MAGAZİN - 04 Kasım 2021 Perşembe 09:27

Bülent Ersoy’un Kıbrıs’ta 1 ay tutuklu kalan müzisyeni Coşkun Kıvılcım yaşadıklarını anlattı

A
A
A
Bülent Ersoy’un Kıbrıs’ta 1 ay tutuklu kalan müzisyeni Coşkun Kıvılcım yaşadıklarını anlattı

Sahte PCR testi nedeniyle Bülent Ersoy’un Kıbrıs konseri öncesi tutuklanan ve Kıbrıs’ta bir ay cezaevinde kalan müzisyenlerden Coşkun Kıvılcım yaşananları İHA’ya anlattı.

Sahte PCR testi nedeniyle Bülent Ersoy’un Kıbrıs konseri öncesi tutuklanan ve Kıbrıs’ta bir ay cezaevinde kalan müzisyenlerden Coşkun Kıvılcım yaşananları İHA’ya anlattı. Bülent Ersoy’a dava açmaya hazırlanan Kıvılcım,” Ben cezamı çektiysem herkes cezasını çekecek” dedi.


Geçtiğimiz aylarda “Diva” lakaplı ünlü sanatçı Bülent Ersoy’un Kıbrıs’ta bulunan bir otelde vereceği konser sebebiyle Kıbrıs’a giden ve temin edilen PCR testlerinin sahte olduğunun ortaya çıkmasıyla birlikte Ercan Havalimanı’nda bekletilen müzisyenler, polis nezaretinde konsere çıkıp ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilerek tutuklanmıştı. 3 gün önce serbest bırakılan Kıvılcım, İstanbul’a geri döndü.


Sahte PCR testleri sebebiyle tutuklanan ve 1 ayı cezaevinde olmak üzere 62 gündür KKTC’de mahsur kalan Bülent Ersoy’un orkestra ekibinden müzisyen ve aranjör Coşkun Kıvılcım yaşananların perde arkasını İHA’ya anlattı.


Yaşadıkları mağduriyeti anlatan müzisyen Coşkun Kıvılcım, “Coşkun Kıvılcım ben, müzikle uğraşıyorum. 5 sene Bülent Ersoy’ a emek verdim. Kendisinin söylediği gibi herkese çalan müzisyenlerden değilim. Kendisiyle 5 seneden beri çalışıyorum. Malum başımıza gelen Kıbrıs işinde oluşan sahte PCR durumundan dolayı. 21 arkadaşımla beraber mağdur olduk. Çok zor durumlar yaşadık, Allah kimseye vermesin bu durumları. Zor bir süreçti” dedi.



“Müzisyen insanın parasını değil sevdiği şarkıları çalar”


Sahte PCR testlerinin kendilerine nasıl verildiğini anlatan Kıvılcım,” Bizim orkestra şefimiz var. Telefonda grubumuz var. Her zamanki gibi mesaj geldi ayın 28’inde iş var diye. Biz de tabii ki PCR testinin nasıl yapıldığını bilen insanlarız, cahil insanlar değiliz. Biz düşündük ki bir ambulans gelecek, bizim buluşacağımız bir yerde bizim testlerimizi yapacaklar diye düşündüm. Ben böyle düşünürken tekrarda bir mesaj geldi ve iki aşı yeterli oluyormuş dendi bize. Bizim bütün arkadaşlarımız da tabii okey verdi. Ondan sonra biz günü gelince havalimanına gittik. 10 arkadaşımız geçti. Onlar geçtikten sonra bir arkadaşımızla orada çalışanlar arasında ufak bir sürtüşme oldu. Onlar da bizim evraklarımızla bilgisayara gidip baktılar. Bu PCR’ ların sahte olduğunu söylediler bize. Biz de orada anladık bu durumu. Sonrasında o geçen on arkadaşımızı geri çağırdılar. Bizi havalimanında sorguya tuttular. 12 saat orada kaldık. Ne olduğunu bilemiyoruz tabii. İlk defa böyle bir şey yaşadık. Müzisyen insanın parasını değil sevdiği şarkıları çalar. Bu sözü herkes bilir bunu. Biz bilmeyiz yani bu konuda cahil insanlarız sonuçta. Tabii herkes bir telaşta malum. Bizi 12 saat orada tuttular dediğim gibi. Ondan sonra sorgular, bize diyorlar sorun yok, keyfinize bakın. Tabii bir enteresanlık var orada, bir kaos var. İnsanlar bir telaşta , polisler bir telaşta. Bizim telefonlarımızı ve kimliklerimiz aldılar. Her şeyimizi aldılar” diye konuştu.



“Bülent Ersoy yakalandığımızı biliyordu”


Polis eşliğinde konsere çıktıklarını söyleyen Kıvılcım, ”Biz bunları yaşarken Bülent Ersoy hanım otele bir gün öncesinden gittiği için oteldeydi. İletişim sıfır. Yakalandığımızı da biliyordu. Sonrasında bizi otobüsle konsere götürdüler. Konsere biraz geç çıkıldı. Biz çıktığımızda sahneye Bülent Hanım biraz geç çıktı. İnsanlar biraz öfkelendi, laflar söylemeye başladılar. Bizler de çalarak insanları yatıştırmaya çalıştık. Biz konu kapandı sanıyoruz, sahneye geldik sonuçta. Çalıyoruz o sırada. Sonrasında Bülent Hanım sahneye çıktı. Ondan sonra farklı detaylar var. Bülent Hanım’ın aldığı bir yevmiye var. Aldığı paradan hariç artı bir para daha istiyor. Ben diyor bu şartlar altında çıkmam diyor falan. O kendisi yaşamış gibi, geç kalmış gibi o ortama, o stresi biz yaşamamışız gibi davrandı. Bizi mağdur gösterse zaten o parayı biz alırdık. O gün o parayı bize zaten kendisi dağıtırdı. Konuşuyor, o parayı da alıyor kendisi ve sahnede kahkahalar atarak işte bu insanlar da içerideydi o yüzden geç geldik diyor ve bizi orada aşağılıyor. Konseri bitirdik. Biz böyle detaylar olduğunu bilmiyoruz ya. Bize dediler siz nöbetçi mahkemeye çıkacaksınız. Ondan sonra biz nöbetçi mahkemeye çıktık. Kıbrıs’ta teminat diye bir durum varmış. Bunları biz bilmiyoruz. Bizi teminata bağladılar, haftada iki gün imza şartıyla. Sonrasında 210 bin TL karşılığında bizi serbest bıraktılar. Böyle bir durum oluştu. O süreçte oteldeydik. Orada da bir ay kaldık. Telefonumuz yok, ailelerimize ulaşamıyoruz, göremiyoruz. Oradaki odadaki telefonlardan ulaşmaya çalıştık. Tabii ki telefon ediyoruz ama otel de telefonları kesiyor biz aramayalım diye” dedi.



“Bülent Ersoy’a ulaşmamızın imkanı yoktu”


Kıbrıs’ta mahsur kaldıkları dönemde Bülent Ersoy’a ulaşamadıklarını iddia eden Kıvılcım,” Bülent Ersoy’a bizim ulaşmamızın imkanı yok. Kendisi biliyorsunuz çok büyük bir Diva yani gerçekten büyük bir Diva. O yüzden biz ona ulaşamadık. Biz de kendi imkanlarımızla orada bir şeyler yapmaya çalıştık. Psikolojimiz bozuldu. İnsan gerçekten başka bir duruma geliyor. Orada küçük kardeşlerim vardı, çocuğu oldu oradayken. Çocuğu doğdu iki ay oldu göremedi. Herkes ağlıyor, herkes bir kaosta. Herkes bize bir şeyler söylüyor umut veriyor, umutlanıyoruz. Tüylerim diken diken oluyor. Bir ay otel sonrası karar anı diye bir durum oluştu. İlk mahkemeye çıktık ve ağır cezada yargılanıyoruz. Bülent Hanım’la hiç alakası yok. Onu ilgilendirmiyor bu konu. Biz ona çalmaya gitmemişiz zaten, başkasına çalmaya gitmişiz ya. Orada çıktığımız mahkemede bizi bir 4 gün boyunca kelepçelenmiş şekilde götürdüler. Bundan sonra karar verilmek için 4 gün sonra gelin dediler. Karar anı açıklanacak ve çıkacaksınız dediler. Tamam o zaman dört gün de dayanırız dedik. Gelmiş başa çekilir dedik" ifadelerini kullandı.



“Romanlar olmasa müzik zaten olmazdı”


Panik atağının olduğunu söyleyen Kıvılcım, "Dört gün için girdik hapishaneye, kelepleçerle beraber. Perişan olduk. Dört gün bekledik sonucu ve karar anı geldi. Karar 10 seneden açıklandı davamız. Yargıç her şeyi anlatırken,ben ölecek gibi oldum. Panik atak hastalığım var. Bu durumlara alışık insanlar değiliz. Orada devlet memurları var, orada çok seviyesi büyük olan insanlar, arkadaşlarım var. Hepsi üniversiteli, liseyi bitirmişler. Dediler ya hani onlar romandı falan, romanlar olmasa müzik zaten olmazdı. Bunu dünya biliyor” ifadelerini kullandı.



“Biz cezamızı çektiysek herkes çekecek”


Diğer müzisyen arkadaşlarıyla birlikte Bülent Ersoy’a dava açmaya hazırlandıklarını belirten Kıvılcım,” Bir ay ceza almamızın ardından , cezaevi süreci başladı. Olmayacak zulümleri gördük, yaşayan bilir. Ne desek kimse inanmaz bize çok kötü davrandılar. Bizi TC uyruklu yabancı vatandaş olarak yargılamaları çok zorumuza gitti. Biz zaten TC vatandaşıyız. Orada biz çok kötü olduk. Şu an bile tüylerim diken diken. Ben TC vatandaşıyım. Başka bir şey değilim. Bu ülkenin vatandaşıyım. Üç gün oluyor geri geleli. Hala kendime gelmeye çalışıyorum. Yaşadığımız süreç çok zordu. Bundan sonra ise Bülent Hanım diye bir şey hayatımızda kalmadı. İstemiyorum da olmasını. Sahip çıkmasını da istemiyoruz, bize yardım etmesini de istemiyoruz. Onun mücevherlerini de istemiyoruz. Onun parası kendisinin olsun. Hukuki süreci arkadaşlarımızla birlikte başlatacağız. Bu arada bunu geçmeden yapamayacağım, hani kendisine çaldı ya sanatçı Ceylan sanki ona çalmışım gibi bana sahip çıktı. Bülent Ersoy bana sahip çıkacağına Ceylan bana sahip çıktı. Biraz evvel dekontunu da gösterebilirim, bana destek çıktı. Bunu Ceylan Hanım’ın mı yapması gerekiyordu, Bülent Ersoy Hanım’ın mı? Soruyorum bunu kendisine. Maddi ve manevi olarak çöktüm. Biz güzel paralar kazanan insanlarız. Böyle 5 bin liralar falan yanlış anlaşılmasın ama bizim için para değil bunlar yani. Benim kiram zaten 5 bin lira sayın Divam. Buradan da müzisyen arkadaşlarıma sesleniyorum rica ediyorum size emek verene bakın Ceylan Hanım gibi işte hiçbir alakası olmayan bir insan ben mağdurum diye bana sahip çıktı mesela beni tanıdığı için. Böyle solistlerle çalışın lütfen rica ediyorum müzisyen arkadaşlarımdan” dedi.



“Adalet yerini bulsun”


Bu süreçte mağdur olmalarına sebep olan herkese karşı hukuki mücadele vereceklerini ifade eden Kıvılcım,” Onlar, herkes kendisini biliyor onların isimleri vermek istemiyorum süreç başlayacak çünkü çok yakın bir zamanda tabii ki beraber evet biz cezamızı çektiysek herkes cezasını çekecek. Suçlular için adalet yerini bulsun diyorum başka bir şey demiyorum. Onlar serbest çünkü onlar bizim gibi güçsüz değil ve gariban değil onlar güçlü oldukları için serbestler. Biz insanları eğlendirdik. Telefonlarımızı geri vermediler. 21 arkadaşımızın telefonu alındı malum biz iyi telefonlar kullanıyoruz. Hala telefonsuzum borç olarak yeni telefon aldım. Çünkü mağdur oldum ya mağduriyetimi de sevgili Bülent Ersoy karşılamış ya o yüzden. Onun sayesinde şimdi yeni bir telefon alacağım" diye konuştu.



“Bülent Ersoy arkamızda durabilirdi”


Bülent Ersoy’a seslenen Kıvılcım, "Ben Bülent Ersoy’a şöyle seslenmek istiyorum. Biz Bülent Ersoy’dan para istemiyoruz. Biz onunla bu işe gittik. Bizim arkamızda olabilirdi ama olmadı. Kim hangi arkadaşım ondan para istemiş ki ?Böyle bir durum oluşmadı yani. Sahip çıkmak başka bir şey yani bunu yapmadı. Biz ona çaldığımız için bizim arkamızda durması lazımdı ama durmadı bizi böyle bir durum yaşadık yani” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Bir Yumak Umut Çocuk projesiyle kansere karşı dayanışma büyüyor 2017 yılında hayata geçirilen "Bir Yumak Umut" projesi, bu yıl "Çocuk" temasıyla kanser farkındalığı oluştururken toplumsal dayanışmayı da güçlendirdi. Denizli’de öğretim görevlisi Prof. Dr. Ayşegül Koyuncu Okca yürütücülüğünde hayata geçirilen "Bir Yumak Umut" sosyal sorumluluk projesi, kanserle mücadelede farkındalık oluşturmayı ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmeyi sürdürüyor. Sanatın iyileştirici gücünü merkeze alan proje kapsamında, el sanatları üretimi aracılığıyla hem farkındalık çalışmaları yürütülüyor hem de kanserle mücadele eden bireylere moral ve destek sağlanıyor. Gönüllülük esasına dayalı proje, farklı yaş ve meslek gruplarından bireyleri bir araya getirerek güçlü bir sosyal etki oluşturuyor. 2017 yılında başlatılan proje, bu yıl "Çocuk" temasıyla Hasan Veli Üğür Anaokulu’nda gerçekleştirildi. Projenin koordinatörlüğünü okul müdürü Münire Kiriş üstlendi. Proje kapsamında düzenlenen etkinliklerde katılımcılar, kanserde farkındalık sembolü olan kurdele motifini çeşitli örgü teknikleriyle üreterek hem üretmenin iyileştirici etkisini deneyimledi hem de ortaya çıkan çalışmalarla farkındalık mesajlarını yaydı. Üretilen motiflerin birleştirilmesinde ilgili bölüm öğrencileri, anaokulu velileri ve gönüllüler aktif rol aldı. "Amacımız, umut duygusunu büyütmek ve dayanışmayı güçlendirmek" Proje yürütücüsü öğretim görevlisi Prof. Dr. Ayşegül Koyuncu Okca, yaptığı açıklamada, "Kanser yalnızca bireysel değil, toplumsal bir mücadele alanıdır. ‘Bir Yumak Umut’ ile amacımız; sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünü kullanarak farkındalık oluşturmak, umut duygusunu büyütmek ve dayanışmayı güçlendirmektir" ifadelerini kullandı. Toplum iş birliğini güçlendiren proje; öğrenciler, akademisyenler ve gönüllülerin katkısıyla sürdürülebilir bir sosyal etki oluşturmayı hedefliyor. Etkinliklerde Denizli İl Sağlık Müdürlüğü, Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ile çeşitli kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları da stantlar açarak bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirdi. "Bir Yumak Umut" projesiyle toplumun tüm kesimleri bu anlamlı dayanışma hareketine katılmaya davet edildi. Küçük bir "yumak" ile başlayan bu yolculuk, her geçen gün daha büyük bir umut ağına dönüşüyor.
Denizli Denizli’nin iyilik sofrası 100 kat büyüdü Denizli Büyükşehir Belediyesi Aşevi, 9 haneyle başladığı hizmet yolculuğunda 2 yılda 900 haneye ulaştı. İhtiyaç sahibi vatandaşlara her gün yaklaşık bin 500 sıcak yemek ulaştıran aşevi, sosyal belediyeciliğin güçlü örneklerinden biri oldu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik hayata geçirdiği Aşevi hizmeti, kısa sürede büyük bir sosyal dayanışma modeline dönüştü. Yaşlı, hasta, engelli ve ekonomik durumu yetersiz vatandaşların sofralarını boş bırakmayan aşevi, 2 yıl gibi kısa bir sürede hizmet kapasitesini 100 kat artırarak dikkat çekici bir başarıya imza attı. Nisan 2024’te yalnızca 9 hanede 20 kişiye günlük 2 öğün yemek hizmetiyle başlayan uygulama, Ocak 2025 itibarıyla kent merkezinde yaklaşık 400 ailede 600 kişiye ulaştı. Hizmetin ikinci yılında ise büyüme ivmesini sürdüren aşevi, bugün 900 hanede yaklaşık bin 500 vatandaşın günlük yemek ihtiyacını karşılıyor. Bin 500 kişiye günde 2 öğün yemek Bin yıllık imarethane geleneğini modern belediyecilik anlayışıyla buluşturan aşevi, her gün sabahın erken saatlerinde üretime başlıyor. Gıda mühendisleri tarafından hazırlanan dengeli ve sağlıklı menüler, özel araçlarla vatandaşların evlerine kadar ulaştırılıyor. Aşevi hizmetinden yararlanmak isteyen ihtiyaç sahipleri, ALO 153 hattı veya 0 539 668 80 35 numaralı telefon üzerinden başvuru yapabiliyor. Ayrıca Denizli Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığına doğrudan müracaat da mümkün. "Denizli’nin parasını Denizli halkı için harcama sözümüzü kararlılıkla sürdürüyoruz" Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, sosyal belediyecilik anlayışıyla kimsenin aç kalmaması için çalıştıklarını belirterek, "İyilik soframızı her geçen gün büyütüyoruz. Ekonomik zorlukların arttığı bu dönemde vatandaşımızın yanında olmak bizim en temel sorumluluğumuz. Denizli’nin parasını yine Denizli halkı için harcama sözümüzü kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.
Kayseri Talas’ta nağmeler hicâzla yükselecek Talas Belediyesi, kültür ve sanat faaliyetlerine bir yenisini daha ekleyerek musiki tutkunlarını özel bir konser programında buluşturuyor. Talas Belediyesi Musiki Cemiyeti Türk Müziği İcra Heyeti tarafından hazırlanan ‘Nağmelerde Hicâz’ adlı Türk Sanat Müziği konseri, sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşatmaya hazırlanıyor. Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) Kongre ve Kültür Merkezi’nde 11 Nisan Cumartesi günü saat 20.00’de gerçekleştirilecek konser, klasik Türk musikisinin seçkin eserlerini aynı sahnede bir araya getirecek. Programın hazırlığını ve yönetimini Ahmet Yüksel üstlenirken, sunumu ise Kamil Sunel yapacak. Talas Belediyesinin kültür sanat vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen etkinlik, hem geleneksel musikimizin yaşatılmasına katkı sağlayacak hem de vatandaşlara nitelikli bir sanat ortamı sunacak. Hicâz makamının duygu yüklü ezgileriyle bezenecek konser, dinleyicilere nostalji ve estetiği bir arada sunacak. Başkan Yalçın’dan davet Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, tüm Kayserilileri konsere davet ederek şu ifadeleri kullandı: "Musiki, milletimizin ruhunu ve köklerini yansıtan en kıymetli değerlerimizden biridir. Talas Belediyesi olarak kültür ve sanatla yoğrulmuş bir şehir inşa etmeye gayret ediyoruz. ‘Nağmelerde Hicâz’ konserimizle hem gönüllere dokunacak hem de kadim musikimizin zarafetini hep birlikte yaşayacağız. Tüm hemşehrilerimizi bu özel geceye davet ediyorum." Talas Belediyesi, toplumun her kesimine hitap eden kültürel etkinliklerle şehirde sanatın kalbini attırmaya devam ederken, bu özel konsere tüm Kayserilileri davet ediyor.
Kayseri Şehrin kalbi Argıncık’ın tarihî dönüşümünde söz vatandaşın Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Kayseri’nin merakla beklediği Argıncık Kentsel Dönüşüm Projesi’nde tarihi bir sürecin kapılarını araladıklarını belirterek, 65 hektarlık dev dönüşüm alanı için "Şehir için Argıncık’ta ne olsun istersiniz?" diyerek yeni bir dönemi müjdeledi. Kayseri’nin çehresini değiştirecek bu vizyon projesi ile ilgili açıklamalarda bulunan Başkan Çolakbayrakdar, "Belediye, vatandaşa hizmet eden ve vatandaşın kamu adına ulaşabildiği, dokunabildiği en yakın müesseselerden biridir. Kayseri gibi belediyecilik hizmetlerinin en üst noktada olduğu bir şehirde yapılan hizmetlerin çıtasını daha da yukarıya çıkarmak ve daha inovatif çalışmaları gün yüzüne çıkarmak kolay değildir. Ancak şükürler olsun ki göreve başladığımız günden itibaren devraldığımız bayrağı gerek sayısal verilerle, gerek vatandaş memnuniyetiyle, gerekse sahada hemşehrilerimizle birebir kurduğumuz iletişim ve istişareler neticesinde muşahıs olarak gördüğümüz bir memnuniyet mevcut. Elbette bu durum, daha fazlasını ve daha iyisini yapma sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir" ifadelerine yer verdi. Sadece bir dönüşüm değil, adeta bir şehircilik manifestosu ortaya koyacaklarını dile getiren Başkan Çolakbayrakdar, "Şehrin en çok beklediği kentsel dönüşüm alanlarından biri Argıncık Kentsel Dönüşüm Projesi’dir. Geçtiğimiz yıl Sayın Cumhurbaşkanımızın onaylarıyla başlayan süreçte bugün planlama aşamasında önemli bir safhaya gelmiş bulunuyoruz. Hatta sahaya çıkma noktasında henüz takvimlendirmediğimiz bir konuyu da buradan ifade etmek istiyorum. Vatandaşımıza sorma noktasında, Argıncık Kentsel Dönüşüm Alanı içerisinde yer alan yaklaşık 600 bin metrekarenin üzerinde yani 65 hektarlık alanla ilgili olarak Kayseri’de, Kocasinan ve Argıncık bölgesinde ne olması gerektiğini, hangi ihtiyaçların öncelikli olduğunu, şehircilik vizyonu açısından buraya neler katılması gerektiğini doğrudan vatandaşlarımıza soracağız. Meclis üyelerimizle birlikte sadece Argıncık’ın konuşulacağı, Argıncık’ın konuşulacağı bir süreç yürüteceğiz. Allah nasip ederse bu yılın ikinci yarısından itibaren sahaya çıkacak, vatandaşlarla anlaşmaların yapılacağı, projelerin izah edilip anlatılacağı bir döneme gireceğiz. Böylece fiilen karşılıklı iletişim, istişare ve görüşmelerin başlayacağını ifade etmek isterim" diye konuştu. Kayseri tarihinin en büyük dönüşüm projelerinden biri olduğunu belirten Başkan Çolakbayrakdar, "Argıncık, şehrin geleceğini şekillendirecek, Kayseri tarihinin en büyük dönüşüm kararıdır" diyerek sözlerini noktaladı.
Kayseri Talas’ta yeni sanayi sitesi için önemli adım Talas’ta sanayi esnafının geleceğini yakından ilgilendiren önemli bir adım daha atıldı. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Kayseri Oto Sanatkârlar Odası Başkanı Şeyhi Odakır ve ilçede faaliyet gösteren oto sanayi esnafıyla, yapılması planlanan yeni sanayi sitesi için kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. Başkanlık makamında gerçekleşen görüşmede, yeni sanayi sitesinin detayları, esnafın beklentileri ve projenin ilçeye sağlayacağı katkılar ele alındı. Toplantıda, hem mevcut ihtiyaçların karşılanması hem de daha modern ve düzenli bir çalışma ortamının oluşturulması adına fikir alışverişinde bulunuldu. "Esnafımızın yanındayız" Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, esnafın her zaman yanında olduklarını vurgulayarak, "Talasımızda üretimin, emeğin ve alın terinin değerini biliyoruz. Sanayi esnafımızın daha sağlıklı, düzenli ve modern ortamlarda hizmet verebilmesi için üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Yeni sanayi sitesiyle hem esnafımızın çalışma şartlarını iyileştirecek hem de ilçemize yakışır bir ticaret alanı kazandıracağız" ifadelerini kullandı. Başkan Yalçın’a teşekkür Kayseri Oto Sanatkârlar Odası Başkanı Şeyhi Odakır ise toplantının verimli geçtiğini belirterek, "Sayın Başkanımız Mustafa Yalçın’a esnafımıza gösterdiği yakın ilgi ve destekten dolayı teşekkür ediyoruz. Bu süreçte ortaya konulan iş birliği ve ortak akıl, yeni sanayi sitesinin en sağlıklı şekilde hayata geçirilmesine büyük katkı sağlayacaktır" diye konuştu. Esnafın taleplerinin doğrudan dinlendiği buluşmada, yeni sanayi sitesinin sadece bir iş alanı değil; aynı zamanda üretim kalitesini artıran, şehir estetiğine katkı sunan ve ekonomik canlılığı destekleyen bir yatırım olacağı vurgulandı. Ortak akıl ve istişare kültürüyle yürütülen süreçte, Talas’ta hizmet veren oto sanayi esnafının daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması hedefleniyor. Yapılması planlanan yeni sanayi sitesinin, ilçenin ticari hayatına önemli bir ivme kazandırması bekleniyor.