EKONOMİ - 19 Ağustos 2025 Salı 16:31

Iğdır’daki millet bahçesi kiraya verildi

A
A
A
Iğdır’daki millet bahçesi kiraya verildi

Iğdır’daki millet bahçesi, söz konusu alanın kamuya ait olmasına rağmen, kiraya verildi. Bahçede yer alacağı açıklanan millet kıraathanesinin yanı sıra, oturma alanı, restoran ve güvenlik görevlilerinin kalacağı yerler de büfe olarak kiralama usulüyle devredildi. Ayrıca, bahçenin içinde bir bisiklet kiralama firması için de alan tahsis edildi.


Kış mevsiminde ihaleye çıkan kiralama alanları, başka firmalar tarafından kazanılsa da, Iğdır Valiliği tarafından ihale iptal edildi. Bunun ardından, alanlar davet usulüyle, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Yüksel Kasım Çarman’ın akrabalarına verildiği iddia edildi. Alanda kiraya verilen 3 alandan sadece birisinin yapı kullanımı olduğu ortaya çıktı.



Iğdır’daki millet bahçesi kiraya verildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Şahin: "Polisin bizim güvenliğimizi sağlaması için önce kendi güvenliğinin sağlanması gerekir" Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, polislerin çalışma şartlarının düzeltilmesi gerektiğini söyleyerek, "Polisin bizim güvenliğimizi sağlaması için önce kendi güvenliğinin sağlanması gerekir" dedi. Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin, Polis Haftası dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan polis noktası önünde düzenlediği basın açıklamasında polislerin çalışma şartlarının düzeltilmesi gerektiğini kaydetti. Polislerin şark hizmetleri ve çalışma saatlerine ilişkin düzenleme yapılması gerektiğini belirten Şahin, görev şartlarının iyileştirilmesinin kamu güvenliği açısından önem taşıdığını söyledi. İçişleri Bakanlığı’ndan olumlu gelişmeler beklediklerini dile getiren Şahin, "Sırtını Hakk’a dayayan bir sivil toplum örgütü olarak, referansını Hak’tan alan bir sivil toplum örgütü olarak zaman zaman bazı meslek gruplarının sorunlarını dile getirip çözüm önerileri sunuyoruz. Önümüzdeki günlerde bir Polis Haftası etkinliğimiz var. 10 Nisan, Polis Günü olarak kutlanıyor. Polislerimiz bir meslek grubudur sonuçta. Bu grubun sadece kendi hayatlarını idame ettirmek, kendilerini güvende tutmak ve kendi geleceklerini düşünmek gibi bir kaygıları yok. Aynı zamanda milletin geleceğini ve asayişini düşünmek ve sağlamak gibi önemli bir sorumlulukları var. Bu sorumluluklar, elbette onlara birtakım yükler de yüklüyor. Bu yükü sadece görev ve zorunluluk olarak düşünürsek, bu polislerimiz açısından iyi sonuçlar doğurmaz. Zaman zaman polislerin bağlı olduğu İçişleri Bakanlığından polislerimizle ilgili güzel vaatler duyuyoruz. Biz sadece bunların hayata geçirilmesini bekliyoruz. Polisin bizim güvenliğimizi sağlaması için önce kendi güvenliğinin sağlanması gerekir. Bu sağlanmadan, polis huzurlu ve rahat olmadan bizlere yeterince faydalı olması mümkün değildir. Millet olarak önce bunu sağlamamız gerekiyor. Aynı zamanda bakanlıktan bu yönde taleplerde bulunmamız gerekiyor. Bütün memurlar tek Şark görevi yaparken, polislerimiz iki defa Şark görevi yapıyor. Bu ikinci Şark görevinin kaldırılması ya da süresinin uzatılması gerekiyor. Polislerimiz de ailesi olan, evi olan, sorumlulukları olan insanlardır. Eğer görevlendirme yapılacaksa, bu durum bekâr personel üzerinden değerlendirilebilir. Bu konu bir yük olmakla birlikte, bakanlığın da bir taahhüdüdür" şeklinde konuştu. "Polislerimiz devlet memurudur ve bizler böyle görüyoruz" Şahin, "Devlette devamlılık esastır ilkesi gereği bunun hayata geçirilmesini bekliyoruz. Polislerimiz devlet memurudur ve bizler böyle görüyoruz. Bu nedenle diğer memurlar gibi mesai haklarına sahip olmaları gerekir. Birçok meslek grubu 1-2 saat fazla çalıştığında mesai ücretini alırken, polisler ayda 30-40 saat fazla çalışmasına rağmen bu karşılığı alamamaktadır. Büyükşehirlerde bir polisin evinden işe gitmesi bazen 2-3 saat sürebilmektedir. Bu, bir insanın kolayca kaldırabileceği bir yük değildir. İnsanların psikolojisinin bozulması ne bize ne de millete fayda sağlar. Polisin psikolojisi iyi olmalıdır ki topluma faydası da yüksek olsun. Terfilerde liyakatin esas alınması gerekir. Herhangi bir objektif kriter olmadan, keyfi kararlarla yapılan terfiler doğru değildir ve bu durum bizi daha kötü sonuçlara götürür. 10 Nisan’da sadece Polis Günü’nü kutlayıp geçmek yerine, bakanlığımızdan somut müjdeler ve olumlu gelişmeler bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Tekin: "Bizim eğitim felsefemizde hiçbir öğrencimizi sistemin dışında, ilginin uzağında bırakmak yok" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, özel gereksinimli öğrenciler hakkında, "Bizim eğitim felsefemizde hiçbir öğrencimizi sistemin dışında, ilginin uzağında bırakmak yok. Hepsi bizim için birer değer" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nda düzenlenen "Özel Eğitim Destek Eğitim Platformu" tanıtım programına katıldı. Programda özel gereksinimli bireylerin eğitim süreçlerini desteklemeye yönelik geliştirilen dijital platform kamuoyuna tanıtıldı. Bakan Tekin, burada yaptığı konuşmada özel eğitimin eğitim sisteminin en hassas ve öncelikli alanlarından biri olduğuna dikkat çekerek, yeni platformun öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına uygun içeriklerle öğretmenlere ve velilere önemli kolaylıklar sağlayacağını ifade etti. Platformla birlikte öğretmenlere, öğrencilere ve velilere daha erişilebilir, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir eğitim desteği sunacaklarını belirten Tekin, dijital içeriklerin sürekli güncellenerek geliştirileceğini vurguladı. "Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak özel bireylerimizin eğitimiyle ilgileniyoruz" Bakanlığın özel gereksinimli öğrencilerle yakından ilgilendiğini ve ilgilenmeye devam edeceğini belirten Bakan Tekin, "Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak özel bireylerimizin eğitimiyle ilgileniyoruz. O konuyla ilgili sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışıyoruz. Ama aynı şekilde özel bireylerimizin sorunlarıyla ilgilenen başka kamu kurumlarımız da var. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, bu kardeşlerimizin problemleriyle ilgileniyorlar. Sağlık Bakanlığımız, bu arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin sağlık ve tedavi problemleriyle ilgileniyorlar. Biz, Milli Eğitim Bakanlığı olarak eğitimle ilgili konularda bu kardeşlerimizle birlikte hareket etmeye çalışıyoruz" diye konuştu. "Bizim eğitim felsefemizde hiçbir öğrencimizi sistemin dışında, ilginin uzağında bırakmak yok" Her öğrencinin kendileri için ayrı bir öneme sahip olduğunun altını çizen Tekin, "Bizim eğitim felsefemizde hiçbir öğrencimizi sistemin dışında, ilginin uzağında bırakmak yok. Hepsi bizim için birer değer. Bir sistemde özel gereksinimli bireylerin eğitsel ihtiyaçları yeterince karşılanıyor ise orada adalet vardır, orada insanlık vardır, orada temel hak ve hürriyetleri koruma mantığı vardır. Bu anlayışın bir gereği olarak bizim asıl hedefimiz, her bir öğrencimizin kendi fıtratına uygun bir gelişim zemini bulabileceği, eğitimde fırsat eşitliğini amasız, fakatsız tesis edebilmektir. Bizim fırsat eşitliği anlayışımızda ise öğrencilerin aynı yasal haklarda eşit biçimde faydalanmasının yanı sıra, daha çok ihtiyacı olanların daha fazla desteklenmesi de esastır" şeklinde konuştu. "Eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmenin en önemli imkanlarından birisi teknolojik yenilikler" Teknolojide yapılan yeniliklerin eğitimde fırsat eşitliğini dengelediğini ve güçlendirdiğini ifade eden Bakan Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günümüzde eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmenin en önemli imkanlarından birisi teknolojik yenilikler. Biz teknolojiye hiçbir zaman tek başına bir hedef, bir odak olarak bakmadık. Teknolojiyi eğitimde öğrenme imkanlarını genişleten ve eğitimi daha erişebilir hale getiren bir araç olarak gördük, görmeye de devam edeceğiz. Nitekim attığımız her adımı da birbirini tamamlayan büyük bir bütünün, bir felsefenin parçası olarak gördük. Yakın zamanda Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden özel eğitim materyal platformunun erişimini açtık. Platformda özel eğitim alanındaki tüm paydaşlarımızın yararlanabileceği akademik destek içeriklerinden yaşam becerilerine, aile eğitiminden ölçme değerlendirme araçlarına kadar çok geniş bir içerik havuzunu kullanıcılarımızın hizmetine sunduk." Program Bakan Tekin’in Prof. Dr. İlhan Yalçın, Prof. Dr. Esra Macaroğlu Akgül, Dr. Deniz Güçer, Dr. Sultan Nezihe Turhan ve İsa Tekpınar’a hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu. ÖZDE farklı yaş grupları ve performans düzeylerine sahip özel eğitim öğrencileri için hazırlandı Özel Eğitim Destek Platformu’nun (ÖZDE) Özel Eğitim ve Rehberlik Genel Müdürlüğü ile Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hafif düzey zihinsel yetersizliği olan öğrenciler, orta-ağır düzey zihinsel yetersizliği olan öğrenciler ile otizm spektrum bozukluğu olan öğrenciler başta olmak üzere farklı yaş grupları ve performans düzeylerine sahip özel eğitim öğrencileri için hazırlandığı açıklandı. Platformun Türkçe, okuma-yazma, matematik ve bilişsel beceriler alanlarında toplam 200’ün üzerinde çıktıyı kapsayan, bu çıktılara bağlı yüzlerce alt basamak ve etkileşimli oyun içeren, ayrıca öğrenme çıktısı temelli ödev ve uygulama sayfalarıyla desteklenmiş geniş kapsamlı bir dijital öğrenme ortamı olarak yapılandırıldığı dile getirildi.
İstanbul Çekmeköy’de 2 kişinin öldüğü aile faciasında kan donduran ifade: "Ailemi sevmiyordum, hep öldürmek istedim" Çekmeköy’de 35 yaşındaki S.H., geçirdiği cinnet sonucunda annesi Medine Hepgülnar (61) ve abisi Ekrem Hepgülnar’ı (41) öldürdü. Yaşanan aile katliamında diğer kardeşi K.G.’yi ağır yaralayan S.H.’nin polise teslim olduktan sonra ailesini sevmediğini ve hep öldürmek istediğini söylediği öğrenildi. Olay, 7 Nisan saat 19:20 sıralarında Çekmeköy Kirazlıdere Mahallesi Efsun Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre S.H. (35), polisi arayarak "annemi babamı öldürdüm" şeklinde ihbarda bulundu. Olay yerine gelen polis ekipleri tarafından yapılan incelemede anne Medine Hepgülnar (61) ve abi Ekrem Hepgülnar’ın S.H. tarafından silahla vurulduğu ve olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. S.H.’nin diğer kardeşi K.H.’nin ise aynı saldırıda (38) ağır yaralı olarak Sancaktepe İlhan Varank Şehir Hastanesi’ne kaldırıldığı öğrenildi. Olay yerinde suç unsuru ruhsatlı silahıyla yakalanan S.H.’nin polislere verdiği ilk ifadesinde ise ailesini sevmediği; hep öldürmek istediği, öte yandan kredi ve kumar borçları olduğu öğrenildi. Olaya ilişkin yürütülen incelemenin devam ettiği belirtildi. "Aile içi bir kavga olduğunu tahmin ettik ki zaten öyleymiş" Olayın görgü tanıklarından Bünyamin Sevinç, yaşananları şu sözlerle anlattı: "Saat 18.30 gibiydi, evde 3-4 el silah sesi duydum. Onun ardından zaten polis ekipleri ve ambulans da geldi, herkes gördü olanları, insanlar panik oldu. Olayı gerçekleştiren şahsı tanımıyordum ama aile içi bir kavga olduğunu tahmin ettik ki zaten öyleymiş."
Niğde Niğde’de kamp projesi iki beldeyi sınır tartışmasıyla karşı karşıya getirdi Niğde merkeze bağlı Gümüşler ve Aktaş beldeleri arasında, Çamlık bölgesinde planlanan kamp ve karavan alanı projesi nedeniyle sınır tartışması yeniden gündeme geldi. İki belediye arasında uzun süredir devam eden idari ve kadastro sınırı uyuşmazlığı, proje süreciyle birlikte yeniden alevlendi. Gümüşler Barajı etrafında bir araya gelen iki belde halkı komisyonun incelemesine eşlik etti. Jandarma tarafından tartışmalara sebep olan bölgede güvenlik önlemi alınırken sınır anlaşmazlığı için yerinde inceleme başlatıldı. Aktaş Belediyesinin kendi sınırları içerisinde olduğunu belirttiği bölgede kamp ve karavan alanı kurmak amacıyla Milli Emlak’a başvuruda bulunmasının ardından, Gümüşler Belediyesi söz konusu alanın kendi idari sınırları içerisinde yer aldığı gerekçesiyle Niğde Valiliği’ne itiraz etti. Başvuru üzerine valilik tarafından oluşturulan komisyon, bölgede yerinde inceleme başlattı. Aktaş Belediye Başkanı Kamber Türkmen, geçmiş yıllarda yapılan kadastro çalışmalarına dikkat çekerek, 1972, 1996, 2004 ve 2014 yıllarında belirlenen sınırların bugüne kadar değişmediğini ifade etti. Türkmen, 2014 yılında belirlenen sınırlara yasal süre içerisinde itiraz edilmediğini belirterek, "Kasabamızın sınırları içerisinde kalan Çamlık bölgesinde kamp ve karavan alanı projesi yapmak istedik. Milli Emlak’a yaptığımız başvurunun ardından Gümüşler Belediyesi buranın kendi sınırlarında olduğunu iddia ederek valiliğe başvurdu. Bunun üzerine oluşturulan komisyon şu anda sahada inceleme yapıyor. 2014 yılında belirlenen sınırlara 10 yıl boyunca itiraz edilmedi. Bizim herhangi bir genişleme talebimiz yok. Ne bir metre almak isteriz ne de bir metre vermek isteriz" dedi. Türkmen, geçmiş dönemlerde söz konusu bölgede belediye olarak imar uygulamaları yaptıklarını, altyapı hizmetleri sunduklarını ve ruhsatlandırma işlemlerini gerçekleştirdiklerini belirterek, sınır değişikliği ihtimalinin vatandaşlar açısından belirsizlik oluşturduğunu dile getirdi. Bayram Uzun: "İdari sınırlar netleşmeli, kadastro hataları giderilmeli" Gümüşler Belediye Başkanı Bayram Uzan ise idari sınırların netleştirilmesi gerektiğini vurgulayarak, kadastro çalışmaları ile idari sınırların birbiriyle karıştırıldığını ifade etti. Uzan, göreve geldikleri günden bu yana yetki alanları içerisinde hizmetlerini sürdürdüklerini belirterek, "İdari sınırlarımızın yerinde tespit edilmesi için Niğde Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduk. Bunun üzerine valilik bünyesinde bir komisyon kuruldu. 1953 yılında iki muhtarlık tarafından belirlenen sınırlar esas alınarak inceleme yapılıyor" diye konuştu. Bölgede ciddi kadastro hataları bulunduğunu öne süren Uzan, idari sınırların valilik ve il idare kurulu kararlarıyla belirlendiğini ifade ederek, "Kadastro sınırları ile idari sınırlar birbirine karıştırılıyor. Geçmiş yıllarda yapılan çalışmalarda idari sınırlar dikkate alınmadığı için sorunlar ortaya çıktı. Biz bu hataların düzeltilmesini talep ettik" dedi. Her iki belediye de komisyonun yapacağı inceleme sonucunda verilecek karara saygı duyacaklarını belirtirken, valilik koordinasyonunda yürütülen çalışmaların ardından sınırın netleştirilmesi bekleniyor.