülerek yeniden kapılarını açtı. Kültür Medeniyet Vakfı (KÜME) tarafından hayata geçirilen dönüşümle birlikte 106 yıllık yapı, sanatçılar ve sanatseverler için yeni bir buluşma noktası olarak konumlandırıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla gerçekleştirilen program, KÜME Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ile Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah Eren’in ev sahipliğinde düzenlendi. İstanbul Valisi Davut Gül, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu Başkan Vekili, akademisyen ve yazar Prof. Dr. İskender Pala ile Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) Mütevelli Heyet Başkanı Sümeyye Erdoğan Bayraktar da programda yer aldı.


Açılışta, ArtıKÜME 2025 seçkisi ile vakfın veri temelli kültürel bellek çalışması olan ODAK projesi ve "ODAK 2025" basılı seçkisinin tanıtımı yapıldı. KÜME tarafından organize edilen program farklı disiplinlerden sanat üretimlerini bir araya getiren kapsamlı bir içerikle gerçekleştirildi.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuşmasında Karaköy Palas’ın yeniden işlevlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, "Bakanlık olarak, kültür varlıklarımızın restorasyonuna gösterdiğimiz hassasiyet sadece onarmakla sınırlı kalmayıp işlevsellik kazandırmak suretiyle daima hayata dahil etme, şehre ve insana hizmet sunma önceliğinde şekillenmektedir" dedi.


Bir milletin tarihi ve kültürel belleğinin farklı alanlarda kayıt altına alındığını belirten Ersoy, sanatın bu belleğin en önemli taşıyıcılarından biri olduğunu vurguladı. Sanatın; toplumun birikimini, yaşanmışlıklarını ve değerlerini yansıtan güçlü bir alan olduğunu ifade eden Ersoy, gelenekselden çağdaşa uzanan üretimlerin köklerden beslendiğini dile getirdi.



ArtıKÜME ve Odak projelerine özel vurgu


Kültür Medeniyet Vakfının (KÜME), ArtıKÜME Sanat Destekleri Programı ve ODAK projesine değinen Ersoy, bu çalışmaların kültür-sanat alanında önemli bir sorumluluk bilinciyle hayata geçirildiğini ifade etti. Sanatseverlerin beğenisine sunulan ArtıKÜME 2025 seçkisinin 25 projeden oluşan geniş bir yelpazeyi kapsadığını belirten Ersoy, farklı disiplinlerin aynı zeminde buluşturulduğunu söyledi.


ODAK projesinin ise sanat üretimi ve etkinliklerin sistematik biçimde kayıt altına alınması açısından önemli bir işlev üstleneceğini belirten Ersoy, bu yapının hem sanatçılar hem de araştırmacılar için kapsamlı bir rehber niteliği taşıyacağını ifade etti.



Kültür sanatta dijital ve geleneksel hamleler


Bakanlık olarak kültür-sanat alanında yürütülen çalışmalara da değinen Ersoy, farklı sanat dallarını destekleyen yarışmalar, sergiler ve projelerle sanatçılara alan açıldığını belirtti. Ersoy, aynı zamanda dijitalleşme kapsamında geliştirilen veri tabanları ve envanter projeleriyle kültürel mirasın kayıt altına alındığını ve erişimin kolaylaştırıldığını ifade ederek şu ifadeleri kullandı:


"Sanat Eserleri Yönetim Bilgi Sistemi, Müze Ulusal Bilgi Sistemi, Türk İslam Dönemi Mezar Taşları ve Kitabeleri Ulusal Envanter Projesi, Tarihi Eserlerin Güvenliği İçin Kimliklendirilmesi Projesi, Yazma Eserler Veri Tabanı gibi dijital dünyanın ve teknolojik gelişmelerin gerektirdiği adımları da atıyoruz. Hem sahip olduğumuz eser, bilgi ve birikimi güvence ve kayıt altına alıyoruz hem de gerek ilgili vatandaşlarımızın gerekse araştırmacı ve akademisyenlerimizin bilgiye hızla ve en geniş ölçekte ulaşabilmelerini mümkün kılıyoruz."



KÜME ve Bayraktar vurgusu


Konuşmasında KÜME’nin kurumsal yapısına ve çalışmalarına da değinen Ersoy, vakfın çok katmanlı üretim ve düşünce zemini oluşturduğunu ifade etti. Selçuk Bayraktar’ın gençler için rol model olduğunu vurgulayan Ersoy, Bayraktar ailesinin yürüttüğü projelerin Türkiye’nin geleceği açısından önemine dikkat çekerek "Gençlerimize rol model olarak çizdiği yol, gösterdiği hedefler ve bunu ulaşılmaz bir birey olarak değil gençlerimizin Selçuk abisi olarak yapması çok ama çok değerli.Malumunuz bu ülkenin çocuklarının özgüvenine çok uzun yıllar sürekli şekilde saldırıldı. Yapamazsın, başaramazsın diyerek; uğraşmana değmez, ne gerek var söylemleriyle yolları kesildi. Sayın Cumhurbaşkanımızın millî ve yerli üretim vizyonu, hayata geçirilen milli teknoloji hamlesi çocuklarımızın önüne çekilen bu seti yıkmıştır. Rahmetle ve saygıyla andığımız merhum Özdemir Bayraktar o sete en güçlü, en etkili darbeyi vurmuş; onun açtığı yolda Baykar yükselmiş, dünyanın en iyisini ve ilkleri yaparak Türk savunma sanayine benzersiz bir güç katmıştır."



106 yıllık Karaköy Palas yeniden kapılarını açtı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Uzmanı tanımladı, "Veteriner hekimler gıda zincirinin temel taşı konumundadır" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Atalay Uslu, 25 Nisan Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, veteriner hekimlerin gıda zincirir temel taşı olduğunu söyledi. Veteriner hekimliğin toplum sağlığı ve gıda güvenliği açısından taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Prof. Dr. Uslu yaptığı açıklamada, "Her yıl Nisan ayının son cumartesi günü kutlanan Dünya Veteriner Hekimler Günü, yalnızca hayvan sağlığını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve gıda güvenliğini de koruyan, veteriner hekimlerin önemini hatırlatan özel bir gündür. Günümüzde gıda, sadece bir tüketim unsuru değil; ülkelerin ekonomik, sosyal ve hatta politik dengelerini etkileyen stratejik bir ürün haline gelmiştir. Bu nedenle güvenli, sürdürülebilir ve yeterli gıda üretimi her zamankinden daha kritik bir öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. Gıda Zincirinin Temel Taşı: Veteriner Hekimler Veteriner hekimliğin gıda üretim sürecindeki kritik rolüne değinen Prof. Dr. Uslu, "Veteriner hekimler, hayvansal üretimin her aşamasında aktif rol alarak gıda zincirinin temel taşı konumundadır. Çiftlikten sofraya uzanan süreçte hayvan sağlığını koruyan, hastalıkları önleyen ve üretim standartlarını denetleyen veteriner hekimler, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmanın güvencesidir. Özellikle hayvanlardan insanlara bulaşabilecek hastalıkların kontrolünde üstlendikleri rol, halk sağlığının korunmasında ne kadar kritik bir görev üstlendiklerini açıkça göstermektedir." dedi. Sürdürülebilir Üretimde Veteriner Hekimlerin Önemi Veteriner hekimliğin gıda üretimindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Uslu, artan dünya nüfusu ve değişen tüketim alışkanlıklarının gıda üretiminde verimliliği artırma ihtiyacını beraberinde getirdiğini ifade etti. Bu noktada veteriner hekimlerin; bilimsel bilgi, teknoloji ve etik sorumluluk çerçevesinde üretimin sürdürülebilirliğini sağladığını belirten Prof. Dr. Uslu, antibiyotik kullanımı, hijyen standartları ve hayvan refahı gibi alanlarda yürüttükleri çalışmaların hem gıda kalitesini yükselttiğini hem de toplum sağlığını güvence altına aldığını vurguladı. Dünya Veteriner Hekimler Günü Mesajı Son olarak Dünya Veteriner Hekimler Günü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Uslu, insanlığın sağlıklı geleceği için büyük bir özveriyle görev yapan tüm veteriner hekimlerin bu özel gününü kutladığını ifade etti. Veteriner hekimlerin gıda güvenliği, halk sağlığı ve sürdürülebilir yaşam açısından vazgeçilmez bir meslek grubu olduğunu bir kez daha dile getirdi.
Mersin Mersin’de edebiyat buluşması: Dr. Nedim İnce okurlarıyla bir araya geldi Mersin’de hekimliği ve yazarlığıyla tanınan Toros Devlet Hastanesi eski Üroloji Uzmanı Op. Dr. Nedim İnce, 6’ncı kitabı ’İnsan Dediğin Derya Deniz’ için düzenlenen tanıtım, imza ve söyleşi gününde okurlarıyla buluştu. İçel Sanat Kulübünde gerçekleştirilen etkinlik, sanatseverlerin yoğun katılımıyla gerçekleşti. Gazeteci Kıymet Gökçe’nin moderatörlüğünde düzenlenen programda İnce, yazarlık serüvenini ve Mersin ile olan bağını anlattı. Okurlarıyla birebir sohbet etme fırsatı bulan İnce, kitabını imzalayarak katılımcılarla samimi anlar yaşadı. İnce, konuşmasında Mersin’e ilk geldikleri yıllarda kimseyi tanımadıklarını belirterek, tanıştıkları kişilerin hayatlarında önemli etkiler bıraktığını söyledi. Yazarlık sürecinin Yelken Kulübünde başladığını ifade eden İnce, daha sonra yerel gazete sahibi Ahmet Leventyürü’nün ısrarı ile köşe yazarlığına yöneldiğini ve ilk kitabı ’Sağlık Olsun’un bu süreçte ortaya çıktığını dile getirdi. Mersin’de geçirdiği yılların hayatında özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan İnce, "Bir insanın en büyük ihtiyaçlarından biri kabul edilmek ve değerli olduğunu hissedebilmektir. Burada bunu fazlasıyla hissediyorum. İyi ki Mersin’e gelmişim" dedi. Ayvalık’ta yaşamasına rağmen gönlünün Mersin’de olduğunu ifade eden İnce, sağlığı el verdiği sürece yazmaya devam edeceğini kaydetti. Programda İnce’nin dostları da söz alarak yazarla ilgili düşüncelerini paylaşırken, eserlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Etkinlik, imza töreninin ardından sona erdi.