ÇEVRE - 17 Haziran 2025 Salı 11:22

Ağrı Dağı eteklerinde nadir görülen Kafkas Keleri görüntülendi

A
A
A
Ağrı Dağı eteklerinde nadir görülen Kafkas Keleri görüntülendi

Dünyada yalnızca Kafkasya ve Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde görülebilen, doğada nadir rastlanan sürüngen türlerinden biri olan Kafkas keleri (Paralaudakia caucasia), Ağrı Dağı eteklerindeki köylerde kayalık alanlarda görüntülendi.


Dünyada yalnızca Kafkasya ve Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’nde görülebilen Kafkas keleri bilim insanlarının da ilgisini çekiyor. Nesli tehdit altında olmayan ancak zor gözlemlenen bu tür, genellikle sarp kayalık ve taşlık bölgelerde yaşamını sürdürüyor. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sıcak havayı fırsat bilen Kafkas keleri, gündüz saatlerinde yuvalarından çıkarak güneşleniyor. Sırt kısmındaki desenleri ve çevresine uyum sağlayan rengiyle kayalıklar arasında adeta kamufle olan Kafkas keleri, bölge doğasına olan uyumu ve biyolojik çeşitlilik açısından taşıdığı değerle dikkat çekiyor.


Ağrı Dağı’nın sadece dağcılık ve doğa turizmi açısından değil, yaban hayatı gözlemciliği açısından da önemli bir merkez olduğunu vurgulan Zeki Çolak; "Birkaç gün önce doğa turuna çıktığımız zaman karşımıza bu hayvan çıkmıştı. Bende bu hayvanı merak ettim. Acaba bu tür hangisi diye. Çevremizdekilere sorduğumuz zaman da bu türün Kafkas Keleri olduğunu söylediler. Bende ilk gördüğüm zaman çok şaşırdım. Zaten bu sürüngen bu bölgeye aitmiş. Hem de merak ettim, araştırdım. İlgimi çeken tarafı şu oldu. Siz bu hayvana bakarken o da sizinle göz teması kuruyor" dedi.



Ağrı Dağı eteklerinde nadir görülen Kafkas Keleri görüntülendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir Avanos’ta kayıp şahsın ölümüyle ilgili davada tahliye kararı çıktı Nevşehir’in Avanos ilçesinde kaybolduktan 11 gün sonra cansız bedeni bulunan Azerbaycan uyruklu Hüseyin G.’nin ölümüyle ilgili davada tutuklu yargılanan sanık, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Sanık savunmasında "Alkol aldığım zaman sızıp kalıyorum. Bu nedenle hiç bir şey hatırlamıyorum" dedi. Olay, geçtiğimiz Eylül ayında Avanos ilçesinde meydana geldi. Azerbaycan uyruklu Hüseyin G.’den haber alamayan işvereni M.H., 5 Eylül’de polis merkezine giderek kayıp başvurusunda bulundu. Başvurunun ardından ekipler, cumhuriyet savcısının talimatıyla geniş çaplı arama ve kamera inceleme çalışması başlattı. Yapılan çalışmalarda Hüseyin G.’nin en son Yeni Mahalle’de arkadaşı İ.T.F. ile birlikte alkol aldığı tespit edildi. Saha çalışmalarını sürdüren ekipler, Hüseyin G.’nin cansız bedenini ilçe yakınlarındaki bir vadide buldu. Olayın ardından arkadaşı İ.T.F., "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı. Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasına tutuklu sanık İ.T.F., avukatları ve yakınları katıldı. Mahkemede savunma yapan sanık İ.T.F., olay günü alkollü olduğunu belirterek, "Hüseyin’i evinden aldım. Birlikte alkol almaya devam ettik. Ben aracımda sızıp kalmışım. Uyandığımda Hüseyin yanımda yoktu. Ne olduğunu hatırlamıyorum. Kayıp olduğunu iki gün sonra öğrendim. Polise giderek birlikte alkol aldığımızı söyledim. Yapılan çalışmalarda, son bulunduğumuz yerin yakınında kayadan düşmüş olarak bulundu. Bu olayda herhangi bir kastım yok. Arama çalışmalarına da katıldım. Beraatımı talep ediyorum" dedi. Tanık olarak dinlenen kişiler de sanığın sık sık alkol aldığını ve alkol aldıktan sonra bulunduğu yerde sızıp kaldığını ifade etti. Sanık avukatları ise müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak, "Kayıp ile cesedin bulunması arasında 11 gün bulunmaktadır. Müvekkilimiz bu süre içerisinde delilleri yok edebilirdi. Ancak emniyetle sürekli irtibat halinde olmuş ve arama çalışmalarına destek vermiştir. Tahliyesini talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık İ.T.F.’nin adli kontrol şartıyla, günde iki kez imza vermek suretiyle tahliyesine karar verdi. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.
Ankara İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açış konuşmasını yapan Duran, günümüzde uluslararası sistem açısında yeni bir konjonktürle karşı karşıya olunduğunu belirterek "NATO ittifakı tekrar güçlü bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıyadır. Ortaya çıkan tabloya baktığımızda birbiriyle farklı başlıklarda kesişen çok sayıda krizin aynı anda yaşandığını; uluslararası sistemi ayakta tutan yapılarda ciddi kırılmaların meydana geldiğini görüyoruz. Diğer bir ifadeyle, uluslararası düzen, çok boyutlu ve derin bir kırılma yaşamaktadır. Geçici bir kriz döneminden çok kalıcı ve yapısal bir dönüşüm evresi olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç; yeni sorunları beraberinde getirdiği gibi, doğal olarak da yeni çözümlere olan ihtiyacı da perçinlemektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye, NATO’ya ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir" Duran, Türkiye’nin NATO’ya katkı sunabilecek güçte olduğunu vurgulayarak "NATO’nun yapısal savaş ortamında kendini dönüştürerek dayanıklılığı, caydırıcılığı ve kriz yönetimini merkeze alan güçlü ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundadır. Türkiye, bu bağlamda NATO’ya, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir. Aynı şekilde NATO da Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çok önemli bir ittifaktır" değerlendirmesinde bulundu. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın küresel sistemde bir eskalasyon endişesini doğurduğunu belirten Duran, süren gerilimin, dünyanın farklı noktalarındaki krizleri de etkilediğini ve bu krizlerin çatışmalara evrilme ihtimalini canlı tuttuğunu ifade etti. "BM çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır" Duran, "Birleşmiş Milletler (BM), çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Sözünü ettiğimiz bu gelişmeler NATO’nun kendi içindeki dayanıklılığını ve iş birliğini tahkim etmesinin ne denli hayati olduğunu bizlere göstermektedir. NATO güçlü olduğu ölçüde müttefiklerinin güvenliğini temin edebilecek; dayanıklılığını geliştirdiği nispette krizlere yapıcı çözümler sunabilecektir. Türkiye bu anlamda NATO’nun en stratejik paydaşlarından biridir. Türkiye, ittifaka ‘istikrar’ başta olmak üzere farklı bağlamlarda kritik katkılar sağlayan bir ülkedir" diye konuştu. "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Türkiye’nin jeopolitik konumu ve tarihsel bağlamı nedeniyle Ortadoğu’da sözü geçen bir aktör konumunda olduğunu aktaran Duran, "Aynı zamanda Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır. Bu güvenlik perspektifiyle ülkemiz; askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik alandaki tehditlerle iletişim sahasında oluşan riskleri bütüncül biçimde ele almakta, sert güç ve yumuşak gücünü entegre biçimde kullanarak güvenliğini tesis etmektedir" açıklamasında bulundu. "Her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz" Duran, Türkiye’nin, barış ve istikrarı esas alan dış politikasıyla bölgesinde bir bir barış yurdu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, ABD ile İran arasında 2 haftalık ateşkesin sağlanmasına da ciddi katkılarda bulunmuştur. Aslında Türkiye, krizin savaşa evrilmemesi için diplomasinin tüm imkanlarını en baştan itibaren devreye sokmuştu. Liderler arasında diyalog kurma girişimi de dahil olmak üzere farklı inisiyatifleri ortaya koyduk. Tarafları İstanbul’da bir araya getirerek çatışma iklimine meydan vermemenin, barışı sağlamanın mücadelesini gösterdik. Bölge ülkeleriyle temasa geçerek farklılıkları minimum seviyeye düşürmeye çalıştık. Savaş başladıktan sonra ise, ABD ve İran ile doğrudan görüşmeler de dahil geniş bir diplomatik seferberlik ilan ettik. Savaşın bölgeye yayılmaması için bölge ülkeleriyle ikili temaslar gerçekleştirdik. 20’nin üzerinde küresel aktörle ikili temaslar gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz." "Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyoruz" Bölgede sağlanan ateşkese rağmen Netanyahu hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırıları ile barış ve istikrarı tesis etmeye yönelik uluslararası adımları hedef aldığını anlatan Duran, "Türkiye olarak Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyor, uluslararası toplumu bir an evvel harekete geçmesi gerektiğinizi hatırlatıyoruz Buraya kadar ele aldığımız tüm süreçler, Türkiye’nin küresel barış ve istikrar açısından ne kadar önemli bir aktör olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda NATO Zirvesi’nin bu yıl Ankara’da gerçekleşecek olması da ayrıca anlamlıdır. Böylesi stratejik önemi haiz bir ülkenin başkentinde liderlerin vereceği mesajlar, NATO’nun geleceği açısından büyük ölçüde belirleyici olacaktır" dedi. "Barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır" Dezenformasyon, algı yönetimi, yapay zeka tabanlı sahte içerikler ve daha nice unsurların çatışma ve savaşların bir parçası haline geldiğine dikkati çeken Duran, şu ifadeleri kullandı: "İletişim alanında hibrit tehditler ve bunların karşısında devletler, enformasyon trafiğinin tamamını kapsayacak bütüncül bir stratejik yaklaşımı ortadadır ve bunu benimsemek zorundayız. NATO da üye ülkelerin stratejik iletişim kapasitelerinin arttırılmasını öncelikleri arasına almıştır. Bugün NATO kapsamında dayanıklılığın pekişeceği yeni bir stratejik konumlanmadan söz edeceksek, mevcut küresel krizleri iletişim bağlamında da derinlemesine irdelememiz; bu alanda geliştirilecek iş birliği imkanları üzerine fikir teatilerinde bulunmamız gerekmektedir. Zira modern çağda barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi, mutlaka ama mutlaka hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.