MAGAZİN - 08 Temmuz 2019 Pazartesi 13:16

Gökhan Güney’den ünlü isimlere sert eleştiri

A
A
A
Gökhan Güney’den ünlü isimlere sert eleştiri

Arabesk müziği yorumculardan Gökhan Güney, katıldığı bir radyo programında Serdar Ortaç, Hülya Avşar ve Gülben Ergen’in yorumculuğu ile ilgili ilginç iddiada bulunarak, ’’Onlar şarkıcı değil’’ dedi.

Arabesk müziği yorumculardan Gökhan Güney, katıldığı bir radyo programında Serdar Ortaç, Hülya Avşar ve Gülben Ergen’in yorumculuğu ile ilgili ilginç iddiada bulunarak, ’’Onlar şarkıcı değil’’ dedi.


Kariyeri boyunca 52 film ve 34 albüme imza atan bu yıl müzik kariyerinin 40’ıncı yılına giren Arabesk müziğinin tanınan yorumcusu Gökhan Güney, CRI TURK’te konuk olduğu Michael Kuyucu’nun programında müzik dünyasında gündem oluşturacak açıklamalarda bulundu.



Gökhan Güney, Arabesk müziğinin 90’lı yıllarla beraber popun gerisine itilmeye çalışıldığını söyledi ve arabesk müziğin hala revaçta olduğunu, pop şarkıların geçici olduğunu ama üretilen Arabesk şarkıların yıllara meydan okuduğunu belirtti. Müslüm Gürses’in hayatta olduğu dönemlerde çok yıpratıldığını söyleyen Güney, Gürses’in daha uzun yaşabileceğini de iddia etti. Gökhan Güney, Serdar Ortaç, Hülya Avşar ve Gülben Ergen’in yorumculuğu ile de ilgili ilginç bir iddiada bulunarak ’’Onlar şarkıcı değil’’ dedi.



’’Arabesk şarkılar 100 sene sonra olacak ama o pop şarkılar olmayacak’’


Gökhan Güney, son yıllarda üretilen pop müziğin hiç kalıcı olmadığını söylerken , üretilen Arabesk şarkıların daha uzun ömürlü ve kalıcı olduğuna vurgu yaptı. Güney şöyle devam etti: ’’Pop müzik çıktıktan sonra bence değişim diye bir şey olmadı. Bir hevesle gençliği o tarafa çektiler. Gençlik sonra baktı ki bir şey vermiyor pop müzik, ondan da vazgeçti. Şimdi büyük şehirlerde mesela bakıyorsunuz entel tarzı gençlik var. Bunlar rock müzik dinliyor, işte bilmem ne müzik dinliyor. Şimdi bunları görüp de Anadolu’da görüp de heveslenen gençler çok fakat o bir tarz, bu rap gibi bir şey, rap şarkı söylemek değil ki anlatıyor. Şiir gibi, yani şiir nasıl adam Ahmet Selçuk İlkan çıkıyor şiir albümü yapıyorsa bu da rap yapıyor anlatıyor. Gerçek anlamda müzik dinlemek istiyorsan, melodi dinlemek istiyorsan türküler, Türk sanat müziği, arabesk dinleyeceksin. Yoksa bir şey anlatmaz, bir şey vermez. Bana hiçbir şey vermiyor mesela o pop dediğimiz müzik. Ama müthiş beğendiğim isimlerde var.Ancak genel anlamda baktığımızda hiçbir şey yok. Sırf alt yapı var ’dıstap dıstap’ üstünde böyle bir şey koyuyorlar, melodi yok, bir şey yok. Orhan Gencebay’ın ’Bir Teselli Ver’, ’Hor Görme Garibi’ ve ’Hatasız Kul Olmaz gibi’, bizim seslendirdiğimiz ’Melek Yüzlüm’, ’Hasret Rüzgarları’, İbrahim Tatlıses’in okuduğu ’Mutlu Ol Yeter’ler inanın 50 sene sonra bu şarkılar yine dinlenecek. ’Dönülmez Akşamın Ufkundayım’ gibi. Münir Nurettin Selçuk Allah rahmet eylesin 100 sene sonra da yine şarkısı okunacak ama o pop şarkılar olmayacak’’.



“Müslüm Gürses’i çok hırpaladılar”


Gökhan Güney, Müslüm Gürses’in daha uzun yaşayabileceğini iddia ederken, eşi Muhterem Nur’a göndermede bulunarak onun çok yıpratıldığını söyledi.


Müslüm Gürses’i erken kaybettik diyen Güney, ’’Bunun sebebi de bir insan 365 gün çalışmaz. Biter, ben şimdi mesela gidiyorum bir işe diyelim 1 ay çalıştım diyorum kardeşim ben dinleneceğim kendime geleceğim. Onun için yani ben Müslüm’ü tanıdığımdan beri hep çalıştı, hep çalıştı ama. Bazen sazlarıyla konuşuyordum. ’Ya diyordum ki bıkmış gibi şarkı söylüyor abi’ dediler nasıl bıkmasın ya adam. Aynı şarkılar düşünebiliyor musun? Her gün önüne bir yemek koyuyorlar onu yiyorsun. İnsan demez mi yeter ya? Onun için Müslüm’ün bir de rahatsızlıkları vardı. Onu daha önceden tedavi etselerdi yaşardı. Çok yordular onu. Mesela biz çalışırken bazen erken inmek isterdi sahneden, kızarlardı. Hanımı kızardı Muhterem hanım veya gazinonun sahibi ’’Aman’’ derdi. ’’Hemen inme çünkü bunun fanatikleri çok fena’’. Çok baş ağrısı çekerdi. Allah rahmet eylesin yani’’ şeklinde konuştu.



’’Bugün popçular arabeskten ekmek kazanıyor’’


Gökhan Güney, günümüzde yapılan pop müziğin hala Arabesk müzikten beslendiğini söylerken, pop müzik yorumcularının müziklerinde Arabesk müziğini kullandıklarını belirtti.


Güney şöyle devam etti: ’’Yemin billah ediyorum şu an yapılan müziklerin hepsi arabesk müzik, şarkıların hepsi arabesk. Nedir? İşte çalınış şekli farklıdır, yani sen buradan gidersin ben buradan giderim ama ileride buluşuyoruz. Yapılan iş aynı iş, bütün yapılan şarkılar arabesk şarkılar. Dinlensin, bu işi bilen insanlar dinlesin enstrüman olarak farklıdır sadece, yani enstrümanları farklı koyuyorlar. Bugün Demet Akalın İbrahim’in şarkılarını okuyor bütün albümlerinde ,’Türkan’ı yaptılar mesela. ’Türkan’ arabesk bir şarkı yani melodiler arabesk. Bugün eğer popçu olarak bu piyasada ekmek kazanıyorlarsa hepsi arabeskten kazanıyor’’.



“Onlar şarkıcı değiller”


Serdar Ortaç, Hülya Avşar, Gülben Ergen konusunda açıklama yapan Güney, ’’Bir röportajımda söylemiştim, tekrar söyleyebilirim. Bu bir gerçek, ben iddiaya girerim Serdar Ortaç gelsin çıplak sesle bir şarkı okusun. Sessiz, müziksiz burada okusun o şarkıya, o duyguyu veremez. Şarkı okumak o kadar basit değil. Yani mesela bu çok büyük paralar kazanan arkadaşlarımı da Hülya Avşar’ı ben çok severim gerçekten ama şarkıcı değil yani. Gurbet Kervanı’na ilk şarkıcı olarak bizimle geldi uçakta dediler ki ne yapacak? Kimler yok ama turneyi anlatayım Neşe Karaböcek, ben, Emrah, Hülya Avşar, Mustafa Topaloğlu, Vahdet Vural, Ümit Besen, Hülya Süer, Necla Nazır. Böyle bir kadroyu düşün Hülya’ya dediler ki ’’ne okuyacaksın?’’, ’’Mavi Mavi’yi biliyorum’’ dedi. Filmden ötürü, bir de Türk Sanat Müziği Necdet Tokatlıoğlu’nun bir şarkısı vardı onu okuyacaktı. Yani iki tane şarkı. ’’Peki ne olacak’’ dediler o zaman 3’er dakikadan altı dakika yapar. Hadi şöyledir böyledir 10 dakika de. Dediler ki, ’’Ahmet Selçuk İlkan sunucu Ahmet halktan soru alır Hülya Hanım’a sorar Hülya cevaplar’’. Böyle bir şey işte bir şarkıyı okur ara verirler 10 dakika sorular sorulur bir şarkı daha final yapar bilmem ne yarım saat toparlar gider. Böyle başladılar şimdi, bunun gibi Gülben Ergen de öyle Gülben de sinemacı. Ama bunlar korkunç paralar kazanıyorlar.Hülya Avşar belki kendini yetiştirmiştir bilmiyorum jüri olarak çıkıp şarkı yarışmasında jürilik yaptı . Bu detone oldu diyor bilmem ne diyor. Serdar Ortaç besteyi güzel yapıyor o ayrı bir konu. Bir sürü besteci var, ille de şarkı okumalı diye bir şey yok, adam besteci olmuş ama şarkı okuması yetersiz. Yorumcu değil ben yine söylüyorum yorumcu değil, beste yapıyor böyle tutturmuş gidiyor tabi yani arkasına 10 tane kız koyuyor bilmem ne yapıyor falan sahnede bir şekilde paketliyor kendisini’’ ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bahçelievler’de doğum gününde çıkan kavgada 1 kişi hayatını kaybetti Bahçelievler’de bir kafede kıskançlık nedeniyle çıktığı öne sürülen kavgada 1 kişi hayatını kaybetti. Olaya ilişkin gözaltına alınan 5 şüpheliden 2’si tutuklandı. Olay, dün sabaha karşı 04.00 sıralarında Bahçelievler Şirinevler Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Türkmenistan uyruklu Dovletmammet Ashyrov, bir kafede kız arkadaşının doğum günü partisi için arkadaşlarıyla buluştu. Ashyrov, ilerleyen saatlerde kafede bulunan Alembeg M. ve Vefa isimli arkadaşı ile kıskançlık iddiasıyla tartışmaya başladı. Kafede başlayan tartışma sokağa taştı. Taraflar sokak ortasında birbirlerine bıçak savurmaya başladı. Arbede sırasında 4 kişi yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılardan Alembeg M., olay yerinden bir taksiye binerek kaçtı. Polis olay yerinde inceleme başlatırken, 3 yaralı ise hastaneye kaldırıldı. Türkmenistan uyruklu şahıs yaşamını yitirdi Hastaneye kaldırılan yaralılardan Türkmenistan uyruklu Dovletmammet Ashyrov yaşamını yitirdi. Olay yerinden taksiyle kaçan Alembeg M. ise, Şirinevler Meydanı’nda polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Ekiplerce olaya karıştığı tespit edilen 4 şüpheli daha gözaltına alındı. Yakalanan 5 şüpheli, emniyetteki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edildi. 2 kişi çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 3 kişi ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakıldı. Öte yandan, kavga anı güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde tarafların sokakta buluştukları, ardından tartışmaya başladıkları ve birbirlerine yumruk ve bıçaklarla saldırdıkları, çevredekilerin araya girerek olaya müdahale etmeye çalıştığı anlar yer aldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Ankara Dolandırıcılık şebekesine 13 ilde dev operasyon: 149 gözaltı Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesi merkezli olarak 13 ilde düzenlenen dolandırıcılık operasyonunda 149 kişi gözaltına alındı. Operasyonda 1 milyar 50 milyon lira değerindeki mal varlığına el konulurken, suç örgütünün cephaneliği ve para trafiği de deşifre edildi. Akçakale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın re’sen başlattığı soruşturma kapsamında Asayiş Daire Başkanlığı ve Şanlıurfa İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Türkiye’de "iletişim yoluyla dolandırıcılığın merkezi" olarak bilinen bölgeye yönelik çalışma başlattı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Şanlıurfa, Akçakale ve Harran ilçeleri merkezli olmak üzere bin 200 şüpheliden oluşan suç örgütüne yönelik toplam 13 ilde 213 ekip ve bin 220 polisin katılımıyla eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda ikamet ve iş yerlerinde yapılan aramalarda şebekenin sadece dolandırıcılık değil, silahlanma ve uyuşturucu trafiğiyle de bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Yapılan aramalarda 5 ruhsatsız tabanca, 5 pompalı tüfek ve 2 kurusıkı tabanca, yüzlerce fişek, çok sayıda dijital materyal, ziynet eşyası ve narkotik maddeler ele geçirildi. Soruşturmanın ilk etabında belirlenen 185 şüpheliden 149’u yakalanarak gözaltına alındı. 1 milyar 50 milyon lira değerinde servete el konuldu Operasyonun mali boyutu, suç örgütünün ulaştığı korkunç rakamları gözler önüne serdi. MASAK verileri doğrultusunda dolandırıcılık suçundan elde edildiği ve çeşitli yöntemlerle aklandığı tespit edilen toplam değeri 1 milyar 50 milyon lira olan 237 lüks araç ve 93 taşınmaza (daire, arsa, iş yeri) adli makamlarca el konuldu. Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının koordinasyonu ile yürütülen operasyon, "Türkiye Yüzyılı"nda suçla mücadelenin tavizsiz sürdürüleceğini bir kez daha kanıtladı. Gözaltına alınan 149 şüphelinin ifade işlemleri sürerken, Başsavcılık tarafından oluşturulan bin 200 kişilik havuzdaki diğer isimlere yönelik adli sürecin de derinleşerek devam edeceği öğrenildi.
Samsun Vezirköprü OSB’de yatırım süreci: Firmaların talepleri ve projeler değerlendirildi Samsun’un Vezirköprü ilçesinde yapımı ve gelişim süreci devam eden Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde(OSB) yürütülen çalışmalar, düzenlenen müteşebbis heyeti toplantısında ele alındı. Toplantıya başkanlık eden Samsun Valisi Orhan Tavlı, bölgenin yatırım ve istihdam açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çekti. Vezirköprü Orman İşletme Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen toplantıda OSB’de gelinen son durum hakkında bilgilendirme yapıldı. Firmalardan gelen talepler değerlendirilirken, bölgenin karayolu bağlantı güzergahı ile yol genişletme çalışmalarına ilişkin süreç de masaya yatırıldı. Arsa satış ve tahsislerinde yatırımcıya kolaylık sağlanması amacıyla taksit süresinin 12 aydan 24 aya çıkarılması önerisi de görüşülen başlıklar arasında yer aldı. Toplantıda ayrıca OSB’nin içme ve kullanma suyu ihtiyacının karşılanmasına yönelik Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen su isale hattı çalışmaları kapsamında planlanan depo projesi ele alındı. Küçük imalat ve tamirat alanlarının oluşturulmasına yönelik planlamalar da değerlendirildi. Toplantının ardından Vali Orhan Tavlı, beraberindeki heyetle birlikte Vezirköprü Karma Organize Sanayi Bölgesi sahasında incelemelerde bulundu. Heyet, ilçenin tarım ve hayvancılık potansiyelini geliştirmesi hedeflenen Tarıma Dayalı İhtisas Besi OSB öneri alanını da yerinde inceledi. Program kapsamında ayrıca yapımı devam eden İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün yeni hizmet binasında incelemelerde bulunularak çalışmalar hakkında bilgi alındı.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Toplantının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasının hemen başında dün yaşanan fırtınadan etkilenen Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler" ifadelerini kullandı. "Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta" Türkiye’nin dünyada yaşanan olumsuz gelişmelerden artık eskisi kadar etkilenmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın ve bölgemizin çatışmaların, siyasi ve ekonomik çalkantıların, sosyal gerilimlerin girdabında sağa sola savrulduğu bir dönemde Türkiye rotasından ayrılmadan emin adımlarla hedeflerine doğru ilerliyor. Yaşadığımız her hadise Türkiye’nin dayanıklılığını ortaya koyuyor. Bölgemizdeki her kriz Türkiye’nin son 23 yılda kat ettiği büyük mesafeyi ispat ederken, ülkemizin istikrar adası konumunu daha da perçinliyor. Türkiye ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, hatta bunun da ötesine geçerek dostlarına ve kardeşlerine en zor zamanlarında destek veren bir Türkiye vardır. Karşılaştığımız onca engele rağmen 23 yıldır sabırla uyguladığımız stratejilerin semerelerini topladığımız bir dönemdeyiz" dedi. "12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık" Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin birçok avantaj sağladığını ve bu avantajlar sayesinde tüm dünyayı kara kara düşündüren savaşın yıkıcı etkilerini birçok alanda en düşük seviyede tutmayı başardıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçen hafta açıklanan kritik veriler, Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit ve tescil etmiştir. Bölgemizdeki savaşa rağmen ihracatımız nisanda güçlü bir performans sergiledi. Nisan ayında ihracatımız yıllık yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar dolara ulaştı. Ocak-nisan dönemi ihracatımız ise 88 milyar 630 milyon doları buldu. 12 aylık ihracat tutarında ilk defa 275,8 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık. İhracatımızın detaylarına baktığımızda ümitvar bir tabloyla karşılaşıyoruz. 166 ülke ve bölgeye ihracatımız arttı. 26 sektörün tamamında ihracatımız yükseldi. Sektörler sıralamasında 3,9 milyar dolarla otomotiv liderliğini sürdürürken, 3,1 milyar dolarla kimyevi maddeler ikinci, 1,8 milyar dolarla elektrik elektronik üçüncü, 1 milyar 451 milyon dolarla hazır giyim dördüncü oldu. Savunma ve havacılık ihracatımızın 962 milyon dolara ulaşmasını ayrıca kıymetli buluyoruz. Böylece yılın ilk dört ayında bu alanda yüzde 28 oranında artış kaydederek önemli bir başarıya imza attık. Bir diğer çarpıcı rakam şudur; bin 18 firmamız ilk kez yurt dışına ürün satma başarısı göstermiştir. Ticarette korumacılık eğilimlerinin güçlendiği, talebin daraldığı ve jeopolitik risklerin tırmandığı bir dönemde bu ihracat rakamları takdire şayandır. Şu da bir gerçek ki Türkiye’nin potansiyeli bunun çok çok üzerindedir. İnşallah yeni pazarlara açılarak ihracatı teşvik ederek, ihracatçılarımıza destek olarak daha yüksek rakamlara ulaşacağız" açıklamasında bulundu. "Turizm gelirimiz yılın ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara yükseldi" Türkiye’nin turizm alanında da oldukça verimli bir dönem geçirdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biliyorsunuz 2025 yılını turizmde 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliriyle kapatmıştık. Sektörü olumsuz etkileyen çeşitli zorluklara rağmen hamdolsun 2026’ya çok güçlü bir giriş yaptık. Turizm gelirimiz yılın ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara yükseldi. Yine bu dönemde turist sayımız yüzde 4,2 oranında artışla 9 milyon 219 bine ulaştı. İlk çeyrekte yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik ortalama harcaması ise 116 dolardan 119 dolara çıktı. Ekonomimize ve sektörümüze hayırlı uğurlu diyorum" dedi. Bu sene Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünü artıracak zirvelere ve etkinliklere ev sahipliği yapacağını da hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de düzenlenecek uluslararası etkinliklerin de Türk turizminin yıldızının parlamasına katkı sunacağına inandığını söyledi. "İşsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu" Verilerin sadece ihracat ve turizmde değil, istihdam tarafında da umut verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşsizlik oranı bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1’e geriledi. İstihdam sayımız aynı dönemde 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişiye, istihdam oranımız ise 0,3 puan artarak yüzde 48 buçuğa yükseldi. Keza iş gücü sayımız mart ayında bir önceki aya göre 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bin kişiye ulaştı. İş gücüne katılma oranımız ise 0,1 puan artışla yüzde 52,8’e çıktı. Böylece işsizlik oranımız tek haneli seyrini 35’inci ayında da korumuş oldu. Bununla birlikte atıl iş gücü oranındaki yükselişi de dikkatle takip ediyoruz" diye konuştu. "Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur" İhracat, istihdam ve turizmdeki olumlu tabloya rağmen savaşın etkilerinin enflasyon rakamlarında hissedildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün nisan ayı enflasyon oranı yüzde 4,18 olarak açıklandı. Halen çok yüksek seyreden akaryakıt fiyatları dünyada olduğu gibi bizde de enflasyon üzerinde ağır baskı oluşturuyor. Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur. Karamsarlığa kapılmadan, felaket tellallarına kulak asmadan biz doğru bildiğimiz yolda sağlam adımlarla ilerlemekte kararlıyız" ifadelerini kullandı. "Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye’ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık" Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkilerine dair konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Türkiye’nin Avrupa’daki konumuna dair yine Avrupalı aktörlerin bazı yıpratıcı tartışmaları körüklediğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine dair süreci tarih tarih sıralayan ve süreç içerisinde Türkiye’nin çeşitli sebeplerle çifte standartlara maruz kaldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Biz maruz kaldığımız onca çifte standarda rağmen tam üyelik yolundaki çalışmalarımızı inatla sürdürdük. Bugün de Avrupa Birliği kurumlarıyla ve ülkeleriyle karşılıklı temaslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor. Ancak burada şunu çok net ifade etmem gerekiyor; ilk başvuru tarihimiz olan 1950’den beri Avrupa içerisinde özellikle belli kesimlerde Türkiye’ye karşı kökleşmiş olan önyargıları bir türlü aşamadık. Kimi zaman demokrasimizi dillerine doladılar, kimi zaman ekonomimizi tehdit olarak gördüler, kimi zaman nüfusumuz üzerinden korku yaydılar, kimi zaman inancımızı bahane ederek bizi ötekileştirdiler ama her seferinde Türkiye’yi dışlayacak, Türkiye’nin tam üyelik sürecini yavaşlatacak, Türkiye’yi kapıda bekletecek bir bahane mutlaka buldular. Türkiye değişti, dönüştü. Ekonomisini ve demokrasisini güçlendirdi. Ama bu çevrelerin ülkemize yönelik çarpık yaklaşımında hiçbir değişim olmadı. Biz diğer aday ülkelerden farklı olarak işte bu zihniyetle ve temsilcileriyle de mücadele etmek zorunda kaldık. Merhum Özal’ın dediği gibi sadece uzun ince değil, aynı zamanda suni engeller ve engebelerle dolu bir yolda yürüdük. Teessüfle belirtmeliyim ki bu yolculuk yine aynı zeminde devam ediyor. Türkiye’ye yönelik stratejik şaşılık maalesef birliğin pek çok kurumunda hem de çok bariz biçimde varlığını muhafaza ediyor." "Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır" Türkiye olmadan Avrupa Birliği’nin tamamlanamayacağını dile getiren Erdoğan, "Gelinen noktada bir gerçeği açık açık dile getirmek durumundayım. Dün olduğu gibi bugün de mesele Ankara’nın nerede durduğu değildir. Mesele Brüksel’in geleceğin dünyasında nerede olmak istediğidir. Kendini nerede gördüğüdür. Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin küresel bir aktör ve çekim merkezi olmayacağı artık anlaşılmalıdır. Biz hini hacette varlığı hatırlanacak, ihtiyaç duyulunca kapısı çalınacak, sahir zamanlarda ötelenecek bir ülke değiliz. Hiçbir zamanda olmayacağız. Avrupa Birliği Türkiye’nin yapıcı tavrının kıymetini çok iyi bilmeli, bunu hor kullanmamalı, bunu zora sokacak eylem ve söylemlerden imtina etmelidir. Unutulmasın ki ne Türkiye eski Türkiye’dir ne de dünya eskisi gibi batılı devletlerin nüfus alanına sıkışmış haldedir. Bölgesel işbirliklerinin önem kazandığı, yeni aktörlerin boy, verdiği küresel sistemin çok kutupluluğa doğru hızla evrildiği yeni bir dünya kuruluyor. Ve Türkiye yeni sistemin kutup başlarından biri olmaya namzet en güçlü ülkeler arasında yer alıyor. Bakın açık söylüyorum. Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır. Avrupa bir yol ayrımındadır. Ya Türkiye’nin büyüyen gücünü ve küresel ağırlığını birliğin dar boğazdan çıkışı için bir fırsat olarak görecekler ya da dışlayıcı söylemlerin Avrupa’nın geleceğini karartmasına müsaade edecekler. Bizim temennimiz Avrupa’daki karar alıcıların siyasi ve tarihi önyargılarını artık terk ederek Türkiye’yle samimi, sahici ve göz hizasında ilişkiler geliştirmeye odaklanmalarıdır. Böyle bir ilişkinin kazananı Türkiye’nin de ayrılmaz parçası olduğu Avrupa kıtası olacaktır. Biz milletimizin yüksek menfaatlerini rehber edinerek bu yolda sabırla vakarla alnımız ak, başımız dik bir şekilde yürümeye devam edeceğiz" dedi. Kurban Bayramı tatili 9 gün oldu Konuşmasının son kısmında vatandaşlara iki müjdeli haberi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu sene Kurban Bayramı’nı inşallah 27-30 Mayıs tarihleri arasında idrak edeceğiz. Kamu çalışanlarımızın 26 Mayıs Salı günü öğleden sonra başlayacak olan resmi tatillerine 1,5 gün daha eklenmesini kararlaştırdık. Böylece pazartesi tam gün ve salı öğleye kadar olmak üzere bayram öncesi 1,5 günü idari izin kapsamına alarak, toplamda 9 günlük bir tatil imkanı vermiş oluyoruz. Hayırlı uğurlu olsun diyorum. Aile ve Gençlik Fonu’yla yuva kurmak isteyen gençlerimizi 200 ile 250 bin lira arasında bir rakamla destekliyoruz. Krediden faydalanan ve vade döneminde çocuk sahibi olan gençlerimize yönelik bir kolaylık sağlamıştık. Geri ödeme süresi içerisinde ilk çocuk sahibi olan çiftlerin 12 aylık taksitini hibe etmeye ve kalan taksitlerini 12 ay ertelemeye karar vermiştik. Şimdi bunu bir adım öteye taşıyoruz. Geri ödeme dönemi içerisinde ikinci çocuğun da olması halinde kalan taksitlerin tamamını hibe edeceğiz" ifadelerini kullandı.