MAGAZİN - 15 Şubat 2022 Salı 15:56

Şarkıcı Sönmez’den anlamlı bağış

A
A
A
Şarkıcı Sönmez’den anlamlı bağış

Şarkıcı Şafak Sönmez, müziğin usta ismi Yıldız Tilbe’nin “Aşkın Benden de Öte” şarkısını kendisine karşılıksız olarak verdiği söylerken, şarkıdan elde edeceği gelirin yüzde 20’sini İstanbul Şehit ve Gazi Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne bağışlayacağını ifade etti.

Şarkıcı Şafak Sönmez, müziğin usta ismi Yıldız Tilbe’nin “Aşkın Benden de Öte” şarkısını kendisine karşılıksız olarak verdiği söylerken, şarkıdan elde edeceği gelirin yüzde 20’sini İstanbul Şehit ve Gazi Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne bağışlayacağını ifade etti.


Şarkıcı Şafak Sönmez, müzik ve sanat camiasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Şarkıcı, içerisinde yer aldığı projelere büyük emek verdiğini anlatırken tüm dinleyicilerine teşekkür etti. Müziğin usta ismi Yıldız Tilbe’nin "Aşkın Benden de Öte" şarkısını kendisine karşılıksız olarak verdiği anlatan Sönmez, başarılı ismin parçasının hakkını vermeye çalıştığını belirtti.


"Herkesin bu gibi konulara duyarlı olması gerekiyor”


Şarkısından elde edeceği gelirin bir bölümünü şehit aileleri ve gazilere bağışlayacağını söyleyen şarkıcı Sönmez: “Yıldız Tilbe gibi yaşayan bir efsanenin en güzel bestelerinden birini yorumlamak beni onurlandırıyor. Ayrıca bu şarkıdan gelecek gelirin yüzde 20’sini İstanbul Şehit ve Gazi Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne bağışlıyorum herkesin bu gibi konulara duyarlı olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas İsmet Taşdemir’in aklı play-off’ta Özbelsan Sivasspor Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, Esenler Erokspor maçını kazanmaları durumunda play-off hattına gireceklerini söyleyerek, "İnşallah kalan 6 maçı da alır bize yakışır bir şekilde play-off’a gireriz" dedi. Trendyol 1. Lig’in 33. haftasında sahasında Esenler Erokspor ile karşılaşacak olan Özbelsan Sivasspor bu maçın hazırlıklarını sürdürüyor. Sivasspor Teknik Direktörü İsmet Taşdemir, antrenman öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Taşdemir, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova’yı deplasmanda 1-0 yenen A Milli Futbol Takımı’nı tebrik ederek sözlerine başladı. Taşdemir, "Bizim için güzel bir gün Türk futbolu adına. Milli takım hocamız Montella’yı, ekibini milli takım sorumlu herkesi ve oyuncu kardeşlerimi tebrik ediyorum. Bence bize çok güzel anlar yaşattılar. İnşallah Dünya Kupası da devamı gelir. Milli takımımızı tebrik ediyorum. Bence çok önemli bir iş başardılar ülkemize de hayırlı olsun. Dünya Kupası’nda varız. Bunun için mutlu olduk" dedi. "Şehirde çok güzel bir atmosfer var" Esenler Erokspor maçına yoğun tempoda çalıştıklarını söyleyen Taşdemir, "Çalışmalarımız iyi gitti bu hafta. Maçımız yoktu ama biz de çalışmalarımıza yoğunlaştık, iyi çalıştık. Sakatlarımız maalesef dönemedi daha, onun sıkıntısını yaşıyoruz Mert’in haricinde. Yarın belki Uğur Çiftçi başlayacak antrenmanlara. Charisis’in tekrar nüksetti sakatlığı. Manaj da bildiğimiz gibi yok. Olan oyuncularımız devam ediyoruz, iyi çalıştık. En iyi şekilde maçımıza bizim için önemli olan bir maça hazırlanmak istedik ve hazırlandığımızı düşünüyorum. Şehirde çok güzel bir atmosfer var. Geldiğimden beri bu kadar Sivasspor’la alakalı coşkulu şeyler görmemiştim. Bunları görmeye başladım. Futbol başarılı olduğunuz zaman çok daha farklı bir konuma getiriyor herkesi. Biz de şu anda bunu yakaladık ama işi bitirmedik. Sezon sonunu görmemiz lazım. Play-off potasına kendimizi attığımız zaman o zaman başarılı sayacağız kendimizi. Ama onun için de mücadelemize devam ediyoruz. Arkadaşlarım iyi çalışıyorlar. Bizler iyi çalışıyoruz. Maça hazırlanmaya çalışıyoruz" dedi. "Şu anda Play-off’a girmesi zor" Futbolcuların da Erokspor maçına odaklandığını belirten Taşdemir, "İşler iyi gitmediği zaman tabii ki üzülüyoruz. Bunlar hemen futbolun içinde olan şeyler ama ne kadar olan da olursa olsun işler iyi gitmediği zaman hepimiz üzülüyoruz. Bir Adana Demirspor maçından sonraki üzüntümü ben bilirim. Oyuncuların üzüntüsünü de ben bilirim. Ama onu yaşayan ve o noktaya getiren de bizlerdik sonuçta. 2’de 2, 3’te 3 yapan da bu grup. 6 maçta 5 galibiyet alan da bu grup. Dolayısıyla sorumluluk her seferinde artıyor. Benim tek endişem seyircimizin coşkusuyla beraber inşallah düzenlediğimiz oyun disiplinine bağlı kalarak oynarız. Bazen seyirci baskısı, seyirci atmosferi ister istemez onu alabiliyor oyuncudan. Oyuncularımla en çok onu konuştum. Hata yapacaktır, oyuncularımız, bizler de yapıyoruz. Herkes yapıyor hata. Hata yaptığında da oyuncularımıza biraz daha destek olursak özellikle bu son haftaya girilirken her şey bizim için önemli. Dolayısıyla oyuncularımızı motive bir şekilde sahada tutabilirsek inşallah şehrimizin beklediği taraftarlarımızın beklediği sonuçları inşallah kalan 6 maçı da alır bize yakışır bir şekilde play-off’a gireriz. Play-off’a girdikten sonrası bence çok daha kolay. Şu anda Play-off’a girmesi zor. Girdikten sonra bu takım çok daha fazlasını yapacaktır" diye konuştu. Yiğido istasyon çalıştı Vali Lütfullah Bilgin Sivasspor Tesisleri’nde Teknik Direktör İsmet Taşdemir ve yardımcıları yönetiminde gerçekleştirilen antrenman yaklaşık bir buçuk saat sürdü. Koşu ile başlayan antrenman ısınma çalışmaları ile devam etti. Daha sonra istasyon çalışması yapan kırmızı-beyazlılar, çift kale maçla idmanını tamamladı.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun sebebi ABD ve İsrail’in ortaklaşa İran’a yaptığı saldırıdır" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Bugün, bölgede ortaya çıkan krizin her bakımdan 8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun sebebi ABD ve İsrail’in ortaklaşa İran’a yaptığı saldırıdır" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında devam eden MYK Toplantısı sürerken bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MYK toplantısının açılışını yaptığı konuşmada İran’a yapılan haksız saldırıdan sonra bölgede ateşkesin sağlanması ve bölgede istikrarın yeniden tesisi yönünde diplomatik çabalarla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu ifade etti. AK Parti Sözcüsü Çelik, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırını ardından İsrail’in Lübnan’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıları hatırlatarak, ’İsrail ile Filistinli gruplar arasında çatışma çıktı’ şeklinde bazı başlıklar görüyoruz, bunun anlamı şu demek, İsrail bazı Filistinli gruplara sebepsiz yere saldırdı demektir. Taraflara sükunet tavsiye ediyoruz diyorlar. Bu ne demek? İsrail zalimce saldırdı, Filistinliler buna ses çıkarmasın demektir. Çatışmada Filistinli kadınlar ve çocuklar hayatını kaybetti demek aslında İsrail askerlerinin hedef gözeterek kadın ve çocukları öldürdüğünü saklamak için uydurulmuş bir literatür. Filistin’de bir İsrail’in arabası taşlandı demek, fanatik bir İsraillinin aracını Filistinlilerin üzerine sürdüğünü ve bu neticede doğal tepkinin ortaya çıktığını saklamak demek. Kudüs’te sebebi bilinmeyen bir nedenle patlama oldu haberlerini görürsünüz, bunun anlamı İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa’ya ya da başka bir yere ses bombalarıyla saldırdığı anlamına gelir. İsrail’de hükümet krizi var deniyorsa demek ki birileri hükümet kurabilmek için yeni katliamlar başlatacak anlamına geliyor. Eğer Batı’da ya da İsrail’de bir siyasetçi veya bir medya organı, ’Kudüs İsrail’in bölünmez başkentidir’ diyorsa, Filistinlileri yeryüzünden ve Kudüs’ten silmek için gayret gösteriyor anlamına gelir. Bunun sayısını yüzlerce çoğaltabiliriz. Bunun karşısında bizim doğruyu anlatmak için doğru literatür kullanmamız gerekiyor. Bu kavramların arkasındaki manipülasyonları görmemiz gerekiyor. Biz hem parti olarak hem hükümet içinde bütün bunlarla güçlü bir mücadele veriyoruz" ifadelerini kullandı. "8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun sebebi ABD ve İsrail’in ortaklaşa İran’a yaptığı saldırıdır" İsrail’in saldırganlığının ve soykırım siyasetinin insanları fiziken öldürmesinin yanı sıra başka alanlarda da devam ettiğini kaydeden Çelik, " Mekansal soykırım, düşünsel soykırım, dinsel soykırım yapıyor. Mescid-i Aksa’da ibadet uzun zamandır yasak, bayram namazı da engellendi. Bu sadece İslam dinine dönük olarak değil, kendisi dışındaki herkese karşı bu saldırganlığı gerçekleştiriyor. Mescid-i Aksa’ya yapılan saldırı sadece Müslümanlara değil, bütün insanlığa yapılan saldırıdır. İran savaşı devam ederken gözümüzün birileri tarafından Gazze’den ve Batı Şeria’dan uzaklaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. Buna kesinlikle müsaade etmemek lazım. İsrail saldırganlığı Gazze’den sonra aynı şeyi Batı Şeria’da da yapmaya çalışıyor, Lübnan’da yapmaya çalışıyor. Bugün, bölgede ortaya çıkan krizin her bakımdan 8 milyar insanı etkileyen olumsuzluğun sebebi ABD ve İsrail’in ortaklaşa İran’a yaptığı saldırıdır" ifadelerine yer verdi. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Türkiye Cumhuriyeti her zaman Kürt kardeşlerimize zor zamanlarda desteğini sunmuştur" Neçirvan Barzani’nin konutuna gerçekleştirilen İHA saldırısı ve İsrail’in Kürtleri İran ile olan savaşın parçası haline getirmeye çalıştığına yönelik iddiaların sorulması üzerine Çelik, "Öncelikle Neçirvan Barzani’ye geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendisi yakinen görüştüğümüz, istişarelerde bulunduğumuz, uzun zamandır tanıdığımız birisi. Kuzey Irak yönetiminin Türkiye ile dostane ilişkilerinin olmasına büyük katkılar sağlamış bir siyasetçi. Bu saldırıdan dolayı çok üzgünüz. Herhangi bir can kaybı olmamasını memnuniyetle karşılıyoruz ve kendisine de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu, onların güvenliğini ve refahını önemsediğimizi burada bir kere daha ifade etmek isterim. İfade edilen ve çeşitli haberlere yansıyan konular doğrudur. Özellikle İsrail tarafının belli gruplarla görüşerek Kürt kardeşlerimizi bu savaşın içine çekmeye çalıştığına dair yoğun bir faaliyet yürüttüğünü görüyoruz. Birtakım temaslar olduğunu biliyoruz. Bunları istihbari olarak biliyoruz ama bizim istihbari olarak bilmemizin dışında bir kısmı açık kaynaklara da yansıdı. Örneğin bazı oradaki örgüt temsilcileri bu temasın olduğuna ve yakın işbirliği içerisinde olduklarına dair açıklamalar yaptı. Bazı şeyleri birbirinden ayırmak gerekir. Biz gerek Irak’taki, gerek Suriye’deki, gerek İran’daki Kürt kardeşlerimizin refahını, güvenliğini ve onurlu kardeşçe bir geleceğini her zaman önemsiyoruz. Buna kıymet veriyoruz ve bu konuda da Türkiye Cumhuriyeti her zaman kardeşlerimize zor zamanlarda desteğini sunmuştur" dedi. "Kürt kardeşlerimizle örgüt yapılarını birbirinden hassasiyetle ayrıştırmak gerekir" Kendini "Kürtler adına hareket ediyorum" diyen örgütlerle bölgedeki Kürt halkının birbirinden ayırılması gerektiğini aktaran Çelik, "İsrail ile paralel bir şekilde KJAK, Komala gibi bir takım İran’daki örgütlerin, bunlara bağlı unsurların senkronize hareket etme şeklindeki bir takım yaklaşımlarını, temaslarını görüyoruz ve biliyoruz. Arka plandaki temaslardan da haberdarız. Batı basını örgütlerin bu yaklaşımını sunarken Kürtler diye sunuyor. Bu yanlış bir şeydir. Kürt kardeşlerimizle oradaki bu örgüt yapılarını birbirinden hassasiyetle ayrıştırmak gerekir. Bu çok önemlidir. Türkiye’de de maalesef bu konuda çalıştığını söyleyen bazıları akademisyen sıfatı taşısa da bunları birbirine karıştırmayı bir akademik faaliyet gibi sunuyor. Bu bir akademik faaliyet değil, bu örgütsel faaliyetten başka bir şey ifade etmez. Maalesef sürekli olarak Kürt kardeşlerimizi bir takım örgüt denklemlerinin içine hapsetme şeklinde bir faaliyet sistematik olarak yürütülüyor. İran’daki Kürt kardeşlerimiz bütün bu olanlar başladığı andan itibaren son derece sağduyulu davrandılar. Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimiz sağduyulu davrandılar ve haksız, hukuksuz zeminde gerçekleşen bu savaşın hiçbir şekilde parçası olmayacaklarını, bundan uzak duracaklarını önemli Kürt kanaat önderleri ifade ettiler" dedi. "Silah bırakma gerçekleştikten sonra adımların atılacağı, yasal düzenlemelerin yapılacağı konusunda açık ve net bir irade vardır" Çelik, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili soru üzerine, "Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmalarımız kesintisiz devam ediyor. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bizim partimizde kurduğumuz mekanizmalarımız var. Bu mekanizmalarımız, strateji heyetlerimiz bu konuyu sürekli olarak gündeminde tutuyor ve haftalık olarak bazen bir ya da birkaç kere toplanarak bu meseleler görüşülüyor ve değerlendiriliyor. Burada bizim açımızdan üç boyutun değerlendirilmesi söz konusu. Birincisi Cumhur İttifakı’nın iradesidir. Cumhur İttifakı olarak birlik ve bütünlük içerisinde bu hedefe doğru siyasi partiler olarak gereken çalışmaları yapıyoruz ve kamuoyuna gerekli mesajları aynı tutarlılık ve bütünlük içerisinde vermeye devam ediyoruz. İkinci boyut da Cumhurbaşkanımızın iradesinin ortaya koyulmasıyla bunun bir devlet politikası olmasıdır. Devlet kurumları burada üzerlerine düşeni yapıyorlar ve gayet uyumlu bir şekilde, koordine bir şekilde süreci ilerletmeye çalışıyorlar. Üçüncü boyut da tabii ki Yüce Meclis’tir. Yüce Meclis’in kurulan komisyonla birlikte en sonunda komisyon çalışmalarının sonunda ortaya koyduğu bir rapor var. Bu rapora göre silah bırakma gerçekleştikten sonra adımların atılacağı, yasal düzenlemelerin yapılacağı konusunda açık ve net bir irade vardır" dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin çağrısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet politikasına dönüştüren iradesi çerçevesinde görüşlerin net bir şekilde ifade edildiğini dile getiren Çelik, bütün temasları şeffaf bir şekilde gerçekleştirdiklerini kaydetti. Çelik, gelinen noktada artık bölgede işbirliklerinin daha çok çoğalması, ortak hareket etme kabiliyetinin daha çok artması yönünde iradenin ortaya çıkması gerektiğini de sözlerine ekledi. "Seçim olsa bu CHP yönetimi yine çok ağır bir yenilgiyle karşı karşıya kalır" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçime ilişkin sarf ettiği sözlerin hatırlatılması üzerine Çelik, "Doğrusunu söylemek gerekirse bu dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakın. Bütün bunun içerisinde CHP’nin oluşturmaya çalıştığı gündeme bakın. Gerçekten Türkiye’deki ve dünyadaki gerçeklerden kopuk bir CHP yönetimi var. Kendi konsolidasyonunu sağlayamamış, kendi bütünlüğünü sağlayamamış, herhangi bir politik üretimi olmayan, çok dar bir takım sıkıntılı tablolara sıkışmış, bizzat CHP’liler tarafından gündeme getirilen yolsuzluk iddialarına diğer CHP’lilerin cevap veremediği Bir denklem var. Günün sonunda sürekli olarak bu bir CHP geleneğidir. Cumhuriyetin bütün değerlerini, demokrasinin bütün kurallarını kendilerinin kendi politik ihtiyaçlarına göre istedikleri gibi değiştirebileceklerini, kendilerine uyarlayabileceklerini söylüyorlar. Seçim olsa bu CHP yönetimi yine çok ağır bir yenilgiyle karşı karşıya kalır." "İsrail Meclisi sadece Filistinlilere uygulanmak üzere idam cezasını yürürlüğe koyuyor, bu açık bir ırkçılıktır" İsrail Parlamentosu’nun Filistinli esirleri hedef alan idam yasasının sorulması üzerine değerlendirmelerde bulunan Çelik, "Bu açık bir ırkçılık, açık bir ayrımcılık ve açık bir suçtur. İsrail Meclisi sadece Filistinlilere uygulanmak üzere idam cezasını yürürlüğe koyuyor. Bunun arka planında ise, bu soykırım çetesinin, söz konusu hükümet düzenini sürdürebilmek için, idam cezası geçtikten sonra bunu içki içerek kutlayan hastalıklı zihinlerle birlikte hareket etmek zorunda kalması yatıyordu. Bu nedenle giderek eskiden sureta en azından şekil düzeyinde bazı değerlere riayet ettiklerini gösterme çabası içine giriyorlardı. Şimdi sureta o gayretten de vazgeçmiş durumdalar. Orta çağa dönüş dediğimiz, bütün değerlerden boşanan, bütün değerleri ayaklar altına kalan ve bütün dünya düzenini, şimdiye kadarki medeniyetin bütün kazanımlarını ortadan kaldıran bir yaklaşım bu. İsrail hükümetinin burada yaptığı şeyler sadece Filistinlileri hedef almıyor, sadece mazlumlara hedef almıyor, bütün insanlığı hedef alıyor. Belki de parlamenter sisteme geçildi geçileli bir parlamentoda alınmış en lanetli karardır, utanç vericidir" ifadelerini kullandı. "Avrupa basınından gelen eleştirilerin veya Avrupalı siyasetçilerden gelen eleştirilerin, hiçbir önemi yok" Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gönderdiği F-16’larla ilgili Avrupa basınında yer alan eleştirilerle ilgili soru üzerine Çelik, "Gönderdiğimiz F-16’lar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tabii ki güvenliğini sağlamak içindir. Aynı zamanda Türkiye bütün adanın garantörüdür. Garantör ülke olarak da bütün bu kaos içerisinde ortaya çıkan tabloda, aslında Türkiye’nin bu davranışının takdir görmesi gerekir. Aslında bunlar KKTC’nin güvenliğini sağlayacağı gibi bütün adadaki insanların güvenliğini sağlayacak, herhangi bir haksız, hukuksuz saldırı karşısında, garantörlüğün gereğini yerine getirecek unsurların kuvvetlendirilmesidir. Fakat şunu unutmamak gerekir, şimdi oraya Hollanda’dan Fransa’ya kadar, bir takım devletler Rum kesimine destek olmak için ek kuvvet gönderiyorlar. Gerekçesi ne? Gerekçesi şu; ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı gayrimeşru saldırıdan sonra ortaya çıkan denklemde, Akdeniz’de Rum kesiminin daha çok güvenlik ihtiyacı olduğunu ifade ediyorlar ve Rum kesimine destek olmaya gidiyorlar. Soru şudur; bu nedir? Bu olaylar olmadan önce, Rum kesiminin utanç verici bir biçimde İsrail’le yaptığı ittifakın adı nedir? Bütün bunlara baktığınızda tabii ki KKTC’nin de yalnız kalmaması gerekir. O yüzden Rum kesiminden gelen eleştirilerin ve Avrupa basınından gelen eleştirilerin veya Avrupalı siyasetçilerden gelen eleştirilerin, hiçbir önemi yok" açıklamasında bulundu.